Bir Aşk Böyle Bitti Şiiri - Hayrettin Turan

Hayrettin Turan
373

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Bir Aşk Böyle Bitti

Ayrı ayrı kentlerden gelmişlerdi, Karadeniz’in bu küçük ve bir o kadar da şirin kasabasına.
Ayrı ayrı kentlerde, ayrı ayrı hikayelerin içinden sıyrılmış, ayrı ayrı umutlarla geldikleri bu küçük kasabanın mütevazi yüksekokulunda karşılaşmışlardı ilk kez birbirleriyle.

Kız sessiz, içine kapalı gibi görünüyordu. Genç adamsa biraz serseri ruhlu ama alçak gönüllü ve haksızlığa duyarlı bir yapıdaydı. Uzun boyluydu ve yakışıklı sayılırdı. İlk kez bir kafede tanıştırıldılar. Derken çıkmaya başladılar. Aşık oldular, sık kavga eder, bol yalnız kalırdılar. Ama dışarıdan bakıldığında, aşktı bunun adı..evet evet aşktı mutlaka..Yada öyle görmeye ihtiyacımız vardı her ilişkiyi. Özler, Bülent’i çok kıskanıyordu, Bülent’te Özler’i. Özler, derslere pek girmezdi ve kanser olduğunu, çok fazla ömrü kalmadığını, buraya, ailesinin de izniyle son günlerini gönlünce geçirmek, yalnızlığını unutmak, acılarını geride bırakmak için sığındığını söylüyordu. Derslere genellikle girmemesini bu şekilde açıklıyordu Bülent’e ama bu hikayeye Bülent’ten başka kimse inanmamıştı.

Bir de Hasan vardı bu öyküde. Hasan okulun dışındandı, şehirlerarası otobüslerde çiçeği burnunda şoför olarak çalışıyordu ve Bülent’in eski bir arkadaşıydı.Zaman zaman Özler, Bülent ve Hasan birlikte gezerler, dostluğun, bir ucu yalana çıkan kapısından içeri başkasını sokmazlardı. Okulun ilk yılı böyle geçti. Özler yaz tatiline evine gitti, Ekim başında döndü..Okulun ikinci ve son yılının sonlarına doğru bir gece, yine kavgalarından birinde haykırdı Özler gerçeği Bülent’in yüzüne..Ben Hasan’ı seviyorum. Hem de uzun zamandır.

Bülent alnından vurulmuşa döndü. Ağzından çıkan küfrün dışında mantıklı hiç bişey söyleyemedi.. O gece yanıma geldi..Ben demiştim, hastalık hikayesine de hiç inanmamıştı..diyemedim elbette..Dinledim bütün gece..İçtikçe içti, ağladıkça ağladı..
Camları yumrukladı, kustu, haykırdı, tekrar içti, polislere sövdü ve nihayet tamamladık o korkunç geceyi, hastaneden sonra atıldığımız nezaretin demirbaş beton ranzasında..

Sabah Filiz’den öğrendi Özler’in 2 saat sonra ki otobüsle memleketine döneceğini, okulu da Hasan’ı da tıpkı Bülent gibi yarım bıraktığını.. Duyar duymaz önce öylece donup kaldı, sonra koşarak gidip traş oldu, 8 arkadaş birlikte kullandığımız öğrenci evine gitti. 4 kişi enine yattığımız yatağın üzerinde uyuklarken buldu Özler’in tembel kedisini.. Boşalmış ucuz şarap şişelerinin ve kendi icadımız olan saçma sapan elektrik sobasının dibinde..Kucağına aldı ve çıktı evden, kolonyayı serperek suratına.

Otobüs garında öylece kucağında kediyle, otobüs deki sevdiği kıza bakıyordu..Hasan’da otobüsteydi..Tartışıyor gibiydiler..Belli ki kızı döndürmeye çalışıyordu Hasan..Ama o nereden bilecekti ki daha, Özler’in ne denli inatçı bir kız olduğunu..Hışımla indi otobüsten ve
uzaklaşıp kayboldu.. Bülent direğin arkasına gizlenmiş, koynunda titreyen kediyle, yağmurun öylece altında, peşinden gidip Hasan’ı evire çevire dövmek, parçalamak istiyordu ama bunu sonra da yapabilirim diye düşündü, üşüdü, bekledi durdu otobüsün kalkmasını. Belki de beklediği şeyin ne olduğunu bilmeden bekledi..Kızın gözleri tedirgin ve üzgündü..Bir o yana, bir bu yana devriliyor, her yana bakınıyordu hızlı hızlı..Sanki birini arar gibiydi..Bülent büfeden bir şarap daha aldı..Yine deri ceketinin iç cebine soktu..Gözleri yaşlı, kediye bi şeyler yedirdi parmağı ucuyla.. Her şey yalan dedi kendi kendine..Her şey ama her şey yalan..Onca aşk sözcüğü, beni bırakma ne olur diyerek ağlaşmalar, sarılmalar, geceler boyu sarsılıp uyumalar, ilk sevişmeler, birlikte aydınlık bir dünya için düştüğümüz kavga, meydanlarda yenilen coplar, verilen sözler..Hepsi nasıl da yalanmış..Acı çekmek özgürlükse, özgürdük dedi ikimizde..Şarabı kafasına dikti, yarısını içti, suratı buruştu, içi yandı, yansın istiyordu, yağmur hiç dinmesin, yağsın istiyordu..Sessiz ve çıldırtan bekleyişi, otobüsün sıska muavini bozdu, Aydın yolcusu kalmasın..

Belki bunu atlatabilirdi, belki kendisi için terk ettiği erkeği de terk etmiş olması fikri acısını hafifletebilirdi ama öyle olmadı..Otobüsün şoförü Hasan’dı ve Aydın’a kadar, hayatta en sevdiği insanı, en nefret ettiği insan götürecekti..Çaresizdi..

O gece de, bir öncekinden daha çok dağıttı.. Sokaklarda yağmurun altında, küçük kasabalara has, sıkıcı ve ürkütücü bir terk edilmişliğe bürünen dar ve bomboş sokaklarda, koynunda kediyle, sokak köpekleriyle ve benim tüm yalvarmalarımı duymadan ve ağlamaktan hiç yorulmadan dolaştı durdu..Naralar attı, isyan dolu naralardı ve çoğunlukla Tanrıya yönelikti ama ben iyi biliyordum ki, Tanrı çoğu zaman, kulaklarını çamurla tıkamış oluyordu...Sonra yere yığıldı, omuzladım bi taksiye attım, yatırdım ve uyudum..Çok yormuştu beni, sızmıştım. Oysa O uyumamış, benden hemen sonra çıkıp, gerisin geri otogara yürümüş, ilk bulabildiği otobüsle, kızın peşi sıra Aydın’a gitmişti..

Sabah Aydın’a vardığında, yeni uyanmıştı ve otobüsteki son yolcu henüz inmekteydi. Burası neresi diye sordu otogardaki simitçiye. Aydın Abi dedi simitçi. Peki ya Senin adın? ? Aydın..
Hastir lan dedi gülerek.bi simit ver bakayım Aydın’lı Aydın..Aydın’lıları sevmiyorum ama artık bilesin dedi simitçinin okşayarak başını..

Geceye dair, Özler’in gidişinden başka hiçbir şey hatırlamıyordu.. Burada ne işi vardı. Parası olmadığı halde nasıl ikna ederek gelmişti ve nasıl dönecekti. Kızın evleri neresiydi, O nu bulsa ne olacaktı..Neden diye mi soracaktı..Bal gibi de biliyordu oysa, neden diye başlayan, aşka dair soruların cevabının olmadığını, olamayacağını..Aklında tek kalan, kızın babasının adı ve soyadı, birde Kız Lisesine yakın bi apartmanda oturduklarıydı..Bunları Özler anlatmıştı bir gün, evimi özledim diye başlayan bir konuşmada..Bülent önce Kız Lisesini buldu. Sonra bütün gün, okulun etrafındaki apartman zillerini okudu birer birer..Bütün gün..Aç, yorgun ve umutla..Sebebini, sonunu düşünmeden..Nihayet akşam çökerken zillerden birinde rastladı kızın babasının adına..Bir süre düşündü, gidip bir birahane buldu sonra.. Hızla birkaç bira içti.. Planladığı hiçbir şey yoktu önce..Sadece şimdi ne olacak ve buraya kadar gelip bunu neden yaptım ki diyor, kendini çözmeye çalışıyordu..Sonra dışarı çıktı ve apartman kapısının önüne kadar yürüdü..Zile bastı..Caddenin diğer tarafına hızla sıçradı ve bir ağacın arkasına saklandı..Daha dün akşam otogardaki gibi, kız giderken ki gibi..Dördüncü kattan narin sesiyle seslendi aşağıya kız..Kiiiiim Ooo….Ewet kim O..Kimdi O…Neydi..neciydi..Neden buradaydı..Öylece seyretti balkondaki kızı..Öylece seyretti..İnsan dedi ne garip, nasıl da bir anda el olabiliyor, canımdan ötesin diyerek binbir umutla tutunduğu insanla..

Sonra ellerini koydu cebine, ıslık çalarak otogarın yolunu tuttu..Son parayı da biraya verdik dedi..Bakalım şimdi nasıl dönecez yazgımıza. Islığını duydu kız balkonda, bu türküyü ıslıkla bu kadar güzel Bülent ancak çalabilirdi..Bakındı ama göremedi, seslen(e) medi. Bu türkü ikisinin türküsü olarak kalacaktı..Bir tarafa aşkı, bir tarafa aldanmışlığı hatırlatacaktı..

Cahildim dünyanın rengine kandım
…..
…….
Evvelim sen, oldum ahirim sensin.

Hayrettin Turan
Kayıt Tarihi : 14.1.2009 18:23:00
Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


...Gerçek bir hikayeden kurgulanmıştır..

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!