Bilmediğim Şeyler Şiiri - İnci İnceer

İnci İnceer
74

ŞİİR


6

TAKİPÇİ

Bilmediğim Şeyler

Terasta içelim bu akşam
Ne kış, ne bahar
Ilık esiyor rüzgâr
Dışarda akşam telaşı
İçim gül-i zar
Büsbütün çıkmış gölgesinden
Müziğin içindeki sessizlik gibi suda ay
Mavi, geceyi her gün giyinir amma
Ne zaman ışık hızında döner dünya
/
Terasta içelim bu akşam
Bana bilmediğim şeylerden bahset
Gecenin büyüsünce
İncitmeden
İnce ince

Söyleyeceklerin bitince
Usul usul rüzgârın dağıttığı saçlarımı
Tararken parmaklarınla
Ben uzun uzun
Turuncuyu anlatayım sana…
/
Kar mesela
Saf ve temiz olduğu için mi beyaz
Yeter mi bunun için beyaz olmak?
İçinde binlerce sır
Sırtında güneşi saklayan gecenin rengi
Siyahın asaleti mi?

Akşam mı hüznü
Hüzün mü sarar akşamı
Yoksa insan mıdır hüznün mimarı?

İş mi celladın yaptığı, kader mi?
Acaba o da bilir mi kederi

Sudan bahset
İçi boş mevzulara sebep olmaktan değil
Bir damlada okyanus olmaktan
Önlenemez akışından
Dağılsa da dört bir yana
Sonunda nasıl bulur yatağını?

Nedir, sebebi sonucu unutulmuşluktan kalanın
Unutulmazlığındaki sır…

Taşlardan bahset
Onca çilenin üstüne
Ezile törpülene değer bulan taşlar
Yer bulduğu tenin kalbine de
Sabrına da yansır mı?

Bilgelik; ikisinin de kendinde olduğunu bilmekse
Neden ‘cehennem başkalarıdır’ der Sartre

Benden bahset
Bendeki seni mahveden
Sendeki benden

Ve aşktan

Talep etmeyen
Vermeyi seven
Bağ üretmeyen
Zincir sesinden ürken
Özgürlüğün en yüce hali
‘Aşk’
Bir enerji
Akarsa şerbet
Durursa zehre dönermiş öyle mi?

Vuslatsızlık mı efsane aşkların kaderi?
Yoksa hepsi Fuzuli’yi mi dinledi
Leyla diye diye Mecnun
Görünce karşısında
Sende kimsin? derken mi erdi sırra

Bütün ’aşklar’
Prova mı aslına

Kulağım sende
Hadi
Çaylar benden
Susma sakın ben servis ederken

İnce bel senin
Kupa benim

20 Mart 2015

İnci İnceer
Kayıt Tarihi : 20.3.2015 19:25:00
Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Bilmediğim Şeyler

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Ertuğrul Erener
    Ertuğrul Erener

    Güzel yazmışsınız. Tebrik ederim ;)

  • Ali Taşkıran
    Ali Taşkıran

    Kulağım sende
    Hadi
    Çaylar benden
    Susma sakın ben servis ederken

    İnce bel senin
    Kupa benim
    Süper:)

  • Rahime Kaya
    Rahime Kaya

    Kalem bilgece yazıyor. Şiirde meraklarının yanıtını ararken, kendini de arıyor şair. Bu güzel şiir için sizi sevgiyle kutluyorum İnci hanım.

  • Haydar Altıntaş
    Haydar Altıntaş

    usta kalemınızden dökülen nadıde satırlarınız için yuregınıze tesekkurlerımı sunarım saygılarımla

  • Hikmet Çiftçi
    Hikmet Çiftçi

    İNSANI SEVERSEK CEHENNEMİ YOK EDERİZ.

    Biz dünyada bir nesne, dünya beynimizde bir gölge…
    Bizim varlığımızda dünya var.
    Yoksak, var olan ve olmaya devam edecek olan dünya bizim için olmayacak.
    Müziğin içinde sessizliği aramak; sanki bir anlık “es” vermek veya yarım nefeslik, bir nefeslik “sus”la anlık dünyadan kopmak gibi olur. O an da, suyun içine düşen ay’ı seyrederek bir nefeslik yutkunmak sayılır.
    Dünya ışık hızında, biz zamanın akışında…

    Terasta mai’yi, ay’ı, zamanı ve duyguları içmek…
    Kendi olmak yahut kendini bulmak ve dünya gibi dönerek hayatın gerçekliğinde yol almak…
    Her bir sözü, bade içinde demleyip tadını çıkartarak yudumlamak…

    Sözle demlenen yüreklerde rehavetin mestliğiyle kendinden sıyrılıp parmak uçlarında raşelere tutunmak.
    Hepsi bilinmeyenlerin esrarını paylaşmak adına ve beyazın siyahı, siyahın beyazı yüklenmesi gibi mübaha, günaha ve sevaba yelken açmak.
    Ruhu, gönlü ve teni tılsımlı bir rüzgâra bırakıp anın keyfini çıkarmak.
    Benliği, hissiyat dalgalarının kucağına bırakıp gönlünce sallanmasını seyretmek…

    Sonra, bir heyecan fırtınasının anlık sağanağı ile kendine gelerek yeniden hüznü yaşamak.
    Böylesine eşsiz duyguların güzelliğinde yok olduktan sonra hüzün niye?
    Niye huzur olmasın?

    CELLÂT, KEDERİ BİLSEYDİ CELLÂTLIK YAPAMAZDI.

    Havadan sudan bahsetmeli.
    Lâkin bomboş bir yelden değil; sarıp sarmalayan, ruhu okşayan, dilden anlayan yelden…
    Sudan bahset.
    Bir damlacık da olsa sudan.
    Nasıl eridiğinden, buharlaşıp yükseldiğinden, dağılıp yok olmuş gibi görünse de yeniden bütünleşip yağmura dönüştüğünden; damlaların dereye, derelerin ırmağa, ırmakların sele dönüşmesinden.
    Sonra her bir damlanın bir çiçeğin, bir ağacın, bir bitkinin yahut bir canlının bedeninde can oluşundan…
    Sonra ummanın koynunda huzur buluşundan…

    Tıpkı hayat gibi…
    Unutulduğu, yok olduğu sanılan bir anda yeniden dönmek ve yeniden dem sürmek.

    Bırakın işlenilmişini, kıymet verilenini; birbirinin yüküne katlanmaya dünden razı, üst üste konulmuş taşlar bile içinde canları, yüzleri, binleri barındırırken, bir gönüle neler sığdırılmaz ki…

    Cefayı sefaya dönüştürmek, yükü hafife havale etmek isteyenlere ne güzle örnektir, yanında zerre gibi kaldığımız başı göğe değen yapılar.
    Emeğin, zahmetin rahmete dönüşmesi…

    Sabırla, gönül güzelliğiyle insan da, nice emsalsiz sevgiler yüceltir.

    İnsanı başkalaştırmak, kendini tecrit etmek sayılmaz mı?
    Kendinden uzaklaşanın her iki dünyada da cenneti olmaz.
    Âlemleri kendimize cehennem etmemek de elimizde.

    İNSANI SEVERSEK CEHENNEMİ YOK EDERİZ.

    Mahvetmek yerine var etmek en güzeli.

    Beklemeden ânı yaşamak.
    Bilerek, isteyerek ve severek yaşamak.
    Aşkla var olmak ve yaşamak…

    Nedir istenen?
    Üzümü üzüm gibi yemek mi, pekmez ve benzerlerini yaparak tüketmek mi, şarap yapıp sarhoşluğunu yaşamak mı, sirke yapıp keskinliğini tatmak mı?
    Olduğu gibi teslimiyeti kabul edenler için hepsi aynı.
    Aşka dönüşecek her damla hazzı ve huzuruyla gönülden kabul görür. Velev ki zehre dönse bile.

    Sadece vermek değil, verdiği kadar almak insana mahsus.
    Yağmura dönüşmeyen damla, çiçeğe bürünmeyen renk, kokuya bürünmeyen misk; şekere dönüşmeyen pancar, taneye dönüşmeyen nar ne işe yarar?

    BİRBİRİNE DÖNÜŞMEYEN AŞK, AŞK OLMAZ.

    İkramın ince belli.
    Yudumlarken sevgiyi
    Sen de yudumla
    Sevgi dolu kupayı.

    Değerli İnci İnceer Hanım,
    Bu yorumum biraz “biz”li oldu. Öyle başladık bir kere ve öyle de bitirmek vacip oldu. Lütfen bunu bir farklılık değil, “içtenlik” olarak addedin.

    Siz anlatın demişsiniz, biz de anlatmaya çalıştık “meselâ” der gibi…

    Sevgi ve saygıyla.

    Hikmet Çiftçi
    26 Nisan 2015

    “GERÇEK DOSTLAR BİRLİĞİ”

TÜM YORUMLAR (10)