Beylerbeyi'nden Çamlıca'ya

Ömer Tolgay
157

ŞİİR


9

TAKİPÇİ

Beylerbeyi'nden Çamlıca'ya

الخيل مقعود في نواصيها الخير الى يوم القيمة
"Atın alnına Kıyamet gününe kadar hayır bağlanmıştır. Bu hayır sevap ve ganimettir." Müslim, İmaret 97.
(Beylerbeyi Sarayından bir levha).

VE BİR RÜYA GEZİ ANISINA
Büyük Çamlıca'da huzur
Arkadaşlarla duyulur
Osmanlı'nın haşmetini
Sanat ve siyasetini
Sunmuş algısına çağın
Kurmuş tepeye otağın
Tilavetle estetik zevk
Birleşince veriyor şevk
İşitsellik ve görsellik
Büyük nimet, ne güzellik!
Geliştirsin duyuları,
Mest etsin bütün kulları
Gelmişiz nerden nereye
Çağlayan ruh pis dereye
Dönüştürülmüş bu çağda
Duyduğumuz o ezada
Ümit verdi bu eserler
Mühim değil ağyar ne der
İstanbul ne güzel yerdi
Evliya dua ederdi
Layık bu seçilmiş şehre
Yıldızlar içinde zühre
Harabeydi hep camiler
Akmıyordu ki çeşmeler
Çok değil otuz yıl önce
Sirkeci Gar'dan geçince
Bir gazino vardı meğer
Camiymiş de gasp etmişler

Yıl 80'ler, 90'lardı,
Hani saçlı cami vardı.*
Halbuki ne hikmet dolu
Galata köprüsü solu:
Ahî Çelebi Camii;
Derler: Evliya Çelebi
Orda uyuyakalmıştı
Rüyada dili dolaştı
İsteyecekken şefaat
Sürçtü ve dedi: Seyahat..
Kaderde seyyahlık varmış
Seyahatname yazarmış...

Ve Cezerî Kasım Paşa
Cağaloğlu'yla baş başa

Unkapanı'na inerken
Şu harap avlu ne derken
Ebu'l-Vefa Hazretleri
Mahzundu yıllardan beri
Bunlar hep meçhuldü bizden,
Gördük az tecrübemizden.
Allah ondan olsun razı,
İsmiyle müsemma müftü
Mehmet Doğru buldu yaptı.
Karaman Hoca'nın devresi
Damla'yarak coştu sesi.**
Ezansız semtleri de var
Ondan mahrumdu kulaklar
Çeyrek asır geçti Taksim
Bekler, nedense bir kesim
Duymadığından güzel ses
Yoksa ezan ister herkes
Ruhları sağırlaşmıştı
Yürekler sanki taşlaştı
Nasıl sevdirdi Osmanlı
Ne tarih bu nasıl şanlı
İşin sırrı medeniyet
Bunu bilen batı illet
Misali fitneler soktu
Oyun aynı adlar çoktu
dedi bidat, selef, meal
Sünnet, gelenek başa çal
Makam da neymiş, Rasul hiç
Yapmış mı, okumuş geçmiş (!)
Diğer ilimlerde sanki
Ondan bir tasnif mi var ki?
Ne zaman doğdu kurumlar
Kime bu hava, kurumlar...
Peygamber de makam yaptı;
Çârgâh ecdatça âdâptı.
Örnekti bu estetiğe,
Vurmak kolay bas tetiğe :)
Ecdat aldı o ilhamı
Yoğurup pişirdi hamı
Rasttı ezan-ı ikindi
Duyduğunda nihavendi
Anlardı gün perşembeydi
İnsan yine hissedeydi
Kalmadı zevk pek kimsede
Kendine kim ne dert ede
Ezansız semtler hasretti
Validebağ bayram etti
Her vaktin farklı makamı
Fark ettirdi verdi kâmı
Dün öğlen de müezzinler
Çamlıca'yı inlettiler
Biri Hüseyin Akbulut
Herbiri bir başka umut
İmam Yunus Balcıoğlu
Tilaveti duygu dolu
Nur olsunlar hep beraber
Şefaat kıl ey Peygamber
Yaptırandan yapanlardan
Razı ol Rabbim onlardan

Asuman, Munise, Aysel,
Şerife, Süheyla, Hilal,
Nurcan, Semiha, Hatice,
Güldemet, Aysun, Cemile,
Hülya, Leyla, Sultan, Esra,
Esrin, Merve, Gamze, Kübra
Hocahanımlarla bizler
Ali Osman, Hasan beyler
Selçuk, Halil, Neşat ve ben
Osman Budak müdürümden
razı ol, yarlıga Çalab
Senden ettik niyaz, taleb

Ve yoksa da bu gezide
Herbir kardeşimize de
Evladımızla beraber
Sağlık, muvaffakiyet ver
İnayet, ikram kıl, lütfet
Cemalinle, kevser, cennet.
---
*Büyük oğlum Halil Erkam '89 doğumlu. Üsküdar'dan Eminönü'ne geçtikçe harap kubbesinde çimlendirme ödevlerindeki gibi çimler çıktığını görüp bu adı takmıştı.
** Şimdi oğlu Hüseyin Doğru'nun işlettiği, küçükken, yıllar sonra öğrenciliği lütfuna ereceğimiz M.Yaşar Kandemir Hocamızın Kur'an kıssalarıyla ve Vehip Sinan'ın Topuz karikatür serisiyle tanıyarak tiryakisi olduğumuz Damla Yayınları sahibi.
(26.06.2019, 04:30, Bayrampaşa).

Ömer Tolgay
Kayıt Tarihi : 26.6.2019 19:31:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!

Ömer Tolgay