*Beni Bana GETİR yar TREN- 2 *

Süreyya Aktaş
157

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

*Beni Bana GETİR yar TREN- 2 *

2. Bölüm

Beni bana getir, yâr trenin penceresinden dışarıyı seyrederken koşuşturan, dağlar, ağaçlar, ovalar yalnızdı. Nicedir kendisi de bu yolda yolcuydu.

Kalabalık yataklı vagondan çıkıp, etrafı dolaştı… Sonra yine pencereye ve etrafında ter koşuşturan doğa aldı götürdü…

Bazen son mola umut menzilidir… diye düşündü. Kendisiyle birlikteydi artık. Tren, doğa ve kalem ile iç içe…

Bazen, O’na verilmeyen kitaplar ve çikolatalar için ağlardı… Bazen de aile fertleri O’nu sinirlendirmek için - “Ağla ağla da sana beş kuruş vereyim” derlerdi de sinirlenirdi ve kendini ifade edemediği için daha çok ağlardı.

Yıllar sonra anlayacaktı Kendini İfade etmek için çıkmıştı bu yola:

- Yine, bir gün yolum, diğer babaannemin odasına düştü. Hangi kardeşlerimin o odada olduğunu

- Hatırlamıyorum. Biz on kardeşiz, iki elin on parmağı gibiyiz. Sevincimiz sevinç, hüznümüz hüzün…

Dileğim odur ki! .. hani kesilen el nasıl kanadığında ki gibi acı veriyorsa bizim ellerimiz hiç acı vermesin… hiç acı duymasın…

Biliyor musun yar Tren, ben o odaya hep çekinerek girmişimdir...
Babaannem –“niye geldin. Sen benim kızım değilsin.” Demişti de sinirlendirmek için şakacıktan da olsa, ben de “Evet, benim annem zaten sen değilsin. Annem aşağıda ki odada” deyip, omuz silkip çıkmıştım. Hıh! .. „ demiştim…  ;))

İlk kez bir mutluluk yaşıyordu. Bu sefer kendini ifade edebilmişti. Yüreğine kendisi kara bir damga vursa da… Kalabalığa karşı göstermese de mavi akan gözyaşlarını tahta merdivenlerden inerken yine ağlayarak inmiş. Kolu kırık Arap ve ayağı kopmuş İngiliz bebeği ile annesinin bulunduğu odadaki pencereden dışarıyı seyretmeye oyulmuştu… Mahcup, kırılgan, hırçın…

- Bazen, umut SON MOLA menzilidir… Ogün bugündür ben O babaannemi hiç sormam ve ziyaret etmek için evine ise çok ender giderim. Gerçi küs ve kırgın değilim. Çocuk kalbi işte...

Kırılan bir kalp.. küçük bir yürek… kırılan aslında bir kitap…

Beni bana getir yar tren de, yaşamına damga vurmuştu doğu ve batı arasında mekik dokuyordu… Ve arkadaşı Kırmızı pabuçlar gibi, Ayna ve Sessiz Gençlik ise yanında arkadaşlık yapıyordu… Düşünceleri hep aynı yola çıkarıyordu…

- Bana verilmeyen çikolatalara ve kitaplara… defalarca aynı şeyleri düşünüyor ve yazıyordu. Çocuk Kalbi… Ahmediye… Kültürler… Değerler…Kavgalar… Takıntılar… İşte, arkadaşları ile yüzleşirken ve mavi çiçekli kenarı yaldızlı ayna ve çiçekli defleri ile dertleşirken yolculuğu onu yıllar sonra içinizdeki çocuğu gülümset, özgürleştir, farkındalığa vardır misyonuna dönüştürecekti. Kelebek Dokunuşu yaparak…Yolculuğu aslında hem zincirli kapılar ardında olan ve yasaklar konularak anahtarı ev sakinlerinde saklıydı… Dedi ve dedimler… kimseciklere teslim etmeden… Zincire vurulmuş kapıların anahtarı…

- Mutfağa alınan her meyve, sebze paylaşılırdı evde yaşayan tüm insanlara teker teker dağıtılırdı ve misafire öncelik tanınırdı. Kıtlıktan, yokluktan değil, birinin hakkı diğerine geçmesin diye… Sanırım kanaatkar olmayı iki babaannemden, misafir sevgisini ve kişilikli ve sağduyulu yaşamasını da annemden ve babamdan aldım…

Ve belki yolun sonu hep ilk başlangıçtı onun için… kitaba olan takıntısı kırmızı pabuçlardaki Çocuk Kalbi anısı gibi bu sefer de dedesinden kalan Ahmediye ve Muhammediye adlı kitaplardı. Babaannesinin odasına bu kitaplar için gitmişti de, altı yaşındayken, sen benim kızım değilsin hep o anı gelip otururdu kaleminin ucuna… Kalemin ucuda ateş böceği işe dertleşirdi. Onurunu…Grurunu… Ufacık yüreği ve okuma aşkıydı. Ahmediye osmanlıca yazılmıştı. El yazmasıyla, gerçi beni bana getir yar tren okuma yazma bilmiyordu. Sadece, Ahmediyenin içerisinde bulunan Cennet ve Cehennem, Hazreti Fatıma Hazretlerinin çeyizi ilgisini çekiyordu. Bunun için babannesinin odasına gidiyordu. On pırlanta yeşil kapı, iki elin on parmağı, kimine göre bir tabur asker, kimine görede bir futbol takımı… Yalnızlıklar ve ayrılıkları içe içe trenin penceresinde devam ediyor

İSTANBUL, 11 EYLÜL 2004

Süreyya Aktaş
Kayıt Tarihi : 28.3.2008 22:44:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!

Süreyya Aktaş