Beneklinin bir günü Şiiri - Ali Acıbadem

Şiir Yarışması
Ali Acıbadem
63

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Beneklinin bir günü

BENEKLİ’NİN BİR GÜNÜ
Güneşin parlak ışığı son sürat aşağıya inerek, sekizgen pencereden süzülerek odayı aydınlatmaya başladı. Odanın içinde ikişer katlı iki adet ranza yatağı bulunmakta, duvarlarda süngerimsi şeklini andıran termitlerle süslenmişti.
Güneşin yakıcı sıcaklığıyla kendine gelen yavru ve sarımsı renklerine karışık siyahımsı elbisesi olan arı uyandı. Uyanmasına uyandı da, güneş ışığının sıcaklığı vücudunu yakmış olmalı ki, acıyla ikinci kat ranzadan inerek odanın kapısını açıp dışarı fırladı, acıyla;
-Anne anne, annnneee, her tarafım diken batmışçasına yanıyor, yetiş anne.”diyerek geniş ve boyu sonsuz denecek derecede görünmeyen boyu vardı. Tam bu sırada havada uçan, parlak bal renkli elbiseli kadın yere alçalıp kondu.
-Benekli oğluma kim zarar vermiş bakalım.”diyen ana arı, yavrusunun yanağından öptü.
-Söyle bakalım arsız arıcık, seni kim ağlattı?
-Aman anne dadım gibi telaşlı soru sormayı bırak da, neden termitlerle pencereme döşettirmedin?
-Hele şükür oğlum, kimse incitmedi demek ki.
-Aman anne sende, benim gibi cesur savaşçı kabiliyetine sahip olana kim yanaşa bilir ki?
-Madem cesur bir çocuksun, neden ortalığı feryada boğuyorsun?
-Şey anne, güneş ışığının sıcaklığından yandığım için bir anda kendimi kaybettim.
-Madem cesur bir delikanlısın, öyleyse görev seni bekliyor.”diyen anne arı, geri dönerek kanatlarını açıp havalanıp uçmaya başladı. Cesur yavru arı ise koşarak annesine yetişmeye çalışıyordu.
-Anne yavaşlasan da sana yetişeyim, olmaz mı?
-Biraz acele et bakalım, görev konvoyu yarım saate kadar dışarı çıkacaklar.
-Neden güneş doğmadan uyandırmadın o zaman?
-Babanın huyunu biliyorsun, inatçılığından senin kendin bu görevi istemeni beklediğinden böyle davranıyor. Git nöbetçi kulübesindedir şimdi.”diyen anne arı, yukarı havalanıp termitlerin içine girip kayboldu.
-Madem ki cesur bir genç arıyım, öyleyse komutan babamın yanına varıp hizmet aşkımı itiraf etmeliyim artık.”diyen benekli, koşar adımla ilerleyerek sağ köşeden dönüp kayboldu.

Arı kovanı çıkış kapısında, gurup halinde dışarı çıkan işçi arılar görevleri istikametinde uçmaya başladılar, güneşe doğru.
Sert bakışlı komutan arı, her bölüğün çıkış karnesine bakarak mühür vurup, çıkış kapısına emirler yağdırıyordu.
-Hey deli çavuş, şu bölükleri termit bölgesinden hizalı geçmelerini sağla, ana kraliçenin göz takibinde olduğumuzu unutma sakın.
-Emriniz başım üstüne komutanım.”diyen asker arı, eliyle başına doğru götürüp selam verdi.
Benekli arı, koşar adımla çıkış kapısına geldi.
-Kolay gelsin komutanım.”dedi. Sert bakışla bakan komutan, uçarak yere kondu.
-Vay cesur yürek benekli, hangi rüzgar attı buraya seni?
-Bu sabah büyüdüğümü fark edip görev almaya geldim.
-Hey deli çavuş, acilen yanıma gelin.
-Bundan sonra sizi kızdıracak kötü huylardan vaz geçtim artık.”dediği anda, asker arı yere kondu.
-Emredin komutanım?
-Kaç gündür öğrenci istemiştin, al sana cesur yürek benekli.
-Aman efendim, benim istediğim üst düzeyde öğrenciydi. Bu benekli hem ilkokula gidiyor, hem de görev bilmeyen acemi bir arı.
-Bak deli çavuş, ben anlamam. Ya bu cesur yüreği alırsın, yada şu deli kızı.”diyerek kendilerine gelen ana arıyla kızını gösterdi. Şapkasını eline alan deli çavuş, şaşkınlıkla yere oturuverdi.
-Emriniz başım üstüne komutanım, benim gibi cesur yüreğe talibim.”dediği anda ana-kız arı geldiler.
-Ana arım, hoş geldiniz.
-Teşekkürler inzibat teğmenim. Artık görev için birlik dağılımı yapıldıysa uçuşa geçelim.
-Maalesef ana arım, sizin birliğiniz su başı birliği çıktı. Deli çavuşla benekli ise inzibat birliğiyle gidecekler.
-Her şeyin iyisini siz bilirsiniz teğmenim, beneklim bir şey unutmadın mı?
-Anne sen merak etme, cesur yürek hiç noksansız hazırım.
-Madem ki her şey hazır diyorsun, nerede blok not defterin?
-Aman anne sende, nerede olacak tabiî ki çantamda.”diyerek sırtındaki çantasını indirip kilidini açıp malzemelerini kontrol etmeye başladı. Fakat yüzünde telaşlı sinir hareketler görünmeye başladı.
-Allahım nereye koydun defterimi, kendi ellerimle yerleştirmiştim, bulamıyorum.”diyerek kafa sallıyordu.
-Al bakalım beneklim, mutfakta masanın ayak uzuna düşürmüşsün.”diyen anne arı, arkasına sakladığı defteri çıkarıp verdi.Komutan,sertbakışla kafa salladı;
-Görev zamanı geldi, herkes görev birliğine marş marş.”diyen komutan, geriye dönerek yürümeye başladı.

Benekli arı,deli çavuşun sırtında seyahet ediyordu.Havadan çevreyi seyretmesi muhteşem denecek derecede keyifli seyirlik ve not alınacak malzemeyle doluydu.
-Deli çavuşum,hangi bölgeye gidiyoruz?
-Ormanlık bölge dediğimiz,çam ağaçların olduğu,uçsuz bucaksız sonu olmayan çiçekler ülkesine gidiyoruz.
-Blok notuma bu anlattıklarınızı yazıyorum.
-Yaz bakalım evlat,şu doğanın uçsuz bucaksız ağaç çeşitlerini,çiçek çeşitlerini,göreceğimiz insanların hangi renkte ve nasıl giyindiklerini göreceksin.Bir de insan oğlunun tarihi mirasları olan cami ve medreselerini göreceksin.
-Şu karşıki uzun kulelerde neyin nesi çavuşum?
-Orasına uçsuz bucaksız bir şehir diyorlar.
-İnsanları nasıl tanıyacağız acaba?
-Sen merak etme evlat,dostum olan mevlana rumi adında bahçıvanla tanışacağız.
-Peki ama çavuşum,ana kraliçenin anlattığı acımasız değil mi bu insanoğlu?
-Mükemmel bir hafızan var beneklim.Fakat insanoğlu eşek arılarıyla bizleri karıştırınca,ister istemez cani oluyorlar evlat.
-Yani demek istediğim şu ki,okulda bize söylenen bilgiler tam doğru değil mi demek istiyorsun?
-Maalesef tam üstüne bastın evlat,kitap da yazan hikayelerle bizzat kendi gözünle görüp yaşadığın tecrübe arasında dağlar kadar fark var.Hem şöyle etrafına baksana,kitaplarda yazan gökyüzüyle senin bizzat yaşadığın gökyüzü arasında fark nedir?
-Öylesine mükemmel ki şu gökyüzü,okulda anlatılanların arasında müthiş fark var.Bu farkı blok notuma yazıyorum.
-Aferin evlat,sıkı tutun da bahçeye iniyoruz.”diyen deli çavuş,bir kuş misali alçalarak kırmızımsı çiçek yalağına iniş yaptı.Çiçekte asılı olan ipi kendine asıldığı anda çan sesini andıran ses duyulmaya başladı.Sesi duyan ihtiyar adam,yürüyerek masaya geldi.Beyaz gözlüğün arkasından mavi gözlü gözler belirdi.İhtiyar aşağıya küçük hasır sebet sallandırdı.Sepete binen arıları yukarı çekti,
-Gelin bakalım rabbnimin sevgili kulları arıcıklar.
-Hayırlı günler mevlana rumi dostum.
-Ve aleyküm selam,can dervişim.
-Söyle bakalım bahçıvanım,bugünün aşk şerbeti sözün nedir?
-Her işten önce söylenir,bismillahirrahmanirrahim.
-Ne güzel söylersin,hak ismini.
-Estafurullah can dostum,o sizin tevehcünüz.Şimdi söyle bakalım,kimdir bu yumurcak?
-Ah çok özürdilerim,efendim.Bu kıymetli evladım,cesur yürek beneklidir.
-Ana maşaallah,binkere maşaallah evladımıza.Aşk gibi,su gibi aziz ismi varmış.
-Teşekkür ederim bahçıvan amca,ne yalan söyleyeyim sizinle aynı lisanı konuşacağımı tahmin bile edemezdim.
-Bak bu tahmininde yanılmadın.Diğer insanlarla benim gibi komuşamazsın.
-Neden acaba konuşamazmışım?
-Diğer insanlar benim gibi hayvanat lehçesi bilmezlerde ondan beneklim.
-Aman deli çavuşum,ne demek istedi lehçe demekle?
-Bak evladım,her canlının bir konuşma dili vardır.Bizim dilimiz vızırca dilidir.İnsanların dili yemek yer gibi konuşma dili,hayvanlarda homurdanma dili vardır.Bu bahçıvan ise özeldir.
-Yani diyorsun ki,yemek yer gibi sulu konuşma gibi mi acaba?
-Neyse evlat,eve varınca detaylı anlatırım.Emanetimi hazırladın mı dostum?
-Emrin başım üstüne deli çavuşum,ne demek hazırladın mı.”diyerek masadan kalkarak uzaklaştı.Benekli,meraklı gözlerle çavuşa bakmaya başladı.
-Hayırdır evlat,yine neleri merak ettinde bakarsın yüzüme?
-Böyle bir vücudum olsaydı da,neler yapardım acaba diye düşünüyordum.
-Benim vücuduma mı bakakaldın evlat?
-Senin ki fena değil çavuşum,ama bahçıvanın kaslarını imrendim de.
-Boşver oğlum vücutlarıda,neler not aldın bakalım?
-Bütün doğada gördüklerimi,kelebekleri,karıncaları,örümceklerin nasıl ağ ördüklerini,kuş topluluk çeşitlerini ve daha nice olağan üstü canlıları yazdım.Vay be çavuşum,o kadar kalın blok not defterim bitmek üzere.
-Helal be evlat sana,boşuna cesur yürek dememişler.Bir kaçanla bir kurtulan selamete kavuşur.
-Neden böyle söyledin?
-Baksana be evlat,benim bile başımı döndürecek notlar yazmıssın ki,pes doğrusu.
-Her halde yani çavuşum,saniyede gördüğümü unutmadan not alırım ben.Her sene olduğu gibi yine ben peki alacağım dönem ödevimden.”diyerek yerinde zıplamaya başladı.
Bu sırada bahçivan geldi,elindeki küçük pet şişeyi çavuşa ip bağlayarak aşağıya sallandırdı.Emaneti alan çavuş,belindeki kemer tokasında asılı duran torbaya yerleştirdi.
-Emaneti aldığımıza göre,yol göründü bize.
-Müsaade sizindir deli çavuşum,hayırlı uçuşlar size.”diyen bahçivan,sepete binen arıları tekrar çiçek yalağına indirdi.
-Haydi evlat,sıkı tutunda havalanalım artık.” Diyerek kanatlarını açarak vızlatarak uçmaya başladılar…

Ali Acıbadem
Kayıt Tarihi : 26.4.2012 23:55:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!