Ben Güzele Güzel demem; Güzel Köpüksel Olmayınca

Aynur Uluç
110

ŞİİR


6

TAKİPÇİ

Ben Güzele Güzel demem; Güzel Köpüksel Olmayınca

Güzellik…

Güzellik, artık bedende. Ancaaaak, yalıtılmış ayrıksı duran bedende.

Suyun akmadığı, taşındığı yerde.

Yok edilen terde artık, güzellik.

Kirpikler fondan destekli, gözenekler savaşta. Ayaklar özel bakım losyonlarında acısını çıkarıyor yolların. Öyleyse;

Soyun şu ciltleri. Elektroşoklar verin saç diplerine. Evet evet… Kesmez bizi dağların baharatı.

-Aman Allahım, tüy mü geliyor yoksa sadece aklınıza, lazer deyince.

-Yok yok, endişelenmeyin… Aklıma ne gelmeli, onu öğrenmeye geldim ben de fuara.

-İyi öyleyse buyurun oturun. Size bir çay ikram edelim.

(Peki zaten değil oturacak sandalye, çantamı koyacak bir sehpa bile olmayan bu fuarda iki soluklanmaya ihtiyacım var benim de. Kendimi uzay aracı gibi aletlerin arasında bir köşeye de sıkıştıramayacağıma göre, bari şu büyüklü küçüklü broşürlerimi olsun masanızda biraz dinlendireyim. Bilerek düşüyorum tuzağınıza…)

- Fuara niçin geldiniz?

-Elbette bilgilenmeye. (Güzellik nereye gidiyor sorusunun yanıtını damardan tatmaya geldim desem olmaz şimdi.)

-Doğru adrese geldiniz o halde. Şu cihazlara bakın. Her biri bir başka alana özel.

- İlginç görünüyorlar.

-Artık hiçbir şey kader değil. Evet, kritik sorumuz neydi: Ne geliyor aklınıza lazer deyince?

-Tüy geliyor, dedim ya. (Tüylerini yaktırmak için perişan olan kızım geliyor bir de.)

-Yok, sadece tüy gelmesin. Gençlik gelsin, güzellik gelsin, yok olan akneler gelsin aklınıza. İzlerle yaşamak zorunda değil artık güzel olmasını bilen kadın. Ben doktorum. Sizin yüzünüze yakından bakayım mı bir?

-Buyrun bakın…(Yüzüm uzakta değil.)

-Oooo. İzler çok derin. Oysa altı aylık süreçte ve sadece ayda iki seansta bebek gibi yapardım ben teninizi. Bu yüzle gezmek zorunda değilsiniz, güzelim. Yanı sıra bir peeling lazım tabii ki. Ahh siz, Ankara’da olacaktınız ki.

-Anlaşılan; yanlış bir yüzle, yanlış bir şehirdeyim…

-Meselâ bana bakın. Söyleyin bakalım, ben kaç yaşındayım?

-(Elli beş…) Ben yaş tahmin edemem. Bir de böyle sürprizli bir soru eşliğinde sorulduğuna göre hiç yanıt vermeme hakkımı kullansam…

-Elli iki.

-! ! ! ... (Demek akran sayılırız deyip ezber bozsam…)

-Şaşırdınız. Cildimi görüyor musunuz? Dikkatli bakın. Bu ciltte lazerin sihirli sonuçları var. Ayrıca botoks var. Ancak mimik de var, hareket de var.

-(Evet, görüyorum. Ağız bölgesinde yalan var. Gözaltında şişlikler, ciltte sarkmalar var.) Peki siz doktorsunuz. Ne doktorusunuz, merak ettim. (Merak edecek ne var? Belli ki dermatolog.)

- Kadın doğum uzmanıyım.

-Çok ilginç.

- Ben normalde, Ankara’da olduğum için size burada Hakan bey yardımcı olabilir. Onun salonu Kadıköy’de. O da doktordur.

-Tahmin ediyorummmm…; kadın doğum uzmanı.

-Evet, nereden bildiniz. Tanıyor musunuz yoksa kendisini?

-Hayır…(Kadınların organlarına giden asıl yolun ciltlerinden geçtiği günlerde olduğumuzu bugün itibariyle anlamış bulunuyorum desem.)

- Hakan beyin kartını buyurun. Fuar sonrasında mutlaka bekliyoruz.

- Sizi mutlaka arayacağım. Bugün buraya gelmekle belki de hayatım değişti. (Hayatım, yeniden anlamlandı da denilebilir elbette.)

Aynur Uluç
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Metin Yaltı
    Metin Yaltı

    Güzel bir hicivdi..
    Zevkle okudum.

  • Ramazan Topoğlu
    Ramazan Topoğlu

    Güzel benim olmayınca diye bencil bir şey söylemekten kaçınarak 'köpüksel olmayınca' diyor. Hemen dikkatimi çekiyor. Yazıyı okumadan Güzel Köpükselliği üzerine bir sürü düşünçeler geçti aklımdam. Köpüksel güzel. Köpüksel duygu düşünce. Köpüğün metaneti. İyiydi bu antreman.

    Dur bakalım dedim. Ardından neler geliyor?
    -Sizin yüzünüze bakayım mı bir?
    -Buyrun bakın yüzüm uzakta değil;))

    Baştan sona sevgili Sinyali'nin söylediği gibi ironik, hem de ne ironik. Uluç'un derin gözlem güçünden, usta kaleminden yararlandığımız güzellik karşısında, güzellik fuarındaki çabalar çaresiz kaldı.

    Anladık köpüksel güzelliğin kökenini.
    Buyrun Hakan beyin kartviziti.

    Fakat bir bay olarak şahsım için geçerli olan güzellik kartvizininin sırrını ifade edebilmeliyim.

    Makyaj hünerleriyle güzel ve çekici görünen bir kadın diyelim. Konuşmaya başlıyor içinin çirkinliği ıslanmış göz boyası gibi akmaya başlıyor. Eyvah köpüksel güzellik işe yaramadı. Doğal görüntüsünü az bir müdahaleyle pekiştirmiş orta güzellikte birk bayan görüyorsunuz, konuşmaya başlıyor, iç dünyasından muhteşem dünyalar yaratıyor, ağzınızaçık kalıyor, kalbiniz sarsılıyor. Köpüksel değil de kültürel ve kökensel olmalı.

    Ruhtan, gönülden, kültürden pompalanmayan, sürülmeyen güzellik malzemeleri işe yaramıyor. Köpük gibi anında patlayıp yok oluyor.

    Bugün yürüyerek eve gelirken Lazerle pişirilen ev yemekleri diye bir levha gördün küçük bir restoran önünde. Yarın aynı yerden geçerken irdeleyeceğim. Bakılım nasıl bir şey.

  • Hasan Büyükkara
    Hasan Büyükkara

    ''Yabancılaşma'nın'' anı- hikaye tarzında ironik bir anlatımı olarak okudum yazıyı..

    İnsanlar ölümsüz değildir..Bunun yanısıra insanlar ölüme ve ölüme doğru giden ihtiyarlık yoluna direnirler..

    İşte piyasa ekonomisi bir çözüm karşılığı hissi vererek ve insanı,insani olan şeylere yabancılaştırarak bu fanilik ve yaşlanma duygusunu piyasa koşullarına çekmek için girer devreye..

    Bu konuda teknolojinin vadettikleri ile yapabilirliği arasındaki geniş boşluk kopardığı gürültü ile yani reklam ve reklam amaçlı sözde sağlık programları ile kapatılmaya çalışılmaktadır...

    Piyasa ekonomisi:İnsanların çevrelerinde olup bitenleri kısacık mesafelerde görecek şekilde ayarlanmış yakınsak bir gözlük gibidir

    Özgür bilinç anlarımızda ,monoton geçen yaşam çizgimize üstten bakabilir ve propoganda ve reklam bombardımanı altında görüş mesafemizin ne kadar kısaldığını anlarız...


    Yazarın müstehzi tebessümlere yol açan bu yazısında olduğu gibi buruk bir gözlem olur böylece seyredilen yaşam...Yaşama mor ötesi bakışlarımızın döküldüğü harfler olur yazdıklarımız bu yüzden artık...

TÜM YORUMLAR (3)