Başka bir gezegene, Zühre yıldızına götü ...

Uygar Yeni
379

ŞİİR


4

TAKİPÇİ

Başka bir gezegene, Zühre yıldızına götüreceğiz… Yıl İki Bin On Beş, Mart Ayınının İkisi

Yıl iki bin on beş, mart ayının ikisi
Kiminin gözü seyrinden vurulur toprağa
Doksan yıllık bir ömre kim bilir daha neler sığardı?
Al gözüm, seyreyle dünyanın son halini
Dağ başında ölünebilir elbet son bir nefes ile
Evrene yıldız olmak imkansız,
Ama yüreği büyük adamlara zor değil
Toprağa düşerken gökyüzüne sığmamak...
Üçüncü sayfa güzeli bir manken ikizini öldürmüş
Ansızın Hırvatistan karışmış, haber geç geldi bize
Forbes dergisi yine dünyanın zenginlerini sıralamış
Bu ülkenin en zengini çikolata satan bir adammış
Hiç çikolata sevmedim, mutlu etmesinden korkuyordum belki de...
İç güvenlik paketi dolaşıyor mecmualarda
Parlamento günlükleri vekil kavgalarını zabıt altına alıyor bu aralar
Kadından sorumlu bakan bir erkeğin ağzına bakıyor
Bilmem günde kaç tane kadın katlediliyor ulu orta yerde
İstatistik kurumu gecikmiş rakamlarla oyalıyor dünyayı...
Sınırlar tedirgin, kalbura dönmüş uçurtmalar
Marmara'da bir ada vapuru baharı müjdeliyor
Bilmem kaç on binlerce genç ölmeyecek bir daha
Barışı getirecekmiş yaşanan son savaşlar...
Yıl iki bin on beş, mart ayının ikisi
Siyaset bildim bileli kirli bir iş, dahi edebiyatı kirletiyor
Sonra enerji meselesi, elzem bir talan
Kandil eteklerinde petrol arayacakmış hükümet
Büyük kazançlar olacakmış Ali-Osmaniye için
Mandela yine serbest kalabilirmiş, eski bir hükumet ortağı söyledi
Game of Thrones cinsiyetçi mi bilmiyorum
Bir keresinde gözüm ilişmişti, deli kadınlar vardı
Beyaz saçlı sarışınlar görmüştüm, adamlar uzun saçlıydı
Denk gelmiştim ama hiç izlemedim baştan sona...
Yılmaz Güney artık yasaklı değil eskisi gibi,
Ve Ahmet Kaya şarkılarını nasıl da kirletiyorlar bu aralar
Usturupsuz ucuz iş gücü hastası, dolandırıcı tacirler
Gazetelerde boy boy, aday adayı oluyorlar...
Bence büyük yazarların mezarları başka bir gezegende olmalı
Şairleri göğe yakın yerlere gömmeli,
Ressamların cesetlerini karlı dağlara sürmeli
Ve sesi güzel ölüleri halka açık parklara gömmeli
Ki İstanbul'da yeşil de park da kalmadı bu aralar...
Kim derdi bir gün Yaşar Kemal ölecek diye?
İnce Memed'in adı çıkmış, oysa ben
Ben hala Salih'i evrene sığdıramıyorum,
Bir martının kanadıyla uçmuştu çocuk....
Tarihten gelen eski bir anlatıcı,
Bir çınar ağacı, bir gök yalazı
Usta bir denizci Akdeniz'de
Öyle durgundu ki dalgalar, Anadolu bir beşik
Boydan boya mavi çarşaftı deniz, su içtiği karıncanın...
Al gözüm seyreyle Salih!
Bence büyük yazarların mezarları başka bir gezegende olmalı
Ölü şairleri göğe yakın yerlere gömmeli
Ressamların cesetleri dağlara sürülmeli
Ve sesi güzel ölüleri halka açık parklara gömmeli....
Yıl iki bin on beş, mart ayının ikisi
Acilen Hubble teleskobuna yazmalıyım,
Evrende göz değmemiş bir gezegen bulmalı
Şöyle sağlam, bir gök yalazı kadar safi
Direngen ve ağır bir gezegen bulmalı
Dillerin ve kültürlerin mirasını göndereceğim oraya
Yıl iki bin on beş, mart ayının ikisi
Martılara da haber vermeli,
Bütün martılar orada olmalı
Aman kanatlarına iyi baksınlar
Bu gece yıldızlara uçacağız...
Eski bir anlatıcıyı başka bir gezegene götüreceğiz
Bütün kuşlar yukarıya,
Uzaya kanat çırpacak bu gece
Ve dünyada ilk kez kanadı kırık kuş kalmayacak...
Bütün resmi ritüeller yalancı, inan!
Büyük yazarları toprağa verdikleri kocaman bir yalan
Birazdan göğün yüzü menevişleyince
Yüreği çarpan bütün şairler de burada olacak
Geceyi kuşların kanatlarına koyacağız
Yıl iki bin on beş, mart ayının ikisi, çeliğe su verilecek birazdan
Günlerden pazartesi, akşam çökmezden evvel
Gök yalazlanmadan, ufuk yuğup yıkanmadan akşamın ışıklarıyla
Büyük bir yazarın mezarını başka bir gezegene götüreceğiz...
Dillerin hıncına, insanın gücüne gidiyor toprağa gömmek
Hangi yıldızın içine koysak sığmıyor evrene
At binmek yok artık, başka bir gezegene götüreceğiz
O eski anlatıcıyı, koca çınarı, yüreği bedeninden büyük adamı…
Göğe bakınca görsün diye insanlar,
Şairlerin mezarlarının çok üzerindedir diye yıldızlar
Bu akşam göğün yüzü menevişlediği vakit,
Ağlamasın diye toprak, utanmasın diye mavi
İnsan oğluna ders olsun diye, acemi şairlere dert oluyor diye
O büyük ustayı çıkarıp toprağın bağrından
Ki kan içinde kalmasın toprak, boğulmasın diye barış,
Ölmesin, daha çok oynasın diye çocuklar
Bir kez olsun barış için su verilsin çeliğe,
Bir kere de göğün üstünde ateşler yakacağız
Asılsın diye gökyüzünde umutlar
Bu akşam göğün menevişlediği vakit
Kuşların kanatlarına bindirip ustayı
Başka bir gezegene, Zühre yıldızına götüreceğiz…

Uygar Yeni
Kayıt Tarihi : 3.3.2015 21:51:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Yasemin Özkaya
    Yasemin Özkaya

    sevgili Uygar,bugün, tamamen tesadüfen okuduğun bir şiirinin peşine düşerek ( benlerinden bahsetmişsin..) buldum seni ve bu şiiri. onlarca kez okudum,whatsup gruplarımda paylaştım. bayıldımmm...kutluyorum sizi.çok büyük ustaların şiirlerinden aldığım tadı aldım şiirlerinden.özellikle bu şiirini çok sevdim. sanatçı duyarlılığını, bu dünyaya sığdıramadığın sevgiyi , kirlenmemiş dünya arayışını çok sevdim.şiirin içindeki isyanları kendime yakın buldum. kutluyorum seni.sen'li seslenişime kızmazsın umarım.biraz da ablalığıma say yani , üstat. sevgiler, ve usta kalemine saygılarımla...

TÜM YORUMLAR (1)