Bandırmalı Şiiri - Önder Özer 2

Önder Özer 2
28

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Bandırmalı

Bandırma’da tatlı bir sonbahar
Balıkçı arabalarıyla gelen balık kokuları
“Balık diye bağırıyorlar sardalyasınden hamsisine”
Güzel seslidir Bandırma balıkçıları
Birde bizim Mustafa var.
Bugün günlerden Cuma caminin önünde olmalı
Babası,kardeşi tıkır,mıkır balıkçı arabası
Mustafa balık işi yapalım demişti.
“Can Mustafa”
Çorap işine el attık sonra
Hayaller güzeldi önce seyyar ,sonra Pazar ,sonrada-araba alacaktık.
Bağır,bağır bağıracaktık.
Başlamadan bitmişti bizim çoraplar
Ekmeğini taştan çıkaranlar
Kutsaldır helal ekmek
Her ne kadar beceremedimse de bir yerlerde- tutunabilmeyi
Çalışanları anlar aziz bilirim.
Annem diyor “bu mevsimde hamsi yenmezmiş”
Sardalya yemeliymişiz.
Bandırma’da sonbaharı yaşıyoruz.
Kimi kedileri,kuşları kimi insanları izliyoruz balkondan
Birde Samet Efendi ile Çağatay Baba var.
Onlar gündüzleri pek görünmezler gecelere tanıklık- ederler.
Hurda toplarlar el arabalarıyla
Samet Efendinin süsleyip gelin arabası yapacağım-dediği araba
Çağatay Babanınki yatıyormuş bu aralar
Üç tekeri birden parçalanmış.
Sağ olsun hep ararlar sorarlar kardeşlerim
Gezeriz de beraber
Kapının önünde sensörlü lambanın altında yemekte- yemiş çayda içmişizdir.
Birde Oduncu Amcam oldu burada
Dışarıda fazla konuşmaz evinde bülbül gibidir.
Nereden gelmiş neler yaşamış hiç sormadım ona
O anlatır ben dinlerim sadece
Akşama kadar oduncuda çalışır.
Suyunu camiden taşır.
Oduncu Amcamın kedileri birde faresi var.
Kedileri ayrı fareyi ayrı besler.
Dışarıda kalıp üşümesinler diye de kapısını açıp ta- yatar.
Mahalledeki hayvanlara da hep o bakar.
Bandırma’da tatlı bir sonbahar
Bandırmalının ardında tatlımı tatlı esiyor bizim rüzgar.

Önder Özer 2
Kayıt Tarihi : 17.10.2019 12:00:00
Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Bandırmalı Şiiri Bandırma’ya 2010 senesinde taşındıktan sonra yukarıda geçen şiirin kahramanları ile tanışıp bu güzel günleri yaşadıktan sonra doğdu . Can Mustafa:Mustafa şimdilerde 31-32 yaşlarında orta boylu siyah saçlı içi dışı bir herkese iyilik eden evinde erzağı olmayana erzak götüren zaman ,zaman babasıyla zaman , zamanda bir çok işe girip faaliyet gösteren genç bir adam dünya pekte Mustafa’nın umrun da değil o daha çok ebedi hayatına hazırlık yapan biri… Samet Efendi: Anlatığı kadarıyla çocukluğunda başı üzerinde dönen bu tip danslarla ilgilenmiş şimdilerde çoğunlukla Yaz , kış başında şapkası ;uzun siyah sakallı ,Siyah kazaklı ,siyah montlu 26 yaşında genç bir adam .Samet Efendi maalesef çocukluğunda elektrik şebekesi sebebiyle bir kaza geçirmiş ve maalesef bir kolunu yitirmiş fakat Samet Efendiyi Samet Efendi yapan kararlılığı ve azmidir. Sabahlara kadar hurda toplayıp kimseye yük olmadan geçimini temin eden bir kardeşimiz fakat Samet Efendi için güzel gelişmeler yaşandı kendisine bir ev aldı ve emeklide oldu.Zaman ,zaman Bandırma Çınarlı Mahallesindeki yeni evlerinin karşısındaki önceki evlerine gidiyor çayımızı demleyip çay içip ,yemek yiyor ve sabahlara kadar da televizyon izleyip müzik dinliyoruz.Geçenlerde çocukluğumuzu mu özledik ne evlerinde bilye oynadık. Samet Efendi biz orada sabahlayınca Can Mustafa ve beni evlerimize kadar geçirir. Samet Efendi emekli olunca her gece 10 -20 demeden kahve borcumuzu öder ,bir şeye ihtiyacımız olursa da hemen karşılar.Samet Efendiyi bu aralar spor merakı sardı soruyorum bütün futbol takımı kadrolarından haberdar… Samet Efendi ,Samet Efendinin manevi babası Zeynel abi, Can Mustafa,Samet Efendinin dayısı Gökhan öyle akşamları cafe17’ye gider çay içer sohpet ederiz. Zaman, zamanda şehir dışı gezilerimiz olur. Çahatay Baba: 33 yaşlarında biraz irice göbekli ,kirli sakallı yüzü hep güleç moralinin hiç bozuk olduğunu görmediğim her hücresinde mutluluğun gizli olduğunu düşündüğüm genç bir adam. Benden küçük olmasına rağmen babacan tavrı sebebiyle ben ona Çahatay Baba derim. Çahatay baba anlattığına göre vaktiyle ekonemik yoksunluk sebebiyle çöpten yiyecek bir şeyler toplarmış. Ama çok şükür be Devletimiz ona maaş bağladı.Allah devletimizi korusun ve yüceltsin.Çahatay baba önceleri hurdacılık yapıyordu şiirde de anlattığım gibi şimdilerde de halen o işle uğraşıyor tek bir farkla evlendi.Çahatay Baba’ya evleniyorsun da evi nasıl geçindireceksin elektriği nasıl ödeyeceksin diyorlar “o mum yakarım “diyor.Suyu nasıl ödeyeceksin diyorlar “camiden taşırım” diyor. Baya güldürmüştü bizleri gerçekten hayata çok pozitif bakan güzel bir kardeşimiz. Oduncu Amca:Oduncu Amca 50-60 yaşlarında alçak boylu, ak saçlı ,ak sakallı, başında kasketi bulunan Sevimli bir Amcamızdı. Oduncu amca mahalledeki oduncunun yanında çalışıyor günlük 30 lira yevmiye alıyordu. Otuz liranın yirmisini sigaraya verir on lirasını da kendisine ve mahalledeki hayvanlara harcardı.Ona sarma sigara iç desem de bir türlü dinletememiştim.Oduncu amca belediyenin doksanlı yıllarda verdiği tek odalı prefabrik bir yapıda yaşıyordu.Maalesef oturduğu yer soba kurmaya elverişli değildi bu sebeple sobası yoktu.Evinin içinde bir sürü yorganı vardı kış aylarında dört beş yorgana sarılıp öyle yatardı.Odasının içinde Camiden su getirdiği bir su bidonu bulunurdu ben gidince onun üzerine oturur öyle sohpet ederdik .Bir tek tüpü ve tenceresi vardı yemeklerini onun içinde yapardı.Benim çay bardağım konserve kutusuydu .Tabi oduncu amcaya bir çok şey alınıyordu ama kapısı kilitli olmadığı için bazen çalınıyorlardı. Arkadaşım Ömer bir keresinde ona bir yatak almıştı Oduncu Amca evine büyük geldiği için onu çöpe atmıştı.Evinin içinde karşıda takvimi ve altında da okuduğu kitapları vardı.Bir gün otururken evinin içinde bir taşı kaldırdı ve oraya ekmek attı. “Oduncu Amca ne yapıyorsun dediğimde” “orada fare var aç kalmasın demişti.” Kış ayı olsa da evinin kapısını kapatmazdı .Kedilerinin dışarıda kalıp üşümesini istemezdi bir çok kedisi vardı gerek evinde bulunan kedilere gerekse mahallenin diğer hayvanlarına yiyecek götürüp onlara bakardı.Geceleri Sokaktaki çöpleri toplar çöpe atardı. Onu çoğunlukla sokaklarda mavi bidonunu omzuna almış su taşır vaziyette görürdük .Eşyalarını yıkar yanındaki ecza deposunun duvarlarına asar yaz ,kış demeden evinin arkasında dışarıda banyo yapardı. Ben aile bireylerimle birlikte yaşadığım için Oduncu Amcamı yanıma alamıyordum lakin Sosyal yardımlaşma Oduncu Amcaya maaşta bağlarız evde veririz diyordu.Fakat o hem kimseye yük olmak istemiyordu. “ Benim maaşım var” diyordu. Ev konusuna gelince o mahalleden ayrılmayı hiçbir zaman istemedi.Bana sadece yeni bir baraka versinler diyordu fakat ömrü vefa etmedi.Kalabalık bir cenaze merasimiyle son yolculuğuna uğurlandı .Mekanın cennet olsun Oduncu Amca… Oduncu Amcamın hep bir fotoğrafını çekmek istiyordum lakin o bir yolunu bulur çekmeme fırsat vermezdi .Vefat ettikten sonra maalesef o kalp krizini geçirdiği kahvede otururken bir çay söyledim ve bardağı ağzıma götürürken karşımda kahve duvarına asılmış kocaman fotoğrafını gördüm.Bu hali yaşayınca Hızır mıydı diye de baya bir düşündüm aslında ama sonra düşününce Hızır olsaydı sigara içmezdi dedim kendi kendime. Birlikte geçirdiğimiz güzel günlerin anısına...

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!