Bana Bir Gurbet Adı Gönder

Abdülkadir Bulut
19

ŞİİR


8

TAKİPÇİ

Bana Bir Gurbet Adı Gönder

Bana bir gurbet adı gönder
Her yolda bir yürüme isteği
Bir de anımsamak için sevdiklerimi
Sarışın kızların gözleri gibi açılan
Bir harnup çiçeği

Bana bir gurbet adı gönder
İçinden çıkamadığım çok şey var
Kuşların ağzını açarak ölmesi
Ve dünyadaki çiçekler içinde
Fesleğenin örselenerek koklanması

Bana bir gurbet adı gönder
İlk kez oturup ağladığın yerden
Yeni yakılmış bir ağıt sözü içinde
Bir de söğüt yaprağı koy yanıma
Belki sulara olan hasretliğimi giderir

Bana bir gurbet adı gönder
Çoktandır kimsenin yüzüne bakmıyorum
Uyuyup kalıyorum oturduğum her yerde
Unutma bana bir gurbet adı gönder
Şu günlerde

Abdülkadir Bulut
Kayıt Tarihi : 19.9.2002 05:53:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Beki bibni
    Beki bibni

    Adima gundr

  • Abdülillah Çağlayan
    Abdülillah Çağlayan

    ibretlik vallahi eşşeğe bile bu kadar söylesen inculuzce öğrenirdi daaa.

    Şu elime geçse bizim devrek bastonuyla bi temiz dövsem yahu.

  • Onur Bilge
    Onur Bilge

    .

  • Metin Solak
    Metin Solak

    Şair arzularını dertlerini bir gurbet adı altında listelemiş.
    İsteğide çok şey değil zaten. Ha şu el işaretleri. Bir bu eksikti. açık söyleyeyim kim beğenir beğenmez ama ben beğenmedim. Sayın antoloji yetkilileri her adım başı pardon her kıta başı olur olmaz çeşit çeşit reklamlar yetmezmiş gibi birde bu çıktı. Hadi reklamdır tamam ama reklamında biraz daha bu siteye yakışanı aranamazmı

  • Onur Bilge
    Onur Bilge

    Yaprak da anlatıldı toprak da... Anlatabildiğim, anlayışınız kadardır.

  • Abdülillah Çağlayan
    Abdülillah Çağlayan

    musca domestica ısırmış seni yeğenim.Büvelek tutması da derler sivas malatya taraflarında, gözlerinden öptükçe şımarıyorsun ya neyse gene de öpelim haydi.

  • Onur Bilge
    Onur Bilge

    'Bir de anımsamak için sevdiklerimi
    Sarışın kızların gözleri gibi açılan
    Bir harnup çiçeği'

    Siz bu dizelerden onu mu anlıyorsunuz? Aşk mı içeriyor? Cinsellik mi? Yeğenleri sarı sarı kızlar olamaz mı? Çocukları... Mutlaka esmerlerden oluşan bir aileye mi mensup olması gerekiyor? o çiçekte sarışın kızların bakışlarını, kahverengimsi kirpiklerini kırpıştırmalarını anımsıyor olabilir.

    Belki de doğrudan söyleyemiyordur ama yavuklusu öyle bakıyordur. Aralarında daha önceden dile getirilmiştir. Onu hatırlatarak özlem duyduğu gözlere gönderme yapıyordur.

    Şair yüreği bu! Sıradan yürekler gibi atmaz ve onun atışlarına herkes anlam veremez. Sevdiğine başka kızların gözlerini ve bakışlarını anlatacak kadar düşüncesiz değildir herhalde. Şiiri süslemek amacıyla yazmıştır veya yöredeki parlak güneşe bakamayan sarışın kızların kısık gözlerini, anımsıyor, anımsatıyordur. Üstelik harnup çiçekleri açık yeşilimsi ve küçüktür. Bilindiği gibi açık yeşil gözler de genellikle sarışınlarda bulunur. Belki de şair, sevgilinin açık yeşil, gözlerini kastetmiştir. Harnup çiçekleri kırmızıya çalan açık yeşildir. Ağıt yakanların, ağlayanların gözleri de kan çanağına döner, bilirsiniz. Nihayet konu ve kasıt aşağı yukarı anlaşıldı sanırım.

    Zihniyeti ne olursa olsun kimseye ırz düşmanı gözüyle bakmak doğru değildir. Nice solcular vardır ki arkalarında namaz kılınır! Nice sağcılar vardır ki adama feleğini şaşırtır!.. Tanımadan bilmeden çamur atmayalım. Hapishanelerde ne mazlumlar yattı, yatıyor! Parası olan düdüğü çalıyor, elini kolunu sallayarak aramızda dolaşıyor. Garibanın her bela ayağına dolaşıyor. Ön yargılı olmamak lazım. Öyleyse dedikodu, değilse iftira olur. Kendi günahını çekemeyecek kimseleriz. Bir de o günahları yüklenmeyelim, okuyanlara da yüklemeyelim. Doğrusunu Allah bilir.

    Mümin, suizan etmez. Hüsnü zan eder. Hatırlatırım. Bu da hadistir.

    Sevgiler…

    Onur BİLGE


  • Onur Bilge
    Onur Bilge

    Bana Bir Gurbet Adı Gönder
    Bana bir gurbet adı gönder
    Her yolda bir yürüme isteği
    Bir de anımsamak için sevdiklerimi
    Sarışın kızların gözleri gibi açılan
    Bir harnup çiçeği

    Bana bir gurbet adı gönder
    İçinden çıkamadığım çok şey var
    Kuşların ağzını açarak ölmesi
    Ve dünyadaki çiçekler içinde
    Fesleğenin örselenerek koklanması

    Bana bir gurbet adı gönder
    İlk kez oturup ağladığın yerden
    Yeni yakılmış bir ağıt sözü içinde
    Bir de söğüt yaprağı koy yanıma
    Belki sulara olan hasretliğimi giderir

    Bana bir gurbet adı gönder
    Çoktandır kimsenin yüzüne bakmıyorum
    Uyuyup kalıyorum oturduğum her yerde
    Unutma bana bir gurbet adı gönder
    Şu günlerde

    Abdülkadir Bulut





    Anamur, Akdeniz’in kıyısında… Anamur ovası, Sultansuyu ve Anamur’la sulanan bereketli bir ova… Şair köy çocuğu… Denize, suya, yâre hasret… Sevgili sılada. Anamur’da… Tek iletişim yolu mektuplaşma…

    Şair gurbette. Gurbetin neresi olduğu zarfın üstündeki adreste… Muhtemelen cezaevi adresi… “Bana bir mektup gönder. Kaderin her yolunda ve tercih ettiğim yolda azimle yürüyebilmem için bana güç verecek bir şeyler yaz. Bir harnup çiçeği gönder. O, sarışın kızlar gibi bakar.” demek istiyor. Bir çiçekten, bir yapraktan medet umuyor. Doğduğu yerlere ait en küçük, en aciz maddeden yardım alarak özledikleriyle berabermiş gibi olacağına inanıyor. Kendisini o denli yalnız ve naçar hissetmekte… Ailesinden, yakınlarından, sıladan, en çok da sevdiğinden uzakta, hayat yolunda dayanaksız yaşayamayacağını şiddetle hissettiği bir dönem yaşamakta… Kalabalığın içinde yalnızlaşmış. Çevresindekiler ona hitap edememekte. Anlaşabileceği, konuşup tartışabileceği düzeyde kişiler yok. Onun için kimseyle kaynaşamamakta… Konuşmamayı tercih etmekte… Saatlerce suskun oturuyor, içinin gurbetinde uyuyup kalıyor. Kendisini dış dünyadan soyutlamak istiyor. Uykuya kaçıyor. Yoğun yalnızlık duygusu içinde… Depresyonda…

    Beraberlikleri esnasında, aşkın en güzel ve en yoğun yaşanmakta olduğu zamanlarda, yârin ıstırapla ilk kez ağladığı yeri anımsıyor. O ikisine ait olan en duygusal ânı… Kendisine olan aşkını ve yokluğunun acısını ölüm gibi iliklerinde hissederken, duygularını yüreğinin en derinlerinden çıkararak kâğıda aktarmasını, gözyaşlarıyla ıslanan bir mektup yazmasını diliyor. Çekilen acının, o şiddetli azabın bir ağıt halinde dile gelmesini, sözcüklere dökülüp gönderilmesini, işte öyle bir iletiyi okumayı şiddetle arzu ediyor.


    ”Bir de söğüt yaprağı koy yanıma” Sevgili, sıladan gurbete mektubu gönderecek, yaprağı şairin yanına koyacak. Nasıl olacak bu? Yanına koymak için yakınında, yanında olması gerek. Oysa uzakta… Yani mektubun arasına konacak. Zarfı açınca alıp, saklayacak. Yanında tutacak. Yaprak, dolaylı olarak yanına koyulmuş olacak. Yanında olacak, yalnızlığında ona eşlik edecek. Zaman zaman bakarak, dokunarak, koklayarak kendisini sılada, yani köyünde, o sulak toprağında hissedecek. Şair onun yanına koyulmasını istediği için öyle söylemeyi yeğlemiş. Zarfa değil, dolaylı bir anlatımla yanına koyulmasını istemiş. Bundan kasıt, arkadaşlık, yoldaşlık… Çünkü oraya sıladan bir kişinin bu amaçla gelmesi imkânsız. Yanına kimse giremez, koyulamaz. Hastane değil. Refakatçi olamaz. Yoldaşlık etmesi için yanına ancak bir nesne koyulabilir. Bu açıdan düşünülünce, refakat etmesi açısından, onu onun yanına koymak, yerli yerinde bir anlatım…

    O yaprak, sıradan bir yaprak değil… Değil akarsuların, ağaçların bile olmadığı, çiçeklerin dahi yaşayamadıkları, bir tek yeşil yaprağa bile hasret duyulan bir yer orası. Mahpushane… Soğuk demirlerin, taş duvarların dahi hayattan kopmakta olduğu, ağır çekim ölümün herkesi be her şeyi teslim aldığı bir mekân… Ki orada herkes kapana kısılmış fare gibidir. İşte öyle bir yerde, öyle bir zamanda, oraların toprağından gelmiş, deniz havasını teneffüs etmiş, dağ kokusu taşıyan, üstelik yârin elinin değmesiyle kat be kat değerlenmiş bir sıla parçası…

    “Kuşların ağzını açarak ölmesi
    Ve dünyadaki çiçekler içinde
    Fesleğenin örselenerek koklanması”

    Şiirin en güzel yeri… Özgürlük arzulayanların söz haklarına el koyulması… Fikirlerini özgürce beyan edememeleri… Haklarını arayamamaları, konuşturulmamaları, nefessiz bırakılmaları, hayatta kalabilmek için son bir gayretle ağızlarını açmaları ve laflarının boğazlarına tıkılması… Ölüm anında öyle kalakalmaları… Bir şey söyleyeceklermiş gibi ağızları açık, sözleri kursaklarında, öylece kalakalmaları…

    Yaprakları ve çiçekleri çok güzel bir kokuya sahip olan reyhan, örselenmeden kokusunu dışarıya çıkarmaz. Güzel insanlar da okuyan, düşünen, kendilerince iyi olan fikir ve duygulara sahip kişilerdir. Ne yazık ki onlar da fesleğenler gibi örselenmekte, hapishane köşelerinde sürünmektedir. Örselendikçe güzel eserler meydana getirmekte, insanlığa yarar sağlamaktalar. Mum gibi eriyerek ışık yaymakta, aydınlatmakta olanlar gibi, ezilmekteler. Örselendikçe çevrelerine güzel kokular saçmakta ama yavaş yavaş yok olmaktadırlar.

    Şiiri beğendim. Yazılması gerektiği gibi yazılmış. Sanatlı, duygu yoğun…


    Sevgiler…

    Onur BİLGE


  • Onur Bilge
    Onur Bilge

    Onca kişinin onca emekle seçip buraya getirdiği şiirleri üstün körü okuyorsunuz. Şiire gereken önemi vermiyorsunuz. Çamur atıp gitmek kolayınıza geliyor. Oysa bu şiir burada yirmi dört saat kalıyor. Arzı endam ediyor. Kendisiyle ilgilenilmesini istiyor.

    Önce şiir ne diyor? Ne demeye çalışıyor? Doğrudan söylerse, mektup gibi oluyor. Dolaylı söylerse anlaşılamıyor. Ne yapacağını, okura nasıl yaranacağını bilemez halde...

    Bir bulmaca için bile dakikalarca kafa yoranlar, şiirin sadece siluetine bakıp yorum yazıyorlar. Nasıl bir giysiyle önlerine çıktığına bile dikkat etmiyorlar. Kaldı ki onun, bedensel ve ruhsal iki varlığı var. Okur bunu önemsemiyor. O zaman kusuru şiirde değil, okurda aramak gerekiyor.

    Hem imgeli simgeli şiir istiyorlar hem de imge simge çözmekle uğraşmaya gerek görmüyorlar. 'İnsanoğlu nankördür.' diyor, Yaratan. O bilmeyecek de yarattığını kim bilecek!

    Bir şair bir şiiri yazmak için ne kadar düşünüyor, emek harcıyor! Okunması üç beş saniye... Üstünde kafa yormaya gerek yok. O zaman neden yazılıyor? Bu bir çeşit tatmin yolu mu? Sanat nerde kalıyor?

    Günün ilk yarısı bitti. İkinci yarısı da böyle geçeceğe benzer. Şaire politik açıdan bakılır. Şiire hiç bakılmaz. Bir taraf göklere çıkarır, bir taraf yerin dibine batırır, perde kapanır. Şair de şiir de araya gider.

    Lütfen tekrar okuyalım, anlamaya çalışalım. Ya işe yarar bir şey söyleyelim, ilim alsınlar, ya da susalım da âlim sansınlar. :)

    Sevgiler...

    Onur BİLGE



  • Hüseyin Demircan
    Hüseyin Demircan

    gercekte.. antidepresanlarin yaptigi bagimliligi.. bertaraf..
    ve uzun sureli seratonin kullanimin metabolizma da yaptigi tahribati azaltma amac kullanilan.. plasebo ile..

    bagimli bunu gercek hap saniyor..rahatliyor.. sakinlesiyor.. psikolojik olarak.. ferahlik buluyorsa

    plasebo siirlerin.. faidesi.. daha belirgin olarak olarak ortaya cikacaktir..

    gercek siir.. ic yakici.. kavurucu etkisi ile..

    zaten depresyon da olan.. yarasina merhem arar okura..

    ici yakip kavurmaz.. siir gorunumun de.. zararsiz.. etkisi ile..

    plasebo siirler.. gunumuz de.. onemini koruyacaktir..

    kvas adi verilir.. sarap tadi kokusun da alkolsuz icki.. bagimlilari korudugu yadsinamaz.. alkolsuz iki sise kvas icen alkolik.. midesin de yalniz bir iki kadeh alkolluye yer birakmakta.. bu nedenle devlet uretici saticilari desteklemekte..

    basla.gicta hastalik hastalari icin dusunulmjs plasebo kadar..

    biz siir bagimlilarini da.. gercek siirlerin.. zararli etkisini.. depresyona sokmasini.. aglatmasini uzmesini.. bertaraf edecek.. plasebo siir ve plasebo sairlerimizin yayginlasmasi dilegi ile.. saygilar..

TÜM YORUMLAR (18)