Aziz Nesin Şiirleri

20 Aralık 1915 - 6 Temmuz 1995
68

ŞİİR


138

TAKİPÇİ

Aziz Nesin

Bazen insan öyle bir özlenir ki..
Özlenen bilse, yokluğundan utanır.

Devamını Oku
Aziz Nesin

Bir kadını ağlatmak çok zor değildir aslında. Kadınlar her şeye ağlayabilir; bir filme, bir şarkıya, bir yazıya... En az erkekler kadar yani! Ama bir kadını yürekten ağlatmak zordur. Eğer bir kadın yürekten ağlıyorsa, ağlatan onun yüreğine ulaşmış demektir. Ama o yüreğin değerini bilememiş olacak ki ağlatan, gözünü bile kırpmadan teker teker batırır iğnelerini yüreğe! -
İşte o zaman koca bir yumruk gelir oturur boğazına kadının. Yutkunamaz, nefes alamaz; çünkü o koca yumruk canını çok acıtır. Gözleri buğulanır kadının sonra.

Ağlamayacağım, der içinden. Ama engel olamaz işte.
Çünkü yüreğine ulaşmıştır birileri ve iğneler saplamaktadır.. Bu acıya ne kadar karşı koyabilir ki bir kadın. İnce ince süzülür yaşlar gözünden; önce birkaç damla, sonra bir yağmur seli... Ve kadın ağlar; hem de çok! Sanmayın ki gidene ağlar kadın! Gidenin giderken koparttığı yerdir onu ağlatan, orada bıraktığı yaradır. O yaranın hiç kapanmayacağını, kapansa bile izinin kalacağını bilir kadın; o yüzden ağlar. Ama bilir misiniz, ağlamak kadınları olgunlaştırır. Her damla, daha çok kadın yapar kadınları. Her damla bir derstir çünkü.Bazen kadınlar ağladığında çoğu insan, ağlama niye ağlıyorsun ki, değmez onun için derler. Bilmediklerindendir böyle demeleri. Çünkü yürekleri acıyan kadınlar ağlamazlarsa, ölürler. İçlerindeki zehirdir onları öldüren! Ağlayarak o zehirden kurtulur kadınlar, o irini temizlerler yaralarındaki! Çünkü bilirler, o irin temizlenmezse iltihaba dönüşür yaraları.Dönüşmemesi lazımdır oysa. O yüzden de bolca ağlarlar.
Zaman geçer sonra. Kadınlar kendilerine sarılmayı öğrenirler. Umarım öğrenirler, yoksa ruhlar sapkın yollara çarpar kendini. Sapan ruhların doğru yolu bulması da yeni acılar demektir. Bunu bilir kadınlar, o yüzden eninde sonunda öğrenirler kendilerine sarılmayı... Çok ağlayan kadınlar, bir çok şeyden vazgeçen kadınlardır aslında. Her damla olgunlaştırır kadınları evet ama olgunlaştıkça o safça inandıkları aşk gerçeği onların gözünde küçülür. Küçüldükçe değerini yitirir ve işte o zaman kendilerine sarılıp, yeni bir kadın yaratırlar kendilerinden. Güçlü, yenilmez, mağrur ve aşka inanmayan... İnsanlar soruyorlar çoğu zaman neden bu kadar çok bekar kadın var diye; hepsi kariyer derdinde olan. Çünkü inançlarını yitirdi o kadınlar. Zamanında yüreklerine o kadar çok iğne saplandı ki, o kadar çok ağladılar ki! Artık kendilerinden başka bir doğru olmadığına inanıyorlar, o yüzden kendilerine sarılıyorlar. Çünkü biliyorlar ki

Devamını Oku
Aziz Nesin

Madem ki bir aşkın var, ne güzel tadını çıkar… Her şeye boş ver ve aşkı yasa… ille de büyük aşk olması gerekmez; yaşanan her aşk büyüktür, yeter ki tadını çıkarmasını bil…

Çok büyük umutlar bağlama, yarini hiç düşünmeden, günü gününe sev,sevginin
tadını çıkar… Sevgide geleceği düşünürsen aşkı bombok edersin …Sakın haaa… Sonsuz monsuz diye herifin başını yeme… Her şeye boş ver; öylesine sev ki, sevdiğin erkeği bile umursama, salt kendin için sev, bencilce yasa aşkı, bütün maddesiyle…

Yaşamdan elinde kala kala salt yaşadığın sevgiler kalır sonunda, aslolan aşktır yasamda… Dolu dolu, dolu dizgin, zilzurna, saniye saniye aşkı yasayarak sev… İki yıl, üç yıl sürecek diye umutlanıp enayilik etme…ister sürer, ister sürmez..Sen o ani yaşa yeter ki…

Devamını Oku
Aziz Nesin

Babamı çok severdim. Ama o kadar çok çalışırdı ki, pek göremezdik. Zaten polisten kaçtığı ya da hapiste olduğu zamanlar olduğu gibi, ‘Zübük’ gazetesini çıkarırken eve haftada bir geldiği zamanlar olurdu. Büyüdükçe babamla giderek daha fazla arkadaş olmaya başladık. Bana çok güvenirdi, her yaptığımı da beğenirdi. Ben de onun güvenini kırmamak için elimden geleni yapardım. Ders çalışmak dışında!

Babamın baskın biri olduğunu hiç düşünmedim doğrusu. Belki de baskındı ama ben öyle hissetmedim... Hayatımda kendimi yanında en rahat hissettiğim kişi babamdır. Beni anlar, kusurlarımı bağışlar, beni koşulsuz sever... Daha ne olsun?

Küçük yaşlarda babam hep masallar anlatırdı. O kadar güzel anlatırdı ki... Aynı masalı kırk defa dinlemekten sıkılmazdık. Aslında çoğu da masal değildi zaten. Ali’yle Ahmet okula gideceklermiş de çantalarına neler koymuşlar. Bu kadar basit bir hikâye güzel anlatılır mı? Anlatılır! Babamdan dinlerseniz en basit konunun bile büyüsüne kapılırdınız. Ama babamın çok zamanı yoktu; her zaman para kazanmak zorundaydı, çalışmalıydı, sürekli de çalışıyordu zaten. Geceleri ona yalvarırdık “Bize masal anlat” diye, o da dayanamaz anlatırdı.

Devamını Oku