Ayrılıklar Yaşamımıza Zamansız Girecekti 2

Mustafa Yılmaz 4
714

ŞİİR


13

TAKİPÇİ

Ayrılıklar Yaşamımıza Zamansız Girecekti 2

Aslında biliyordum veya tahmini bir korkuydu senin beklentisiz bir zamanda ardına bile bakmadan gideceğin...
Defalarca söyledim sana, gidişini çok zaman sonra fark edeceğim diye. Önce saklanacaksın gecelere ve aydınlatması olmayan pencerende önce kaybolacaksın, bakışlarını çekip kendini karanlığa saklayacaksın yavaş kabulleneceksin gidişini ve hesapsız ve de sessiz bir akşamüzeri bir araca binip gideceksin” derdim sana...

Sonra sessizliğini yıllara saklayıp geçmişini örterek gideceksin derdim... İmkânsız, derdin ve ben karanlıklara gömerdim düşüncelerimi...
Kendimi bu kabusa hazırlıyordum çoğu geceler ışığı
olmayan camına bakarken ve “bittik biz” diyordum. Bittik biz ne kadar da karanlıklara yakışan cümleydi, tarifi değişken işareti ansızın olan bu cümle ile yıllarca daraldım ben ve sadece zamansız nefesler almaya alıştırdım kendimi ...

Bu cümleyi düşündükçe sonsuza ışıksız yürümekti düşlerime düşen yolculuk...
Evet bittik biz, demekten ziyade, “tükendik biz” demeyi daha sonraları da bir hiç olduk derken sadece geçmişte verilen emeklerdi bu acımasız yaşam kesiti idi... Şüphesiz biz yarınsız dünleri yaşamıştık belki de...

Yine şafak vakti ve hüznün en kıyılıkta olduğu zaman belki de bu yaşanan anlar... Kaybedilmiş çoğul mutlulukların ardı arkasına sıralandığı zor zamanların yaşamı... Kendi kendime çaresizliğin limitini düşündüm. Ne kadardı bedensel dayanma gücüm? Unutulası birçok zaman yaşanmışlığının anılar olarak sıralanması belki de imkansızdı?
Sadece sızlayan ve sancı işaretleri veren sol yanımdı... Birbirlerinden kopuşmuş anılar sıralanmasının imkansızlığıydı ama düşlemek ve öfkelenmek çok farklı bir duygu yaşamı idi... Sadece kendimi tanımam zorlaşıyordu, gereksiz öfkeler ve acılanmalar çözümsüz bir düş yorgunluğu yaratıyordu...

Çok sevmenin ölçüsü neydi veya unutmanın çözümü bulunabilir miydi geçici çözümler harici? Düşünülen tek şey öfke patlamalarına çözüm bulabilmekteki başarı neydi?

Kaybedilmiş zamanları tekrar yaşamak olası bir kavram değildir.
Şimdi zamanı, sadece kendi düş dağılımına bıraktım ki meydana gelen olgu hazımsız bir pişmanlıktı artık yanılgı ise sadece söylenen her cümlenin içten gelen doğruluk olarak farz etmem ki bu da benim yaşamımın en uzun tesiri olan hatamdı...
Şimdi sabahın ilk ışıkları ile deniz üstü köpüklerin rüzgâr yönünde hareketleri ile gözden kayboluşların takipçiliğini yapmam, garip bir boşluk işareti idi...

Korkuyorum yeni gün içindeki düşünce sürprizlerinden gün nereye ve gece nerede başlayacaktı? Sahipsiz bir düş yorgunluğu içinde varlık veya var oluş korkusu gün nereye kadar hangi düşüncelerle ve geceye hangi hisler varlık gösterecekti?

Sevmek yaşamıma bir bedel ödetmek için girmişti, şüphesiz ama nereye kadar sürecekti bu düşünceler? Ve artık bedel ödemekten de korkmuyorum, bedelsiz yaşamak kadar... Ancak senin bir yük olduğunu da fark etmem, yaşamıma güç kattı...

Gece ile gündüzü ayırt etmeden, zamanı umursamadan, yaşadığımız anlardı belki de yaşamıma umut katan... Arkada kalan yıllardı unutulması gereken, her şeye o günlerde veya o yıllarda kaldı... Çoğu acılanma hislerinin en yoğunu ile geçen zamanlardı en çok senin içimde öfke ve pişmanlık duyguları yaratan o sana tam teslimiyet ve güven duyguları ile yılları eskittiğimiz zamanlar... Çoğunda kendimi mutlu hissettikçe, sevmeye inanma duyguma hükmetmek istemeden, sadece senin gülüşlerine ve mutluluk hislerinin çoğalması için şartsız yaşama dahil olmuştum seninle...

Mutluluğun ve iç güvenim en yüksek olduğu bu dönemdi sonsuza sevme hislerime hükmetmeye çalışmadan sadece an yaşamlarının etkisi ile süre gelecek sandığım sevme yıllarını yaşar olmuştum...

Belki de uzun yıllar özlemini çektiğim bu yaşam zamanlarında var olmaya çalışırdım... Sevmek yaşamın en etkili duygusu olduğunu anladığım yıllardı ve iç huzuru yarışını kendim ile yarışarak var oluşta idim...

Koyu bir güven ve karmaşık yabancı duygulardı bunlar bana...
O zamanlardı şarkıların sözleri ile bağımlı yaşama tutkularım... Kaya han “akşam dalgalar vurur içimi yıkar” derken, aracın teybinde defalarca döndürür bu cümleye tutkunluğum artardı git gide... Ne buluyordum bu cümleler ile ki bu kadar tutkulu bir aşkın içinde baş döndürücü haz zamanlarını yaşardım...
Çoğu zaman onun ağlamalarındaki sebebi bu cümlenin içinde bulmaya çalışır veya kendimi o cümlenin içinde yaşar bulurdum. Belki de sevmenin gizemi böyle bir şarkının içinde kaybolmakla oluyordu…

Belki de yaşamımın hala gizemi kalan duygu yoğunluğu buydu. Belki de herkes böyle bir duyguyu yaşıyordu ama ben ilk defa dolaşmıştım bu hislerin içine...

Garip bir gizem semfonisiydi belki de beni yıllarca içinde tutan...
Belki de kaybedilmiş bir aşkın kabullenilemeyen son dönemleri yaşanıyordu?

Kendimi garip duygular içinde yabancılaştırırken, yaşanan sevginin gizemini bu günlere uzayan yıllara ulaştıkça hâlâ anlamını çözmüş değildim...

Oysa şüphesiz tutunduğum bir duvardın sen üstüme yığılan...

Defalarca “bana sevdiğini söyle” derken neden tekrar tekrar bu cümleyi sesli söyle derdin ki hâlâ çözülemeyen sorulardan biri daha?

Mustafa Yılmaz 4
Kayıt Tarihi : 13.12.2019 13:30:00
Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Sevmek yaşamıma bir bedel ödetmek için girmişti, şüphesiz ama nereye kadar sürecekti bu düşünceler? Ve artık bedel ödemekten de korkmuyorum, bedelsiz yaşamak kadar... Ancak senin bir yük olduğunu da fark etmem, yaşamıma güç kattı...

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!