4 - Avuçlarındaki Çizgiler

Burkay İncekanoğlu
389

ŞİİR


7

TAKİPÇİ

4 - Avuçlarındaki Çizgiler

hangi çağın esrarını taşır avuçlarındaki çizgiler
yeni kahramanlar doğuyor her kıvrımında
hattatların değer biçemediği,şahdamarım çizgiler
şimdi üşütüyor beni kanım çekiliyor …
bu kaçıncı kararsız gecem uykusuzum
belki de özlemindir,gurbeti gurbet yapan
belki de hayalindir gurbeti vuslat yapan sevgili..
günlerin hesabını tutmayan takvimlerde
dokunduğun bir zaman arıyorum
helak olmuş şehirlerden geçiyorum
gecenin renkleri çaldığı bu yerde
pencereler kapalı perdeleri siyahtan
belki de yokluğundur sam yelini küstüren
belki de nefesindir rüzgarları estiren sevgili..
görülmemiş renkler var yüzünde
gözlerin yeşile çalan kahverengi
ama en güzel renklerin ötesindedir
tenin saklıyor lokmanın kaybettiği sırları
yalnız sendedir devasız dertlerin şifası
merhem ellerini sürmedin yarama
terkettin beni böyle uslanmaz cefaya
hasretindir yüz çevirdiğin bu uslanmaz yaram
çağırmasınlar kimseleri,hekimler hepten biçare

Hep dört mevsim sanardım mevsimleri
Günleri isimleriyle anardım
Künyemde benim adımı okurdum
Senin yanında mevsimler; nar tanesi
Kahinler, hattatlar künyeme işliyor adını
Saatlere sığmayan senli bir gün; bin asır gibi
Kar beyaz ellerin, karlara rengini verir
Gökkuşagı rengini gözlerinden alır
Her tebessümünde bir mevsim değişir
Ey sevgili;
Gamzelerde gördügüm, senin resmindir…

Zümrüdanka'yı bulup hapsetsem kafese
Tutup gökkuşağını bölsem binbir renge
Umudun kefesine yeniden toplasam unutulmuş düşleri
Hep bir asır uzaktasın
Yalnız bana yabancısın
Ne ölebiliyorum ne de gidebiliyorum
Geleceğin günler uzak günden güne eriyorum
Belki de bu yazı karadan karadır
Belki de bugün kaderin suları bulanır
Kuşanmadan hiçbir pusatı
Kırarak kaderden parmaklıkları
Avuçlarındaki çizgilere bıraktım kendimi
Sonunda en eşsiz günler beklemekte
Sensiz yanım çürürken, güldüğün yanım yeşermekte

Hep dört mevsim sanardım mevsimleri
Günleri isimleriyle anardım
Künyemde benim adımı okurdum
Senin yanında mevsimler; nar tanesi
Kahinler, hattatlar künyeme işliyor adını
Saatlere sığmayan senli bir gün; bin asır gibi
Kar beyaz ellerin, karlara rengini verir
Gökkuşagı rengini gözlerinden alır
Her tebessümünde bir mevsim değişir
Ey sevgili;
Gamzelerde gördügüm, senin resmindir…

Son bir hidayetle doğruldum düştüğüm yerden
Şahadete yaklaşmış bedenler gibi adını söyledim
Bu son perdesi ömrün bu son kafilesi
Yokluğunda tozlanmış cesaretimi alarak yanıma
Gemilerimi yaktım, bin asırlık tabuları yıktım
Geride bana düşman yığınlar bıraktım
Ya aydınlık ya karanlık için düştüm yollarına
Hattatların imrendiği avuçlarındaki çizgilerle
Yol aradım düşler ülkesinde,seni bulmak için,,,
Güneşi sığdıran avuçlarına beni de al diye;
Çıktım geldim huzuruna, eğdim başımı uzattım ellerimi
….
Aydınlık da senden karanlık da senden dedim
Ne suları susatan sesini duydum
Ne de günahkara diz çöktüren gözlerini gördüm
Yine bin asır uzaktaydın
Yine sadece bana yabancıydın
Taşıdığım ne varsa sevdaya dair, kırıldı
Bedenimde, zulmetmekten yorulan zulumler kaldı
Yedi kule zindanlarını aratan bu yerde
Buzdan soğuk bu duvarları parçalasam ne fayda
Ellerimde yarım kalmış isyan,ayaklarımda sevda prangası
Bükülmez sandığım boynum şimdi bükük kaldı

yinede şen olsun bensiz günlerin
bahçende açan her çiçek benzersiz baharlar getirsin
bu ayrılık aratsa da ebedi uykuyu
üşüyorum,yürüyorum, taşıyorum bu taşınmaz yükü
….
Kuşanmadan hiçbir pusatı
Kırarak kaderden parmaklıkları
Avuçlarındaki çizgilere bıraktım kendimi
Biliyorum ki;
Sonunda en eşsiz günler beklemekte
Sensiz yanım çürürken, güldüğün yanım yeşermekte!


Burkay İncekanoğlu
Kayıt Tarihi : 21.11.2009 14:56:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!