Aşklar İçinde Şiiri - Edip Cansever

Edip Cansever
8 Ağustos 1928 - 28 Mayıs 1986
198

ŞİİR


269

TAKİPÇİ

Aşklar İçinde

Denizin en az yeri bir köpüğü başlatıyor
Yürüyorum kumların çakılların yanı sıra
Yüreğimde bir sancı keskin bir akasya kokusundan
Avuçlarımda bir yanma
Büyüyen bir ürpertiyim sanki, kayıp gidiyorum üstünde sabahın
Oldu olacak
Eğilip bir taş alıyorum yerden, fırlatıyorum denize
Ufacık bir gülüş geçiyor suyun üzerinden
Bir çocuğun gülüşü gibi
Aşkların, nice aşkların ayrılık günü gibi
Bir sokağın ucunda kaybolup solan
Daha çok solan, aşkların solgunluğu suyun üzerinde
Korularda yoğun bir erguvan sisi.

Hisarlı balıkçı ağlarını ayıklıyor
Ağları pembeden hüzne giden
Dip sularında mercanlar gibi koyulasan
Kirpiksiz gözleri böyle daha güzel
Çil basmış yüzünü bütün
Parmakları capcanlı, pavuryalar gibi
Merhaba, desem bir kucak balık atacak önüme
Biliyorum atacak
Böyledir memleketimin yoksul halkı
Bir onlarda rastladım bu cömertliğe
Istavritler kıpır kıpır dibinde sandalının
Balık dedin mi, oynamaz gözleri hiçbirinin, tertemiz bir resim gibi
bakarlar insana
Günlerce bakarlar, bıraksan yıllarca bakarlar belki
Gözlerin gibi senin, yıllardır unutamadığım
Ve bu yüzden olacak düşünmedim şimdiye kadar bir balığın ölebileceğini.

Hızar sesleri geliyor yakından, güneşin döndüğünü görüyorum
Çınar yapraklarının arasında yeşil yeşil
Yeşille sarı birlikte dönüyor
Denize düşüyorlar kırıla kırıla
Bir örtü oluyor düsündüğüm her şey denizin ve asfalt yolun üstünde
Gözyaşları bir örtü, onurla cesaret bir örtü
Senin upuzun gövden -kapkara saçlarinla-
Daha da uzun şimdi bir örtü olarak
Denizin kıvrımlarinda aşka hazırlanıyor
Göğe düğmeler gibi yapışmış kirazların altında
Yıllar var ki unuttuğumu sanırdım bu örtüyü ben
Sevgiyi bilmezdin de ondan, sevişmeyi bilirdin yalnızca
Birtakım sözler de bilirdin, niye saklamalı, en ustalıklı sözlerdi onlar

Ama bak
Kaybolup giderdi herbiri, karşılaştılar mı bir yerde şiirle
Aslına bakarsan en güzel aldanmaları yaşadık seninle biz
Hatırlıyorum da öyle.

Tepelerde otlar yakmışlar, kuzular dolaşıyor dumanların arasında
Bir kızla oğlan geçiyor, birbirilerine iyice sarılmışlar
Kızın ağzında ince bir dal parçası
Dalın ucunda bir tomurcuk, ağzıyla dudaklarıyla beslemiş sanki onu
Öylesine bilmek istiyorum ki ne konustuklarini, ama duymaktan
korkuyorum gene de
Söyle, en son nerde görmüştüm seni
Böyle dumanlar vardı gözlerinde, boynunda bir de
Şimdi gene var
Bileklerinde, bileklerinin renginde
Dudaklarında, dudaklarının
Gözlerinin dolar gibi olması renginde ve
Yorgunsan bir kıyı kahvesinde dinlenirkenki
Üşüdüğün, başını omzuma koyduğun, sonra elele
Bir aski yasamak, bir askin bilinmesinden bambaşka değil miydi
Ve bu ikisini ayıran duman, yani bir aşkı bizim yapan
Bu dumanların hepsi gibi varsın simdi de
Acele etme yoksun belki
Ben herşeyin bir bir yokolmasına o kadar alıştım ki
Ve her şeyin bir bir varolmasına o kadar alışacağım ki
Bilirsin neler için çarpmıyor bir yürek.

Küçüksu çayırını şantiye yapmışlar
İşçiler beton döküyor, demir eğiyor, zift kaynatıyor
Vakit öğleyi geçti çoktan, yemeklerini yemis olmalilar
Coca-Cola’ya doğrayıp ekmeklerini
İşçilerimiz, yarını kuracak olan işçilerimiz
Ben görür müyüm bilmem, ama kuracaklar mutlaka
Coşkuyla çakacaklar her çiviyi, türkülerle dökecekler betonu
Ve onlar
Onlar, diyorum sadece
Bir yolculukta karşılıklı konusan adamların
Parmak uçlarındaki sigaralar gibi şaşkın
Bilmeden ne yapacaklarını
Anlayacaklar ne kadar güçsüz
Ne kadar zavallı olduklarını
Vakit öğleyi geçti çoktan.

Bir tanker geçiyor şimdi de tam akıntının ortasından
Bastanbaşa gül rengi
Kimseler görünmüyor içinde
Neden görünmüyor, bilmiyorum
Yolcu uçaklarına, yük kamyonlarına, fabrikalara petrol taşıyor
Tanklara, savaş gemilerine, roketlere de
Yillarin, yüzyillarin
Bitmeyen vahşetini ateşlemek için
Sanki bu yüzden kimseler görünmüyor ortalikta, utançlarindan
Utancı bilerek yasamak korkunç
Daha korkuncu da var:utancı bilerekten yaşatmak
Gördük hepsini işte, daha da görüyoruz.

Pembeye dönük bir aydınlık, yağıyor usul usul
Bir poyraz çıktı hafiften, kuzeye çevrildi teknelerin burnu
Ve güneş kaydıkça kayıyor batıya doğru, birazdan kan kırmızı bir gök
buğulanacak
Birazdan kan kırmızı bir akşam yağmuru da dökülebilir
Neler olabilir birazdan
Bir uçak geçiyor yaldızdan bir iz bırakarak
İçindeki mutlu yüzleri düşünüyorum
Bir hüzün basıyor gene, ne kadar istemesem de
Çabuk geçiyor
Nerede okumuştum, hatırlamıyorum şimdi, biri mi anlatmıştı yoksa
Mahpusunu kıskanan bir gardiyanı
Ve düşün sevgilim, mahpusunu kıskanan bir gardiyan düşün
Ne kadar acı bunlar
Kıskanıyorlar hepimizi ve kıskanacaklar
Güç iştir çünkü bir tarihi insan gibi yaşamak
Bir hayatı insan gibi tamamlamak güç iştir
Birazdan akşam olacak sevgilim
Bütün heybetiyle akşam olacak
Sevgilim, diyorum, oysa kimsecikler yok yanımda
Bilmiyorum kime sevgilim dediğimi
Bildiğim bir şey varsa
O kadar yeni bir anlamda söylüyorum ki bu kelimeyi
Unutup birden zamanı ve yeri
Onunla bir günü kutluyorum coşarak
Onunla bir günü kutluyoruz sanki.

Edip Cansever
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Ahmet Sadık
    Ahmet Sadık

    Bir de benim şiirlerimi okuyun.

  • Doğa Fendi
    Doğa Fendi

    Üstad döktürmüş, tam Top 100 listesine yakışan bir şiir..

  • Uğur Benek
    Uğur Benek

    Çözülmesi zor bir şair bence.
    Bu buzu eritmeye hararetli güneş lazım.

  • Alpaslan Akdağ
    Alpaslan Akdağ

    Gözyaşları bir örtü, onurla cesaret bir örtü
    Senin upuzun gövden -kapkara saçlarinla-

    usta bir mükemmel şairden dizeler...

  • Sema Özgür
    Sema Özgür

    seni okumak ne güzel edip usta

  • Osmanaytekin
    Osmanaytekin

    -obirtarihci-rumuzlu üyenin yazdığı yorumu okuyunca şaşırdım doğrusu:zira önce şiiri anlamalısınız sonra da şairi tanımalısınız. Ayrıca yanılmıyorsam yirmi yıl kadar önce önce vefat etmiş bir şaire oldukça iyi tavsiyede bulunuyorsunuz(!) Bravo size!

  • Gürhan Ezer
    Gürhan Ezer

    Sıkıcı...Sonuna kadar okuyamadım,okuduğum kısım da zaten bir şey anlatmıyor

  • Hasan Bilgin
    Hasan Bilgin

    Edip Abi..
    gerçek bir şiire hasret kaldığımda uğradığım iki adresten biri sensin..diğeri Turgut Abi
    Şiir,en çok sizin adınıza yakışıyor..Şiire en çok sizin adınız yakışıyor.. ve biz deviniyoruz..deviniyoruz ardınızdan böyle pervasızca...

  • On İki
    On İki

    Edip Cansever şairliğini esirgememiş. Cemal Süreya'nın Göçebe şiirindeki havaya ne kadar da yakın. Bu şiirler, günümüz şiirini besleyen en mühim damarlar. Okunmalı, okutulmalı.

  • Hüseyin Celep
    Hüseyin Celep

    Günün olamasa da GÜNCEL...

    Bin Yıllık Kardaşım

    Bana insanlık dersi vermeye kalkma!
    Bu insanları bin yıl, ben sevdim.
    Ve böyle baktım,her renkten halkıma.
    İnsanlığa,insanlığı ben öğrettim.

    Çünkü sevgiyle yürüdü her işim.

    O,bin yıllık arkadaşım,
    Hatta Kıpçak’ı da kardaşım
    Olan, Nice Agop,nice Hrant,
    Gelmişti üstümüze bir hışım,
    Çapraz fişek,elde tüfek.
    İkimizin de vatanı olan bu ülke,
    Tehlikede
    Ve erkeklerimiz cephede
    İken onlar,
    İhtiyar,kadın,çocuk demeden bizi,
    Yaktılar,yıktılar vurdular, kestiler,
    Camilerde et kokusu, kuyularda cesetler,
    Toprağın altı şalvar,fes,üçetek elbiseler

    Bunlar,komşuydular, arkadaştılar,
    Hatta Kıpçak’ı ile kardaştılar
    Yalnızdık,gariptik,çaresizdik
    Öldük,dövüldük,kirlendik,ağladık
    Ama,kendi yaramızı, kendimiz bağladık.

    Savunmalıydık hem canı,hem vatanı,
    Bitmeliydi bu zulüm.
    Bir boğazlaşma başladı ki
    Geceler kan kustu,gündüzler ölüm.
    Aylarca vuruştuk,karşılıklı kırıştık.
    Çok öldük, çok öldürdük.
    Ve zafer bizimdi,bahtımızı güldürdük.

    Kaybımız milyonu aştı,yandık,
    Bu bir iç savaştı,biz kazandık.

    Yenmiştik vatan üstünde,
    Vatan isteyenleri.
    Kaçıp gitmekti tek çareleri.
    Suçluydular,yenildiler,gittiler.

    Kaybedişin öfkesi,
    Sinmişti ete kemiğe.
    Bütün ihanetler,
    Nasıl ki meyve vermezse,
    Nefret torbasında kaldı,
    Onlarınki de.

    Ey bin yıl dokunmadıklarımız,
    Yine de yaşardık sizinle,
    Binlerce yıl kardeşçe;
    Rus’la bir olup,
    Vurmasaydınız bizi kalleşçe.

    Ve kalanlar hala iyi yaşıyor.
    Biz unuttuk herşeyi,
    Ama onlar yarayı kaşıyor...

    Yenilenler ne yapmalıydılar?
    Dünyayı kandırıp
    Bize çamur atmalıydılar.
    Batılılar da Lozan’ın,
    Rövanşını almalıydılar.
    Onlar için,
    Her zaman Ermeni masum,
    Türk ise en büyük hasım.

    Şimdilerde bir bir,
    Karar çıkarıp meclislerinden,
    Bize kefen biçiyorlar,
    Yok etmeğe ant içiyorlar.

    Ey iki yüzlü Batı ve Batıcılar,
    Kimdi,hangi vatandaşımızdı,
    Doğuda, ordumuzu arkadan vuran?
    Kimdi haksızca, günahsızlara kıyan,
    İhtiyarları, kadınları çocukları,
    Soyup anadan üryan,
    Diri diri camilerde yakan,
    Soyumuzu kıran? ....

    Kimdi daha dün,
    Binlerce insanı,
    Akdere’de Kelbecer’de,
    Karabağ’da doğrayan?

    Şimdi sürgünde milyonlarca insan,
    İşgal aıltında bir vatan,
    Ve hala ağlayan Türk Azerbaycan…

    Ardında dullar, yetimler,gaziler,
    Bırakıp gitmiş binlerce şehitler.
    Kimdir soyu kırılan?

    Onlar için,kaçınız yürüdünüz?
    Kaçınız bağırdınız,
    Hepimiz Memmed,hepimiz Türküz?
    Söyle,Cengiz,Oral,Yaşar,
    Gülay,Ahmet,Elif,Orhan…

    Kimin haddine, Türk'e sövmek,
    Canileri övmek?
    Elbette olacak,bir hesap soran.

    Haklısınız, hepiniz Hrant,
    Hepiniz Ermenisiniz.
    Öyleyse bu zulmün hesabını,
    Siz vermelisiniz…

    Hüseyin Celep-2007

    Bu şiirin hikayesi:

    *Hepimiz Türküz*
    ****Atatürküz

TÜM YORUMLAR (27)