Aşk Deme Eylül Şiiri - Ömer Yücekaya

Ömer Yücekaya
124

ŞİİR


4

TAKİPÇİ

Aşk Deme Eylül

Bana mukayyet ol eylül
beni kolla
Yoksa…
Bire kırk verecek mutsuzluğum
En onulmaz acının yamacına otağ kurup
göğ ekin gibi biçileceğim
Tuz basacağım dikiş tutmaz yaralarıma
Geç kalırsan, eylül
Geç kalırsan
Yalnızlığım kırk yıllık karım olacak
Buza kesmiş yataklarda

Bir bilsen eylül
Bir bilsen…
Nasıl çok bulutluydu elleri, nasıl serin
Elleri, ilk kar huzuru
eller i, sincap ürkekliğiydi
Kim bilir kaç kadeh kırmıştı o zarif ellerinde
kaç sigara söndürmüştü
Dokunsan ağlardı parmak uçları
Elleri bir günah kadar davetkar
haram kadar albenili
Ellerini tutabilmek için
Cehenneme girilmeli

Ya yüzü eylül, ya yüzü…
yüzü bir göç yoluydu.
Sadece kuşların bildiği
Yüzü ilk habercisiydi, kırk ikindi yağmurların
Yüzü bazen çıkmaz sokak
Bazen ıssız bir vaha
Yüzü her parçada kendinizi gördüğünüz, kırık bir ayna
Nü bir tablo,
her ressamın ölmeden önce çizmek istediği
Yüzü biraz Milana, daha çok Nilgün Marmara
Yüzü ki eski bir eylül
Yüzü “Kürk Mantolu Madonna”

Gözleri…
Gözlerini yazmadan olmaz şimdi
Gözleri ela bir orman
Biraz uzunca baksanız gözlerine;
sanki yeşilini yitirmiş bir sonbahar yaprak döker gözlerinde
Gözleri yitik bir adres, postacıların bilmediği
Kırılmışsa bir şeylere, iki namlu gibi doğrulur gözleri
Ve göğsünüzü deler geçer
İki yivli mermi…

Onunla güzelleşirdi o sokak, o ev
Birkaç basamak sonra,
gözleri ile karşılaşmak paha biçilmezdi
Kafes kuşları gibi çırpınırdı kalbim
Bir sarılırdı
çiçekler fışkırırdı bu şehrin sokaklarından
Acele öpüşlerle yudumlarken tenini
Belki bir daha öpemem diye korkardım

Ah eylül
Okyanusa koşan nehirler gibiydik
Onun, d/illere destan güzelliği
Benim boyumdan büyük sevdam
Cümle günahlardan arınıp, sözcüklerle sevişirdik
Nasıl y/akışırdık aşka
nasıl güz/eldik
Aşkın g/özü kördü
Biz aşka aşık iki körebe idik

Ben k/ırkına merdiven dayamış bir çınar
O d/alları çiçeklenmiş kiraz ağ/acı
Aşkta çıt kırıldım iki yufka yürek
Kavgada kızılca kıyamet iki savaşçı

O l m a d ı eylül
Olmadı…
Ya gözlerinin labirentinde şaşırırdım kıblemi
Yada onun dağları geçit vermedi!
Benim erken gelip, onun geç kaldığı bu limanda
bütün kapılar bize kapandı
Afrika gibi açlıktan kırıldım da
aç kalktım o kuş sütü eksik sofradan
Zehriyle sevişen yılanlar gibi seviştim acılarla
kavuşmak için çabaladıkça
ayrılık öptü iki kaşımın arasından

Beni topla eylül
Beni bütünle
Yoksa…
Yumruğum un izi kalacak, kırılan camlarda
Betim benzim, Van Gogh’un ölüm sarısına boyanacak
Gövdesinden kırılan ağaçlar gibi devrileceğim
Kanlı bir kılıç gibi küfleneceğim kınım da
Ya İsmail olup, kör bıçakla kesileceğim
Yada kendimi kurşuna dizeceğim

Ah eylül
Sanma ki unuttum…
Kaypak bir kıvılcım olmadım o kallavi orman yangınında
Çatır çatır yandım da, hep onun rüzgarı esti saçlarımda
Toz kondurmadım sevdama
Halel getirmedim
Dere yatakları gibi kurudum da!
Ne fingirdek yağmurlara minnet ettim
nede başka denizlere döküldü nehirler im

Aşk deme eylül
Aşk deme…
Sırtındaki kedi patisi izleri bile özledim

Ömer Yücekaya
Kayıt Tarihi : 13.8.2019 14:31:00
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!