Anne Ben Artık İyiyim Şiiri - Murat Kapk ...

Murat Kapkıner
16

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Anne Ben Artık İyiyim

anne ben artık iyiyim
perhizim kaldırıldı
yüzlerim artık yamulmuyor
yüzümde bir şirin tebessümü
yüzlerim düzgün
artık kabus görmüyorum
takıldığım ufkuna
sürekli bayram hilalleri gön
..........
..........

Murat Kapkıner
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Emin Akduman
    Emin Akduman

    Şiir olarak bilmiyorum....ama anne olan her ağlama güzeldir

  • Lara Açanba
    Lara Açanba

    aslında ilk okuyuşta...bir kaç yer değiştirilmeli diye düşünüyorsunuz...sonra hayret verici bir şey oluyor..iyi olmaya başlıyor...öylece...olduğu halde...kuvvetli bir şair...hissedilmesi zor aama...imkansız değil...

  • Lara Açanba
    Lara Açanba

    bir şiir hakkında yanılmaktan korktuk en çok...o sebeple...iyi olmak adına bir şiir yazılacaksa...annelere ithaf edilmelidir....bugün...yarın ve sonra...onlar emin olmadan uyumamalı...ölmemeli...çok etkileyici bir şiirle tanıştım....sevgilerimle

  • Lara Açanba
    Lara Açanba

    odanın orta yerindeki soba yanı başına kadar gelmişken…dışarıya çekip çıkarmışlardı….o güne kadar bilmediği korku ile tanışmasıydı bu…sürek avına çıkmayı sevdiği kadar…kaza kurşunlarının neyin peşinde olduğunu iyi bilirdi…ölen sevgili babası gibi…
    …hiçbir laboratuarda keşfedemediği yaşam formlarına ayakta ve çıplak gözle dokunmaktı bir bakıma av…yakalamadan önce…en hassas radarlarla takip…tespit …atıştı…kordonunu keserlerken unutmadan arkasına bakan eski yüzlü bir geçmişi vardı…aldığı eğitim…daha az konuşmasına sebep olurken…fazlasıyla ağırlaştırmıştı……bir yük…gece gündüz…taşınması gereken…
    …evin arka odalarından birini ona ayırmışlar… çalışırken… rahatsız etmezlerdi…kendine ait bir dünyaya sadece o girerken…korkuyu da bırakırdı oracıkta…çekinmeden alırdı sırtına her geçen gün ne kadar ağırlaşsa da alırdı …kapatırdı kapısını…
    Bildiği ve tanıdığı her iki kelimeden biri… gittikçe yabancılaşırken…bir savaşın tam orta yerinde balık tutmakta olan iki arkadaşın yanına gidecek bir öykü saplanırdı kaleminin tam orta yerine…değiştirirdi…bir başka kalem ne fark edecekse…yine atardı çöpe…
    …imkânsızı severdi ( kelime olarak)… akıcı ve sıcaktı diğerlerinden… öyleyse…bir yolu olmalıydı…imkansızlığa varan bütün ihtimalli yolların…ana haritasında keşfettiği bir açık alanda…peşine düşerken…ihtiyacı olan ne varsa topladı… sevdiği müzikleri indirdi…en sevdiği beresini taktı…çadırını…suyunu…yiyecek… …babasının sadık köpeğini
    …avcı başıydı…sırtındaki …en ince uçlu bıçaktan bir kemer tokasını andıran kelepçesini çıkarmadan…savunduğu her şeyi ondan habersizce saklamışlardı…şimdi bulma zamanıydı…hizada bekleyenler…kopayın çığlıklarına aldırmadan…işkenceden hiç geçmemiş lüks bir ömrün…mutfağına oturmaya öyle hevesliydiler…annesine çok benzeyen gözlerinde …hiç intikam olmazken…neydi ki bu…
    sesine ait izleri silmişlerdi önce…dağ keçilerine benzer ayaklarını yıldırmak adına…tabanlarına kadar rast gele dağıtılmış…intikam…en seri haliyle işaret beklemekteydi… vesile olmadan başını eğmek neydi…
    …peki umut…
    ne vakit kahramanlara sunulmak istense..asayiş hüzünle eteklerini uçururdu rüzgarda…neydi peki intikam…vazgeçmemekti…öyle öğrenmişti…öyle bilirdi…karanlığa ait izleri en ışıksız avlarla yapmaktı ki…güneş doğmadan…insin…şiirler vadisine…kıpırdamadan ve eteklerinde binlerce asılı çocuk…uyanmadan…köprüler toplanmalı…kapılar örtülmeliydi…
    …bir yeni cadının masallarına ait sınırları kaldırıp atmaktı… intikam…ölümsüzlüğüne inanan…manevi bir suretin…el yordamıyla aranması iken…buluvermekti karşısında…susup…girivermekti şehrine ölümün meleklerine inat…habersizce…LaraAçanba…02.03.2011

  • Fikret Şahin
    Fikret Şahin

    Evet,işte büyük kayıp burada.!!!

    Yanlış kişi seçici kuruldan çıkmış; Sayın Sinyali
    hala seçici kurulda yer alıyor olsaydı,eminim ,her yönüyle çok daha tatmin edici şiirler görecektik bu sayfada...
    Kurulda ne dolaplar dönüyor veya seçim üzerine ne savaşlar veriliyor bilemeyeceğim ama işte tam yüzden ayrıldığını tahmin edebiliyorum.

    Saygılar

    Fikret Şahin

  • Hasan Büyükkara
    Hasan Büyükkara

    Hayal, Sayıklama ve Rüya...

    Hayal kurmak, kurutur insanı...Hayal illaki putların mısra yapılmasıdır...Hayal kuran ve kurmaya davet eden ve bu yüzden kurgulanan şiirleri sevmem..Hayal kuran şiirlere nisbetle sayıklayan şiirler iyidir,..Hele ki 40 derece ateş içinde sayıklıyorsa daha bir tercihimdir...Bununla beraber yani maâmafiiihhh...; Rüya gören ve rüya gördüren şiirlere bayılırım

    Sayıklamalar ve rüya arasında med cezir yapan bir şiiri örneklersek, ola ki meramımız daha iyi anlaşılır

    Saygılarımla

    Tahta At

    Dostlarımız geldi hafif danslar geldi
    Şeker verdik aslan yeleleri aldık kırk kapı açtık
    Kırk kapı açtık Mavi Sakal öldü
    Kırk odanın içinde güzel aslanlar güldü
    Sen güldün Asya güldü hafif danslar geldi

    Gel kalbini saat yap odamıza
    Saatin içine kutsal sözler yaz
    Güneş yap aşka güzel ölümleri uslu ölümleri
    Gel mesut odalar içinde çözül güzel bulmaca
    Güzel ve mağrur ve katil

    İç dünyamı ikili susmalarla bölme
    Şiir günlük konuşma dilimiz
    Kıskançlığımdan örülme bir perde
    Perdeye çarpan beş deniz
    Kuvveti yok bende itham etmek hakkından önce

    II
    Dostlarımız geldi sağlam izleri var karda
    Yapacaklarının yapılabileceği iyi öğretildi onlara
    Ve sağlam kutular içine koydular gölgelerini
    Karışık bir ses teller üzerinde Londra
    Gel bu gece görülmemiş bir şey olacak

    Yanlış bir dağın altından yanlış bir su çıkarsa
    Kaybolursa taşlar içinde taşlar getiren taş bir bulut
    Eşkiya heybesinde çizgili kayığa asıl
    Merhametin bildik kaynağı eşkiyalar
    Kıldan ince çarpık bilgileri unut
    Sessiz derin sonsuz yaslı duvarlar önünde
    Türküler içinde en şen en senin olanı söyle

    III
    Aşk kadar nazlı saat kadar gerçek
    Bir bülbül bakıyor bana doğru
    Boş oda kadar tedirgin tehlike kadar güzel
    Bir bülbül içimde sedefle kaplanıyor
    Payıma korkarım eşsiz bir azap düşecek

    Dostlarımız geldi öldü büyücüler
    İnsanla peygamber arası basık bir gürültü içinde
    Korkunç ilgiler döner dolaplar
    Sedef gurur ve inat içinde

    Seni bana getirsin ölüm yatağımdayken
    Kırık ayaklı tahta at…

    Sezai Karakoç

  • Mehmet Turgut
    Mehmet Turgut

    Dardayım hey aney'in şiirsel versiyonu

  • Tayyibe Atay
    Tayyibe Atay

    'yerine getirilmeyeceğini bile bile
    vasiyetimi yazdım bu gece
    mesela
    “annemin karnına gömün beni “ dedim
    ölünce...'

    evet şair,ölümü bekliyorum ben de işte!:))

    ve bazen düşünüyorum:

    ilk ölen insandadır ölmenin vebali....yani diyorum ki,ardından gelen ölümler,ölenleri özlediğimiz içindir...bir nevi ziyaret işte!..

    :)))))

    of ya....neler düşündüm şimdi,neler...derdim ise,düşündüklerimi kaleme dökememek...

    ve hayat
    çoğaldıkça eksilmekten ibaret...

    ha çok olmuş aynadaki yüzüm
    ha bir tane...

    neye yarar ki yüzüm
    kavuşamadıktan sonra 'birtanem'e...

    :))))

    herkese saygılarımla...

  • Onur Bilge
    Onur Bilge

    Anne Ben Arttık iyiyim

    anne ban artık iyiyim
    perhizim kaldırıldı
    yüzlerim artık yamulmuyor
    yüzümde bir şiirin tebessümü
    yüzlerim düzgün
    artık kabus görmüyorum
    takıldığım ufkuna
    sürekli bayram hilalleri göndermiyorum
    yorgun gözlerim
    mektuplar göndermiyorum
    senden bana hergün
    bütün telefonlarda sesin
    yok artık bütün plakalarda adın adresin
    keskin bir tek fırça kalmadı
    tek renk kullanıyorlar tablolarında
    bütün çizgilerim ufki
    şiirim artık uzak doğu
    tek hece
    giden yedi sesin yerinden
    gerçi münker
    ama bir tek ses verdiler
    sayhaten ve ahide
    bütün seslerim sur
    karlı dağlarda kaldı kurt
    anne ben artık iyiyim
    hem kendime iyi bakıyorum

    Murat KAPKINER

    Anne Ben Arttık (Artık) iyiyim (İ neden küçük?)

    Anne ban artık iyiyim. Perhizim kaldırıldı. Yüzlerim artık yamulmuyor. (İnsanın bir yüzü vardır ama ruhsal nedenlerle o zamana kadar aynaya her baktığında farklı yüzler görüyor veya kendisini başkaları zannediyor olabilir.)

    Yüzümde bir şiirin tebessümü… Yüzlerim (Yüzüm) düzgün… Artık kabus (kâbus) görmüyorum. Takıldığım ufkuna (Sana, sılaya) sürekli bayram hilalleri (Üç hilal… İdeolojik sembol…) göndermiyorum. Gözlerim yorgun…

    Senden bana hergün (her gün) mektuplar (geliyormuş gibi hissetmiyor, geldiğini farz etmiyorum. Bu şekilde avunmaktan vazgeçtim) göndermiyorum.

    Bütün telefonlarda sesin, bütün plakalarda adın adresin yok artık. (Uzaklarda olanlar, o kadar hasret kalabilirler ki ruh sağlıkları ciddi bir şekilde etkilenir. Manik depresiflerde olduğu gibi baktıkları her yerde sevdikleri aile fertlerini görmeye başlarlar. Onlara, “Sizi her zaman televizyonda seyrediyorum.” diyebilirler telefonda. Onlar öyle sanmaktadır. Yüzlerinde tek ifade vardır. Yüzleri betonlaşmıştır. Almanya’daki Türklerden çoklarına ‘beton surat’ teşhisi konmuştur.)

    Keskin bir tek fırça kalmadı (başka renkleri de sürmek için) tablolarında tek renk kullanıyorlar. (Her yer karla kaplı olabilir veya sisle… Hayat, canlılığını kaybetmiştir. Belki ona göre ülke sisler içindedir. Karanlıklar içinde... Sabırsızlıkla beklemekte olduğu güneş bir türlü doğamamıştır. Ruhlar âlemi de duman rengidir. Her şey flu… Belirsiz… Renksiz, tatsız tuzsuz, tekdüze…)

    Bütün çizgilerim ufki (Uzaklara bakmaktayım. Geleceğe… Güzel ve mutlu günler düşlemekteyim, ülkem, biz ve tüm Türkler için…), şiirim artık uzak doğu (Orta Asya… Kökenimiz…) (ve) tek hece (TÜRK)…

    Giden yedi sesin yerinden (Sağ, sol, ön, arka, alt, üst ve iç olmak üzere sesin yedi geliş yeri vardır), gerçi münker (Kabirdeki iki meleğin sesi olabilir.) (MÜNKER: (Nekr’den…) Kabul olunmayan, beğenilmeyen, inkâr olunan, yapılması şeriatça uygun olmayan…) ama bir tek ses verdiler sayhaten (Sûr’un üfrülmesi…) (SAYHA: Bağırma, nara…) ve bütün seslerim (Sesim kesildi. Artık konuşma hakkım yok!) ahide (Ahdime sadık kalmam mümkün değil.) (anlaşmaya, sözleşmeye) sur…

    Kurt (Bozkurt), karlı dağlarda kaldı (Ülkesi uğrunda mücadele ederken öldü. Şehit oldu.).

    Anne ben artık iyiyim. Hem, kendime iyi bakıyorum

    ***

    Bu şiir, bir sayıklama değil, ölümü tefekkür şiiridir. Şairin, ölümünü tahayyülü... Yarım kalan düşleri... Geride bıraktığı tek tutanağı olan anasına ölüm ötesinden seslenişi...

    Mutluluklar...


    Onur BİLGE

  • İbrahim Eroğlu
    İbrahim Eroğlu


    Yarın yalnızlığımın ilk günü,
    Yine denize koşacağım; mavisiz yaşayamam.!

    Ki, alışkanlık; anahtarı kaybolmuş bir kelepçedir düşlerimde.

    Gözlerime ağlıyorum,
    beni en çok onlar anladı....

    ..
    kutlarım şairi
    seçki kuruluna teşekkürler

TÜM YORUMLAR (23)