Anılarına Saygıyla

Mustafa Erdal Güzeldemir
200

ŞİİR


4

TAKİPÇİ

Anılarına Saygıyla

Artık klasik olan filmleri izleme olanağını veren “evde istirahat” günlerinin, bir şekilde fırsat yaratması da iyi oldu, geçmişi hatırlamamıza. O filmlerde gençliğimizde yaşadığımız şehirler, semtler, sosyal yaşam ve insanlar. O günleri bize getiren, ya da o günlere dönmemizi sağlayanlar; “artist”ler.
Bu vesileyle kendisiyle oldukça genç yaşlarda tanışma fırsatını da bulduğum Tarık Akan’ı anımsadım ve O’nun aramızdan ayrıldığı gün düştüğüm notu.
Paylaşmak o eski günleri ve yazdığımı, bir “vefa” düşüncesinden kaynaklandı. Dilerim o “zamansız evren”de, daha bir çok sevdik ve bildiklerimizle durumlarından memnun haldedirler.
Anılarına saygı ve sevgiyle…(20 Nisan 2020)

“Bir sanatçının ardından
18 Eylül 2016
Bugün "Yüz yüze"yi izledim, NTV'de.
Bugün Tarık Akan zamansız evrene uğurlanacak.

Bugün ses sanatçılarını, aktör ve aktristleri izledim, tv'de. Bu vesileyle.

Bir ara eşim, elinden destek verilince yürüyebilen torunumla birlikte gittiğim bakkaldan gazete alıp dönerken çektiği video görüntüsü izletti bana.

Ve şimdi bir kanalda "İstanbul sokakları"nın şarkısının nağmeleri geliyor, hafiften, kulaklarıma.

İçim titredi.

Hepsi kurgulanmış bir sürecin birer planları sanki, geçmişi bana hatırlatan. Beni içine çekmeye çalışan bir girdabın kenarında hissediyorum kendimi. Ya da ayağımı çekmek istemeden adımımı atmaya hevesli kılan bir düş-anı çavlanına kapılma isteği.

Hepsi gencecik, sesleri, fizyonomileri henüz daha şöhretlerinin tazeliğini taşıyor. 'Bugünkü görseller olmasa mıydı keşke' diye aklımdan geçiriyorum. Bugünkü görüntü ve seslerini algılamak ve önceki ile karşılaştırmak! Sanatkarlar için çok zor olsa gerek diye düşünüyorum.

Ben seneler önce fotoğraf çektirme ve eski fotoğraflara bakmayı bıraktım. Eşim, "şu eski fotoğrafları bir düzene sokmuyorsun" der aklına geldikçe. Ben geçiştiriyorum. Koridorda eşim ve iki kızımla birlikte otuzlu yaşlarımızda çekilmiş bir fotoğrafımız asılı. Ve, zamanın ne kadar hızlı geçtiğini hatırlamaya neden olması ile içimi acıtıyor.
Sözlerini hatırlamadığım ama hep ertelememize neden olunanları anlatan şiiri anımsıyorum. 

Bugün dinlediğim şarkılar, izlediğim filimler geçmişi anımsatan ve torunumla olan videoyu izlemek...
"İmkansız" diyor şu anda ses sanatçısı, "seni görmem imkansız", sanki içimden geçenleri açığa vurmak istercesine. 

Seneler ne çabuk geçti, ne kadar acele ettiler. 

"Mi?" diye de kendime sormadan edemiyorum.
Ulaşılan her nimetin, her olanağın bedelini ödeyenler ne demek istediğimi anlayacaklardır. 
O güzel, yakışıklı sanatçılar; o güzel şarkılar...
Ah o şarkılar.
Şimdilerde hep içimde bir kibrit alevi anılarımı ateşleyen, parlatan ve yangın yerine çeviren, yüreğimi.
Seksen küsur yaşındaki annem, aynaya bakmasa kendini onsekiz yaşında hissettiğini söylüyor.
Gözlerimi kapatıyorum ve elli yıl önceye dönebiliyorum, her anı bir ömre bedel, bir tek o an için, o anlar için ömrümü verebileceğim.
Ama, ama o günlerden başlayarak geri dönmek için yaşama, "hayır" diyerek gözlerimi açıyor ve hızla "an"a geri dönüyorum.

Torunumla el ele yürürken, içim titriyor gerçek karşısında; O büyümeye, hayat mücadelesine adım atarken, ben geriye adım sayıyorum küçülmeye doğru, onunla birlikte yalpalayarak.

Doğanın güzel ve mucize gerçeği.
"'Zaman’sız evren" diyorum ben göç edilen yeni yaşama.
"İnanan" için.
Ne güzel değil mi; dakika, saat, gün kavramı yok. Bir gelecek beklentisi yok.
Hırs, ihtiras vd yok.

Ve ne kadar çok tanıdığımız göç etti değil mi?
Yani orada yabancılık da çekmeyeceğiz.

Çok, uzun yaşamak mı, iyi ve güzel yaşamak mı?

Keşke bize sorulsa idi.

İstermiydik gerçekten?

Belki de olayın mucize yanı bu.

Mustafa Erdal Güzeldemir
Kayıt Tarihi : 29.11.2020 00:57:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!