-***Alp Er TUNGA DESTANI (Gülce-BAHÇE)

Harun Yiğit
210

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

-***Alp Er TUNGA DESTANI (Gülce-BAHÇE)

Alp Er TUNGA DESTANI (Gülce-BAHÇE)

Harun YİĞİT

(A) sırlar öncesi şu insanoğlu
Ö(L) dürerek yaşamaya alışmış
Ya(P) tıkları katliamla övünüp
Ülk(E) ler fethedip alem dolaşmış
‘’Kade(R) ’’ deyip birbiriyle dalaşmış

Bazen (T) oz konarsa hakan tahtına
Rüzgâr (U) ğultusuyla gelir savaşlar
Yıkılır (N) ice konaklar
Kanı akar (G) ençlerin oluk oluk
Kin yazdıl(A) r gelen çağlara

Alp Er Tunga destanına gelelim
….Doğru okuyup da doğru bilelim
…..Gerçeği bozmadan biz anlatalım
……Anlatalım oğul, uşak; nesil nesil, kuşak kuşak
………Tarih bize, biz tarihe kavuşak,
………Zaman deli toynak, su başında duruyor
……….Akreple yelkovan sonsuza kuduruyor
………..Dün bugün olanda,
………..Asırlar bir Gülce’ye oluk oluk dolanda

Hani var ya, bilirsiniz:

‘’ Alp Er Tunga öldi mü
İsiz acun kaldı mu
Ödlek öçin aldı mu
Emdi yürek yırtılur ‘’ diyen destanda
Yiğitler yiğidi Alp Er Tunga
Öğrenelim neler etmiş?

‘’Ay oğul
Bir gerçek var ki
Unutma
Unutturma sakın
Bu gerçeği
Anlat oğluna, kızına
Onlar da anlatsınlar çocuklarına
Şunu iyi bil oğul;
Sen yazmazsan
İranlı Firdevs çıkar
Tersine çevirir tarihini
Mertlik diye sunar kalleşliği
Yaşadığı bile meçhul
Bir hayal kahramanı
Zaloğlu Rüstem’i
Türk kahramanıymış gibi
Yutturur bize!
Ben anlatayım sen dinle’’

Ve
Bir gün
Medleri
Esir aldı
İsyancı Persler
Bunlar kural bilmez
İnsanlıktan nasipsiz
Hiç terlemedi döşleri
Yağmalamaktır tek işleri
Ödlektirler, arkadan vururlar
‘’Arya’ dedikleri yağmacı bunlar.
Gizli gizli saldırıp Türklere
Kalleşçe kanlar akıttılar.
Çok ocakları söndürüp
Yürekleri yaktılar
Sinsidir Aryalar
Kalleş ve hırsız
Gözü kara
Utanmaz
Arsız
Dır

Gün
Geldi
Ölünce
Zalim olan
Perslerin şahı
Arya padişahı.
Turan yurdu kağanı
Duyar duymaz bu haberi
Toplayıp Türk Ulularını
‘’Devran döndü artık zamanı geldi’’
Diye kükredi,
Attığı nara
Yeri göğü deldi.
Biz anlatalım
Aslan yeleli
Yiğitler yiğidi
Alp Er Tunga’yı
Boyu servi gibi göklere uzar
Fil kadar güçlüdür bastı mı ezer
Aslan pençesiyle düşmana mezar
Kazar imiş Alp Er Tunga

Yırtıcı bir kılıç gibi keskindir dili
Beş küreğe bedel kocaman eli
Kafası kızınca deli mi deli
Tozar imiş Alp Er Tunga

Enseden aşağı upuzun saçlı
Aslan yelelidir kudretten taçlı
Çakal gibi çevik, fil kadar güçlü
Ezer imiş Alp Er Tunga

Söyle; bal yapmadan ölür mü arı?
Dörtnala koşarak geçmiş suları
Cenk meydanında çok orduları
Bozar imiş Alp Er Tunga

Sevdiğini sakınırmış goncadan
Yaptığını düşünürmüş inceden
Kalleşliğin kokusunu önceden
Sezer imiş Alp Er Tunga

Her sabah ufukta ağarırken tan
Döküldü kan, telef oldu nice can
Yiğitliği ile tarihe destan
Yazar imiş Alp Er Tunga

Ve
Savaşın
Hazırlıkları
Yapılırken bir yandan
At sesleri gelir meydandan
Türk kağanının öteki oğlu
Alp Arız, Babası Peşeng’e bağlı
Bir telaşla gelir saraya
Biraz korkak olsa da
Girmek istedi araya
…………‘’Sen Türklerin büyüğüsün.
…………….Savaşmayalım’’
Diyerek endişesini anlattı.

*

Bugünkü göçlerle, savaşlar, kıtlık
Kaç asır sonraya taşır yarını

Öfkedir yok eder şu insanlığın
Daha yaşanmamış ilkbaharını,

Yürekten yüreğe nakışlandırır
Kan çiçeği açan ağaçlarını

Gökyüzü, yeryüzü yapamamıştır
Komşunun komşuya yaptıklarını

*
Turan Kağanı Peşeng girer söze
Söze girerken ‘’Barışık ol kendinle’’
‘’Dinle oğul, bilirsin Arya’ın yaptıklarını bize
Bize nice acı ve zulüm saldılar
Saldılar çakalları başımıza
Başımıza geçsin Alp Er Tunga
Tunga, avda aslandır
Aslandır, pençesiyle saldırır avına
Avına fırsat vermez, bunu böyle bil
Bilgelikleri Tanrı ona verdi
Verdiği gücün en kudretlisi fil
Fil gibi güçlüdür her savaşta
Savaştan galip çıkın
Çıkın da,
Medlerle Pers çingenelerinden oluşan
Varın İranlıdan alın atalarımızın öcünü’’
Der
Peşeng
Oğluna
……..‘’Varın gidin
……….Ovalarda
…………Otlar bitince
…………..Ordunuzu Amul’a
…Yürütün İran’a doğru’’
Er kılıcı çalmak gerek
Akan sular kan boyansın
Vur kılıcı ölmek gerek

Aşınızı yiyin için
Döşünüzü siper açın
Meydan yiğit görsün hele
Ar namusu bilmek gerek

Zulüm gördük zalimane
Ölüm verdik hane, hane
Mübarek olsun kazanız
Var öcünü almak için.
Gün
Geldi
Baharda
Türk ordusu
Alp Er Tunga’nın
Emrinde orduyla
Yürüdüler İran’a
İki ordu karşılaştı
Türk kahramanlarından Barman
Çekti kılıcını: ‘’Hodri meydan’’
Kimse yanaşmaz İran ordusundan
İran’lı kumandanın kardeşi
Yaşlı Kubât çıktı meydana
Yem etmedi kardeşini
Türk savaşçı Barman’a
İki yiğit birbiriyle yarıştı
………Barman kargısıyla Kubât’ı yendi
………….İran’lılar buna karşı direşti
‘’Bu dövüş burada bitmedi’’ dendi.

Türk ve İran orduları vuruştu
Eşi görülmemiş bir savaş oldu
Nice başlar kopup yerlere düştü
Alp Er atık amacına erişti
Bir çok anaların gülleri soldu
Bundan sonra gelmeyecek barıştı
Ve
Mağlup
Düşünce
İran şahı
Zeva dağına
Çekti ordusunu
Ölüm senin avcındadır, sen onun avısın
Sakındığın candadır, sen canın evisin
O düşmanın, affetmez, yumma asla gözün
Hayat veren al kandadır, sen onun devisin.

Türk ve İran orduları iki gün
Durup dinlendiler dağlar başında
Körpecik gençlerin cansız bedeni
Diz çökmüş analar ağlar başında

Nihayet
İran ordusu
Bozulunca o gece
Sığındı Deshir kalesine
Göz koymuş Şah’ın kellesine
Kuşattı o kaleyi
Her yandan
Turan Kağanı
Alp Er Tunga

………Bunu duyunca
………..Kâbil’in Padişahı
…………Binlerce Arya Çingenesini
………….Bir araya topladı
…………..Kalleşçe saldırdı Türklere
…………....Kesti kafa, kol.
Bu duyulurda
Durmak olurmu?

Öfkelendi Alp Er Tunga
Şah’a orda Kılıç çaldı
Düşman ile vuruşarak
Topyekünce esir aldı

Az geçti
Uz geçti
Alp Er Tunga
………..Ne
…………..Duysun?
……………..Olanlar
………………..Çoktan olmuş

İnsanları yedirip de içiren
Saraydaki tutsakları kaçıran
Öz kardeşi Alp Arız’ı öldürdü

Zev denilen biri İran başına
Geldi ama bakmadı göz yaşına
Beş ay milletin, kan döktü aşına
Gece gündüz saldırdı ha saldırdı

Kan
Akıp,
Can gider.
Bunca savaş,
Bunca kıyımlar,
Olur da;
Olmaz mı kıtlık?
………Olan oldu bir kere
…………..Kan döküldü boş yere
……………İnsanlar usanmıştı
……………..Çok canlar vere vere.
Kapılara kıtlık gelip dayandı
Bu da yetmez gibi insanın soyu
Tükenecek diye korkulur oldu
Birleşti Kağanlarla, şahlar
Oturup bir masaya
Barış yaptılar
Sonunda.

Savaşa
Alışmış insan
Burnunda kan kokusu
Ruhunda can korkusu
Dolaşır oldu
Birlikte

Az
Gitti
Uz gitti
Bizim barış
Ne de tez bitti
İran şahı Zev ölünce
Barış da öldü böylece.
Yine kalleşlik
Yine bilmece
Düşüldü bir girdabın içine

Uluların ulusu
Turan Ulusu Peşeng
Haber saldı oğlu Alp Er’e
………….‘’Ceyhun’u* geçip
……………..İran tahtına otur’’ diye
Yapıldı bütün hazırlıklar
Alp Er kızıp yola çıktı
Bunu duyan İran’lı
Kalleşliği fırsat bildi.

Ordusunu topladı Alp Er Tunga
Dehistan’dan Rey’a geldi
Başına tacı giyip
İran’a hakim oldu.

…….…Gel zaman git zaman
………….Kalleşçe fırsat kollayan
……………Keykavus
……………..Oturmak için İran tahtına
……………….Kalleşliğin her türlüsünü
…………….…..Dünden hazırdı yapmaya

Günü gelince Keykavus İran’ın tahtına geçti
Kalleşçe kılıç çalarak binlerce insanı biçti

Toplandı Persler, Türkler ile bir savaşa girdi
Keykavus’un İçini büyük korkular sardı
Ne de olsa aklında taçla taht derdi vardı
Günü gelince Keykavus İran’ın tahtına geçti

Eğlenceye düşkün idi yeni Şah
Ne aman dinledi
Ne de ah

……..Fırsat gelirde
………Araplar boş durur mu?
………..Kalleşe de kalleşlik yapılırmış
…………Bir yolunu buldular
……….….Keykavus’u tutsak aldılar
………..….İran birden karıştı
……………..Yürüdü kalleş kalleşin üstüne

Tüm İran’ı karıştırdı eğlence ve aşk oyunu
İran’lı öğrenemeden Türk Kağan’ın huyunu
Ordusuyla yola çıktı yok etmek için soyunu
Kalleşçe kılıç çalarak binlerce insanı biçti

***

Seyhun,** Ceyhun ve Aras’da akan
……..Bin umut çizgisi
………..Aral, Hazar, Van gölünden
………….Bin umut su kuşlarında
……………..İnsan yüreğinde öç, kin. nefret
……………….Zaman tünelinde coğrafya
…………………..Ey yüreğim sabret!

Su taşırım su
………Hazar’dan Van gölüne
………….Atımın nal sesleri böler geceyi
…………….Çözer Kervankıran mevsimleri
………………Boy boy, soy soy
………………….Uzanan şu bilmeceyi

Bir rüzgârdır eser batıdan doğuya

……………………..Mevlana’dan ney sesi,
………………….Yunus omzunda heybesi
………………Heybe içinde alıç meyvesi
……………Hoşgörü, esenlik, sevda yüklü
…………Ve Acem güzellerinin gözlerinde aruz
……….Gazeldir, kasidedir yağar
…….Yağar da bayram eder ruhumuz…
….Gelinler gider düşlerinde barış
…Asya’dan İran’a Anadolu’ya
Gök boncuk gelinler…

Kahramanların elinde oyuncaktır tarih
…..Kahraman yoğurur zaman teknesinde tarihi
………Veya
………….Tarih dişi, tarih doğurgan, tarih anaç
…………….Kahraman doğurur
………………...Kahramanı öldürmek için

***
Kimi zaman türkü olur kılıçlar
Meydanlarda şangır şungur öterler
Kimi zaman döşte kalır kılıçlar
İki düşman kucaklaşıp yatarlar
…..Biter mi sandın savaşları?
……..Bitmez bir türlü
………...Uzadıkça uzar
…………..Kimi zaman olur
…………….Yayıldıkça yayılır
Ne can tanır, nede canan
Fırsat düşmez barışa

Kin girmiştir iki ulus özüne
Kan görünür her birinin gözüne
Güven olmaz kılıçların sözüne
Kavgada gürleyip nara atarlar
Yerin yedi kat altında

Uykuya yatmış barış
Kördür görmez
Sağırdır işitmez
……………..Bu defa işe
………….Pehlivanlar karşılaştı
……….Teke tek dövüştüler
Üstün çıktı Türk pehlivanlar
Kancıklar
Pehlivanca dövüşü hazmedemedi
………İş dönüştü savaşa
……….Savaşarak Alp Er yendi
.……….Yendiği Perslerin yarısı öldü

…………Öldü yine binlerce can
………….Can çıktı, kan aktı.
…………..Aktığı topraklar kızıla boyandı
……………Boyanan yürekler boran kesildi
…………….Kesildi başlar karpuz gibi

Yapılan savaşlarda nice kanlar döküldü
Kızıla boyanıyor bütün ovalar, dağlar
Olan bu kıyımlara tanıklık eder çağlar
Nice canlar yandı da çok ocaklar yıkıldı

Saklanmıştır insanın içinde saklı durur
Bastırılsa bu duygu elbet değişir yazgı
Kavgalarda ölümdür, ozan dilinde ezgi
Gemini vurmayınca patlayıp dışa vurur

Kılıcın birbirine her değdiği o anda
Karanlık gecelerde birer şimşek çakıyor
Dokunuşta, vuruşta, canda teni yakıyor

Tek bir rengi görürüm, dökülen kızıl kanda
Birleştiler toprakta, karışıp da gittiler
Güz geçti bahar geldi, ot olup da bittiler

…..Tarih boyunca
………Nicesi geldi geçti
………….Tazecik gonca
……………Gövdelerden baş uçtu

Çocuklar ağlar
Savaşların içinde
Yakılan dağlar
Büyüklerin suçunda

İran Şahı rüya gördü
Rüyasını hayra yordu
Alp Er’e bir haber saldı;
‘’Artık biraz barış’’ dedi
Açıldı
Barışın gözü!
İnsan ömrü savaştan
Yorulmuş, yılmıştı ölmekten
Barışa karşı çıksa da Keykavus
Barış isteyen Siyâvuş’a
Kötü, kötü davrandı
Oturup tahta
Bekledi.
Siyâvuş varıp Alp Er’e sığındı
Böyle terk eyledi yurdu yuvayı
Gang şehrine gelip, Türk kahramanı
Pira’nın kızı ile kurdu yuvayı
….Kurdu da
……Bakalım sonrasına
……….Neler gelecek
…………Sağ olan başa?

Müjdeli haberle yüzleri güldü
Eşi Ferengis’ten bir oğlu geldi
O çocuğun adı Keyhüsrev oldu
Mutluluk birlikte sardı yuvayı
….Savaşçının mutluluğu
……..Baharda yağan kar gibi
………..Doruklarda bile tutunamaz
………….Erken eriyip
…………….Karışır suya

Bey az dönekler çoktur, yüzüne kara sürdü
Beyaz yağan kardan ak yüzünü kar-a-sürdü

Fil izlerinden toprak artık düşüyor dâra
Filizlerinden çatlar, kandan bu kadara
Ve
Çıkar
Ortaya
Siyâvuş’u
Çekemeyenler.
Alp Er Tunga ile
Açarlar arasını.
Siyâvuş öldürülünce
Keykavus bunu duyar duymaz
Hemen bu fırsatı kaçırmadan.
Öldürür Alp Er’in oğlu Sarkay’ı

Alp Er’de
….Boş durur mu hiç
…….Öcünü almak için
……….Yürüdü İran üzerine
…………..Yenildi Persler, yenik düştü
……………..Çekildiler geriye
……………….Dağların eteğine

Ay oğul
Yenilen pehlivan
Güreşe doymazmış
Persler de böyle idi
Azı Med, çoğu Çingeneydi
Bir boşluğu fırsat bilip
Kalleşlikle
Yaktı, yıktı Turan yurdunu
Arayıp bulamadık düşman merdini

Kalleş kıyım yapar da
Duyulmaz mı oğul
Tez elden haber ulaştı
Hanların hanı
Ulu Kağan
Alp Er Tunga’ya.

…………Bir de baktı yıkılmış
…………..Turan’ın yurdu
…………....Kan ağladı içi Alp Er’in
……………..Kahroldu.

Öç almaya yemin etti
Yürüdü İran üstüne
Astı, kesti, yakıp yıktı
Eridi İran üstüne
Hakim oldu
Yıkılmış bir İran’a
……..Kıtlık çıktı
………..Yedi yıl sürdü!
………….Savaşlarda vuruldu insanlar
…………….Açlıktan kırıldı insanlar
İran’ı kurtarsın diye
Alp Er Tunga
Tahtı bıraktı Keyhüsrev’e
Keyhüsrev ilk olarak Alp Er’e vurdu
Vurduğu yerde yenik düştü
Düştüğünü Keykavus gördü
Gördü, içi kan ağladı
…..Ağladı
……...Çağladı
………..Yürüdü Alp Er’in üstüne
…………...Bozulup
………………Bozguna çevrildi

Gülerken düşmanları Alp Er Tunga’ya bakın
Dedi: ‘’Açar mı acep açar mı ki gül erken’’
Bel bağlarlar sarayın önündeki asmaya
Asmaya götürseler bitmez içindeki kin

Çin de katıldı bu teraneye
…….Yürüdüler birlikte İran’a
……….Vurdular
…………vurdular
…………..vurdular
…………….Kazananlar
……………..kaybedenleri gördüler

Ay oğul
Ne demiş atalar
‘’İyilik yaparsan bir gün gelip gözünü oyar’’
İşte Keyhüsrev
İşte iyilik
Alp Er Tunga
Oturtmuştu onu tahta
İlk saldırdığı
Alp Er oldu.

*
Dünün gücü kılıç, nal ve bilekti. Bugünün gücü ise Para (Bilim)

Keyhüsrev,
Turan yurduna
Elçi yolladı Bijen’i
Alp Er’in kızı Menije’yi
Görür görmez aşık oldu.
Bunu duyan Kağan
Attı Bijen’i zindana
Kovdu kızını evden

……..İran Padişahı,
…………Genç kumandanından haber alamayınca
……………Bir İranlıyı yollar.

Yollara düştü
Yolcu tüccar rolünde
Dağları aştı
Türk sarayına vardı

Gizlice girip
Savaşçıyı kurtardı
Menije’yi de
Ta İran’a götürdü.

Bunu duyunca
Küplere bindi Alp Er
Ordu yığınca
Meydana indi Alp Er

Karluk’da beyleri topladı
Her biriyle karşılıklı konuştu
Ve
Bugün
İran’lı
Sarayıma
Kadar giriyor
Sarayımda bile
Beni tehdit ediyor

‘’Yenilen pehlivan güreşe doymaz’’ derler.
Kalleşliklere öfkesi katlanıyordu Turan Kağanı’nın!
Yine toparlandı
Çinlilerle birleşip
Yürüdü İran üstüne
Keyhüsrev
Fırsat bulup
Esir etti Çin Hakanını
Çinli
Aman diledi
Yalvar yakar
Ölümden kurtulunca kaçtı Çin Hakanı
Yorulmadı Alp Er Tunga, yılgınlığı bilmedi
Kanına kastı vardı, İran’lı Keyhüsrev’in
Bir intikam peşinden koşmaktan yorulmadı

Uzaklardan seziliyor ölümün sesi
Kılıç, kargı seslerinden meydan geçilmez
Gövdesinden ayrılmış bir başın nefesi
Gözlerimi yakar gider yine açılmaz
…..Henüz vakti gelmeyince ekin biçilmez
…..O demeden dallarında güller açılmaz
…..Ölüm gelir yiğitlerle toyu seçilmez

Gencecik oğlunu ölüme yolladı
Evlat acısını tattı Alp Er Kağan
Bayrak yaptı kanlı gömleği salladı
Gömlekteki kandı yüzüne yağan
…..İntikam hırsıyla tutuşarak yandı
…..Yandıkça yüreği acılara bandı
…..Cepheden evladın cesedi geldi

İki gün boyunca çarpıştı ordu
İntikamı için oğlu Şide’nin
Öcünü almaktı ölüp gidenin
İnsan birbirini vurdu ha vurdu.
…..Saldırıyor Alp Er aslanlar gibi
…..Öfkeye kapıldı aklının dibi
…..Velhasıl bozuldu bütün asabı

***

Hz. Mevlana şöyle söylüyor;
‘’ Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol’’

***
Keyhüsrev’e öfkelenen Alp Er
Kara Han’ın ordusuyla birleşti
Buhara’dan geçti Gang’a
Cennet gibiydi Gang
Toprağı mis
Tuğlaları altın.
Kuşatmaya başladı
Bu güzel şehri.
Alp Er, İran’lılara su vermiyor
İranlılar da
Önlerine çıkan kale,
Saray yakıp
Kadın
Erkek
Yaşlı demeden öldürüyorlardı.

……İki ordu Gülzâriyum ırmağı kıyısında karşılaştı

Atların nalları, kılıç sesleri
Bir ölüm kokusu sardı meydanı
İntikam yemini kokar nefesleri
İyiden iyiye gerdi meydanı
Galip gelecek elbet
Bileğin gücü
Ölen olacak elbet
Acı mı acı

Keyhüsrev çok kalleş çıktı
Alp Er’i tuzakla yıktı
Gang kalesine kapanıp
Bir çıkış yoluna baktı
Ve
Bir gün
Yürüdü
Keyhüsrev,
Kartallar bile
Üstünden uçamaz
Bu yüksekçe kaleyi
Kuşatıp ateş yaktılar
Kalın duvarları yıktılar
Kalenin etrafına hendekleri kazdılar
Katranı kaynatarak bol, bol ateş yaktılar
Kaleyi aldı Persler, meydan galip olanın
Baktılar Alp Er Tunga elerlinden kurtulmuş

Ölümden kurtulunca gördü Çin hakanını
Yorulmadı Türk hakanı, yılgınlığı bilmedi
Kanını kastı vardı, Ulu Turan Hanın
Hanların öç duygusu bir türlü durulmadı…
Pusuya
Düşürüldüler
Çin Padişahı korktu
Keyhüsrev’e elçi yolladı
………Bağışladı canını Hüsrev
………….‘’Alp Er’e yardım etme’’
…………….Diyerek
……………..Nasihat verdi
………………Çinliye

Ay oğul
Bak şu ağıta
Bak da
devran nasıl dönmüş gör

‘’Ödlek arıg kevredi ……….(Zamane hep bozuldu,)
Yunçıg yavuz tavradı…… (Zayıf tembel güçlendi,)
Erdem yeme savradı……. (Erdem yine azaldı,)
Ajun begi çertilür………… (Acun beyi yok olur.) ’’

Zaman tersine dönmüş
Ödlek gücünü almış
Yapılan iyilik
Dönüp öcünü almış
Erdemlikten uzak
Hain Keyhüsrev
Çevrede
Ne kadar çapulcu ve tembel
Arya çingenesi varsa
Etrafına toplamış
Kan içirmiş atlara
Can yedirmiş itlere
Kalleşlik üstüne kalleşlik
Pusu üstüne pusu
Kurmuş Turan eli Kağanı
Koç yiğit
Al Er Tunga’ya

…….Daha bitmedi oğul
……..Devam edelim ağıta
………Neler gizli içinde
…….….Hele bir bak
…….…..Bak da iyi oku
……….…Oku ve okut
…………...Okut ki doğru öğren tarihini.
……………Tarihini bilmeyen bir millet
……………..Bir gün olur illet

Bilge bögü yunçıdı……….(Bilge bilgin yoksul oldu,)
Ajun atı yençidi ………….….(Acun atı azgın oldu,)
Erdem eti tmçıdı ……….…..(Erdem eti çürük oldu,)
Yerge tegip sürtülür………. (Yere değip sürtülür.) ’’

Kurulan bütün tuzaklardan
Kurtulur ulu kağan
Sonunda
Alp Er, bir avuç savaşçıyla
Çekilir ıssız çöle
Gide gide ucu bucağı olmayan
Zere (Hazar) denizine gelir
Geçmek ister bu denizi.
Yaşlı denizci;
……….‘’Bu derin denizi geçemezsin.
…………..Yetmiş sekiz yaşındayım,
…………….Bu derin denizi geçeni görmedi’’ der
Bir gemide
Bin yelken açtılar
Varıp Gangıdız’a ulaştılar

Savaşlardan yenilmekten yıkılmıştır Kağan Alp Er
Ta çöllerden geçer artık, varıp bir yer edinmiştir

Esir düşmek çok güç gelmiş ‘’ölüm yeğdir” deyip kaçmış
Susuz yorgun yollar aşmış, durup bir yer edinmiştir

Keyhüsrev, hem aç hem susuz dağdan dağa dolaşmıştır
Artık bir kez içine alev, alev kin bulaşmıştır
‘’Geçmişi
Düşünmeyeyim
Talih bana dönecek’’
Diyerek, orda yatar uyur.

***
Gün
Gelir
Keyhüsrev
Alp Er Tunga’nın
Öğreniyor yerini
Yedi ayda aşar denizi
Sonunda işgal eder Gangıdız’ı

Turan’ın kağanı bu Alp ErTunga
Aslanlarla güreşirdi
Hele at üstünde şaha kalkınca
Ordularla vuruşurdu

Meydanlarda bastırdı mı sıcaklar
Yar diyerek kılıcını kucaklar
Bazen yaktı, bazen yıktı ocaklar
Rüzgâr ile yarışırdı

Cepheden cepheye koştu ha koştu
Şimdi gelin görün ne hale düştü
Ecel şerbetini kan ile işti
Son-u bilse barışırdı.

Bu kavgalar savaşlar, gün gelip bitecek mi?
İnsanı yutacak mı? görülen kara düşler
Dinmiyor gözde yaşlar, kan ile gül mü açar?

Kesik binlerce baştan, nice burçlar yapıldı.
Çok yollardan sapıldı tarih kanla yazıldı
Akıllara kazıldı, nesiller onu Biçer

Keyhüsrev
…..İran’dan Turan’a
…….Getirdi payitahtı
………Bütün derdi
………..Alp Er’i bulmaktı
Her yerde arar
Herkese sorar
……..Halbuki
……….Turan Kağanı
Alp Er Tunga


….Susuz
…….Dolaşır
……….Dağ başında
…………Bir mağarayı
……………Kendine ev yapar
Bu mağarada
İnsanlardan uzak yaşayan
Hûm adında biri vardı
Alp Er Tunga
Tanrıya yakarışını duyan Hum,
………..Yakarışların Türkçe olmasından
…………..Bu yakaranın
…………….‘’Alp Er’den başkası olamaz’’
………………...Diyerek saldırdı.
Suya atlayıp Hûm’un elinden
Kurtulmaya kurtulur da
Neler olacak sonunda
Hele okuyup da öğrenelim…

Unut beni, kendini, ben var iken iktidarda
Unutma sakın beni, yalnız kalırsam darda.

Er-dim er meydanında, ordularla birleştim
Erdim, düştüm, çürüdüm, nihayet ben bir-leştim

Suya atlar
Alp Er Tunga
Keyhüsrev;
Bir hileyle
Sudan çıkartır…
Türk Kağan saklandığı kayalıktan çıkamaz
Hem yiğit bir insanı acı, hüsran yıkamaz
Kendi kendinden bile utanırken bakamaz
……..Geldi Keyhüsrev aldı canı Alp Er Kağan’ın
……..Kim yener kral o olacak, meydan boğanın

*
Bir başka rivayete göre de
Keyhüsrev,
Alp Er adına bir şölen düzenleyip davet eder.
Davete katılan Turan Kağanı’nı hileyle öldürür.
Her
Şeyin
Bir başı
Bir de sonu var.
Öfkeli tüm sonlar
Kinle akan kanlar
Öldürülen her canlar
Anlatsam acep kim anlar…
Bütün Turan Yurdu yasa boğuldu
Yürekler yaslıdır yiğitler ağlar
Ağlar viran olmuş koca ulusu
Ulusu yıkan öfkeler nerede
Nerede hani kükreyen aslan
Aslanlık kar etmiyor ihanetin yanında
Yanında cihan olsa da eğer
Eğersiz küheylana benzer…

Türkler Ağıt törenlerinde kopuz çalan ozanların seslendirdiği ağıtılar söyleyerek ‘’Ağıt törenleri’’ yaparlarmış. Aşağıdaki ağıt da Alp Er Tunga için söylenmiş ve Kaşgarlı Mahmut’un, Lugat-ı Türk’e, oradan da İran’lı Firdevs’in yarattığı sahte kahraman Zal ve Zaloğlu Rüstem’le değişerek İran destanına dönüşmüş, yanlış haliyle günümüze kadar gelmiş yanlış şeklini destandaki ağıttan yola çıkarak düzeltilmiş şeklidir. Bu haliyle söylenerek geleceğe taşınacaktır.

Orijinali ………………………………Bugünkü anlamı

Alp Er Tunga öldi mü……. (Alp Er Tunga öldü mü,)
İsiz ajun kaldı mu …..……(Kötü dünya kaldı mı,)
Ödlek öçin aldı mu ………(Felek öcün aldı mı)
Emdi yürek yırtılur………. (Artık yürek yırtılır.)

Ödlek yarag közetti …………(Felek fırsat gözetti,)
Ogrı tuzak uzattı…………… (Gizli tuzak uzattı,)
Begler begin azıttı………….. (Beyler beyin şaşırttı ;)
Kaçsa kah kurtulur …….…….(Kaçsa nasıl kurtulur?

Ulşıp eren börleyü ………(Uludu erler kurtça,)
Yırtıp yaka urlayu ………..(Bağırıp yırttılar yaka,)
Sıkrıp üni yurlayu …..…….(Çığırdılar ıslıkla,)
Sıgtap közi örtülür ………...(Yaştan gözler örtülür.)

Beyler atın argurup …………(Beyler atlarını yordu)
Kadgu anı turgurup…………(Kaygı onları durdurdu)
Mengzi yüzi sargarıp……..(Benizleri yüzleri sarardı
Körküm angar türtülür……….(Sanki safran dürtülür)

Ödlek arıg kevredi ……….(Zamane hep bozuldu,)
Yunçıg yavuz tavradı…… (Zayıf tembel güçlendi,)
Erdem yeme savradı……. (Erdem yine azaldı,)
Ajun begi çertilür………… (Acun beyi yok olur.)

Bilge bögü yunçıdı……….(Bilge bilgin yoksul oldu,)
Ajun atı yençidi ………….….(Acun atı azgın oldu,)
Erdem eti tmçıdı ……….…..(Erdem eti çürük oldu,)
Yerge tegip sürtülür………. (Yere değip sürtülür.)

Ödlek küni tavratur ………(Felek günü davrandırır)
Yalınguk küçin kevretti…(İnsanın gücünü gevşetir)
Erdin ajun sevritür………..(Dünyanın erlerini azaltır)
Kaçsa takı ertülür…………(Kaçsa dahi ölüm yetişir)

Öğreyüki mındag ok..(Zamanın göreneği böyle işte)
Mında adın tıldag ok…(Bundan başka sebep de var)
Atsa ajun ograp ok ……(Dünya gelip ok atsa)
Taglar başı kertillür…….(Dağlar başı kertilür)

Könglüm içün örtedi ……….(Gönlüm ta içten yandı)
Yatmiş başıg kartaldı………(Onulmuş yarayı kaşıdı)
Keçmiş ödük irtedi ……….(Geçmiş günleri aradı)
Tün kün geçip irtelür……..(Tün gün geçer o aranır)

*Ceyhun: Özbekistanda bulunan Ceyhun veya Amuderya Nehri, (Özbekçe: Amudaryo)

**Seyhun: Seyhun veya Siri Derya, Özbekçe Sirdaryo;
Orta Asya'da bir nehirdir. Ceyhun nehri ile birlikte tarihi
Ceyhun veya Amuderya, (Özbekçe: Amudaryo, Orta Asya'nın en uzun nehri. Maveraünnehir bölgesini oluştururlar.

Harun YİĞİT

NOT:
Yukarıda okumuş olduğunuz destan, GÜLCE'nin NAZIM Türler olan;
Akrostik, Üçgen, Gülce, Triyolemsi, Özge, Tekil,Yediveren, Tuğra, Gülistan,
Yunusca, Dönence, Serbest Zincir, Sonem, Yiğitce, Buluşma Tokmak, Çaprazlama,
Gülce Aruz olarak toplam 18 Nazım türünden oluşan BAHÇE ile yazılmıştır.

Harun YİĞİT
10.Nisan 2010

Harun Yiğit
Kayıt Tarihi : 2.5.2010 15:05:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Mustafa Bay
    Mustafa Bay

    Emek veren, yazan ve 'TÜRK'Ü DESTANSIZ BIRAKMAYAN' Yiğit Kardeşim'e sevgiyle, saygıyla.........

  • Cevap Yaz
  • Fatma Kalkan
    Fatma Kalkan

    KUTLUYORUM BU DEĞERLİ ÇALIŞMAYI

    KUTLUYORUM KALEMİ

    GERÇEKTEN GÜZEL İŞLENMİŞ

    KALEMİNİZ VAR OLSUN SAYGILARIMLA

  • Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (2)