Akdenize Düşen Çocukların İlk Sözleri Gibi

Şakir Kurtulmuş
52

ŞİİR


6

TAKİPÇİ

Akdenize Düşen Çocukların İlk Sözleri Gibi

Akdenize Düşen Çocukların İlk Sözleri Gibi

Üstad Nuri Pakdil’e
1.
baharı çağrıştıran güneş
içimde mısır rüzgarları
gazze’den fırtınalar
güneşi sarsan bulut yoğunluğu
ve sabah çayı esenliğe bir simge
besmele ile varılan geçitlerde
sisler boğazında ilk baharı
yeşil vadilerde yazı ve kalemi
kitap aydınlığında inancı ve gücü
zindeliği sırtlanır çıkarız dağa
tufan öğretisiyle
kitap bildirgesiyle
nuh’un kaybolmuş denizine
karanlığı koyarak ardımıza
iz sürerek denizleri
musa’nın izini sürerek geçeriz
dua ile kalkarız yer sofralarından
doğuda baharı çağrıştıran güneş
batıda koyu bir ıssızlık
korku dolu bir sessizlik

kudüs rüzgarıyla içimizde
kelimeleri ağlatan dağ sızısı
göçebe ovaların çoban yıldızı
hangi dağda hangi mağarada
sesini güvercinler uçurur
doğudan kuzeye batıdan güneye bir ses
ayın güneşin ve çoban yıldızının
yazgısı gibidir güvercinlerinki
suyla toprak gibi denizin yazgısı gibi
yaz kış sıcak soğuk yüce bir dağ
ilk baharda dağ sonbahar da yine dağ
şimdi de yarın da sürekli dağ
kıyamet saatine kadar dağ

davut’un dağı isa’nın dağı
su gider yol yürür bulutlar denize düşer
denizin içinden varılan bir yoldur dağ
göçebe çobanların yolunda
yağmur biterse bil ki
beşinci mevsimdir; dağ zamanı

2.

inci dizisi ses tellerinde kızıllık
tan ağarmadan sesime ince bir ayar
samanyolu kuşağından doğar
kuşluktan sonra bahar
en olgun çağında senin
ölülerin toz bulutundan rüzgarlar
en olgun zamanda çoğalır düşler
işte güneş ve başak
yeniden çoğaldığımız
ve yeniden açıldığımız sığ iklimlerde
fırtınalı denizlerde
yeni baharın rüyasındayız
açıldıkça büyüdüğümüz
akdeniz rüyalarındayız
bu yol kudüs’e mi gidiyor
‘kudüs’te havalar nasıl bayım’(*)
kudüs’te konaklamalıyız

(*) nuri pakdil

3.

kentlerin eski kalıntılarında sabahlayıp
ovalardan dağlardan kudüs’ten
gazze gecesinden ve golan sabahından
refah tünellerinden dualardan
aksa mescidinin gözyaşlarından
denizlerden bir haber bekleyen benim
her sabah ‘bir haber’
ve taze bir haber bekleyen
hatıralar kadar taze düşler kadar yeniyim
ayın üzerinden güneşin resmini çekip
denizin üzerinde bir sal gibi yüzdüren
yazgının esiri,yıldızların tutsağıyım
özgür filistin şarkısı okuyan
kudüs çocuklarının arkadaşıyım
boğazında ırmakların
su tutan eller doruklarında dağın
göğe tutunan dağda korunan
yeni yüzler aramaktayım

4.
kader,tırmanırken yokuşları
en çok yorulan kalbim şimdi serin
sırtında çoban sürüleri dağlarla serin
içimde taşıdığım aşk bir dağ lalesi
bir de sen,göğsümde
kır çiçeği gibi taşıdığım kalp
kudüs kalbi,mescid_i aksa kalbi
dağ havası,lalesi,suyu ve gizemiyle dolu
ikindi sularında serin gönlüm

sabırla doldur kalbimi ey yüce dağ
sabır güzelliğinden bir pay rabbim
sabır deryandan bir ihsan bahşet
ey kalbimin sızısı,kudüs
ya da cebimde pusula gibi
teneşir vaktini bekleyen hazır kalbimi
kalbimin titreşimlerini
ört ırmağa akan düşlerimi
hira’nın gölgesinde büyüyen
duygularım açık ve net

sen karanlıkların
korkularımın üzerini ört

5.
ne sahiller sınır ötesinde
el değmemiş topraklarda su
ve ırmaklarda ruhu yücelten taş
ayak izi silinmiş deniz canlıları
günahtan korkan cam ve su parçacıkları
ne insani yardımlar
ne siyasi nutuklar

aşk içimde sönmeyen bir yangın
kapımda bir pare aşk
kanımda direnişin sembolü
sonsuzluk bereketi bolluk
ve sürekli hareketlilik
ayın etrafında güneşe karşı
refah gibi aydınlık kudüs gibi güneş
dağ gibi yüce
muhalif olmanın gücü
yeniden yürüyüşe katılan
duygularım değil
gözlerinin içinde gülerken ağlayan
karşı duruşun verdiği haz

göz pınarlarından göğsüme damlayan
sürekli damlayan kandır
gökte bir çatırtı ayetlerden bir ses
yeni bir kuş sürüsü sesi
yeni bir ikindi sesi
yağmurun toprağa
toprağın rüzgara karıştığı an
okyanusta deprem kıvılcımı; dağ zamanı

6.
sabah ki şimdi yeniden dağdan
tekbir sesi gibi gelir kapıma
kentin en uç noktasından gelir deniz
yeni bir ses gibi gelir
günahlardan arınarak gelir
yeni bir şehid sesi gibi gelir
toprağı kımıldatarak gelir
okyanusun beri kıyısında
silinmiş bir beyazlıktır akdeniz
simsiyah sahillere vurmuş cesetler
sarhoş balıkları doyuran bir balık gibi
yeni bir doğumun habercisi gibidir
yitik bir mehtaptan
yeni bir günbatımını uçuran
ikindi serinliği gibidir

sabahın ulu çağrısıdır alıp getiren seni
‘yitik cennet’in sesi
gökkuşağı rengin vurdu
akdeniz rüzgarın
kudüs gözlerin vurdu beni

7.
soğuklardan kaçıp gelmiş bir bedenleyim
rahat görünse de bu yüz
gergin bir yüz bana ait olmayan bir yüz
ben bu yüz değilim
kırılmış aynalarda görünen yüz ben değilim
o yüz de benim değil
bendeki yüz
mermer bakışlarla kararmış yüz
benim yüzüm
kudüs yüzü
miraç yüzü


8.
yorgun görünse de bedenim
fırtınalardan çıkıp gelmiş bir esintidir
toprakla toprak olur denizle deniz
yine de ihmal etmem
kedileri beslemeyi
kuşları yemlemeyi
babamız ebu hureyre’nin
öğrettiği gibi sevmeyi

kuşlar ruhumun odacıklarına konar
serviler büyür gölge olur üstünde
güneş görmemiş kıyılarında kentin
yıkılmış şarap mahzenlerinde gölgeler
yeni budanmış ağaç küllerinde aşk
kapımda sönmeyen bir pare ışık
yeni bir ses doruklarda
yeni bir aşkın kanatlarında
kelebekler
ıssız çöl fatihi çekirgeler
kediler ve kuşların gelişini
sırat köprüsünde bekler

9.
bir sesim uzak kaldı kudüs bir de ben
denizin yaslandığı kayalarda güneşlenirken
savaştan çıkmış bir deniz hüznüdür akdeniz
acıyı ağlarken gördüm kudüs’te acıyı
gazze’de kelimeleri savaşırken
ve çocuklar büyürken ağlayan hüznü
bir ses fırtınası içimde kayalar hüzünlü dağlar
renk renk alaca dağlar yeşil dağlar
mavi dağ siyah dağ sarı dağ kurşun dağı
fırtınanın damarlarında kuşlar
ikindilerin kalbinde çocuklar büyür
kelimelerin kalbinde savaş
bahar geliyor bahar
dağların göğsünde güneş


yenilgiden yenilgiye büyür başaklar
çobanın dağdan getirdiği sese boyun büker
sırt çantamda yeni kitaplar
nimet dolu bakışlar
dönüşmüş bir inciye
mermerden kopan bakışlar
senin yürüyüşünü gözler
taze kar çiçekleri menekşeler
ve gül
baharı
ve senin gelişini müjdeler

10.
akdeniz sahillerinde gün
musa’nın selamıyla başlar
yeni bir şehid cenazesiyle
yeni bir gün gazze’de
gül mahzun kuşlar mahzun
toprak özlemle ağlıyor
öğretildiği gibi kalem
her şeyi yazdığı gibi yazıyor
kudüs şehidlerine ağlıyor
ibrahim’in tevhidiyle aydınlık yüzler
musa’nın isa’nın
rasuller rasulünün getirdiği
yeni bir sesle yeniden
akdeniz sahillerinde
yeni bir gün başlıyor
yeni bir sesle
yeni bir gün
11.
ellerinden çarpar üstüme üstüme deniz
ruhuna nakış gibi işlenir şehidlerimizin sesi
bir ikram gibi gelir ovalardan dağlardan gelir
şiir fırtınası rüzgarlardan
belkıs’ın sarayından tekbir sesi
yusuf’un kuyusundan tevhid sesi
beyaz ülkeden gelir deniz
yeni bir ülkeden
kovulmuş şehirlerden gelir
senin bildiğin rüzgarlardan
benim bildiğim ülkeden gelir deniz

ortadoğulu ustanın gözleri vurdu beni
acemi avcının elindeki av gibi vurdu
mescidi_i aksa’nın kalbi vurdu
denizi döven dalgalar gibi vurdu
mermiler gibi vurdu
yağmur gibi mermiler hem doğudan hem batıdan
kuzeyden ve güneyden gelen mermiler vurdu
akdeniz’e düşen çocukların ilk sözleri gibi vurdu
son sözleri gibi vurdu
dağ yordu ellerin yordu
kudüs gözlerin senin, usta
sözlerin vurdu beni
dünya haritasında
ortadoğu’nun kalbini
işaretleyen ellerinden
kalbimin üstünde titremeler

12.
orman kırmızı deniz yeşil gök sarı
ey sesim
ey ‘yitik cennet’imin sesi
ey ben
ey benim siyah yüzüm
ey kudüs yüzüm
ey benim kurşun geçirmez
inci bakışlı sessizliğim
mavi sofralarımızda canlı canlı kuşlar
bakır tenli balıklar
sedef bakışlı yerliler var

evden kaçan ipek böceği
emir sultan’ın bahçesine konar
yeni bir yuva kurar

Şakir Kurtulmuş
Kayıt Tarihi : 15.4.2015 16:31:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Filiz Kalkışım Çolak
    Filiz Kalkışım Çolak

    çok duygulu ve güzel bir çalışma oldu...yüreğinize emeğinize sağlık....saygılarımla...

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (1)

Şakir Kurtulmuş