İçimizde esen rüzgârların uğultusu
Yürüyüşümüz uzun bir yolculuğun sesi
Bakır bir tepside sunulan güneşimiz
Ufuk çizgimizden gülümse.
Teslim olmasın aydınlığımız
Karanlıkların örümcek ellerinde
Yürek üşürse donar gönüller
Kara noktasında sevdaların,
Islak toprağa yapışan
Sarı yapraklar gibi
Ezilir içimizdeki kızıl güller.
Salındık o ilâhi erkin
Dalgalar dağların adıdır
Sıra sıra dizilirler
Volkan gönlümün eteklerine
Göğsünde sevginin beyaz köpüğü
Suda erimeyen mutluluklardır.
Dalgalar ummanın yürüyen ayaklarıdır
Gül bülbüle kur yapıyordu
Gülün hatırınaydı dikenine katlanmak
Bülbülün çilesi bu olsa gerek
Açan bir güldü baharda aşkımız.
Yüreklerimizde tropik rüzgarlar esiyordu
Sevgisizlik kölelerinin;
Hasta,sakat,acımasız çocukları,
En kötüsü insanlığın,insanlığın
Arkasına gizlenen ölüm arabalarıyla,
Bir baştan bir başa dolaştılar
Koca şehrin caddelerini...
Ben seni sevdim;
Ne kimselere sordum
Ne kimselerden duydum
Ne geçmişini bildim
Ne geleceğini,
Yıldızlar çizdi yolumuzu
Bahar donanımlı gözlerinde
Yaz musonları esiyor
Bereketli topraklar üstündeyim
Ekinler boy veriyor.
Seninle çarpışan iki bulutuz
Havamız yanıyor
Gece sanki bizi bekliyor,
Yıldızlarını gizlemiş ağlayan gözlerle
Seninle başbaşa kalabildiğim
Başka zaman dilimi yok.
Sen içime çektiğim gece
Yüreğimde yakamoz oluyorsun
Çiçekler açamaz kar altında
Baharı bekler,
Yarılan dalgaların beyazlığıdır
Kırılan umutlarım.
Sarnıçlar geçer yüreğimden
Bomboş,
Bana aşkımı soruyorsunuz;
Aşkın adı mayıstır
Kuşlar bilir bunu
Lâv püskürtmüştü yüreğim
Şehirler bilir bunu.
Her mayısta yine patlarım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!