'Dağlara bağırırsan sesin sana döner
kendine bağırırsan: Dönemezsin! '
Cenk Koyuncu
aşk bakışlarını içine kaçırana bakar
bakışlar insanın cemidir âh’raze
sussan ba’sın konuşsan kış-şiiraze
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Tanrı bile harflerden yapılmadır demiş şair...hangi alfabenin harfleri ibranice mi ingilizce mi?
Tanrım, aklıma mukayet ol!..
'Ah'raze!' ne demek anlayamadım, googlda da bulamadım. Şiirraze, ne demek? bir anlayan varsa beni de aydınlatsın. Yoksa biz başka ülkede mi yaşıyoruz da, haberimiz yok.68 yaşındayım, hala dilimizin yabancısıyım...
'Pena' telli müzik aletlerini çalmaya yarayan bir gereç. Ne demek?
'penası kendinde kırılan ellerini kalbine döker ağlayarak'
Yani penayı tutan eller kırılmış da, kırılan ellerin parçalarını kalbine mi döküyor? Yoksa teller mi kırıldı? Gel de çık işin içinden.
'dedin duydum-Tanrı bile harflerden yapılmadır!'
Tanrı, harflerden yapılmadır; yani Tanrıyı insanlar yarattı, anlamında anladım vs. vs.
Hayret binden fazla kişi okudu
Binde dokuzu Yorumlu
Onunda biri-ikisi olumlu.
Ne demek bu?
Ne demek bu?
Bana göre
Düşündüren bir durum bu..
belki çok şey anlatır. ama herkes böylesini anlamakta zorlanır ve anlayan az olunca mesaj yeterince anlaşıp hedefe varmaz. şüphesiz bir nokta, bir virgül çok şey değiştirir bir harf çok şeye işarettir. ah bir anlasa.
Vay vay vay.
Sen nişan almasını bilmessen ne yapsın yay.
Farzet bir robot,
Ustasını araştırıyor?
Çok biliyorum havalarında ahkam kesiyor.
Varlık felsefesi
Yılan hikayesi.
Ne orta doğunun
ne doğunun felsefesi.
Yırtıp attık biz o şeytani kafesi..
Kafesten kurtarır yaradan
kurtulmak isteyen herkesi.
Yarap bize merhamet et..
Kul hüvallâhü ehad. Allâhüssamed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekün lehû küfüven ehad. ...
Orta-Doğu ve Doğu'nun varlık felsefesine dokunan fevkalade derin bir şiir.
Şiirin kendini açması için onun anahtarlarına giden yoldan geçmiş olmak gerek...
'Gökyüzünden Başka Sınır Yok' başlıklı denemelerinde, bu felsefeyi açıklarken, 'İmge ile gösterge, harf ile resim aynıdır. Evren, varlığını ilâhi kelâmdan alan bir yazıdır' der İsmail Mert Başat. (s.32)
Bir sınırsızlık ve yüceltme ifadesidir bu.
Ayrıca mum ve makas imgeleri mükemmel birer seçim. Kimi yanar mum gibi...kimi keser makas gibi!
Şiiri her kim önerdi ise gönülden kutluyorum...
Tanrı bile harflerden yapılmadır!
Bu ne demek acaba tanrı harfi de harften olur demek mi istemiş şair yoksa densizlik mi etmiş anlayan varsa anlatsın lütfen
Çok büyük laflar ediyormuş gibi sanki,
Anlayan beri gelsin ben pek birşey anlamadım inanki:))
Tanrılar ...harfler...yapılmak falan falan.
Hadi bakalım birazda sen o/yalan.
Birikim yansıtıyor. Tebrikle.
Bu şiir ile ilgili 11 tane yorum bulunmakta