Yürek Ölümü Şiiri - Yunus Baba

Yunus Baba
192

ŞİİR


22

TAKİPÇİ

Yürek Ölümü

Ah be yüreğim,
Bu aşk, benden daha fazla
Ve ziyade hem sana layıktır
Hem de senin hakkındır
Ve de bu aşk, sana pek fazla yakışıyor
Çünkü ben, bu aşkın peşinde yalpalaya yalpalaya giderken
Sen ise, bu aşkın peşinden koşa koşa gidiyordun
Bu aşkın peşinden yorgun argın
Ve sallana sallana giderken
Sen ise sanki ışık hüzmesi olup gidiyordun
Ve gidiyordun, dört nala giden deli kısraklar gibi
Engel ve hudut tanımadan
Dağları devirircesine
Aşka geç kalmamak için
Bu aşkın denizinde yüzmeye korkarken
Sen ise, bu aşkın derinliğindeki ziynet eşyaları keşfeder gibi
Usta dalgıçlar gibi dalıyordun, aşk denizinin en derinliğine

Belki bu aşka gitmek istemiyordum
Ama ayaklarım ve beynim beni, bu aşka zorla giriftar yapmak istiyordu

Bu aşkın gözyaşlarından sırılsıklam olmayayım diye şemsiye açarken
Sen ise, bu aşkın gözyaşlarında sırılsıklam olurken büyük keyif alıyordun
Ve tarifi imkansız bir şekilde mutlu oluyordun
Gül bahçesine dalar gibi şen şakrak hissediyordun kendini
Güne yeni uyanan bülbüller gibi kendi gözlerini ovuşturuyordun
Sevdayı, mutluluk göz kapaklarında örter gibi
Ya bu aşkı uyandırır gibi yapıyordun
Sımsıcak
Ve taze bakışların sanki bir yakamoz olup denize yansıyordu

Belki yağmurlarla el ele verip
Kol kola girerek
Mutluluk gözyaşlarınla yeryüzüne yağıyordunuz
Kâh aheste aheste
Kâh hızlı bir şekilde çoğalarak
Dünyayı sırılsıklam ediyordunuz
Dünya da seninle kardeş olarak mutluluklarını bölüşüyordu

Ah be yüreğim,
Şimdi kavak yelleri esiyordu
Savruluyordun
Bir o yana,
Bir bu yana,
Dünyanın çatlak
Ve kireçli duvarlarına çarpıyordu efsûnlu bakışların
Yalnızlığın kıyısına vurmuştu seni
Bu aşkın hırçın
Ve asi aşk dalgaları

Ah be bahtı kara yüreğim,
Sana defalarca
Hatta yalvarırcasına bu aşkın peşinden gitme dedim
Ziyan oldun
Paramparça olan cam kavonozlar gibi oldun
Sanki kırık camlar, seni oluk oluk kanatıyordu

Ah be zavallı yüreğim,
Bu aşkın ayaklarına bağlanıyordun
Ayakkabı bağcıkları gibi
Bu aşkın yollarında paspas oluyordun
Bu aşk, seni paspas gibi hırpalıyordu
Ve silkeliyordu

Ah be çileli yüreğim,
Sanki bu aşk sana büyü yapmıştı
Seni, kendisine bağlamıştı
Kayıtsız şartsız
Ve sorgusuz sualsiz
Bu aşkın asi ve hırçın yanlarını görmüyordun
Görmek istemiyordun
Sanki bu aşk senden giderse oksijensiz kalacaktın

Sanki bu aşk senin gözlerini kör edercesine
Seni, kendine ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası gibi esir ediyordu
Artık senin zindanın kahrolası bu aşkın gözyaşlarıydı
Seni kendi boynuna bağlamıştı
İpek kumaştan yapılan atkı gibi

Ah be yüreğim,
Sanki kendinden göçüp gitmiştin
Kendini hatırlamıyordun
Bir tahtıravalli gibi sallanıyordun bu aşkın çıkmazlarında

Kendini bu aşk için heba etmiştin
Ah aşk,
Ah aşk, diyerek gece gündüz inliyordun

Ah be yüreğim,
Bu aşkın gidişini kabul etmeyerek
Gecenin bir vakti sanki kendinle kavga ediyordun
Seni, Akıl ve Ruh Sağlığı Hastanesine yatırdılar
Hastanede de aşkın hayalini görüp
Etrafa eskisi gibi taze
Ve yumuşacık olan gülücüklerini saçıyordun
Gülücüklerin sanki yedi renk olup dünyanın herbir köşesini kaplıyordu

Ah be yüreğim,
Alacakaranlığın, şafağa gebe olduğu bir vakit
Hastane koğuşunda öyle bir nara atmıştın ki
Hastane koridorlarında sesin yankılanıyordu

Aradan bir sene sonra, nihayet kendine geldin
Sağlığına kavuşmuştun herhalde
Bunu haber alan kuşlar, sanki senin omuzlarına konmuştu
Ve gün ışığı, sanki senin bakışlarında daha bir cazibeli
Ve decüretkâr bir şekilde doğmuştu

Aradan altı ay sonra yeniden atak nöbetleri geçirmeye başladın
O öpülesi tertemiz alnından terler şelale gibi akıyordu
Bu kahrolası aşk, seni adeta bir deri
Bir kemik bırakmıştı
Derken hastalığın git gide şiddetlenmeye
başladı

Ah be yüreğim,
Hasta yatağında inim inim inleyip
Sızım sızım sızlarken
Bu aşk ise, keyif çatıyordu
Kim bilir daha kimleri bu aşk ocağında yakıp kül edecekti
Kim bilir daha kaç tane Mecnun'u tuzağa düşürüp kevgire çevirecekti

Hastane hastane dolaştık
İyileşmen için adeta doktorlara
Ve hemşirelere yalvaran gözlerle
Ve de gözyaşlarımızla bakıyorduk
Ama nafile
Hiçbir tabip, senin onurulmaz hastalığını şifa olamadı

Derken kaçamak bakışlarla kendi gözlerini yavaş yavaş aralıyordun
Sanki her an ışık hızıyla
Çıplak ayaklarınla bu aşka koşacaktın
Efkârların kabuk bağladığı zifiri bir akşam vakti
Doktorlar ve hemşireler gelip
Boğazlarında kördüğüm olan hıçkırıklarında hafifçe yutkunarak
Senin beyin ölümünün gerçekleştiğini açıkladılar
Bir kaç gün sonra da acı
Ve hasretlerin koynunda
Bir minik serçe gibi yavaş yavaş
Ve de nazikçe öldün
Hastane koridorlarında feryat-ı figanlar birbirine karıştı

Ah be yüreğim,
Dünyaya gelişin nazikçeydi
Ve veda etmen de nazikçe oldu
Bir gül yaprağına düşen bülbülün gözyaşı gibi gitmiştin


Yunus Baba
Kayıt Tarihi : 6.2.2019 08:16:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Buse Güngör
    Buse Güngör

    Tebrik ediyorum harika yorumlama :)

  • Yusuf Değirmenci
    Yusuf Değirmenci

    İNSANIN SÖZ DİNLEMEYEN YÜREĞİYLE DERTLEŞMESİ ZOR BİR İŞTİR USTA KALEMDE YÜREĞİ TESELLİ EDEYİM DERKEN KENDİSİNİ TESELLİYE ÇALIŞMIŞ O COŞKU O KADAR DİZGİNSİZ Kİ KALEM YAZMAYA USANMAMIŞ KUTLARIM ÇOK DUYGULU VE ANLAMI DERİN HÜZÜNLÜ BİR ŞİİR OKUMANIN HAZZINI TATTIM

  • Bedri Tahir Adaklı
    Bedri Tahir Adaklı

    Evet AŞK yüreğin işi ama
    arada bir CIZ-CIZ etmese iyi olurdu
    netice de mutlaka bir tatsızlık
    oluyor, ya firak ya da zeval...
    Aslında o hissin yeri belki de
    orası değil YANLIŞ YERDE Mİ
    kullanıyoruz ne yapıyoruz?
    TEBRİKLER KUTLARIM

  • Hüsamettin Sungur
    Hüsamettin Sungur

    Ah be yüreğim!
    Bu sevda benden daha fazla senin hakkındır
    Ve bu sevda, benden daha fazla sana yakışıyor

    Beğeni ile okudum

TÜM YORUMLAR (4)