Ağzında Girit Yasemini Şiiri - Akgün Akova

Akgün Akova
71

ŞİİR


19

TAKİPÇİ

Ağzında Girit Yasemini

senin ülkende cüceler vardı boyları hüzünden kısalan
donmuş gözyaşları
kurumuş otlar
ve adını anımsamadığım bir sürü hüzünlü şey vardı
hüzün programlanmıştı bilgisayarlara bile
babanın bir beyin cerrahının tamir çantası olduğu
söylentisine gelince
bence kuru iftira
ama yukarılık kompleksini kimden kaptığı bilinmiyor
annense bir şişenin içinde batık gemileri
bekleyip durmuş yıllarca
kiralık kardanadamlarla çıkmış küf rengi yolculuklara
ve kadınlar hamamında ayyaş bir ayı gibi bayıldığı gün
seni doğurmuş hiç yokken sen hesapta
a benim caretta carettam
a benim yürek vuruğum
buna da şükür
çünkü
bir yılkı atı gibi
bırakmışlar seni çocuk çocuk suluboya çıkmaz sokakta
keyiflerine bakmışlar gelsin eğlence gitsin ça ça ça

sen küçücükmüşsün
insanlara bakmışsın bakmışsın her yan sönük yıldızlar ormanı
bir şeyleri sevmek istemişsin alışırken dünyaya
dişlerini göstermişler
kırmışlar termometreni
insan insanın kurduymuş bre
kesekağıdına sarmışlar seni
narbülbülün kafese ayçiçeğin çöplüğe
bir duvarın sıvası gibi dökülürken bana rastlamışsın
dur demişsin dur hadi dur yaşamım sil baştan
ben demişim

'severim severim sevmesine de seni
eski bir hüzünle
durmadan büyür içimde bir Girit yasemini'

yaklaşmışım
ve deniz atmışım dudaklarımla dudaklarına

Akgün Akova
Şiiri Değerlendir
  • İlyas Ateş
    İlyas Ateş

    tebrikler hocam senin ülkende cüceler vardı boylarrı hüzüden ısalan

  • Deniz Ercivan 2
    Deniz Ercivan 2


    dönüp dönüp okuduğum
    bir kalem

  • Deniz Ercivan 2
    Deniz Ercivan 2

    her gün günün şiiri olabilecek
    bir kalem
    tebriklerimle çok harika imgelemel var içinde
    yaklaşmışım
    ve deniz atmışım dudaklarımla dudaklarına gibi

  • Ünlü Şair
    Ünlü Şair

    Tüm şiirleri harika bu adamın..

  • Xalide Efendiyeva
    Xalide Efendiyeva

    Daha önce Günün şiiri olmuş bir şiir. Eski yorumları okudum. Önce yorum vardı, yorumcular vardı, ilgi vardı günün şiirine...

  • Nevin Subaşı
    Nevin Subaşı

    şenlik dağılması ardından:

    şiir'ciğim; kötülerin gür seslerini iyiler bastırabilseydi ve dahi senin ilk cümlenden tutup bana şöyle deseydi:

    *senin ülkende cüceler vardı,
    boyları hüzünden kısalan.
    donmuş gözyaşları, kurumuş otlar
    ve adını anımsamadığım bir sürü hüzünlü şey vardı.*

    ve bir çeşit maşa veya makas ihtimalim üzerine şöyle devam etseydi:

    *hüzün programlanmıştı bilgisayarlara bile...
    babanın bir beyin cerrahının
    tamir çantası olduğu söylentisine gelince;
    -bence kuru iftira.*

    birileri tarafından kandırıldığımın (örn. Sanayileşmiş mekanikleşmiş egemenler)
    daha anlaşılır olması muhtemeldi de ?

    *ama yukarılık kompleksini kimden kaptığı bilinmiyor. *

    bu kadar cüceleşmeden önce ve esasen asil olduğumun farkında
    olmayışımı yüzüme vursaydı (örn. insan doğaya hükmederken yıkıcı olmayacak
    kadar akıllıydı)
    -ama içinde derin bir şüphe!


    *annense bir şişenin içinde batık gemileri
    bekleyip durmuş yıllarca.
    kiralık kardan adamlarla çıkmış küf rengi yolculuklara
    ve kadınlar hamamında ayyaş bir ayı gibi bayıldığı gün,
    seni doğurmuş hiç yokken sen hesapta...

    a benim caretta carettam
    a benim yürek vuruğum. *

    ortada bırakılmışlığımı dünyaya geliş nedenini bile anlayamayan
    şaşkın halime bakıp içten içe hayıflansaydı.
    ve bunca kendi haline bırakılmış hiç’liğime rağmen kafamı çıkarıp
    olanca trajikomikliğimle
    yol alma (yumurtayı kırıp hızla denize varma telaşım) cesaretimi gördüğünde:

    *buna da şükür çünkü
    bir yılkı atı gibi bırakmışlar seni
    çocuk, çocuk suluboya
    çıkmaz sokakta keyiflerine bakmışlar
    gelsin eğlence gitsin ça ça ça... *

    demiş olsaydı.
    ve üstelik beni anlayışla karşılasa düş kırıklarımı onarsa;

    *sen küçücükmüşsün
    insanlara bakmışsın, bakmışsın
    her yan sönük yıldızlar ormanı.

    çaresizliğim tercüman olup dile getirdiği kadar da;

    *bir şeyleri sevmek istemişsin
    alışırken dünyaya
    dişlerini göstermişler
    kırmışlar termometreni *

    çırpınışlarımı biliyor anlıyor olsaydı.


    *insan insanın kurduymuş bre
    kesekâğıdına sarmışlar seni.*

    her yanım onca korunaksızken farkındalığımı (!)
    törpülemek ve önlemek için 'çevreye/insana/dünyaya/ülkeye
    duyarlı izlenimi veren ikiyüzlülükleri ile sırtımı sıvazlamalarını
    anladığım halde yaptıklarını hoş görmeyi sürdürseydim.

    ve her şey benim dışımda ve beni hiçleyen
    bir anlayışla sürdürülseydi ( ki epey sürdü) şöyle olurdu:

    *nar bülbülün kafese, ayçiçeğin çöplüğe *

    güzel şeyler yok edilir kuşların nesli tükenir ayçiçeği çiçekliğini unutur
    sadece çıt çıt çıtlanır ve zaman öldürülürdü ne kalırdı geriye?

    nasıl olduysa bu şiir (yahut robin houd ! gibi birileri) çıkageldi ve:

    *bir duvarın sıvası gibi dökülürken bana rastlamışsın
    dur demişsin dur, hadi dur yaşamım!
    -sil baştan.*

    beni yoldan çıkardı, yani kesekağıdından:

    *ben demişim
    severim, severim sevmesine de seni
    eski bir hüzünle…
    durmadan büyür içimde bir Girit yasemini'

    yaklaşmışım ve deniz atmışım
    dudaklarımla dudaklarına...*

    can yeleği niyetine sarmaşıklar atıp
    denize ulaşmamı sağladı carettalığımın (umursamaz yanlarımın) çaresizliğine
    duyduğu o saklanamayan hüzünle...

    çok geç değil mi dediğimde bu şiirciğim umut dolu köprüler kurup yaşama bağlıyorsun okurunu.
    sırf bu yüzden gözlerinden öperim.


    *

    tamamen çevre// insan- birey //yurttaş ve dünyalı üçgeni içerisinde ele alınması gereken bu şiir,
    iki insanın sehven karşılaşması ve lütfen yaşam sunması açısından ziyade;
    yozlaşmanın, umursamazlık içindeki tüketim çılgınlığının, “doğanın ve insanın” eko sistem aşınmalarının,
    hayatta kalmaya direnen sahilik, doğallık ve aklın yok edilmesi için egemen kılınan yönetim ve organizasyona karşı
    “duyarlı bir organizma” tarafından gösterilen tepkinin, soyut bir anlatıma kavuşturularak ortaya konulmasıdır.

    şiir, şiir söyleşenlerin nesli tükenmesin dileği ile şairi kutlarım...



  • madenci_şair
    madenci_şair

    şiir içinde güncel olumsuzlukları barındıranbir düşünce şiiri.
    dizeler dolgun ve olgun ifadeler içermekte.
    ve hakettiği yere yerleşmiş.
    kutlarım.
    saygılarıma:
    rr.akdora

  • Hasan Tan 1
    Hasan Tan 1

    Şiir komedya ve trajedya arası med u cezire..
    ama asıl karamizah yorumlarda.. nasıl acıklı, nasıl hazin.. bu kavga kültürü hayatımızın her alanında var ve ısrarla berdevam.. her gün biteviye kavga eden insanlar! vah u wah arası.. şimdi 'vah' Türkçe 'wah' ise Osmanlıca mı oldu.. peki kavgamızın dili var mı; vücudumuzun dilinin olduğu yerde..

    Muhtarlık seçimi için dahi cinayet işleyen bir toplumun bireyleri elbette şiir seçiminde de biri diğerinin ruhunu öldürmek için dilini, gerekirse bütün gövdesini kullanacaktır..

    Hiç bir yaşam b,çimini, hiç bir dini, hiç bir dinsel öğretiyi, hiç bir ideolojiyi tamamen kabullenemeyen ve hazmedemeyen insanlar hey.. !
    Ülkeyi yönetenlerin ısrarla ' demokrasi havariliği' yaptığı yerde..
    amaann nekaaaa ekmek o kaaaa köfte..

  • Arap Kurt
    Arap Kurt

    'severim severim sevmesine de seni
    eski bir hüzünle

    saygılar

  • Yanıltan Işıklar
    Yanıltan Işıklar

    Günün şiirine saygısızlık edip buarada konu dışı iletiler yazmak istemiyorum ama zorlayan şartlar var galiba özür dilerim okuyuculardan.

    Bana gönderme yapan bir arkadaş dünümle çelişki içinde olduğumu yazmış.
    Bir çelişkim VARSA ,bunu görebilecek, beni anlayabilecek bir kapasitesi var mı sayın arkadaşın,çok merak ediyorum ?...

    Ben her şiiri okurken tüm benliğimi veririm şiire ve şairin şiiri yazarken içinde bulunabileceği ruh halini yaşayabilmek için elimden geleni yaparım.

    Şairi ve şiiri çok iyi anlamak ,her zaman şiir veya şair hakkında olumlu bir sonuca ulaştıramaz bizi elbette.
    Çok yüce ve temiz duygularla son derece kötü yazılmış şiirler veya hiç benimseyemeyeceğimiz düşünce ve duygularla yazılmış hüner dolu şiirler okudum ama netice olarak bize düşen felsefesinden öte şiiri eleştirmektir bence ve bundan saptığımı sanmıyorum.

    Saygılar.

    Fikret Şahin

TÜM YORUMLAR (33)