Ağla Karanfil Ağla Şiiri - Memmed Aslan

Memmed Aslan
1

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Ağla Karanfil Ağla

Karanfil, şehid ganı:
Ağla, karanfil, ağla!
Ağla, inlet meydanı:
Ağla, karanfil, ağla!

Cavanlara gıydılar,
Tanklar altda goydular
Ganım içib doydular,
Ağla, karanfil, ağla!

Her şehide bir düzüm,
Abşeron gan denizim,
Sen menim ağlar-gözüm,
Ağla, karanfil, ağla!

Uzak menzil, acı yol,
Yurda yol, elacı yol!
Şehidlere bacı ol:
Ağla
..........
..........

Memmed Aslan
Şiiri Değerlendir
ÖNCEKİ ŞİİR
SONRAKİ ŞİİR
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Afiq Ağdami
    Afiq Ağdami

    Duz basdılar yarana
    Layla Xocalım layla.
    Düşdün güllebarana
    Layla Xocalım layla.

    Namerdi kim çağırdı
    Göyden olüm yağırdı
    Dilnen demek ağırdı
    Layla Xocalım layla.

    Daş üste daşmı qaldı
    Salamat başmı qaldı
    Dözümde yaşmı qaldı
    Layla Xocalım layla.

    Derdin kimi acı yox
    Ağrı var elacı yox
    Ağlamağa bacı yox
    Layla Xocalım layla.

    Bu torpağın canısan
    Sele dönmüş qanısan
    De kimin qurbanısan?
    Layla Xocalım layla.

    Keder düşdü payına
    Senden çetin yayına.
    Hay vermedik hayına
    Layla Xocalım layla.

    Şuşanın eteyi qan
    Balı qan peteyi qan
    Düşmenin köteyi qan
    Layla Xocalım layla.

  • Re
    Re

    bu şiir 20 ocak AZERBAYCAN ŞEHİTLERİNE ithafen kaleme alinmıştır!!!
    20 OCAK FACİASI AZERBAYCAN HALKINA VE İNSANLIĞA KARŞI YAPILMIŞ DEHŞET VERİCİ BİR CİNAYETTİR' ... Azerbaycan halkının tarihine Kanlı Yanvar Faciası (Kanlı Ocak Faciası) gibi dahil olmuş 20 Ocak 1990 tarihli olayların üzerinden on sekkiz yıl geçiyor. On sekkiz yıl önce Azerbaycan halkının kaderinde kötü ve korkulu günler yaşanıyordu. Halk saldırıya uğramış, suçsuz insanlar kurşuna dizilmiş, tankların altında ezilmişti.
    Ama 20 Ocak, Azerbaycan halkının tarihinde, sadece ağıt ve acı ile hatırlanacak gün değil. 20 Ocak hem de halkımızın şan ve şeref günüdür. O gün caddeleri boyamış al şehit kanları bir anlamda milli ülkümüzün uyanan güneşinin kırmızı şafakını simgeliyordu. Halkımız o gün üstüne saldıran dehşet verici kabusa, Sovyet harbiyesinin korkunç güruhuna karşı göğsünü vermeyi, kendi kimliğini ve metanetini nümayiş ettirmeği başardı. 1990 yılının 20 Ocağı Azerbaycan'ın istiklal yolunun ilk şehitlik zirvesiydi. Sovyet Ordusu'nun çok sayılı birliklerinin, özel harekat birliklerinin ve içişleri bakanlığına bağlı birliklerin Bakü'ye saldırısı hususi gaddarlık ve görülmemiş vahşetle takip edildi. Komünist diktatörlüğü Macaristan'a, Afganistan'a Çekoslovakya'ya yönelik yaptığı askeri müdahaleyi o zaman Sovyetler Birliği'nin müttefik cumhuriyetlerinden biri olan Azerbaycan'da da tekrarlamaktan çekinmedi. Azerbaycan'ın komşu Ermenistan'ın saldırısına maruz kaldığı ortamda, Sovyet yönetimi, münakaşayı önlemek için kesin önlemler almak yerine, Azerbaycan'a gönderilen ordu birliklerinin terkibine Stavropol, Krasnodar ve Rostov'dan seferberliğe alınan Ermeni asker ve subayları, Sovyet harbi birliklerinde hizmet eden Ermenileri ve Askeri okulların Ermeni öğrencilerini dahil ederek, Ermeni tarafında yer almıştır. Bakü'ye saldıran askeri birlikler (bazı bilgilere göre 60.000 kişi) 'dövüş görevi'ni yerine getirmek için iyi bir psikolojik hazırlıktan geçirilmişlerdi: 'Siz Bakü'ye Rusları savunmak için getirilmişsiniz, yerli ahali onları vahşicesine öldürüyor; ekstremistler Salyan Kazarmaları'nın (Bakü'de esas garnizonun yerleşmiş olduğu kışla) çevresindeki evlerin çatılarına keskin nişancılar yerleştirmişlerdir, sadece bu arazide 110 ateş noktası var; apartmanlar, daireler Azerbaycan Halk Cephesi'nin silahlılarıyla doludur, onlar sizi kurşun yağmuruna tutacaklar' ('Şit' Örgütü'nün bağımsız askeri eksperlerinin raporlarından). Mihail Gorbaçov başta olmakla Sovyet yönetimi Bakü'de 'Rus ve Ermeni' kozunu maharetle kullandı. Sanki askeri birlikler Bakü'ye Rus ve Ermenileri, asker ailelerini korumak, 'aşırı milliyetçiler' tarafından iktidarın zorla ele geçirilmesini önlemek amacıyla gönderilmişlerdi. Aslında ise bu açık riya ve ak yalandı. Çünkü Sovyet yönetiminin delilleri gerçeğe yakın olsaydı bile, Bakü'ye tepeden tırnağa silahlandırılmış askeri birlikler göndermeye ihtiyaç yoktu. Çünkü o zaman Bakü'de içişleri bakanlığına bağlı 11.500 asker, savunma bakanlığına bağlı Bakü Garnizonu'nun askeri birlikleri, hava saldırısından savunma kuvvetleri vardı. 4. Ordu Komutanlığı da Bakü'de konuşlandırılmıştı. Bunlara rağmen 1990 yılı 19 Ocak'ta Mihail Gorbaçov SSCB Anayasası'nın 199. ve Azerbaycan SSC Anayasası'nın 71. maddesini kabaca ihlal ederek, 20 Ocak'tan itibaren olağanüstü hal ilan edilmesi hakkında ferman imzaladı. Lakin KGB'nin 'Alfa' grubu 19 Ocak saat 19.27'de Azerbaycan Televizyonu'nun enerji bloğunu bombaladı ve Azerbaycan Televizyonu'nun yayınını imkansız hale getirdi. Gece ise askeri birlikler olağanüstü halden habersiz olan şehre girdi ve ahaliye karşı saldırıya geçti. Gorbaçov'un fermanı geçerli olacağı saate kadar (20 Ocak 1990, Saat 00.00) 9 kişi öldürülmüştür. Bakü'de olağanüstü hal ilan edilmesi hakkındaki bilgi ise halka 20 Ocak sabahı saat 07.00 da Azerbaycan Radyosu aracılığıyla bildirilmiştir. Bu saate kadar öldürülen kişi sayısı 100 civarındaydı. Oysa Gorbaçov'un Azerbaycan'a görevlendirerek gönderdiği yüksek makamlı emisarlar utanmadan Bakü'de olağanüstü hal ilan edilmeyeceğini beyan etmişlerdir. Tanklar, zırhlı araçlar Bakü caddelerinde önlerine çıkan her şeyi ezmiş, askerler her yanı kurşun yağmuruna tutmuşlardır. İnsanlar sadece caddelerde değil otobüslerde hatta evlerinde otururken bile mermilere hedef olmuşlardır. Yaralılar için gelen ambulanslar ve ilkyardım ekiplerine de ateş açılmıştır. Birkaç gün içinde 137 kişi öldürülmüş, 700 kişi yaralanmış ve 800'den fazla kişi gözaltına alınmıştır. 'Şit' ('Kalkan') Örgütü Eksperlerinin raporlarından: ' İnsanları özel gaddarlıkla ve yakın mesafeden kurşunlamışlardır. Mesela Y. Meyeroviç'e 21, V. Hanmemmedov'a 10'dan fazla, R. Rüstemov'a 23 mermi isabet etmiştir; ' Hastaneler, ambulanslar kurşunlanmış, hekimler öldürülmüştür; ' Kalaşnikof tüfeklerinin ağırlık merkezi değişen 5,54 çaplı mermileri kullanılmıştır. Helak olanlar arasında yetişkin olmayanlar, kadınlar, ihtiyarlar ve engelliler de vardı. 1990 yılının Ocak olayları ayın 19'dan 20'sine geçen gecenin kanlı kıyımları ile bitmedi. Sovyet Ordusunun özel eğitilmiş birlikleri bölgelerde halen facialar türetiyorlardı. 20 Ocak'ta tüm dünya Bakü'de yapılan kıyımdan haberdar oldu. 18 yıl önce 'demokratik dünya' Bakü'deki kanlı terör hadiselerini 'Sovyetler Birliği'nin iç meselesi' adlandırdı. Sonra da bu 'demokratik dünya' eli kanlı Gorbaçov'a Nobel Barış Ödülü verdi.
    20 Ocak ve Azerbaycan tarihinde bundan önceki feci olaylar XX. yüzyıl boyunca halkımıza karşı yürütülen düşünülmüş siyasetin tezahürüydü. Azerbaycan Halkına karşı soykırım, Sovyet hakimiyeti yıllarında Azerbaycan topraklarının yavaş yavaş ilhak edilmesi, neticede ülke topraklarının 125.000 km2 - den 87.000 km2 - ye düşmesi, Sovyet yönetiminin ermenilere arka çıkmasıyla başlayan Dağlık Karabağ olayları, Azerbaycan Türklerinin Ermenistan arazisindeki ezeli topraklarından kovulması bu siyasetin aşamalarıdır.

TÜM YORUMLAR (2)