Afyon Garındaki-Cemal Süreya...Bir Şiir ...

Sedat Demirkaya
184

ŞİİR


17

TAKİPÇİ

Afyon Garındaki-Cemal Süreya...Bir Şiir / Bir Yorum

Afyon garındaki küçük kızı anımsa, hani,
Trene binerken pabuçlarını çıkarmıştı;
Varto depremini düşün, yardım olarak Batı´dan
Gönderilmiş bir kutu süttozunu ve sütyeni.

Adam süttozuyla evinin duvarlarını badana etmişti,
Karısıysa saklamıştı ne olduğunu bilmediği sütyeni,
Kulaklık olarak kullanmayı düşünüyordu onu kışın;
Tanrım gerçekten çocukluk günlerinizde mi? ..

Eşiklere oturmuş bir dolu insan
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

Cemal Süreya

AFYON GARINDAKİ

“Dokuz” demenin bin bir yolu vardır, gerçek sanatçı bin ikinci yolu ya da yöntemi arar… Doğrudan “dokuz” der kimi, kimi “3x3” der. Kimi “10-1”, kimi”999-990” der ki hepsi de dokuzdur. Şair, en güzel ve en anlaşılır, en akılda kalıcı dokuzu aramalı ve bulmalıdır…

Şair, sevgide ve sevgilide “doğallık” arıyor. İnsanın özü, kumaşı, hammaddesi sağlam olmalı ona göre. Aşklar yapmacık olmamalı, gerisi olur gider… Ama kendisi de bunları yıllar sonra, iş işten geçtikten sonra öğrenmiştir. Şair, yine de bunları bize hazır bilgi olarak vermiyor. Bizi düşündürmek ve bize buldurmak istiyor. Bir demet çiçek getiriyor önümüze ve balını kendimizin süzmemizi bekliyor.

Afyon garındaki küçük kızı anımsa, hani,
Trene binerken pabuçlarını çıkarmıştı;

Afyon garındaki küçük kız trene ilk kez binmektedir. Bu nedenle nasıl davranacağını bilmemektedir. Acemidir. Öğretilmemiş, bir takım davranış kalıplarıyla koşullandırılmamıştır. Temiz bir beyaz sayfa gibidir… Ona göre kapalı bir ortama girerken ayakkabılar çıkarılmalıdır.


Varto depremini düşün, yardım olarak Batı´dan
Gönderilmiş bir kutu süttozunu ve sütyeni.

Şair, yaşamındaki bir başka ayrıntıyı anımsıyor. Yıllar önce Varto depremi çok yıkıcı olmuş ve dış ülkelerden de yardımlar gelmişti. Bizim insanımız “kır çiçeği” gibidir. Kendiliğinden oluşmuş, bu toprağın yetiştirdiği doğal renkleri ve güzellikleri taşır. Doğal sütü bilir, hem de ineğin memesinden emecek kadar ama süt tozunu bilmez… Memeyi bilir de sütyeni bilmez… Şehir insanının gözüyle olduça komik görüntüler oluşmuştur.

Adam süttozuyla evinin duvarlarını badana etmişti,
Karısıysa saklamıştı ne olduğunu bilmediği sütyeni,
Kulaklık olarak kullanmayı düşünüyordu onu kışın;

Anadolu’nun binlerce yıllık uygarlık geçmişi vardır. Basit bir iki “üfürükten yeniliği” bilmiyor diye bu insanları “ilkel” saymak mümkün değildir. Bu insanların öyle güçlü ve zengin bir duygu düşünce dünyası vardır ki.. öyle keskin zekası vardır ki… Asıl zenginlik ve güzellik bu’dur: Doğal güzellik! Kirlenmemiş ve işlenmeye hazır…

Tanrım gerçekten çocukluk günlerinizde mi? ..

Tanrı’nın bile insana en yakın olduğu dönem, çocukluk yıllarımızdadır… Tanrı oradadır. Bizler yaşadıkça kirlenir ve Tanrı’dan uzaklaşırız.

Eşiklere oturmuş bir dolu insan
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

Anadolu’da insanlar, özellikle kadınlar kapı eşiklerinde otururlar. Hem evlerinin başında, hem de sokaktadırlar. O güzel; şairin ayrılmak, uzaklaşmak zorunda kaldığı ve şimdi aradan yıllar geçtikten sonra pişmanlık duyarak özlediği güzel, yani özlenen sevgili “oralarda bir yerlerde” kalmıştır.

Sedat Demirkaya
Kayıt Tarihi : 3.10.2008 16:16:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Alaaddin Uygun
    Alaaddin Uygun

    tebrikler dost yürek

  • Sır Sır
    Sır Sır

    şair; 'Tanrım gerçekten çocukluk günlerinizde mi? .. ' cümlesinde 'sülünün yüzü' adlı şiirindeki :

    tanrım siz şu uzun anadolu'yu
    çocukluk günlerinizde mi yarattınız? dizelerine gönderme yapmıştır.

TÜM YORUMLAR (2)