Açılın Kapılar Şah'a Gidelim

Pir Sultan Abdal
396

ŞİİR


85

TAKİPÇİ

Açılın Kapılar Şah'a Gidelim

Hızır Paşa bizi berdar etmeden,
Açılın kapılar Şah'a gidelim,
Siyaset günleri gelip çatmadan,
Açılın kapılar Şah'a gidelim.

Bunda bilmeyeni bildirirler mi
Eli bağlı namaz kıldırırlar mı
Yoksa Şah diyeni öldürürler mi
Açılın kapılar Şah'a gidelim.

Aslımız Muhammet kıyman cellatlar
Üstümüzde bite davacı otlar
Ölüm Allah emri ya eziyetler
Açılın kapılar Şah'a gidelim.

Sağlıklı mı ola dostun illeri
Karşıda görünen tozlu yolları
Şah'tan elçi gelmiş dem bülbülleri
Açılın kapılar Şah'a gidelim.

Her nereye gitsem, yolum dumandır
Bizi böyle kılan, ahd-ü amandır
Zincir boynum sıktı hayli zamandır
Açılın kapılar Şah'a gidelim.

Güzel Şah'ım çıktı m'ola köşküne
Can dayanmaz gayretine müşkine
Seni beni Yaradan'ın aşkına
Açılın kapılar Şah'a gidelim.

Kapısı yok bacasından bakarım
Gözlerimden hasret yaşı dökerim
Şah'a giden bir bezirgan tutarım
Açılın kapılar Şah'a gidelim.

Pir Sultan Abdal'ım güzel şah canım
Ağlamaktır benim demim devranım
Arşta melek yerde çeşm-i efgânım
Açılın kapılar Şah'a gidelim.

Pir Sultan Abdal
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Nesimi Kırış
    Nesimi Kırış

    sevgili dostalar NESİMİNİN GÜLE GÜL KATANLAR ADLI KİTABINI ARIYORUM.YARDIMCI OLABİLİRSENİZ SEVİNİRİM

    İRTİBA NESİMİ KIRIŞ
    TEL:0542 376 8776
    MAİL:hafifesenilikruzgar@hotmail.com

  • Sinan Atik
    Sinan Atik

    ve diyorum ki mana kapısından da madde kapısından da biz insanlar ve Allah'ın kulları için daha büyük bir kapı var o kapı sevgi kapısıdır saygı kapısıdır saf kapısıdır af kapısıdır mağfiret kapısıdır o kapı ki nefretleri fay eder kinleri zay eder gönülleri say eder amelleri hay eder... Sinan ATİK

  • Sinan Atik
    Sinan Atik

    Yaşamının büyük bölümü Sivas'ın Yıldızeli ilçesinin Çırçır bucağına bağlı Banaz köyünde geçmiştir. Kanunî Sultan Süleyman ile İran Şahı I. Tâhmasb zamanında yaşadı. İran şahının tahriki ile Osmanlı Devleti aleyhine olan isyana katıldığı ve İran lehine casusluk yaptığı gerekçesi ile Hızır Paşa tarafından Sivas'ta asıldı.Asılma meselesinin özü şudur Anadolunun doğusu bir zamanlar başı boş kalmış topraklardan ibaretti Türklerin bir bölümü bu gün ki İran coğrafyasında şialığı ve alt kolları olan caferilik ve alevilik gibi diğer inanç kollarını benimseyip siyasallaştırırken batıda ise Osmanlı imparatorluğu sayesinde serpilen ve kuvvetlenen sünni mezhepler boy gösteriyordu. Şah İsmail Sünni mezheplere karşı bir cephe açarak henüz yeni siyasallaşmış bir öğretinin mihmandarlığını yürütüyordu başlattığı devletleşme sürecinin devamında kendisinden sonrakileri sünni öğretilere askeri ve siyasi bir cephe oluşturacak kadar kuvvetli bir hale getirecek olan yapı taşlarını miras bırakarak tarih sahnesinden büyük bir yenilgi ile çekildi. Anadolunun bir bölümde durum öyle vahimdi ki neredeyse köyler ikiye bölünmüş bir hanenin içinde hem alevi hemde sunni felsefesini paylaşan insanlar yaşamaktaydı bu durum böyle devam ederken şairimizin yaşamış olduğu döneme dek İran şialığı ajan faaliyetleri ile kök salmaya devam etti kökleri horasan erenlerine dayanan fakat sonradan şialığı kabul etmiş ataları gibi kendini karşı safta bulan pir sultan gibi eğitimli ve itibar sahibi olanları ise bu isyan sürecini şiirleri ve öğretileri ile devam ettirerek bu eylemlerinin akıbetini hayatlarıyla ödemek zorunda kaldılar.Şöyle ki pir sultanı asmaya götüren süreci koordine eden kişinin bizatihi Pir Sultan Abtal'ın özbeöz halasının oğlu olan Hızır paşa olduğu söylenir. Pir Sultan Aptalın edebi ve şair kişiliğinin yanında saygın ve itibar sahibi biri olması asılma sürecini bizzat uzattığı hatta kendisine doğru taraf belirlerse affedileceği bile salık verildiği söylenir buna rağmen pir sultan İran şialığı esintilerinden vaz geçmek istememiş ve şialığın rüzgarına kapılmış o uğurda can vermiştir.Hatta derler ki Sivas kalesine dar ağacı kurulduğunda Hızır Paşa Pir Sultan Abdala yalvarır gel der son bir beyit oku içinde şahın ismi geçmesin seni affettirelim Pir Sultan Abdal ise Gel benim sarı tamburam isimli şiiri okur ve Hızır paşanın hiddetlenmesine ve kendisine idam hükmünü vermesine yol açar. Alevi bir şair olduğundan Hakk-Muhammed-Ali motifini kullanmıştır. Alevi geleneklerine bağlı bir dergâh ortamında yetişmiştir. Alevi ekolü tekke eğitiminin etkisiyle insanlar arasında bu yola çağıran bir şahıs olmuştur. Medrese öğrenimini Erdebil'de görmesine rağmen, diğer bazı halk şairlerinin tersine, Divan Edebiyatı'ndan hiç etkilenmemiştir.

    Pir Sultan Abdal, Aleviler arasında Yedi Ulular olarak bilinen Yedi Ulu Ozan'dan birisidir. Genellikle Osmanlı bürokrasisine karşı tutumuyla bilinir.Deyişlerinde eski Türk kültürünü ve Alevi inancını yansıtır. Ölümünün ve deyişlerinin etkisiyle kolektif bir bilinç oluşmuş, onun adına birçok şiir, söz, anı oluşturulmuştur. Anadolu halk kültürünün yaşayan bir ögesi olarak görülmüştür.Netice her ne olursa olsun büyük bir şair ve inandığı davanın eridir çok şükür diyorum günümüzde bu tür siyasi fraksiyonlar insan hayatından daha elzem görülmemektedir yüz yıllardır anadolu alevileri ile anadolu sünnileri barış içerisinde kardeşçe yaşayarak özellikle cumhuriyetin ilanından sonra demokrasininde yadsınamaz katkılarıyla aralarında ki fikir ayrılıklarını minimuma indirebilmiş ve zaten ırk bağı ile süre gelen kardeşliklerini siyasal birlikteliklerle pekiştirmeyi başarabilmişlerdir. Sonuç olarak Pir Sultan Abdal ırkdaşımız aynı dili konuştuğumuz ne dediğini anladığımız tarihi bir değerimiz olarak edebiyatımızda yer edinmiş diğer şairlerimiz gibi değer verdiğimiz büyük bir şairimizdir.Sonuç olarak Biz Türkler islamiyetle geç tanışmış olmamıza rağmen Anadolu Türkleri olarak farklı fraksiyonlar da da olsak ortak acılar çektiğimiz için tasavvufun etkisiyle barışçıl ve insancıl öğretileri yayarak kenetlenmeyi öğrenebilmiş ortak yaşam kültürünü özümsemiş ve yadsınamaz büyüklükte zengin bir saygı kültürü olan yeryüzünde örneği çok nadir bulunan milletlerdeniz.Her şeye rağmen kendisine Allah'tan rahmet diliyorum mezhepsel olarak farklı konjonktürde olsak da dinimiz bir ırkımız bir soyumuz bir üzerinde yaşadığımız toprağımız bir.

  • Metin Solak
    Metin Solak

    Büyük halk oznınına rahmet diliyorum. Harika dizeler. Teşekkürler kurul

  • Hüseyin Çelebi
    Hüseyin Çelebi

    madde kapısı mı mana kapısı mı acaba kapalı bi kapı varmış

  • Hüseyin Demircan
    Hüseyin Demircan

    bunu pir sultan abdalin yazdigini sanmiyorum..
    yine de guzeldi.. yazanin..

    seyhinin hapsedilmesi.. idam cezasi almasina uzulen birinin kaleme aldigini dusunuyorum..
    ancak guzel yazmis yurekine saglik..

    kendi yazdi ise de daim olsun kalemi.. harkulade dizeler okudum..

    mutesekkirim secki musebbip..

    sah muglak ifade edilmis.. tanri mi.. hz muhammed mi.. hz ali mi..

    devrin padisahi mi.. sah ismail mi sevilen biri seyhi felan mi
    tam anlasilmiyor
    ama guzel bir siir
    sirtimizda bite devasiz otlar mi dendi yoksa..

    yok yok iyi idi..

  • Nazır Çiftçi
    Nazır Çiftçi

    Şair; koşma türü şiirle ilettiği mesajlar oldukça güzel. Her şairin bir arzusu vardır.Şairlerimiz değil midir sevgi güzelliğini ayakta tutan!haz veren güzel bir eserdi. ++ rahmet dilerim. saygılarımla.

  • Düşlerde Sevdim Seni
    Düşlerde Sevdim Seni

    Bir duygu,bir nefes kesilir zannolundu...Gel görki hızır paşa bu gün senin adın farklı PİR SULTAN ABDAL'ın adı farklı anılır oldu...Bir giden bin doğan misali...Ruhu şad olsun.....

  • Nevin Subaşı
    Nevin Subaşı

    satır satır yazıyorum

    boş bulduğum her kıyısına mülkün

    kadehler dolaşıyor, hatıralar

    ve kahreden zaman kayıplarına boyun eğmeğişin

    yumuşak uçlu dil ve kalem

    tükenmez aşkın, derin ve içli bakışı




  • Nevin Subaşı
    Nevin Subaşı

    aşkın kitabını okudum
    hayatımı deşti

    seslendi, sordu, okundum

    aman siya bu ne haldır
    yaz mıdır da bahar mıdır

TÜM YORUMLAR (17)