Acılar yüreğinde kara sevdalı kadınların

İlyas Kaplan
682

ŞİİR


9

TAKİPÇİ

Acılar yüreğinde kara sevdalı kadınların

Sabah ayazının yatağa vurduğu zamanlarda
Bir ürpertiyle uyanılır yataklardan
Sabah çayından iki yudum alıp düşülür yollara
Her sabah döner yada dönemez düşüncesiyle
Helallik aldıktan sonra
Hep akılda olan ama aslında hatırlamak istenmeyen
Sanki hiç başa gelmeyecek bir şey yaşanır
Geride hiçbir şey bırakmadan sadece

*

Hayat dediğin maden işçileriyle bire bir değil
Tarz farkıyla yaşarlar hayatı
Hiç bir zaman maden işçisi olmayacak gibi
Sonrası her gün

*

Derler ki ölmüştür bir o kadar madenci
Biraz sonra sessizliğe bürünecek televizyonlar
Sadece geride kalanlar ağlarlar
Ateş düştüğü yeri yakmakla hükümlü

*

Karanlıktır bileklerinden akan ter
Kazmayı dağın sert taşları yüklenir
Boğazındaki lokmanın kiridir kömür
Geleceği düşlemek kaderi değil
O emeğin maden işçisi

*

Hiç düşleyemez üç kuruşluk bir dünyayı
Yüzleri kapkara bile olsa
Gönülleri kara elmasla işlenmiş
Dar tünellerde kazarlar kendi mezarlarını
Vurur grizular yaşamlarını göçüklerde
Kahrını anlamak için hayatın

*

Her zaman hüzünlü kömür siyahı rengindedir şehirleri
Gökyüzü ne anlama gelir
Aydınlığı görmek ne demek
Allaha dua etmeleri umut mu acaba
Bir soluk atılırken o zifiri karanlık havaya
Acının tüm içsel hesabı gözlerde yaşanır
Son kez öpülürken küçücük bebelerin yanakları
Son defa sevdiklerinden uğurlar olsun diyerek ayrılmak ne acı
Son bir kere nefeslerini bıraktıkları güneşe elveda

*

Ölümle birer ladestir maden şehirlerinde yaşamak
Son kazmayı vurur Azrail ölüm fermanını damgalar gibi
Burası madenci şehri matemli kadınlarla dolu
Hayatın zamansız mezunu ettiği yitikler şehri
Son baharlar ilk baharlarda yaşanır

*

Kimler ocağa ilk indiğinde bu raylardan geçti
Acaba şu eski fırçalıklara kim dokundu
Kim minik mehmedin duygusunu yaşayarak hüzünlendi
Kim çocuğunun madenci olmasını istedi ki

*

Cehennemi andırır kuyularından çıkan dumanlar
Vagonlarla Mehmetler taşınıR çukurlarına
Yangınlar yükselir damarlarından yerin bin kat altında
Göğün milyon kat üstünde siyah incidendir ölüm

*

Kara kömürün kadınlarını bekler kara günler
Her akşamın acıları yüreğinde kara sevdalı kadınların
Her sabah kahramanlar helalleşerek ölüme giderler
Bir cenge gider gibi

*

Zeynep düşlerin en güzelini kurardı
Kara elmas karası gözleri akşamüstleri camın önünde
Babasının gelişini gözlerdi madenden
Kara kasketli adamın yorgun argın gelişini
Kara kasketini gülerek sallardı Mehmet kızı zeynebe doğru

*

Tüm şehir şenlenirdi kucağında kirine tozuna bakmadan
Mehmedin üstünde kara kiri görülürdü amma
Gözlerinde kara bulut hiç mi hiç görülmezdi
Hey gidi günler şimdi gönül burkan bir çocukluk hikayesi
Zeynebin umutları o pencerenin önünde

*

Adeta dünyanın adaletsizliğinin simgesidirler
En ağır koşullarda can korkusuyla çalışıp
En düşük maaşı alan maden işçileri
Her gün hayata en ağır borcu öderler
Bir Selda Bağcan türküsü söylerler hep birlikte
”umutsuz bir sonbahar günüydü
çocukları uyurken çıktılar
ereğli sokaklarına
üzülmez’e gidiyorlardı
kır düşmüştü kemikten şakaklarına…
giderim bende bende
bir arzum kaldı sende”

*


Maden işçisinin ölümü o kadar gerçek ki
Hiçbir umudu olmayan loş bir ışık
Madenle birlikte çöker içlerine
Haykırırlar acıtan bir sesle
Ölüm çukurlarında

*

Baba mesleği madenci
Maalesef bu şehirde dede madenci oğul madenci
Oğlum olmasın diye adeta yalvarırlar Mevlaya
Bu memlekette madenciler sadece ölümle anılırlar

*

Kim ne derse desin
Kömür çıkarır gibi insan çıkarırlar bazen
Kendi dertlerini unutup karalar içinde
Ağlatan bir haber manşetlerde
Göz yaşları bile kömür karası...

*

Dünyaya payanda hep fakir çocukları
Kan ter ve gözyaşından ibaret sermayeleri
Adeta ücretlerini kazanırlar terinden damıtarak
Sadece dört dakikadır nefesleri
Bir mucizedir özgürce ölmek
Tek teselli dün dünde kaldı yarına Allah kerim


redfer

İlyas Kaplan
Kayıt Tarihi : 17.1.2017 19:38:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!