A Şaire Heyran Hanım Rusçadan Transkribe ...

Celil Çınkır
207

ŞİİR


10

TAKİPÇİ

A Şaire Heyran Hanım Rusçadan Transkribe Edilmiştir

HEYRAN HANIM

Azeri şaire Heyran Hanım’ın edebi faaliyetleri esasen 19. Yüzyılın ilk yarısına rastlar. O, Tebriz ve Hoy şehirlerinde yaşamıştır. Babası Nahcıvan’lı, anası ise Dumbulu kabilesinden imiş. Heyran Hanım’ın Azerbaycan ve Fars dillerinde yayımlanmış 4500 beyitlik bir divanı olduğu bilinmektedir. Şiirlerinin çoğunda toplumsal hayatı ve kendi özel yaşantısındaki acıklı durumları betimlemiştir.
Meni zincirde sahladın, bu yeter
Doğrusu sen mene deyirsen er
Daima aç, susuz ve gelyansız
Oturum bu harabede ne geder
Bilmirem ruzigâre neylemişem
Ki, salıbdır bu kemenduve bu geher
Erdiyin zulme düşdüyüm günüme
Gâh gülüb, gâh ağlaram muzter
Heyran Hanım’ın eserlerinde bazen isyankârlık motifleri bulunur. O, zulme, haksızlığa, riyakârlığa karşı çıkar, dostluk ve sadakat, huzurlu bir hayat arzu eder. Onun;
............ Bir bülbülem eylemiş zamane
............ Gam ohlarına sinem nişane
Ve
............ Bahırsan her taraf cesedle dolu
............ Bağlanıb halk uçun nicat’ yolu
Beyitleri ile başlanan parçalarında bu yüzünü daha aydın gösterir. Heyran Hanım Fuzuli, lirika mektebinin meraklı takipçilerinden biridir. Onun gazellerinin birçoğuna nazire olarak yazmıştır. O Fuzuli yaratıcılığından orijinal bir şekilde istifade etse de, onu asla taklit etmiştir ne de tekrar etmiştir. Heyran Hanım’ın yüksek bir muhabbet terennüm eden gazelleri içerisinde “Yetir”, “Beyenmez”, “yetirdim”, “eylemesin” redifli gazelleri şairenin lirikasında ayrıca yer tutar. Aldığı tahsilin neticesidir ki, şaire doğma Azerbaycan dili ile sonradan öğrendiği Fars dilini de mükemmel bilmekte ve bu dilde de güzel gazeller ve edebiyatın diğer türlerine imza atmıştır. Heyran Hanım, romantik şaire olsa da, eserlerinde, gerçekçilik, hayati hadiseleri tasvirden doğan realizm unsurları özünü gösterir. Bu özelliği ile O, hece veznine yakın oynak aruz bahirlerinden istifade ederek yazdığı şiirlerde daha aydın nazire yapar.

GAZELLERİNDEN

GAZEL NO: 1

Zülfü siyâhın leb ile ruhsâr arasında
Bir mülkü galmış iki serdâr arasında
Vah, gör ne aceb hoş görüner, eyle temâşa
Bir dane benefşe bite gülzâr arasında

Ey dil, olasan lâl, utan kim, nece verdin
Bu nisbeti, bedkâr ile hoşkâr arasında
Gu şahi-habeş tahtı-melâhatda oturmuş
Kuncu-leb ile zülfi-siyahtâr arasında

Ebruyi-keman ile gâhi zülfi-siyahın
Bir cân galıb ol iki sitemkâr arasında
Dil ahd gılıb zülfün ile, şartı budur kim
Olmaya yalan kâvl ile ikrâr arasında
Gâh çeşmuve, gâh le’luva mayîl oldu gönlüm
Biçâre galıb mest ile huşyâr arasında

Şebhun getirib güşeni-ruhsarına hettin
Bir gonca çalıbdır bu keder hâr arasında
Heyran şebi-hicrânda eder yâd vusâlin
Heyratdadır ol, cennet ile nâr arasında

GAZEL NO: 2

Ey hüsnde Yusufi-zamâne
Râhm eyle şagiru natevâne
Bir an seni görmeyende yârım
Efgânı yetirrem asimâna
Eflâke kemend atdı sensiz
Her ah ki, çekdim aşigâne
Yakut lebindeki tebessüm
Saldı gene gönlümü gümâne
On dört gecelik bir ay üzün tek
Billah ki, gelmeyib cahana
Gâh gan töker ve gâh içer gan
Ol servgede budur nişâne
Heyran görünce ay cemâlin
Oldu gene eşgde fesâne

GAZEL NO: 3

Bir bülbülem eylemiş zemâne
Gam ohlarına sinem nişâne
Ey dilberim, o gaşın ohşar
Ebruyi-mugavvasi-kemâne
O aldadıcı şirin kelâmın
Gıldı meni dehrde fesâne
Tek men deyilem, min aşigi sen
Mecnun kimi eyledin divâne
Bu bikesi-zari-netavânı
Billâh getirmisen amâne
Bir name yazıb ciyer ganından
Ol canibeeyledim revâne
Heyran esiri-eşgın olmuş
Ahir tutuşub çeker zebâne

MUHAMMES

Dustân! hali-dili-zârimi dildâre, deyin
Şerhî-ahvâlımı ol yâri-sitemkâre, deyin
Ruhî cismimden alan ol buti-hunhâre, deyin
Bekle bir râhm ede bu ahi-şererbâre, deyin
Meni hicran elemi saldı na odlare, deyin

Bah ki, girdâbı-belâ içre şikest oldu tenim
Gargi-tufân oluban, hadden ötübdür elemim
Yohdu bir yâri-vefâdar, bu dem tutsun elim
O sitemkâre bele arz eleyin, derdü-gamım
Galmışam gurbet ara, bikesu gamhâre deyin

Etdi dermânına möhtac o mahpâre meni
Goydu bu çöller ara bikesu avâre meni
Mübtela etdi ferâga gene hunhâre meni
Ger ki, sizden heber olsa o gözü gâre meni
Eli yardan üzülüb, oldu günü gâre deyin

O cavane ki, gedi servi-dilâradır, onun
üzü gül, hali siyah, zülfü çemensadır onun
Yusufi-dehr ki, şeydâsı Züleyhâ’dır onun
O tabibe ki, lebi lö’li-Mesihâ’dır onun
Çaresiz derdime şâyed eleye yâre deyin

Olmaz ol yâri-vefâdare gerin huri melek
Gâmı-hicrinde meni-gâmzedeye yohdu kömek
Ümidim vardı ki, ol mâhruhi bir de görek
Burci-sa’di şerefinden ayırıb çarhı-felek
Kövkebi-behtimi saldı gene idbâre deyin

Dustan! Saldı ayagdan meni hicrân sitemi
Feleyin möhneti, hem ayrılıgın derdi, gamı
Yandırıb bağrımı, hem çak gılıbdır sinemi
Etdi pamâli-sitem canımı gurbet elemi
Zehri-hicrân eleyib bağrımı sâdpare deyin

Yarâb, ol bir de görer yârı kenarında dahi
Gonceyi-gül açılıb bağı-baharında dahi
Hali yer yohdu onun cismi-fikârında dahi
Galmadı tabu tavan, çun dili-zârinde dahi
Elesin rahm-bu Heyranı giriftâre deyin

MÜSTEZAD

Ol servi-sarafraz ki, boylandı ganımdan
............ Nur saldı cahane
Ohşatdım onun gaddini, gördükçe huramen
............ Bir servi revâne
Parlak üzü meşrigde eden demde tecella
............ Galb oldu perişan
Oldu ciyerim pâre o kirpikler ucundan
............ Od düşdü bu câne
Gülşende boy atdı o gızılgül kolu azad
............ Gonca verib açdı
Min gülle o gülzâri edib hurremi-handan
............ Hem getdi hazâne
Tuti özü, gumru özü, bülbül özü labud
............ Cem oldu perefşan
Yarpag özü, meyve özü, yuz rengile elvan
............ Gelmiş bu cahane
Leyli kimi aşıgları bitâkat edibdir
............ Ol turreyi-târi
Ya’gub kimi meskeni olmuşsa da Ke’nân
............ Gelmişse fegâne
Yusif kimi Mısr içre gızıl tahtda sultan
............ Olmuş o yegâne
Gâh sevgi diyarında olub Husrevi Perviz
............ Ferhâd kimi gâh
Tale eline tişe verib zari-perişan
............ Bedbahtı-zemane
Bir derde giriftâr olarken iki aşıg
............ Olmuş biri hoşbaht
Kamince cahan, diğerinin gısmeti hicran
............ Min derde nişane
Heyran senin eşginde doğulmuş, a gözel yar
............ Sevginde yaşardı
Eşgin hevesi verdi onun ömrüne payan
............ Torpagda nehan oldu
............ O bedbahtı-zemane

BİZ DE BİR AZ PİS DEYİLİK

Varsa seni bir çoh seven
Biz de bir az pis deyilik
Âriflerden, akillerden
Biz de bir az pis deyilik

Aydınlatdın meclisleri
Hurimisen, ya ki peri
Sensin gözeler serveri
Biz de bir az pis deyilik

Ey ay üzlü, gözel canan
Hüsnün behişt tek can alan
Dünyada yoh mislin, inan
Biz de bir az pis deyilik

Hey dolanır çarhı-felek
Köyden yere geder desek
Görmez senin kimi melek
Biz de bir az pis deyilik

Ey servgaddü simten
Şekkerlebu goncedehen
Doğrusu, sen çoh gözelsen
Biz de bir az pis deyilik

Aşıglara sensen dilber
Dilberlere oldun server
Cümlesinden sensen behter
Biz de bir az pis deyilik

Hublar olar hecil senden
Yuz can verer her bir handan
Heyran olsun senin benden
Biz de bir az pis deyilik

Rusçadan Transkribe Eden: Celil ÇINKIR

Celil Çınkır
Kayıt Tarihi : 6.1.2012 08:12:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!

Celil Çınkır