A Şair Abbaskulu Ağa Bakıhanov Rusçadan ...

Celil Çınkır
207

ŞİİR


10

TAKİPÇİ

A Şair Abbaskulu Ağa Bakıhanov Rusçadan Transkribe Edilmiştir

ABBASKULU AĞA BAKIHANOV

Azeri şair, mütefekkir, alim ve filozof Abbaskulu Ağa Bakıhanov 21 Haziran 1794 de Bakü kazasının Amirhacıyan kentinde dünyaya gelmiş ve çocukluk yıllarını doğduğu kente yakın olan Balahanı ve Maştağa kentlerinde yeniyetmelik ve ilk gençlik devrini ise Kubada, atasının Amsar kentindeki malikanesinde geçirmiştir. 1819 yılı Aralık ayında Tiflis’e gitmiş ve orada Kafkas’ın baş hakimi general A.P. Yermolov’un idaresinde Şark dilleri üzerine tercümanlık görevine başlamıştır. Devlet memurluğu döneminde Rusya-İran ve Rusya-Osmanlı savaşları cereyan ettiğinden o da bu savaşlara iştirak etmek zorunda kalmış ve gösterdiği başarılardan dolayı poikovnik rütbesine terfi ettirilmiştir. Resmi görevlerinin yanı sıra edebi yaratıcılıkla da meşgul olmuştur. O, muhtelif yıllarda Kanuni-Küdsi, Tahzibi-Ahlak, Kitabi-Nasihat, Kitabi-Asgariyya, Mişkatül-ı Anvar vb. eserlere imza atmıştır.1845 yılında önemli yerleri seyahat fikrine düşer ve 1846 yılının Mart ayında sefere çıkarak önce İran’a, oradan Türkiye’ye gider. Bir ay İstanbul’da kalır. Akabinde Mısır’ı gezdikten sonra Mekke’ye gider. Lakin zamansız ölüm seyahatini devam ettirmesine imkân vermez. A.Bakıhanov 1847 yılında Mekke ile Medine arasındaki Vadiyi-Fatimada veba hastalığından vefat eder ve oraya defnedilir. Aşağıya aldığımız çalışmaları
Badü Asarlari kitabından transkribe edilmiştir.

GAZELLERİNDEN

GÖSTERİR

Gözlerin kim, aşıka mahmur şeklin gösterir
Ehli-fakra merdümi-mağrur şeklin gösterir

Bes ki, çekdim kametin yadile ahı-ataşın
Hetirim narı-şecardan Tur şeklin gösterir

Neşeyi-meyhâre beis olduğun bildim, kimin
Bir perivâş can ara mestur şeklin gösterir

Kûyi-canandan cüdâ aşıklar ahvâlin desem
Deşt ara bîkes kalan rancur şeklin gösterir

Kamet üzre takği-geysudan asılmış, hakkı var
Dil Enelhak söylese, Mansur şeklin gösterir

Asimanda kövkabi-sad olsa, Asad yerdedir
Bu sebebden yer savadi nur şeklin gösterir

Töhfeyi-babı-Süleyman söylesem, Küdsi, nolur
Bu gazel rani-melehle mur şeklin gösterir

OLUBDUR

Dil eşk yolunda zâr olubdur
Bir gül hevâsında hâr olubdur

Hunaba dönübdü rengi-zerdim
Bu gülşen üçün bahar olubdur

Dövrani-felek muhalif olmuş
Can düşmani-ruzigâr olubdur

Dilber kamı, dustlar feraki
Derdim bir iken bazar olubdur

Men etme, kalemim olsa dilsuz
Söz menşeyi pürşerar olubdur

Hunin ciyerim basani-lala
Afsurdavü daği-dar olubdur

Gam bihadü derd binihayat
Möhnet dahi bişümar olubdur

Hicrân sitemi alıb kararım
Gün nuri gözümde tar olubdur

Hicrinde düşüb belaya
Küdsi Sergeştavü bîkarar olubdur
GELMEDİ

Arizu eyler gönül dildar gelsin, gelmedi
Zülfü kafar, gözleri hunhar gelsin, gelmedi

Her perivaş cilveyi-hüsn eylemiş, men gözledim
Dilrubalar fövcina serdar gelsin, gelmedi

Cana geldim bivefâlar ülfetinden, isterem
Bir vefa resminde sabit yar gelsin, gelmedi

Derdü möhnet geçdi hadden, bes ki, çekdim intizar
Gözledim ol şuh gülruhsar gelsin, gelmedi

Lehceyi-canpervârindan şur salsın aleme
Andelibi-şaheyi-gülzar gelsin, gelmedi

İstedim, Küdsi, deyim vasfi-cemalin dilberin
Kuşiş etdim, zineti-göftar gelsin, gelmedi

EY ŞEYH

Pisleyirsen gözeli sen nece her an, ey şeyh?
Bu nece akl, ne insaf, ne iman, ey şeyh?

Sevgini halka haram etdin ezelden, lakin
Kalbini çaldı senin huriyi-Gılman, ey şeyh!

Her neden mest olursan, ne tafavüt, mestsen
Mestliyinle bizi sen eyledin heyrân, ey şeyh!

Ne üçün inciyesen, üzr varındır her an
Olmusan cümle tarikatlara nadan, ey şeyh!

Bir bahak biz içirik, mest oluruk bir meydan
Söyle verdik bu işile kime noksan, ey şeyh!

De görek ki, ne olub hasılın ol mescidden
Ne verib ömrüne bu nalevu efgân, ey şeyh!

Küdsiye verme nasihat bele boş baş ile sen
Onu almış ele bir zülfi-perişan, ey şeyh!

BU GECE

Elde mey, üzde gülüş geldi nigârım bu gece
Pis nazardan uzak, ol çeşmi-humârım bu gece

Yar üzü meyle kızarmış, meyi etmiş üzü al
Ne maharet elemiş sakiyi-yarım bu gece!

Men bilirdim ki, kime lütfi ve ya nifreti var
Almasaydı eger o, sabrü kararım bu gece

Üzünü yâd eleyib gözlerime ahdı kanı
Batınu zahir olub güllü baharım bu gece

Kaşla üz, ayla güneş misli çıhıb bir yerde
Ne kıyamet eleyir lalezârım bu gece

Kûyine düşmek üçün sinemi yırtmış gönlüm
O çemenzarı diler bülbüli-zârım bu gece

Kakilindan hala men birce dügün açmamışam
Tökülür, Küdsi, kalemden neki varım bu gece

MUHAMMESLERİNDEN

BİSMİLLAH

Dila! Azm eyle san bülbül sıfat gülzâra, Bismillah
Muradın olsa meyl etmek feğanü zara, Bismillah
Ger istersen müdam olmak ciger sedpare, Bismillah
Garez fikrin temaşâdır eger dildare, Bismillah
Nazar kıl lali-canbahşi-rühi-gülnare, Bismillah

Temennasında gün-günden meni-dilhuni şeyda kıl
Gerekmez namü namusum, gamı-eşkile rüsva kıl
Verib dünyevü din nakdin malai-vasla sevda kıl
Eger yoh dastras sevdâya bari get temaşa kıl
Galibdir Yusifi-gülpirahan bazara, Bismillah

Çekerdin arizu daim deyirdin şövki-yar ile
Ki, düşsün ittifaki-vüslat ol siminüzar ile
Edim canım ona teslim zövkü etibar ile
Durubdur ol büti-sermest tiği-abidar ile
Sözün gar doğrudur, ey aşıkı-biçare, Bismillah

Demişdin, ey büti-tarsanikac, barhamzani-alem
Ki, etmem aşıkımdan men yaman gün iltifatim gam
Alıbdır sabrımı derdü bela can kasdin eyler hem
Eger ikrarı sabitsen vefâ hengamidir bu dem
Terahhüm kıl, kadem bes dideyi-hunbara, Bismillah

Olubdur karki-hunabi-ciger çeşmi-tarın, Küdsi
Yanıbdır daği-möhnetden düi-kempervarin, Küdsi
Getir takrire bir-bir yare arz et gamların, Küdsi
Eger bu şiveden dilgir olarsa dilberin, Küdsi
Şüru eyle bir özge vechle izhâre, Bismillah

DÖNÜBDÜR

Gam çekme, gönül, gar ciyerin kana dönübdür
Eyyamı-vüsalın şebi-hicrana dönübdür
Bülbül tek işin nelavu efgâna dönübdür
Tiflis’e nazar kıl ki, gülüstana dönübdür
Her bir gözeli afatu canana dönübdür

İrs ile yetib bunlara asari-vacahat
Geysulari sünbül tek alıb tabü taravat
Kametleri dünyaya salıb türfe kıyamet
Her dilbere bir növ verib rengi-nezaket
Kür suyu meger çeşmeyi-heyvana dönübdür?

Her şuhi-peripeyker açıb türreyi-tarrar
Dildâdeleri etmek üçün dama giriftar
Seyyadi-sitemkâr bu güzergâhda çoh var
Ahubeçeler tek doludur kuçevü bazar
Çin mülkime bu menzili-virana dönübdür

Her kim gele Tiflis’e temaşa talebinden
Zülfi-ruhi-mehveşleri görmek sebebinden
Görmez asari-rahati-can ruzü şebinden
Hoşlahca perizâdelerin lali-lebinden
Bu kişvari-pürşur Bedehşana dönübdür

Bunlarda bu yarab, ne sefâdır ferahengiz
Her servkadin şiveyi-rühsân balahiz
Ruhsari-niku, türreyi-mişkini dilaviz
Her ebruyi-ham şekilde bir hanceri-hunriz
Kan tökmek üçün her müja peykâna dönübdür

Harçand bu gülzârda çoh dilberi gördüm
Can kasdim eden şuhi-sitemküstari gördüm
Arızları mehtaba beraberleri gördüm
Evvel yetişen günde ki, İskender’i gördüm
Ay’a bu melekdir, dedim, insana dönübdür

Küdsi ki, dami-küdsi vurub lafi-tavaüa
Tan eyler idi görse birin valehü-şeyda
Terk eylemiş islâmı görüb bunları hala
İster ola çarubkeşi-sahni-kalisa
Zünnâr salıb boynuna, Sanana dönübdür

FİKRİN İZAHl

Ömür geçdi boş-boşuna, etdik daim ahü vah
Keçdi hoşluk zamanları, çatdı bela günü, ah!

Ey saki, ver piyaleni, doldur, içim durmadan
Balka şâdlık bir de gelsin kalb evine meyhiman

El tutmasan kamlar meni mahv eyleyer, yahşı bil
Ona göre verdiyin su adlanmada Selsebil

Ey saki, gel ataşıma bir su çile, çat dada
Kızışdırsın ta ki, o su ataşımı daha da

Kalb evinin temizliyi o şarabdan pay alar
Su deyilir ona, lakin bir ataşdır aşikar

Ey saki, bu ruzigârdan men de bir kam almadım
Bir bade ver, anber içen, çağırılsın koy adım

Belke o mey nicat vere mene sonsuz kederden
Torpağıma ruh pilaya, cana gelem bir de men

Ey saki, bir ayna ver ki, dünyaları seyr edim
Tut karşımda, sana gözel bir macera söyleyim

Tuti ayna gören kimi malumdur ki, dil açar
Sen de sudan bir ayna tut, sırlar edim aşikar

Saki, mene abı-hayat peymanesi ata et
Asrlarin güneşile bu derdime dava et!

Koy yarımın suretini men gösterim badada
Ahsen desin bu kudrete yar da, men de, bada da

Bu dünyada her kes olur vechle kemiren
Zülmetden - Hızr, mense güneş çeşmesinden her zaman

Ey saki, men derd içinde avareyem ruzü şeb
Heyrânlığın sahrasında dolanıram teşneleb

Susuzluğa bir çare kıl, üreyimi sirab et
Sen bu suyun hassasini anlat mene, sevab et!

Cemi-mey ki, söyleyirler, bu sözde ne mana var?
Acı bade içinde de ne kariba halet ver

Nazarlarda saf, gül rengi görünür o her zaman
İçeriye çeken zaman neçün olur kızıl kan?

Deyirler ki, huşyar eder içenleri bu bade
Bes neçin mest, har eleyir, verir hayatı bade?

Göze bir cür görünen bu mayede min sıfat var?
Onda şoran duzu vardır, Ferat’dan da nemet var

Sana kurban olum, saki, sakıt kalma, yene dur
Sen hareket eden zaman meclisimiz şen olur

Dolu şarab badesi ver, unudum her derdi men
Belke bir az can kurtarım bu şüurun elinden

Ürek şenlik meclisinin çiçeklenen bağıdır
Ağıl ise yolkesen tek vurub onu dağıdır

Dünyaları aks eyleyen saf aynadır bu ürek
Ağıl tohu örter onu paslı, kara perde tek

Lütf et, saki, maksadıma çatım belke birteher
Bihuş olub kalem çekim huşyarlığa bir keder

Ürek azad olan zaman işgenceden, azabdan
Belke ona gizli sırrlar olacakdır nümayan

Bilecekdir bu bedenin hoş sefası necedir
Bilecekdir ibtidası, intihası necedir

Eger mene kömek olsan, ümidim var, nehayet
Senin gözel niyyetinle keşf edile hakikat

MİŞKATÜL-ANVAR

İhtisarla
Ey düzlüyü seven, eşki gel eyleme mezemmet
Zahidlikde men görmürem nicat üçün alamet

Küfrile din heyrân kalıb, onlar kimi arayır?
Darak kimin mişk etirli saçlarını darayır? !

Men duyuram ruh ohşayan yar etrini inanın
Can mülkünden haber verir iltifati cananın

Neşe verdi yar canından nuş etdiyim her damla
Adı ila bezedim bu kitabımı inamla

Çünki onun hümmetinin feyzi ile bu pak can
Güneş kimi tülu etdi sanki kara torpakdan

Her ne keder tarifini men söylesem var yeri
Odur bize keşf eyleyen bilinmeyen şeyleri

O saâdet güneşidir mene işık, nur veren
Odur menim her zerremde yüz möcüze gösteren

Bu canımdır ancak onun bir mişkatul-envari
Bu kalbimin haznesidir o mahzenül-esrari

Bu kitabda isteyirem yazım onun sırrından
Koy Mişkatül-envar - deye adlandırım onu men

Karibedir, tarihi de sanki doğmuş esrardan
Hasıl oldu can adı da bu Mişkatül-envardan

Ey misilsiz cavan, çalış hümmet eyle her işe
Cavanbahtsan, koca kimi tedbirli ol hamişe

Cavanlıkda derdler seni tez kocaltdı, durma get!
Varın, yohun cefasından varlığını hilas et!

Ey ışıksız yar gözüne nur bahş eden gün kimi
Ey zavallı aşıkların derdlerinin hakimi

Bu hastaya öz gamzendan lütf et, bir derman gönder
Gülüşünden bu ölmüşe ruh ver, yeni can gönder

Küdsi’ni sen bu sahrada koyma kalsın serseri
Öz yolunu itirenin, ahı, sensen rahberi

Hakikate çatmak üçün mene doğru yol göster
Nede bir sehv etsem onu, bir mürebbim ol, göster!

EŞKDE TEMİZLİK HAKKINDA

Eşkde ne küfr vardır, ne de dine uyan var
Rindlik, mestlik olan yerde temiz ve saf vicdan var

Fisk ile zöhd insanlara kurulmuş bir duzakdır
Huşyar olan şübhesiz ki, bu galakdan uzakdır

Safsatadır her müddee, fikirleri muamma
Meseleler malum olmur, her şeyde var bir amma

Aşıklarda taklide heç olmaz zerre etimad
Ancak vardır her bir işde öz gücüne etikad

Boş lakırtı neye lazım hoş gelse de her avaz
Göz gördüyün kabul eder, kuru söze inanmaz

Eşk hadisi başka şeydir, talebi de bir başka
Gel dolanak indi biz de bu hadisin başına

Söze yeni mana ile yeni şekil vererek
İstincanı, İstibranı biz başka cür şerh edek

Bunlar nedir ki, bunlarsız taat haram sayılır
Onlar olsa insan ğaflet yuhusundan ayılır

Burda daha yâda düşdü bu sözlerin izahi
Ki, demişdi fazılların başçısı Şeyh Bahayi

Yaramazlar, bu amelden, hareketden utanın
Ki, istinca daşlarını gizlersiniz şeytanın

İstincadan garez budur ki, kalb temiz olmalı
Alçak tiynet mahv edilib paklık aziz olmalı

İstibrasa o demekdir, gizli sahla her sözü
Sırr deyilen hazineye mahzen olsun kalb özü

Şarab içsen şarabla da apararsan humarı
Su olmasa bes temizlik ne cür olar, bil barı!

Ebediyyet badesile sarhoş olan her adam
Vellezine amenuden alar kuvvet ve ilham

Bu söz ile temizlense her üreyin kubarı
Cemalinde şafak salar gönüllerin ilğarı

Bu bedhahlık, yaramazlık, habislikle, ey cahil
İbadetin manasızdır, kabul olmaz duan bil

Bu haraket çoh benzeyer dergâhında üsyana
Zahirde hakk, batındasa bağlanmışsan şeytana

Bu riyakâr itaatdan susmak daha yahşıdır
Üsyankârlık kafirlikdan her manada yahşıdır

Pis sıfatdan çekin, hakka istinad et, ey insan!
Bir an bele üz dönderme gel-gel deyen Allahdan

Alın açık her işini eşke bağla hamişe
Koy eşk olsun dil ezberin sana yüksek bir peşe

Mehebbetden başka yohdur sana düz yol gösteren
Odur seni heyir işlere çekib - korhma, gel, - deyen

Ey kafesde çırpınan kuş, tenbellikden iş aşmaz
Sen kartalsan, milçek işi kudretine yaraşmaz

Öz nefsinin mahbasından kurtar, azad kanad çal
Leysa lil-insane illa ma saadan ibret al!

Aklın varsa puç eyleme ömrünü kıl ehtiyat
Koyma boş-boş kefcilliye heder olsun bu hayat

Bir düşünsün ebediyyat dövletine sahibsen
Müvakkati lezzet üçün uçurursan elinden

Asilikle aziz ömrü göylerden yere saldın
Uşak kimi çirk içinde batıb kaldın, kocaldın

Azad doğan üreyini özün saldın zindana
Yaradılış manasından habersizsen, kansana!

Hakk yaratdı özü kimi seni, verdi min zinet
Bu kametle dedi bize etmelisen itaat

Ta ki, sende olsun alameti, celali
Dil ve candan isteyesen ta ki, o zülcelali

Halvetden bir menzil verdi sana möhkem, mükemmel
Sonra dedi öz aklınla bize taraf kayıt, gel

Lakin indi bunları sen unutmuşsan, ey insan
Heyif olsun sana, heyif, yazık sana, bir utan!

Bazan güya meyl edirsen halika, ibadete
Bu yerde de perde olur öz varlığın taata

Taat etsan behişt şövki, ya cehennem hofindan
Yakin bil ki, dergâhında sadakatli deyilsen

Çünki bu nefs isteyidir, hudperestlik demekdir
Hakka taat avazına, kurulmuş bir galakdır

Bahaiden yene düşdü yâdıma bir revayet
Bu yerde çoh münasibdir koy eyleyim hekayet

O demişdir: - Avaz almak maksad olsa taatdan
Kor olmakdır, muzdurlukdur, al çek bele adatdan

Aşıklara maksad ancak yâr vaslıdır her zaman
Cennet şövki, ya cehennem hofi bilmez o bir an

Her kesin ki, yar sevdası başındadır ne gamı
Onun vardır öz behişti, öz müdhiş cehennemi

Kafirlerin küfri, hem de dini her bir dindarın
Üreyinde bir zerrecik derde benzer atarın

Her şahsin ki, olsa bu cür yüksek âli hümmeti
Essabîkun ayasından alar gücü, kudreti

Candan geçib çatar o dem cananının vaslına
Ezeliyyet alemile kavuşar bil o yene

CAN YAHAN EŞKİN IŞIĞINDAN BİR ŞUA

Selam size, ey sevdanı bilen ehli-marifet
Selametlik guşesine çeksin sizi mehebbet

Mehebbetsiz bu dünyada neşe yohdur, bu şeksiz
Eşki ise duymak olmaz saf duyğulu üreksiz

Üreklerin rahatlığı eşk iledir her zaman
Her kes olmuş öz eşkile bu dünyada kemiren

Bu dünyada yohdur ancak mehebbetin adamı
Başdan-başa o gam-keder olsa bele, na kamı? !

Onun gamı ele gamdır ki, üstündür şâdlıkdan
Onun bendi içindese sad olar her insan

Derd içinde nalân eder o keder cismü canı
Unudarsan hamişaliksan her iki dünyanı

Darhanından yahşı olan derdi çeksin koy ürek
Bil ebedi yaşamakdan hoşdur bu derdle ölmek

Bu harabe yere düşüb can çekişen her insan
Öz kederli üreyini ister ede şâdıman

Lakin yohdur bir nefer de bu dünyada bahtiyar
Şâdlık, şöhret, hoşbahtlıyın ancak kuru adı var

Haranın bir derdi vardır, deyin kimde gam yohdur?
Bir fark ile: birinde az, o birinde çoh-çohdur

Başdan-başa bu dünyanın işleri gam, kederdir
Lakin insan bu işlerden gafildir, bihaberdir

Bu dünyada bir iş yohdur, olsun tamam zararsız
Bir şirin bal tapılmaz ki, olsun tamam zaharsız

Her bir işin manasını ahtarırlar sebebde
Eziyyetsiz tapılmaz bu alemde bir sebeb de

Cehd eyleyer her kes tapsın bir az şâdlık demini
Şâdlık tapmaz, o daha da artırar öz gamını

Bu dünyada möhnetden başka yohdur saâdet
Eşk olsun o aşıka kim, ona gülür mehebbet

Bu gamlardan, kederlerden, işgenceden, azabdan
Ancak bir eşk hilas eder ürekleri her zaman

Olmasın koy can evinde yar gamından başka gam
Derd bir olsa, tez tapılar o derdine bir mehlem

Senin derdin o vaht çatar istediyin dermana
Ki, kovuşsun gönül yara, can vefalı canana

Bu matlabi yahşı derk et: Mehebbetdir azadlık
Onun gamı, kederi de oler hoşluk ve şâdlık

Hakikatden bahs ederken yâda düşdü bir mecaz
Bir cavandan deyim size ki, olmuşdu eşkbaz

Rusçadan Transkribe Eden: Celil ÇINKIR

Celil Çınkır
Kayıt Tarihi : 9.1.2012 08:04:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Mustafa Yılmaz İsmailoğlu
    Mustafa Yılmaz İsmailoğlu

    Gönül dostum; çok güzel şiir. Gönlüne sağlık. Kutlarım. Selamlar...

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (1)

Celil Çınkır