Kalakaldım Şiiri - İbrahim Kavas

İbrahim Kavas
123

ŞİİR


39

TAKİPÇİ

Günün Şiiri

Diğer Günlere Ait Şiirleri İncelemek İçin Tarih Seçiniz:

Zamansız ayrılıklarda kaldım ben.
Duvardaki yapraksız takvimlerde,
Akrebe düşman yelkovanlarda asılı...

Yaşanmamış aşklarda kaldım.
Mecnun'un gözünde serap,
Leyla'nın kalbinde ölüp kaldım...

Yazılmamış şiirlerde kaldım.
Bitmemiş dizelerde kafiye,
Kurumayan mürekkepte redif...

Baharsız kışlarda kaldım.
Açmadan solan gonca,
Damlamayan gözyaşında ıslak...

Söylenmemiş şarkılarda kaldım.
Sazımın teli yorgun, tezenem suskun,
Şarkımın güftesinde gizli...

Böylesine, yapayalnız kalakaldım ben! ..

İbrahim Kavas
Şiiri Değerlendir
Sizce bu şiir ne hakkında?
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Lâl Vâveyla
    Lâl Vâveyla


    Öncelikle günün şiiri seçildiği günde burada olup kutlamalara katılamadığım için affınıza sığınıyorum Hocam...

    Gidenin arkasında öylece kalan bir yüreğin hüznünü ve çaresizliğini dile getiren oldukça anlamlı güzel bir şiir, sizi ve şiirinizi canı gönülden kutluyorum saygılar...

  • Filiz Kalkışım Çolak
    Filiz Kalkışım Çolak

    Hüzün yüklü bir nisan sabahı gibiydi şiir tazeliğiyle gönüllerde sızlayan..kutluyorum sevgili hocam...

  • Necdet Arslan
    Necdet Arslan

    11 OCAK 2017'nin vitrininde 'Günün Şiiri' olarak duran KALAKALDIM'ı çok beğenerek okudum.Değerli Kardeşim İbrahim KAVAS'ı içtenlikle kutluyorum.
    Ayrılığın kendisine katlanmak güçtür genellikle.Ya ona dönük yazmak? Evet,güç yazılan bir odak...

    Ama şiire gerçek değerini teslim etmiş Antoloji Seçici Kurulu...
    Hem İbrahim KAVAS'ı hem de Sayın Kurul'u tebrik ediyorum...

    Erdemle.

  • Önder Karaçay
    Önder Karaçay

    Değerli Kardeşim;

    Hep eksiğiz bak günün şiirine bende geç kaldım. Sessiz kaldık, ayrı kaldık, yalnız kaldık yine de yılmadık. Şiirinde bunu gösteriyor zaten.

    Günün şiiri seçilmesi dolayısıyla kutlar daha nice başarılı çalışmalar da görüşmek dileği ile.. Saygılarımla...

  • Bülent Baysal
    Bülent Baysal

    Bir yarımım hep eksik kaldım, sensiz kaldın, ayrı kaldım, yoksun kaldım...
    Kışlara sürgün yedim, baharsız kaldım...
    Hep bir yanı eksik olanların şiiriydi, yürek sesiydi...
    Güne düşmeyi çoktan hak eden şiiri ve yüreğinizi Kutluyorum İbrahim Bey Kardeşim...
    Bu güzel şiiri güne taşıyan seçki kuruluna teşekkür ve saygılarımla...

  • Naime Özeren
    Naime Özeren

    Büyük bir çaresizliğin isyanı bu şiir.Çöllerde susuz kalmak, ummanda rotasız, kutup yıldızı veya deniz feneri olmadan açık denizde, ya da şarkının söylediği gibi kör kuyularda merdivensiz. Kalakalmak böyle bir şey olmalı. Ve şair bu çaresizliğin hakkını vermiş dizelerinde. Çok içten, sade ve akıcı. Konu bütünlüğü bozulmadan.


    Güne çok yakışan bu değerli şiiri ve İbrahim öğretmenimi kutlarım içtenlikle... Seçici kurula bu güzel seçkilerinden dolayı tebrikler...Nicelerine...

  • Hikmet Çiftçi
    Hikmet Çiftçi

    YELKOVANIN KOŞUŞTURMASI

    Üç nesne var ki, birbirlerini kovalayıp dururlar. Hem de hiç usanmadan, bıkmadan… Tam yakaladıklarını düşündükleri anda birbirlerine adeta teğet geçerler. Hızlı gidenin geriye dönme şansı yoktur, sadece yeniden koşar adım tur atmaya, yeniden yetişmeye çalışır kovaladığına.

    Bu zamandır.
    Bu zamanın belirleyicisi, bizlerin bir günde belki defalarca baktığı, bileğimizde damarımıza en yakın yerde taşıdığımız zamanın göstericisi.
    Saniye yelkovanı, yelkovan akrebi kovalar; saatlerce, günlerce, aylarca ve yıllarca… Tıpkı gönlümüze nakşedilen, bütün ruhumuzu çevreleyen aşkın her saat, her gün, her daim kendini hatırlatması gibi.

    Ayrılıkların ne zaman yaşanacağı hiç bilinmez. Bir anda gelebilir, bir anda hayatı alt üst edebilir. Hüzün bulutlarını bir anda gönül dağlarına indirebilir.
    Geçen zamanın tek tek dökülen yaprakları nice takvimler eskitir.
    Akrebin peşinde koşturan yelkovan gibi, her saat başı, yeniden kavuştuğunu zannettiği anda uzaklaşmanın acısını, çırpınan kalp atışlarının tik-taklarında yaşatabilir.

    Yaşamaya mecali kalmamış Mecnun’un seraba dönen Leyla’sı gibi…

    Aşkın dili şiirlerde yarım kalmak, kalem ucunda kurumayan mürekkep gibi yazılmayı beklemek...

    Hiç bahara eremeyecek kışı yaşamak, açmadan hayata veda edip gitmek. Nihayetinde için için yanıp, sessiz sessiz görünmez gözyaşları dökmek…

    Öyle bir aşk ki, bitirilmemiş şiirlerde, söylenmemiş şarkılarda kaybolup gitmek…

    Ne yorgun teller bu şarkıyı seslendirebilecek, ne de suskun tezene tellere dokunabilecek.
    Aşkın ezgisi güftenin notalarında sırra bürünecek…

    Sadece yalnızlık!..

    *
    GÜNÜN ŞİİRİ VESİLESİYLE DEĞERLİ İBRAHİM KAVAS BEYİ GÖNÜLDEN KUTLUYORUM.

    Nice güzel şiirlerde buluşmak dileğiyle.

    Sevgi ve saygı rüzgârları esenliğiniz olsun.

    Hikmet Çiftçi
    11 Ocak 2017

  • Ergin Bingöl
    Ergin Bingöl

    Kadir bilmez bir vefasızlık karşısında yalnızlığını betimleyen, naif ve çaresiz bir ruh halinin dizelere yansıtılışı çok güzeldi İbrahim Bey, kutlarım. Ayrıca günün şiiri seçilmeyi haketmiş şirinizi ve paylaşımı gruba sunan Mahmut Bey'e ve size selam ve saygılarımı sunarım.

  • Onur Bilge
    Onur Bilge

    KALAKALDIM

    Zamansız ayrılıklarda kaldım ben.
    Duvardaki yapraksız takvimlerde,
    Akrebe düşman yelkovanlarda asılı...

    Yaşanmamış aşklarda kaldım.
    Mecnun'un gözünde serap,
    Leyla'nın kalbinde ölüp kaldım...

    Yazılmamış şiirlerde kaldım.
    Bitmemiş dizelerde kafiye,
    Kurumayan mürekkepte redif...

    Baharsız kışlarda kaldım.
    Açmadan solan gonca,
    Damlamayan gözyaşında ıslak...

    Söylenmemiş şarkılarda kaldım.
    Sazımın teli yorgun, tezenem suskun,
    Şarkımın güftesinde gizli...

    Böylesine, yapayalnız kalakaldım ben! ..

    İbrahim Kavas


    BİTİK TAKVİM


    Yarım kalan bir aşkla yarımlanan biriyim ben. Bir aşk mağduruyum. Onun için suskunum, yorgun ve durgun…

    Zamana takılıp uçuşan takvim yapraklarıyla tutuşan yıllarımın ardından karalar bağlarım. Kâğıtlar karalar, ağıtlar yakar ağlarım.

    Akrep olup sokan, ruhumu yalnızlığın dibine atan, yel/kovanın inadına ağırdan alan, yeline karşı duran, hiçbir şey olmuyormuş gibi sakin sakin sırıtan o hain akrebe kin bağlarım.

    Zaman… O ne mihvaldir o!.. Laf anlamaz, söz dinlemez! İnsanın ömrünü tüketir!..

    Zaman zaman, vakitsiz kopan bağlarıma ağlarım yana yakıla… Sıkıla bunala sürüklemeye çalışırım hayatı… Hayat, kullanılmadığı için dura dura bayatladığı halde ne kadar silkelesem de bir türlü düşmez yakamdan! İşte bu minvalde yaşarım, yaşamaktan sayılırsa, yaşanmamışlığı. Yaşanamamışlığı…

    Tutsam yelkovanı yakasından, çekip yere çalsam! Sonra geldiği yere doğru süratle sürüklemeye başlasam, yaka paça… Zamanı başa sarsam!

    Koşsam, yerinde yeller esen takvim yapraklarının peşinden! Toplayıp toplayıp koynuma doldursam! Tarih sırasına göre şöyle bir bir sıralasam! Sonra bulsam duvarlarda tükenen, atıldıkları yerlerde can çekişen o resim baskılı kartonları, o bitik takvimleri boş kalan çivilerine geçirsem! Kapansa zamanın kanayan yaraları! Duvarların yamalık gibi görünen açık renkli yerleri, yanaklarına ten rengi yara bantları yapıştırılmış ya da fondötenle kapatılmış gibi fark edilmez olsa… Silinse yüreğimdeki çentikler birer birer… Ruhumdaki yara izleri silinse… Yapıştırsam sondan başa doğru her yaprağı yerine birer birer… Günleri birer birer eski yerlerine yerleştirsem! Böylece yenilesem, yenilenemez günleri… Böylece yensem, yenilemez bir dev olan zamanı… Gençleştirsem teker teker yaşlanarak geçip giden yılları! Her yılı gün gün geriye götürsem! Yılsonlarını yılbaşlarına, yaşlananları ilk gençlik yaşlarına… O en güzel, en mutlu çağlarına… En önde de ben yürüsem!

    Yürüsem, ayrıldığımız güne başımı çevirip bakmadan! Koşsam seni ilk gördüğüm güne, nefes nefese! O ana gelince dursam! Dursa saniyeler, saliseler… Dursa zaman ve mekân, olduğu gibi öylece! Bir daha hareket etmese güneş! Çakılıp kalsa gökyüzüne… Olmasa bundan böyle gündüz ve gece… Hayran hayran baksam, bakakalsam hasret kaldığım yüzüne… Bakmalara doyulmaz, dayanılmaz gözlerine…

    Dursa zaman! Yedi uyurlar için durduğu gibi dursa! Saatler hep o anı, aynı anı vurup dursa! Varlığın varlığıma hayran ve ram… Gözlerin gözlerimde kalakalsa, öylece mesut ve meftun… Üç yüz beş yahut üç yüz dokuz yıl, şöyle en azından… Baygın düşsem o tükenmez anın hazından!

    Mağaramızda uyandığımızda, kimse anımsamıyor olsa da bizi, seni alamasalar bir daha elimden, asla! Paralar pullar çoktan tedavülden kalkmış olsa! Ne mal ne mülk, ne ev bark… Zıpzırlak kalmış olsak ta… Varlığın varlığımla varlıklı, huzurlu ve sarhoş… Varlığım varlığınla varlıklı, mutlu ve gani… Hani o muhteşem ana geri dönebilsek yani!

    O ana geri dönebilsek… İlk göz göze geldiğimiz ana… Salise salise yaşasak, tekrar sindire sindire… Yaşanmamış yılların acısını dindire dindire… Bütün güzellikleri üstümüze indire indire… Farkına vara vara yaşamın her anının… Beraberliğin tadını duya duya… Yudum yudum yudumlaya yudumlaya…

    Sahi, nasıl ayrı kaldım ben senden birkaç saatliğine bile! Nasıl gidebildim evime! Nasıl uyudum!..

    Yüzünü bir daha hiç ama hiç göremeyeceğimi, bu denli hasret çekeceğimi bilseydim, değil uyumak, bir anlığına bile yummadan, gözlerimi kırpmadan seni seyrederdim. Seni hücre hücre hücrelerime ilerdim. Cildini cildime dikerdim, sökülmemecesine… Gözlerini gözlerime… Gözlerini gözbebeklerime işlerdim nakış nakış… Bakış bakış, beynimin her merkezine… Her merkezine…

    Hani zamansız çatlar ya yumurta… Zamansız çatlar ya tohum toprakta… Açılmadan kurur ya tomurcuklar dallarda… İşte aynı öyleyim o günden beri… Onlar gibiyim. Hatta daha da beter! Bin beterim!..

    Görünüşte, herkes gibi biriyim. Diriyim, işimde gücümde, koşuşup durmakta, gidip gelmekte, biteviye didinmekteyim ve mütemadiyen bir şeyler edinmekteyim ama hiçbiri ciğerimden sökülüp alınan yüreğim deği! Hiçbiri canımın en derinden koparılan yitiğim değil!

    Güya diriyim. Herkes gibi biriyim ama ta o zamandan beri ölü biriyim. Yılgınım, bitkinim. Beni kimse vardan saymasın! Çünkü yapraksız kalmış takvimler gibi bitiğim!

    Yapraksız kalmış takvimler gibi değersiz görülüp atılmışım. Lüzumsuzların arasına katılmışım. Artık ben bir atıkmışım! Boş kalan çivime hemen geçirilmiş başka biri… Tertemiz yerime yerleştirilmiş, eni konu… Varlığı, varlığımla eşleştirilmiş. Boşuna sevinmekte, gülümsemekte… Onun da yolunacak saçı başı… Kaşı gözü kalmayacak yakında… Her gelen bir parça koparacak ondan da… Yine bir yılsonunda onunda dolacak miadı ve değişecek benim gibi yeriyle adı… Yerim, ancak bir süreliğine ona yaradı!

    Ben atıklar arasında… Elinde kalemi kâğıdı… Dilinde yâr adı… Yaşanmamış yılların ağıtı…

    Yaşanmamış bir aşkın mağduruyum ben. Yaşanamamış ve yaşanamayacak yıllara mahkûmum. Umudun zerresi kalmamış bende. İnanmıyorum yaldızlı yıldızlı yalanlara… Geleceğin iyiliklerle, güzelliklerle geleceğine… Gelecekte geleceği söylenenlere… Serap görmek istemiyorum artık Mecnun gibi çöllerde… Gurbet ellerde kalakalmak istemiyorum. İstemiyorum seni yüreğime gömmeyi… Yüreğine gömülmek istemiyorum.

    Sen benim yarım kalan şarkım, yazılmamış şiirimdin. Her şiirimde imdin. Ben o yarım kalan şarkıda kaldım, askıda kaldım, kalakaldım… Sense şiirlerimde… Bütün şiirlerimde… Beze beze bezelelendin, dize dize dizilelendin. Hecelendin kafiyelendin… Sen gece gece gelendin. Saçının ucundan, tırnağının ucuna kadar şiirdin.

    O zamandan beri… O zamandan beri takvimlerden yapraklar koparıldı birer birer, her birinin yerine bir şiir geldi. Şiirler, baştan sona sendiler. Daha çok gece yarılarından sonra geldiler. Karakışlarıma, bir süreliğine baharlar getirdiler. Karardıkça kararan gecelerime birazcık ışık… O/Nur/la bir nebze de olsa ferahlık, kısacık ve geçici mutluluklar verdiler.

    Çoğu zaman nisan yağmurları getirdiler beraberlerinde… Kırkikindi yağmurları, dinmek bilmeyen… Yanaklarımdan aşağıya yolladım boyuna onları… Beynimi, hayalini görmeye zorladım, hiçbir zaman olmadı, olamadı!

    Biliyordum, bir varlığın vardı. Yürüyüşün, duruşun aklımdaydı. Fakat yüzün… Fakat gözlerin bilmem ki nasıldı? Ara ara şimşek çakarcasına bir anlık, belirir gibi oluyordun, anında kayboluyordun. Yanamayan kibrit gibi kararıyordun. Bir bilsen, nasıl bir mücadeleydi! Nasıl aranıyordun!.. Beni ne kadar çok yordun!

    Sen hiç bilmiyordun. Hiçbir şey bilmiyordun.

    Açılmadan solan güllere yazdım adını… Şiirlerime damlayan gözyaşlarımın yanına yazdım ki o sayfalar da sana hasret kalan, ölsem de kapanamayacak olan naçar gözlerim hiç kurumak nedir bilmedi.

    Kulağıma değen her şarkıyla geldin ve bir şeyler dedin bana. Ben de onlarla sana bir şeyler söyledim. Söylenmemiş sözler değildi hiçbiri nihayetinde ama zaman zaman derdime derman, hislerime tercüman oldular.

    Ne kadar yorgun, yılgın, bitmiş tükenmiş olsam da daima gönlümün tellerindesin. Ben sana susuz, uykusuz… Ben hayaline bile aç, muhtaç, biilaç… Sen, ellerin ellerindesin.

    Bırak da aşkımı… Bırak da hasretimi şiirlerim desin! Şarkılar, türküler desin…

    Ben… Biliyorsun işte! Bitik bir takvimim, güzelim!

    Sen benim şiirim, güftem… Şarkım, türküm, ağıtım, gazelim…

    Hâsılı her şeyimsin!

    Her şeyimsin!

    ***
    Onur BİLGE

  • Reyhan Altaş Şairler Dünyası Grubu
    Reyhan Altaş Şairler Dünyası Grubu

    ANTOLOJİDE GÜNÜN ŞİİRİ SEÇİLEN *KALAKALDIM * ADLI ÇALIŞMASI İLE İBRAHİM KAVAS ŞAİR ARKADAŞIMI CANDAN KUTLARIM....

    Antolojide Günün şiiri seçilen şairi ve şiirini kutlarım tebrikler (Kalakaldım) Adlı şiirin antolojide günün şiiri olarak seçilmiştir şiirini tekrar okumaktan mutluluk duydum tebrik eder kutlarım seni başarılarının devamını dilerim.Saygı ve Sevgilerimle

TÜM YORUMLAR (64)