Ormanların Gümbürtüsü Şiiri - Ahmet Güntan

Ahmet Güntan
13

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Günün Şiiri

Diğer Günlere Ait Şiirleri İncelemek İçin Tarih Seçiniz:

artık hiçbir şeye karşı değilmiş gibi kayıtsızım
yolculuğun sonunda ormanda duyduğum sesi öldürdüm
amacım yoktu sesi öldürürken, ses öldüğü için de hala amaçsız sayılırım
ormana karşı değilmiş gibi kayıtsızdım
ormandan çıkınca şehrin ışıkları ve ışıkların suda işaret ettiği anlamların adı olan dünya
ile karşılaştım
dünyaya karşı da kayıtsızım

"anlamıyorum seni" diyen birine kendimi anlatmak
üzere uzattığım kitap hala okunmadığı için,
bir gecenin sonunda anlatılmamak için yaşanmış
gönderilmemek üzere yazılmış bir mektuba koyarak...
mantıklı olan her şeyin nedenini aradım
nedenini aramadığım için artık yalnızca ölümü
ve aşkı seviyorum
konuşma haline gelmeyen şeyleri
susmalı ve sonra ormanın güzelliğinden söz etmeli:
"kış henüz gelmişti, kar tertemiz ve her yer
bembeyazdı"
biz de mutluyduk
kimimizin sevgilisi vardı
sevgilisi olanların üstüne bir taş duvar yıkılıyordu
taş duvar üstümüze sessizce yıkılıyordu
ses ölmüştü çünkü nedenini aramadan

sevgilim sensiz olabilmek için sokaklarda
yürüyorum
sevgilim pencereden bakıyor ve yanıma şemsiye almaya karar veriyorum
sevgilim sensiz olabilmek için durmadan "yağmur
yağıyordu" diye bir cümle tekrarlıyorum
sevgilim sokağa çıkarken şemsiyemi almayı unutuyorum
sevgilim son vapuru kaçırıyorum ve iskelenin aynasında seni ve yağmuru görüyorum
hava soğuk sevgilim, bütün gün sobayla sevişiyorum

iskelenin aynası ve aynadakilerin işaret ettiği
anlamların adı olan dünya
ki ona bakarken hayatımıza bakardık
ya da şöyle söyleyeyim:
hayatımıza bakarken sanki ona bakardık
yansıttığı görüntü bakırı altın yapmıyor artık

daha neler yapmadım seni unutmak için, neler yapmadım
aşk filimleri seyredip sonra aşksız bir dünyada
yürümek istemediğim için aşk filimlerine gitmedim
kırmızı bir fular taktım bileğime şeytan kovmak için
arabamı bütün barların önünde park edilmiş görebilirdin
barda peşimden gelen o adama, şeytan kovmak için senden
ve hemingway'den söz ettim:
"çehov da bir amerikalıdır aslında"

neler yapmadım seni unutmak için, neler yapmadım
üstünde dünya haritası olan bir uyku tulumunda uyudum
iyi şeyler gördüm rüyalarımda
sonra bir gecenin sonunda
seni öldürdüğüm için kayıtsızca
ve artık vazgeçtiğim için omuzlarımı tutan o ellerden
uzun süre yaşayıp uzun süre öldüğüm
ve mezar taşıma "ernest ve scott" yazdırdığım için
kremalı çorbalar, et yemekleri ve şaraptan bıktığım
ve durulamalık konyak da çevirmediği için sessizliği altına
"yağmur kayıtsızca yağıyordu" cümlesinin yerini
"yağmur yağıyordu" cümlesi aldı

sesi, yaralı bir kaplan gibi bağırırken bıraktım
"yağmur yağıyor" dedikçe "kış henüz gelmişti, kar tertemiz
ve her yer bembeyazdı" diyen hemingway
ki boks yaparken yazardı
ya da şöyle söyleyeyim:
yazarken boks yapardı
durmadan sesleniyor şimdi bana:
dünya güzel mi?
sen soylu musun?
sevgilin var mı? mutlu musun?
eve dönünce kahve, yemekten sonra konyak içiyor musun?
yoksa hepten mi unuttun şarabın simyasını?

yağmur hiç yağmadı ben dünyaya baktığım sürece
bakır altına dönüşünceye dek hiç de yağmayacak zaten
kayıtsızım,korkarak ormanların başıma vuran gürültüsünden

Ahmet Güntan
Şiiri Değerlendir
Sizce bu şiir ne hakkında?
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Hâli Se
    Hâli Se

    kayitsizlik
    o kocaman unlemiyle birlikte

    camus yabanci`da ,demirkubuz yazgi`da ..ve burada oteki adi besbelli ki `o` olan ormana karsi olmaya bana gore ...yani benim ciliz ve geveze simdime gore.

    ``siirin kirmizi cizgisi yoktur `` demis sinyali.

    siire kayitsiz kalabilseydik musa ,yani siir olmasaydi ..musa buna asla cevap vermez. cunku .....ahh ...hayır!

    neyse ben nerden niye geldldim simdi buraya ..guntan in baska bir siirini ariyordum

  • Hüseyin Demircan
    Hüseyin Demircan

    gercektende.. avrupa birliginin dayatmasi ile.. italya vize uygulamaya baslamazdan evvel.. arka bekcisi diye tabir ettigimiz.. dabancayi yaglar.. belimiz kemerine sokup.. sirkeciden trene biner.. vatikana papa vurmaya giderdik..

    sonra alaman gavuru basladi vizeyi slkilastirmaya.. ginede.. miilli mac olur.. mac seyretme ayagina.. yorgan simit.. ellerimizde tahta valizler.. bir kac gunluk vize ile.. kapikuleden gececegimiz vakit.. gorevliler.. filipis marka teyibi sonuna dek acar..

    ormaaanlariiin gumburtuuusuuu.. baaasiiimaaa vuruuur.. nazlii yariiin hayaaaliii..

    .. turkusunu dinletirlerdi.. siz eger kacak olarak calisma niyeti ile.. gidiyorsaniz.. bogaziniza bir yumruk otururdu.. gozleriniz bugulanir.. evde acliktan carik kemiren coluk cocugu dusunur.. bir tarafta.. tomar tomar alaman marki.. mersedes araba.. gozunuzde canlanir.. bir yanda.. orman gumburtusu ve yar..

    - parasininda.. alamanyasininda.. sinsilesini sulalesini der.. geri memleketinize donerdiniz..

    orman demek.. guzellik demekti.. ormanin kendisi siirdi.. sairler.. karli kayin ormanlarini anlata anlata bitiremez..

    .. biri gokte kusmu gordu.. ormani hatirlar.. ucun kuslar ucun.. dogdugum koye.. simdi daglarinda mor sumbul vardir.. ormanlar koynunda bir serin dere.. dikenler icinde sari gul vardir.. diye kendisi kusu deresi cicegi kari buzu tas toprak ot pusuru sisi dumani kokusu agaci ile siir olan ormanin siirini yazar..

    -yalniz senin gezdigin bahcede acmaz cicek.. bizim diyarimizda bin bir bahari saklar.. sen kolumuzdan tutup.. ister bizi cek.. incinir duz caddede.. dagda gezen ayaklar.. diyerek.. orman sevgisi dile getirirlerdi..

    o zaman bu kadar guzel ormani.. bir engel gibi goren.. nazli yari kaybettigi.. oicin.. icinden cikamadigi.. gumburtusu.. bortusu bocegi ormanda agliyan.. saire.. yarami sarmiya.. lokman hekim kar etmez yar gelsin ilacim o diyen saire hak verir.. ne yar imis bee.. ormana degismiyor der.. iceri yaginiz sipir sipir erir.. siir oyle guzellikte olur.. ormanini birak.. diyar diyar gez.. olacak ismi.. bulbulu altin kafes ko ah vatan der.. cali dibine konar.. orman gumburtusunden irak.. nazli yar hayali gozu onu gitmez.. gumburtu basina vurur duyar gibi olur.. geride biraktigi bas asagi indigi ormani agliyarak.. ic yaglari cozur cozur erir boyle.. siir oyle olur.. siir gonul teli titiretir.. siir yakar kavurur.. yoksa dedemde yazar.. ormandan gel ormandan.. yatirdim cam dibine can haticam diye.. bumu siir.. o dize.. bogaza yumruk gibi oturacak.. o dize.. goz pinarindan.. sicim gibi sicim gibi.. bak iste bu lazim.. bunlar cok guzel seyler cok.. heee..

  • Hasan Büyükkara
    Hasan Büyükkara

    ''insanlar hangi dünyaya kulak kesilmişse öbürüne sağır'' demiş bir şair ve ayrıca şöyle de söylemiş.....''yürek elbet acıyor esvap değiştirirken ''

    değişim her zaman zordur...zihinsel değişimden daha zor olan ise duygusal değişimdir ayrıca..bu yüzden özellikle yürekle ilgili değişimler beyinle ilgili değişimlerden daha acıtıcıdır...

    ikinci zorluk ise, dünya var oldu olalı değişimin ivme katsayısı hiç bu kadar, günümüzdeki kadar yüksek olmamıştı...

    bu yüzden,geğirme gürültüsüne alışık kulakların orman gümbürtüsüne veya ''bombalara, bööö seslerine, savaş alaborasına '' verecekleri tepki farklı farklı olacaktır elbet...onlar için ''yaşamak bir tıkırtıdır, aldırmazlar''

    Gibi şeyler işte..düşündükçe...

  • Metin Solak
    Metin Solak

    Evet bence şiir adına gümbürtü.

  • Hüseyin Demircan
    Hüseyin Demircan

    zenaat alt kademesi idi sanatin.. siz kabaca baltaniz ile tomrugu indirip.. dal budaktan arindiracak.. kurtlanmamasi icin kabugu soyup.. marangoz tezgahi koydugunuz vakit..

    zenaatkar ortalama insan genisligi bacak uzunlugu bilmek.. binlerce yillik sirt yaslanma konforu icin.. isledigi koltugun.. alt kismi ve sirt yaslama kismini yumusak materyalle doldurma mecburiyetinde idi..

    dogada en degerli materyal.. elmasin.. yontulup traslanip.. isigi en guzel verecegi.. matematiksel.. geometri bilinmeksizin.. siz onu kafaniza gore.. yuvarlak dortgen yamuk sekledemezsiniz.. sekiz onalti yirmidort kirksekiz ellialti altmisdort simetrisi saglamak..

    kuyumcu iseniz o taci basa oturacak bicem o altina o en guzel deseni naksetmek zorundasiniz ki.. tum zenaatkar agiz birligi bu artik sanat oldu desin.. kimsenin veremedigi centik firca golge.. akis nota.. sanat bu.. yoksa dedemde yontar.. rasgele okuzluk karasabani camasir tokacini.. sen sanatkarsan.. ona havyan.. ona keserin.. ona muc cekicin.. ona donemini.. ona devrini tarihini kaziycan.. ona diyecek sozunu.. ona fikrini.. ona estetigin ona ruhun..

    gerisi lafi guzaf.. odul dersen.. kulak cignesin pehlulun.. dedesi bi avuc fazla verimis yemi.. un dersen hocanin karakacandan unlu kim var.. sen okudun sen sevdin sen begendin sen kendine sair dedin.. sen kendini sanatkar saydin.. gerisi fasa fiso.. saygilar..

  • Hasan Büyükkara
    Hasan Büyükkara


    ŞEYH GALİB'in Fanusu bu şiirde nasıl bir imgeye bürünmüş...çukur olarak algılanmış şairce...

    yeni zamanların müthiş şiirleri var..yeni zamanlarda oluşan içsel ve içli müziği dinlemek gerek...dinlemezsek ne olur?

    hiç bişey olmaz

    ''hiç bişey olmaması'' iyi midir kötü müdür?

    bu da insanın tercihine bağlı tabi..

    Kurgu

    ve bu gökyüzü bir çukurdur aslında
    uçaklarla yükseldiğimiz zaman anlarız mezarların
    hep bir elden çıkmış yuvarlak taşlar gibi dümdüz
    savrulup yeryüzüne oturtulduğunu

    buğulu bir camdan yaratılsaydı tabutlar diyorum
    insanların değil incir ağaçlarının omuzlarında taşınsaydı
    kulübelerine kadar
    ve o kulübeler bize bakar bakmaz
    kar yaşaydı her akşam üstü diz boyu

    ve hiç vurulmasaydı o kulübelerin kapısı
    yalnızca testilerde su taşısaydık
    beyaz bir denizden
    beyaz bir denize doğru

    ama yeryüzü bizim ellerimize bırakılmış
    herkeste bir başkası olan bir beyaz taş donmuş bir kartopu
    ilişki bu

    arkadaş söyle bana
    bu ilişki
    yeryüzünde
    kime doğru

    kime doğru kurulmuş bir ilişki bu

    MUSTAFA ATİKER

  • Selma Ecer
    Selma Ecer

    Emeğine sağlık Şair.
    100 üzerinden 61 puan.

  • Hasan Büyükkara
    Hasan Büyükkara

    geometri bilmeyenler bu bahçeye giremez demişti yunanlı bilge ...bugün bizim lise dediğimiz ve yunancası liceum olan ve devrin her bilgisinin ve felsefesinin tartışıldığı yere giremez demişti geometri bilmeyenler ...bu yer bir bahçeydi ve bahçeye yunanlılar liceum diyorlardı

    çizgi, geometrinin can yakıcı dört mütemmim temel çıkış ögesinden birisidir..nokta, çizgi,alan, hacim...

    çizgi ve kırmızı çizgi..redborder veya redline

    kırmızı çizgi nedir? sorusunu tartışıyor aslında baştan başa şiir..

    nokta ve küre aynı şeydir geometride...alanın 360 derece açısı daire ile temsil edilir..hacmin katı açısı vardır..katı açı 360 derece ise küre ile temsil edilir..hacimler evrene sonsuz tane 360 derece ile bakar..insan bedeninin arayüzü,tenimiz yani, evrenle sonsuz tane 360 derece ile buluşur.. tenimiz evrennle maddesel arayüz oluşturur..interface diyelim de iyice bir entelektüel olsun..

    işte insan bedeninin evrenle kırmızı çizgisi tenidir..ancak insanın birde tensel olmayan hacmi vardır..ruhu diyelim , bilinci diyelim adına ne dersek diyelim bu hacmin evrenle arayüzünün sınırlarını tarif insanı aşmaktadır..

    Şiir işte tam da bu noktada yazılmış...ruh veya bilinç evreni kaplama ve içine alma arzusundayken beden bu gidişe frenleme etkisi yapmaktadır..

    Bir şulesi var ki şem i canın
    fanusuna sığmaz asumanın

    demiş şeyh galip

    bu can denen mum'un , bir ateş sünüşü , bir alev buklesi var ki, gökyüzü dediğimiz sonsuzluk dediğimiz, fanusa, saydam mahfazaya sığmıyor..

    peki nedir o halde insan için ve insanın düşünce harasındaki en hızlı ,müthiş binit olan duygusunun, at biiin !!! komutunun mücessem hali olan şiirin kırmızı çizgisi..

    şiirin kırmızı çizgisi yoktur...

    atlı bindi gitti ona..atlıyı görenler için göz veya dürbün veya teleskop kadar bir sınır mahkumiyeti var..şiirin kendisi sınırsızken , algısı sınırlı...

    algı sadece okurda değil..şiiri rüyada atlı bir yolculuk olan yaşayan şair içinde rüyanın yani şiirin dışına çıkınca elinde bir algısı kalır..

    algıların sınırından söz etmektir zaten şiiri yorumlamak...



  • Naime Erlaçin
    Naime Erlaçin

    Aşk da tek kişilik, ölüm de…
    Doğru söyler şair. İkisi de kaçınılmaz, ikisi de kader, ikisinden de korkar ama ikisini de yeri geldiğinde severiz…

    Ama şiir bundan ötesini söylüyor bana. Ormanların güzelliğini mi, şehrin ışıkları ve dünyanın karmaşasını mı, hangisini seçmeli? Ormanların sessizliği bir gümbürtüye mi dönüşüyor zamanla? Gerçek ormanlardan çıkıp kentsel ormanlara mı giriyoruz? Ve giderek bundan korkuyor muyuz? Aslında ikisinde de bakırdan altın yapmak mümkün değil. Yağmurlar yağmıyor artık. Bu kuraklık yüreğimizi mi kavuruyor peki? Kısacası yanıtlarını bilemediğimiz sorularla dolu ve ikilemler içerisinde kendini tamamlıyor hayat. Şiirdeki “sevgili” motifi bir bahane… Sorular hayata karşı gibi geliyor bana ve derininde acı yatıyor…

    Hüzünlü, karamsar, kimi zaman isyankâr, fakat ironik bir yaklaşım ve alaycı bir tavır da görüyorum: Bunca şair/yazar yazmış da ne olmuş? Kim neyi çözebilmiş? Çözebilmiş olsalardı eğer, Scott Fitzgerald bunalım geçirir miydi, Ernest Hemingway kendini vurur muydu, Anton Çehov insan psikolojini deşeleyen bunca eser verir miydi?

    Şiire gelince, teknik açıdan benim için fazla uzun. Düzyazıya daha yakın. Ancak tek şiirle şair hakkında hükme varmak adil değil. Bu yüzden diğer çalışmalarına bakmak lazım... Neler üretmiş, şiir hakkında neler demiş. Bunlar önemli. Aslında yukarıdaki şiirden daha net anlatımları var. Şiire epeyce kafa yormuş birisi…

    Örneğin şöyle diyor;

    “Şiirin bakarak yazıldığı doğrudur, ama değişmeyene, boşluğa bakarak. Şair yaratmaz, arar ve bulduğunu hiç bozmadan yavaşça yere indirir. Şairin zamanı, bunun için, yavaş geçmesi gereken bir zamandır. Her şiir, şairini mutlaka yanında ister. Yoksa kendisi olmaktan çıkar, başkası olur, edebiyat olur, saflığını, şiirliğini kaybeder…” (A. Güntan - “İyot” kitabından alıntı, YKY, 2006)

    Şu manifesto ise, alaycı tavrının bir simgesi:

    -PARÇALI HAM MANİFESTO-

    1. Şiiri yaratma, yavaşça ara.
    2. İçeride değil, dışarıda - somutta.
    3. Beyin kimyana ihanet etmeden bak. (Nasılsa seni kimse takmıyor.)
    4. Gözlemlemediğin, dokunmadığın şeyi şiire sokma.
    5. Görmediğin coğrafyaları, yaşamadığın tarihi yazma. (Kitaplardan somut bilgiyi ham olarak alabilirsin.
    6. Sıfatlardan kaçın.
    7. Dize kurma.
    8. Kafiye yapma.
    9. Söz sanatlarından sakın.
    10. Gizli gönderme yapma. (Okuyucunun donanımına ihtiyaç duyma.)
    11. İmgeyi bilgi vermek için kullan.
    12. Tıfıl Garson’u unutma.

    (A.Güntan, “Parçalı Ham”, YKY, 2011)

    Üstü kapalı konuşmayı da seviyor. Aşağıdaki örnekler öyle çok şey söylüyor ki bize. Bozuk düzene olan başkaldırısını okuyoruz satır aralarında…

    “Ne kelimeler ne cümleler, ne de sözdizimi
    Yalnızlığını aşmak gerek söyleme’nin /
    Baktım, anladım, gerçek olsun dedim bu mevsim /

    Gri bir deniz, gri gökyüzü ve yağmur sürekli
    Artık sonbaharın sahibi benim nitekim…”

    (A. Güntan, “İlk Kan”, “Sonbaharın Sahibi” şiirinden son bölüm, YKY, 1998)

    “İnsanın büyüme istikameti de
    ağaca benzer hâkim bey/
    kümbet gibi dikilir. Ne var ki
    ağaç sabit, insan gezegendir…

    Tohum ağaç olduktan sonra
    Kaybolmuştur hâkim bey /
    Gasptan korkmayacak kadar
    Mülkiyetten uzak…”

    (A.Güntan, “Toplu Şiirler, “Mahkeme Kitap”tan, YKY, 2008)

    Adını çok duyduğum ama poetikasının detaylarını bilmediğim bir şair. Bu yüzden derinlemesine yorum yapamıyorum. Tarafsızca bakmaya, anlamaya ve bende bıraktığı izlenimleri anlatmaya çalışıyorum sadece…
    Sağlıcakla kalın dostlar…

  • Hüseyin Demircan
    Hüseyin Demircan

    ormanlarimiz guzel yerlerdirler.. bu yerlerden gecerken guzel araba surmek gerekir.. her an bir geyik sincap veya sair cikabilir..

    ormanda kus sesleri insani sair yapar.. selale sesi.. dere sesi.. ruzgar.. yaprak hisirtisi sesi.. cok guzel siir olur.. usumemeliyiz ormanda.. usutmemeliyiz.. her an kurt ayi mamut dinazor maymun cikabilir ormandan.. korumali korunmaliyiz..

    baltalar elimizdeee biz gideriiiz ormaaanaaaa diye orman sevilmez.. agaca kalp cizilip.. icinden ok gecirilip.. manitanin ad kendinizin adin bas harf.. kalp altina.. ben ahu yu bu agac altinda.. ben pakizeyi burda optum yazmakla siir olmaz agac sevilmez.. orman korunmaz.. siir baska.. yasamak bir agac gibi tek ve hur.. ve orman gibi kardesce diye.. edebi metne tevdii edebilme sanatidir siir..

    oyle ikinayim zorlanayim aklima geleni icimden geldigi gibi yazayim.. hic bi sey bulamadilar.. kereste tomruk vereyim... bunlar fikir bazi guzel sey.. siir olarak ekonomik degeri yoktur..

    islenir emek caba sarf edilir.. okuyucu aptal yerine komaksizin.. didilir cira yapilirsa.. belki az aydinlatir.. rehber olur ic isitir.. bu birikim ile ozveri ile caba ile ask ile ruh ile mumkun..

    baltalar elimizde biz gideriz ormana orman ne guzel ne guzel.. bu vesile ilede.. bu bu basyapit.. saheser gibi sozcugun naif kaldigi.. sanatkeresanat abideyi.. bu bu.. billur kalkavan ve nazmiye demirelden sonra en buyuk ovunc kaynagimiz.. kultur varligimiz orman gumburtu siirini.. gumburteuye gitmedrn.. sinei millet.. altin harf odul alkislarim tebrik.. siir bu iste masallah..

TÜM YORUMLAR (30)