Sıvas Yollarında Şiiri - Cahit Külebi

Cahit Külebi
20 Aralık 1917 - 20 Haziran 1997
69

ŞİİR


37

TAKİPÇİ

Günün Şiiri

Diğer Günlere Ait Şiirleri İncelemek İçin Tarih Seçiniz:

Sıvas yollarında geceleri
Katar katar kağnılar gider
Tekerleri meşeden.
Ağız dil vermeyen köylüler
Odun mu, tuz mu, hasta mı götürürler?
Ağır ağır kağnılar gider
Sıvas yollarında geceleri.

Ne, yıldızlar kaynaşır gökyüzünde,
Ne, sevdayla dolar taşar gönüller,
Bir rüzgâr eser ki bıçak gibi
El ayak şişer.
Sıvas yollarında geceleri
Ağır ağır kağnılar gider.

Kamyonlar gelir geçer, kamyonlar gider
Toz duman içinde,
Şavkı vurur yollara,
Arabalar dağılır şoförler söver,
Sıvas yollarında geceleri
Katar katar kağnılar gider.

Cahit Külebi
Şiiri Değerlendir
Sizce bu şiir ne hakkında?
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Seher Güral Ercan
    Seher Güral Ercan

    Cahit Kulebi kalemine saygılar...aşağıda yazmak zorunda kaldığım notla şaire saygısızlık yapmak istemem.
    Ruhu şad,mekanı cennet olsun...şiiri ve emeği geçenleri ayrıca kutluyorum.

  • Onur BİLGE
    Onur BİLGE

    Cahit KÜLEBİ

    Onur BİLGE

    Günlerin en kısa, gecelerin en uzun olduğu zamanlarda doğmuş; gecelerin en kısa, gündüzlerin en uzun olduğu zamanlarda aramızdan ayrılmış. Aralığın yirmisinde doğmuş, haziranın yirmisinde ölmüş. 1917 ile 1997 yılları arasında sürekli hareket halinde yaşanan, şiirlerle süslenen, Tokat’ta başlayıp, Ankara’da biten, dolu dolu bir hayat…

    Sanayi Devrimi sonrası… Makineleşme devri… Atlardan eşeklerden, kağnılardan arabalardan motorlu taşıtlara geçiş dönemi… O zamanın insanlarına nazaran daha fazla seyahat etmek zorunda kaldığı için olsa gerek, yollardan çok etkilenmiş. Şiirlerinde yollardan, yolculuklardan, taşıtlardan sıkça bahsediyor. En çok da yük taşıyan araçlardan… Kağnılardan, kamyonlardan, trenlerden, gemilerden… Bildiğim kadarıyla, onun kadar taşıtlardan bahseden, başka bir şair yok! Asıl mesleği şoförlük olan bir şair dahi onun kadar yollardan sokaklardan, caddelerden; sürekli bir yerlere gitmekten gelmekten söz etmemiştir. Şiirlerinde de seyahat etmekte veya bu arzuyla yanmakta… Caddeler, sokaklar, yollar… Havadan, karadan, denizden gidiş gelişler… Yolculuklar, yolculuklar… Hep ayrılıklar, uzak ve mahrum kalmalar ve hep uzaklarda, özlenmekte olan kişiler… Ulaşılmak istenen birileri, imkânsızlıklar…

    Hayatın gerisinde kalanları hatırlayışlar, hasret kalınanlara yapılan çağrılar, ulaşılamayanlara gidiş tasarıları, kavuşmalara dair hayaller, hemen hemen hepsi sevilenlere yazılan şiirler… Maceraperest bir ruh… Aşk için her şeyi göze alabilen bir genç… Sevgiliye yakın olabilmek için parasız pulsuz yollara düşen, trenle ta İzmir’e giden, eza cefa çekme pahasına orada bir süre kalan, kopamayan…

    Hemen hemen zamanının ulaşım araçlarının tamamını şiirlerine sokmuş olmasının sebepleri belki de uzun süre gurbette kalması, hareketli geçen teftiş hayatı, sevilenlere veya sılaya kavuşma arzusunun şiddetindendir.

    “Açık”, “Sevda Peşinde”, “Cebeci Köprüsü” ve “Çürüyen Otlar” isimli şiirlerinde trenlerden bahseder.

    O zamanlar, uçağa binebilen az sayıda insan vardır ve o, şanslı kişilerdendir. Uçmanın tadını almış, tesirinde kalmış, doyamamış olmalı ki “Uçak Yolculuğu” isimli şiirinde bir uçağa sahip olma hayali kurmuş ve uçma arzusunu dile getirmiş.

    “Kuşun Hikâyesi” isimli şiirinde gemi, “Dişi” ve “İstanbul'daki”nde gemiler, “Mustafa Kemal”de de gemi ile birlikte kayık, taka sözcükleri vardır.

    “Alacakaranlık”ta taksiler, troleybüsler; “Evvel Zaman”da tramvaylar, kamyonlar yer almaktadır. “Dostlara Türkü”, “İstanbul” ve “Yurdum”da kamyonlar; “Sivas Yolları”da kamyonlarla beraber, arabalar, kağnılar… “Uyusun da Büyüsün”de arabacık, “Özlem”de at, “Tokada Doğru”adlı şiirinde de at ve tekerler…

    Kurtuluş Savaşı… Yokluk kıtlık devri… Atlar, arabalar… Kağnılar cephane taşımaktadır. Tekerlekler dönmekte, taşlı tozlu yollarda paralel izler bırakmaktadır. Gıcır gıcır gıcırdamaktadır tekerlekler. Sokakta oynarken, arada sırada yanlarından geçen bir kağnı, bir araba, o zamanın çocuğu için ne kadar ilginçtir!

    Önce tekerlekler dikkatini çeker. Çember çevirir yaşıtlarıyla. Arabaların arkasından koşar. Telden arabalar yapar. Atlara biner büyüyünce. Koşturur, olabildiğince! Uçuşur atların yeleleri, şişer gömleği, yeleği… Yüzüne rüzgâr vurdukça kızarır yanakları. Alnında bir serinlik, rahatlık, içinde tarifsiz bir huzur… Özgürlük böyle bir şeydir, mutluluk bu olsa gerek.

    Türkiye Cumhuriyeti yeni kurulmuştur. O, bir Cumhuriyet çocuğudur. Hürriyet sevdalısı… Kaçıp gitmek ister uzaklara, dağların ardına… Gitmek, gidebildiği kadar gitmek… Fakat okumalıdır, hayata hazırlanmalı… Daha sıkı çalışmalı, daha çok… Hayalleri ancak bu şekilde gerçekleşebilecektir.

    Yolculuğu başlamıştır bile. Tokat sıla olmuştur. Artık Sivas Erkek Lisesi’nde okumaktadır. İlk şiirlerini o zaman yazmış ve okulunda çıkan Toplantı adlı dergide yayımlamıştır. 1935 yılı Mayıs ayında çıkan Yücel Dergisi’nde de ‘Sivas Erkek Lisesi-Ahmet’ imzasıyla bir şiiri vardır.

    Sivas Erkek Lisesi'nden mezun olduktan sonra tahsilini tamamlamak amacıyla İstanbul’a gider. Yazım hayatının ilk yıllarında yazmış olduğu şiirlerden bazıları çeşitli dergilerde çıkmaya başlar. 1938'de Gençlik Dergisi’nde, Mahmut Cahit imzasıyla iki şiiri yayımlanır. İki şiiri de Nazmi Cahit imzasıyla yayımlanır. Sonra Cahit Erencan adıyla Sokak, Gençlik ve Varlık Dergisi’nde şiirleri çıkar. Babasının aile adı olan Gullebi’ye yakın bir isim bulur. Soyadı Kanunu çıkınca, Külebi ismini tescil ettirir.

    Külebi, İkinci Dünya Savaşı sırasında gelişmekte olan şiir akımlarının tesiriyle yazmakta, farklı amaçlar güden çeşitli kaynaklardan beslenen; onlardan esinlenmekle beraber, halk edebiyatının ve serbest şiirin tekniklerinden yararlanarak özgün bir sentez yapmayı beceren bir şairdir. 1940 Edebiyat Hareketi içinde etkin olmadığı, hiçbir gruba katılmadığı ve hiçbir eğilime dâhil olmadığı halde kendisini kabul ettirmeyi başarır. Anlatımındaki rahatlık, samimiyet ve duyarlığıyla şiirimizin yenileşmesine katkı sağlar.

    İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirdikten sonra hayata atılır. Antalya lisesi'nde, Ankara Devlet Konservatuarı’nda ve Ankara Gazi Lisesi'nde edebiyat öğretmenliği yapar.

    Bir taraftan şiirler yazmaktadır. Gurbetin eline esir düştüğü zamanlarda sıla hasreti vurunca, sevilenleri görme arzusu şiddetlenince, hissettiklerini kaydetmeye başlar. O eski sevdası, o uzaklara gitme arzusu depreştiği zamanlarda, hayallerine takılır gider. Özgür ruhu zincir tanımaz. Bırakır bedenini uçurtma misali, kuş misali uçar, dilediği yere gider gelir.

    Düşlerine uzaklar girer, şiirlerine vasıtalar… Araçlardan bahsetmemişse, rüzgârlardan bahseder, uçmaktan… Kuşlardan, balondan, uçurtmadan…

    Sık sık geçmişe, geride bıraktıklarına gider. Onları anar, birer birer. Bir sılaya bir gurbete gider, hep gider. Bazen de gelsinler ister.

    Nostaljiden hoşlanan, vaktiyle yapmış olduğu bir hatayı anarken içini yakarak kendisini cezalandıran, çok hassas bir insandır. Duygusallığının yanı sıra ince bir ruh yapısına sahiptir. Sade, olduğu gibi, dümdüz söyler; süslemez, lafı dolandırmaz.

    Artık şiirde epey yol almıştır, kitap çıkarma zamanıdır. 'Adamın Biri' isimli ilk kitabı 1946'da, ikinci kitabı olan 'Rüzgâr', 1949'da yayınlanır. Bu kitabında Orhan Veli şiirine yaklaştığı görülür. Fakat henüz adını duyuramamıştır. 1950-1954 yılları arasında Sokak, İnsan, Türk Dili, Yaratış, Kültür Dünyası gibi dergilerde şiirleri çıkmaya başlar. Yurdun dört bir tarafına yayılan bu dergilerdeki şiirleri çok beğenilir. Artık ünlü bir şairdir.

    Bir yandan şiirde, öte yandan da mesleğinde ilerlemektedir. Öğretmenlikle başladığı çalışma hayatına, Milli Eğitim müfettişi olarak devam etmektedir.

    1952 yılında çıkan 'Atatürk Kurtuluş Savaşı'nda” adlı eseri, Nevit Kodallı'nın 'Atatürk Oratoryosu'nun temelini teşkil eder.
    1955’de “Yeşeren Otlar” ile Türk Dil Kurumu Edebiyat Ödülünü alır.

    1965’de “Süt”, 1969’da “Şiirler” isimli şiir kitaplarını yayımlar. İsviçre’ye kültür ataşesi ve öğrenci müfettişi olarak atanır. Bu arada bazı çeviriler yayımlar. Yurda dönünce de Milli Eğitim Bakanlığı Başmüfettişliği ve Kültür Müsteşar Yardımcılığı yapıp, 1972'de emekliye ayrılır.
    1973’de “Türk Mavisi”, 1977’de “Sıkıntı ve Umut” adlı şiir kitapları yayınlanır.

    Durup dinlenmek bilmez, yapmış olduğu onca işten sonra, Türk Dil Kurumu'nda göreve başlar, 1976'dan 1983’e kadar Türk Dil Kurumu Genel Yazmanı olarak çalışır.

    1981’de “Yangın” Yeditepe Şiir Armağanına layık görülür.

    1982’de “Bütün Şiirleri”; 1985’de düz yazılarının yer aldığı “Şiir Her Zaman”, 1986’da “İçi Sevda Dolu Yolculuk” isimli anı ve 1991’de “Güz Türküleri” adlı şiir kitabı yayınlanır. Şiirleri, 1997’de de “Bütün Şiirleri” isimli bir kitapta toplanır.

    Mesleği gereği Anadolu’nun pek çok yerinde bulunma şansını elde eder. Yurdumuzun doğal güzelliklerini seyreder, örf adet ve geleneklerini yaşayarak öğrenir, bunları şiirlerine en çarpıcı biçimde, yalın bir dille yansıtır. Anadolu insanının acılarına ortak olur, onları dillendirir.

    Bakımsız yerleşim yerlerinden bahseder, şiirlerinde. Çorak ovalardan, verimsiz tarlalardan, soğuğundan, karından kışından söz eder. Keskin rüzgârlar estirir mısralarında. Dizelerinde tuz ve odun taşıyan kağnılar vardır. Güzel kızlar, eşkıyalar, seyyar satıcılar, çiftçiler, çobanlar, hamallar, balıkçılar... O kadar yumuşak, sevecen ve alçak bir sesle anlatır ki onları! Yaşantılarını, çilelerini, acılarını, kederlerini, sevgilerini, aşklarını, hâsılı tüm sızlayan taraflarını, inleyen yanlarını ve o saf, hile karışmamış hallerini, o el değmemiş yüzlerini, gönüllerimize nakşeder dize dize.

    Çok sevilir şiiri. Çünkü gerçektir, yalındır. Sevgi yazmaktadır. Aşk yazmaktadır. Arkadaşlık, dostluk, kardeşlik… Sevdirme çabası vardır, insanımızı insanımıza. Birleştirme gayreti… Kötülüklerin karşısındadır, barıştan yana…

    Her okuyuşumda heyecanlandırıyor “Bebek”. Buram buram koku getiriyor Anadolu toprağından. Berrak bir güzellik… Sevecen bir yakınlık… Ellerini uzatıyor: “Senin dudakların pembe, ellerin beyaz… Al, tut ellerimi bebek, tut biraz…”

    “Anlarsın” onu anlatıyor. Yorgun yalnızlığını, hasretini… Sanki okuru çağırıyor, sevgiliyi değil. Maviliklerde uçma arzusu hissettiriyor, durduk yerden. Soyutlamış kendisini, arkadaş seçmiş. Konuşmak istemiş, gecenin bir yerinde. Oysa halsiz, dermanı kesik, gözkapakları güçlükle aralanmakta, uyudu uyuyacak.

    “Bir Halin Var Özlüyorum”, üç beş dizelik, küçücük bir şiir… Belli belirsiz bir portre çiziyor. Küçücük eller, sıcacık dudaklar, yıldızlı gözler ve inadına arsız bir burun… Çok genç… Sanki çocuk… Tut ki sevgili, tut ki eş… En çok aşk çiziyor, hasret, hasret… Burcu burcu…

    “Bizim Dağlar”da geziyorum. Ararat Dağı, Yıldız Dağı… Sultan, Bingöl, Kaz, Keşiş, Kop Dağı… Kuş olup konuyorum birinden diğerine. Uzun Yayla’da güreş seyrediyorum, “Cebeci Köprüsü”nden denizi, dünyayı… Gurbet ele gidiyorum onunla. Bir çiçekle söyleşiyoruz. Yalnızlığı yaşıyoruz birlikte.

    “Dostlara Türkü” söylüyoruz Ankara’da. Paslanmış kamyonlar gibiyiz. Bir bardak su, biraz ekmek… Yaşayıp gidiyoruz. Memleket hasretiyle yanıyoruz. “Gel Seninle Resim Yapalım” diyor. Küçük bir yüz çiziyoruz, nezleli bir burun ve kocaman yeşil gözler, zeytin gibi… Ve saçlar, bulutlar, türküler, masallar gibi… Bir de yürek, üstüne… Kocaman, sevgi dolu… Arkadaşlık, mutluluk… Tüm insanlar sığsın içine! “İsterse bütün şairler ölsün, ondan sonra!” diyor. “Hayır, ölmesin! Hiçbiri ölmesin! Sen, sen sakın ölme! E mi?” diyorum. Cevap vermiyor. “Neden?” diyorum. “Görmüyor musun? Şiir bitti!” diyor. El sallıyor, uzaklaşırken. Emir, Büyük Yer’den… Biliyorum. “Gitme!..” diyemiyorum.

    ***

    Onur BİLGE

    Allah şiir gibi bir cennet hayatı lûtfetsin, ona ve tüm Muhammed Ümmetine! ÂMİN!..

  • Seher Güral Ercan
    Seher Güral Ercan

    Sayın ANTOLOJİ yetkilileri;

    Üyelerinizden ve bizlerin saygın arkadaşlarından Sayın Rahime KAYA hanımefendinin sizlere ulaşmasını istediği ve hepimizi ilgilendiren sıkıntılardan bahseden mesajına yanıt vermiyorsunuz.Lütfen en kısa zamanda Rahime hanımı ve hatta genel bir mesajla tüm Yetkili şairleri bilgilendiriniz.
    Burada ŞİİRlerimiz ve ÖZEL'imiz güvencede değilse burada olmamızın bir anlamı kalmıyor.Böyle bir durumda yasal haklarımızı gerektiği yollardan aramamız gerekecektir...bilgilerinize.

  • Muzaffer Akın 1
    Muzaffer Akın 1

    Korkuyorum Anne al beni içine...Yaşar KURT.

  • Lara Açanba
    Lara Açanba

    neden ve niçin bir yetkili Rahime Kaya hanıma cevap vermiyor...konunun takipçisiyiz ve bu sorun aşılana kadar arkadaşlar yorum yapmayı lütfen reddediniz...sayfa boş kalır ise iyi olacak...yoksa anlayacakları yok...veya şiirlerinizi çekmeye başlayın...cevap verilmediği takdirde topluca burayı terk edeceğimizi ve yasal baş vuruları başlatacağımızı...yetkili ve sorumlu kişilerin ihmal ve hakların gasp edilmesi hususunda suçlanacakları lütfen bilinsin...ben kişisel olarak bir problem yaşamadım amma velakin yaşayanlar var...bekliyoruz...sevgilerimle

  • Muzaffer Akın 1
    Muzaffer Akın 1

    Kıymetli AKKUŞ, ne doğru söyledin....kalemine sağlık beh.

  • Engin Akkuş
    Engin Akkuş

    Değişen bir şey yok rahmetli şair,kervan yorgun,yük ağır.Aynı yükü taşır garip köylü.Bir farkla ki öküzler kurtuldu,yük hepten garibanların omuzlarına kaldı.Kervan yıldıran kamyonlar mı? Onlar son model asfaltlı yolları daha rahat alıyor.İşin güzel yanı,ezilme tehlikesi geçirsek de toz olmuyoruz gayri.

  • Rahime Kaya
    Rahime Kaya

    ŞAİRLERDEN VE ŞİİR SEVERLERDEN ÖZÜR DİLİYORUM VE LÜTFEN OLAYIN CİDDİYETİNİ ANLAMAYA ÇALIŞINIZ.

    BU MESAJIM YÖNETİM TARAFINDAN SİLİNMEKTE. OYSA BEKLEDİĞİM ÇÖZÜMDÜR.

    Sayın antoloji.com yöneticileri,
    Dün geceden bu yana yani 24 saattir, antolojiye giriyorum. Bir süre sonra antoloji beni çıkarıyor ve herhangi bir üyenin mesajlarına, profiline yönlendiriyor. Dün geceden bu yana on kişiye yakın üyenin mesaj ve profiline gönderildim. Ve benim mesajlarımdan benim iradem dışı mesaj silindi, mesaj okundu.
    Durumu bilgilerinize sunuyorum.
    Sorun her ne ise biran önce düzeltilmesini rica ediyorum.

    Rahime Kaya
    12 Haziran 2011

    SAYIN ANTOLOJİ YÖNETİMİ, ÜSTEKİ MESAJI SİZE GÖNDERDİĞİME DÖRT GÜN GEÇTİ AMA YAŞADIĞIMIZ SORUNLAR GİDERİLMEDİ.
    AYNI SORUNU YAŞAYAN ÜYE SAYISI ARTI…
    BU SORUN NEREDEN KAYNAKLANIYOR İSE GİDERİLMELİ. YOKSA HERKES HERKESİN PROFİLİNE, “MAİL VE ŞİFRE GEREKMEDEN” GİREBİLECEKTİR.
    BU YETKİLİ ŞAİRLERİN “ŞAİR İŞLEM SAYFASINA” DA GİRİLMESİ ANLAMINA GELMEKTEDİR VE ŞİİRLERİN SİLİNME TEHLİKESİ DOĞUYOR.
    KİŞİLERİN MESAJ SAYFASINA GİRİLMESİ İSE ÖZEL YAŞAMA SAYGISIZLIKTIR.
    SAYIN YETKİLER, SORUNUN BİR AN ÖNCE GİDERİLMESİ GEREKMEKTEDİR. LÜTFEN DURUMUN HASSASİYETİNİ FARK EDİNİZ. SAYGILARIMLA

    RAHİME KAYA

    16.06.2011


    Sayın antoloji yönetimi,

    Size kaçıncı yazışım artık ben unuttum.

    Antoloji com a her girdiğimde toplu mesajlarım siliniyor. Her kişinin özel ve önemli mesajı vardır. Başkalarının profilleri açılıyor ve başkaları da bizim profil sayfamızı, mesajımızı vs. açıyor, diye düşündüm bu güne kadar. Ancak biraz önce antolojiye girdiğimde, ilk üyelik zamanıma kadar antoloji mesajlarım silindi. Bir üye başka üyenin mesajını okumaktan zevk alabilir. Kişilik sorunu bu ama silmekten neden zevk alsın, çıkarı ne olsun. Bu düşünceden yola çıkarak antoloji com un özellikle mesajları sildiğine inanmak yolunda düşüncelerim gelişmektedir. Bu denli büyük ve kapsamlı bir sitenin teknik sorunları çözmekte aciz olacağına dair inancımda yok. Sanki her şey bilinçli yapılıyor gibi.

    Bizleri üye alırken, kimlik bilgileri istediniz. Ben ve diğer yetkili şairler size kimlik bilgilerimizi verdik. Sizlere güvendik. Şiirlerimizi, emeğimizi emanet ettik. Sizlere güvendiğimiz için bu bilgileri emanet ettik. Karşılığında haklarımızı koruyan, hassasiyetli ve en az aksaklıklarla yönetilen site beklemek, en doğal hakkımız.

    Umar ve dilerim ki, bu aksaklıkla en kısa zamanda giderilir.

    Yetkili şairlerle siz antoloji yönetimini adli makamlarda karşı karşıya getirmez.

    Saygılar

    Rahime Kaya

    19.06.2011

  • İbrahim Necati Günay
    İbrahim Necati Günay

    Üstadın mekanı cennet olsun.Köşeye asan ekibi tebrik ederim.
    Şimdi o ağır ağır giden kağnıların kıymeti bilinmez oldu.Unutuldu onlar.Çok şey yazacağım ama?.Atam izindeyiz.
    Bayrağımızın,dilimizin ve vatanımızın sonuna kadar,kanımızın son damlasına kadar yılmaz bekçileriyiz.
    'NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE'
    Dünya var oldukça bu böyle kalacak,böylede biline.

  • Mehmet Turgut
    Mehmet Turgut

    hımm

TÜM YORUMLAR (37)