Mıllış Nuri'nin Gayreti Şiiri - Safa Gayret

Safa Gayret
87

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Mıllış Nuri'nin Gayreti

Karargahtan havadis var
Adana'dan düşmanın işgal kuvvetlerine takviye gelecek.

Derhal!
Pazarcık'taki çetelere
sonra Bertiz'dekilere bilgi verilmeli,
havadis zamanında ulaşmazsa Maraş düşebilir,
Maraş gülzar olabilir düşmana.

Gelse gelse Mıllış Nuri üstesinden gelir bu işin
Karar çıktı karargahtan.
Karanlık bir kış seheri, gün doğuyor yavaştan
Mektubu ulaşmalı çetelere Aslan Bey'in

Düştü yola Mıllış, sert poyraza aldırmadan
döşünde kalkan gibi mektuplarla
sürdü kır atını, dörtnala
Düşman kuşatmış Maraş'ın dört bir yanını
mektup değil poyraz geçemiyor aradan.

Heybesindeki deli cesaretiyle
Pazarcık'a ulaştı Mıllış
mektubu teslim etti sapasağlam
aldı helalliğini çetelerden
düştü yollara yeniden

Var Bertiz'e kır at! götür Mıllış'ı
yoksa memlekette cirit atacak elin Fransız'ı!

Çıkar çıkmaz kır atıyla Pazarcık'tan
düştü peşine iki atlı, kirli sakallı
önce zararsız görünseler de
yaklaştıkça yüzleri azdı
Mıllış tetikte her daim, sakince dehledi atını
Üç yüz metre, iki yüz metre derken ara kapandı
yakaladı yakalayacaklar Mıllış'ı
İlerde de beklermiş iki Fransız askeri,
tedbili kıyafet pusuda, alçakça
"Düşmanda mertlik aranmaz" dedi içinden Mıllış,
"Belki de şehadet vakti geldi"

Davrandı düşman! Hem Mıllış'ı vuracak hem mektubu alacaklar
"Ya Hakk" dedi Mıllış, kuşandı nazlı tabancasını
attı atmadı iki kurşun
düşman kıydı canına kır atının
Dört silahlı atlı adam karşısında,
yaya kaldı Mıllış elinde tabancayla,
düşmanın üçünü hakladı çok şükür, üç kurşunla
Amma biri kaçıverdi dehşetle karakola

Pazarcıklı Kürt Hasan'ın kara atı rehindi
-Yahu! at deyip geçersin-
üstündeki kirli sakallı düşünce o bile sevindi.
Soluk soluğa Mıllış, "Şehadet nasip olmadı yine"
Bindi Kürt Hasan'ın atına sürdü Bertiz'e
ulaştırdı mektubu çakı gibi çetelere,
gelirse Fransız'a Adana'dan takviye,
Bertizli Çeteler haklarından gelecek.
Allah'ın da izniyle

Velhasıl kır atıyla çıktı Mıllış,
Kara atla döndü karargaha.
Aslan Bey öptü alnından Mıllış'ın
"İstirahat et bugün, mühim görevler var daha"
Durup düşündü Mıllış,
"Beyim memleket düşman elinde, dinlenecek gün mü var"

Aslan Bey çıkardı Hırlak Avedis'ten gelen tehdit dolu mektubu.
Okudu Mıllış hınçla, sıktı yumruğunu
"Beyim emret yıkalım bu zındığın evini başına"
Beyden izin, "Konağı dar edin Fransız'a"

Kendi gibi iki cengaver aldı yanına
çıktılar karargahtan
vardılar Avedis'in Konağı'na
Yaktılar Mıllış'ın işaretiyle iki uçtan

Elinde tüfeğiyle -dededen kalma-
her daim hazırdı Mıllış;
gazaya, şehadete, çarpışmaya

Fransızlar indi hışımla kapıya
başladı sonu meçhul bir kavga
Mıllış yaktı fişeğin birini, düştü düşman feryat ile
Yakacakken ikincisini, bir tabanca kurşunuyla böğrü delindi
ateşleyip attı elinden tüfeği
çıkardı bıçağını yürüdü düşmana
iki Fransız'dan biri bacağını vurdu, öteki karnını deşti.
Mıllış -bu halde- kavgaya devam etti,
karnından sarkan bağırsakları toplaya toplaya.
Cengaver arkadaşları bir koşu yetişti,
ulaştırdılar yorgun bedenini karargaha

Ne Pazarcık'taki pusuda düştü Mıllış,
ne Avedis'in muhafızları karşısında.
Bir gün bile istirahat etmeden çarpıştı memleket aşkına,
almasaydı karnından yara
şehadet nasip olmazdı belki,
eremezdi muradına.

Vallahi Maraş'tan yükselen duman şahit,
yedi kat el şahit,
esen yel şahit
Borcunu ödedi Mıllış fazlasıyla,
Anasına,
Babasına,
Vatanına.

Safa Gayret
Kayıt Tarihi : 9.2.2020 01:27:00
Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Bu şiiri, 100. Yılda Kahramanmaraş İstiklal Ruhu konulu şiir yarışmasına özel yazdım, katıldığım ilk şiir yarışmasıydı. Paraya ihtiyacım vardı, dereceye giremedim.

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!