Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

ZIYA Konulu Şiirler - ziya Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "ziya" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "ziya" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. ziya Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

49  

GÜNAH BENİM SEVAP BENİM

Ben şarabı içiyorsam / Soru benim cevap benim
Kendimden de geçiyorsam / Günah benim sevap benim

Ben içerim sana ne ki / Benim ağzım sende miydi
Bitirirsem şişeleri / Günah benim sevap benim

İçip içip öleceksem / Cehenneme gideceksem
Hesabımı vereceksem / Günah benim sevap benim

Su yerine şarap içsem / Ekmeği bandırıp yesem
Masaya kahkaha dizsem / Günah benim sevap benim

Öküze don giydirdiysem / Kalburda su çektirdiysem
Haksıza yay gerdirdiysem / Günah benim sevap benim
........... devamı >>
 
Yusuf Ziya Leblebici
    
    
    

50  

MECNUN'UN UYKUDAN ÖNCE AY'A KARŞI OKUDUĞUDUR

Yakarıyorum ki Ay'a
kabaran karanlık suya
birazdan dökerek
bir avuç toz altın
bir avuç billur kum
kendi şavkından
bir tutam mucize
denizin esrarengiz ufkundan
uzandığım kıyıya dek
açsın ziya dolu
sağlam bir yolu.

Yakarıyorum ki Ay'a
dalgaları karanlık bir pusuda
kabarıp kapanacak olan suda
boğulsun peşimdeki ölü hayatın
firavunu da, o mumyalı saltanatın
paralı ordusu da.

Yakarıyorum ki Ay'a
o yoldan Hayy'a
ebedi diri merkeze
açılsın ruhum.
........... devamı >>
 
Osman Tuğlu
    
    

51  

KENDİNİ ADAM SANANLAR

Nerelere saklandılar
Doğruluktan dem vuranlar
Soyununca kayboldular
Kendini adam sananlar

Adamlık urbada olsa
Nur yağar bit pazarına
Yüreğinde insaf yoksa
Oyun döner kafasında

Giyinince elbiseyi
Birşey sanarlar kendini
........... devamı >>
 
Yusuf Ziya Leblebici
    
    
    

52  

CAN DOSTLAR ARIYORUM

Diyojen gündüz fenerle yollarda insan aramış
Arşimet keşfiyle ‘buldum buldum’ diye bağırmış
Mevlana ‘Ne olursan ol gel’le hoşgörüye çağırmış
Yunus ‘Yaratılmışı Yaratandan ötürü’ hoş karşılamış,
Ziya Paşa ‘İkrah gören insana sadakat’ı yakıştırmış
Aşık Veysel kara toprağı sadık yar olarak tanımış
Karacaoğlan’sa ‘ayrılığın derdini’ günümüze taşımış…

Özünü yitirmeyen sözünden dönmeyen
Riya nedir bilmeyen yalana bürünmeyen
Hoşgörü dünyasıyla kimseyi hor görmeyen
Hayatın müsbet menfi her anını paylaşacak
Samimiyeti dürüstlükle karşılayacak
Çıkarsız bir sevgiye kucak açacak
Can dostlar arıyorum köşe bucak…
........... devamı >>
 
Ahmet Cevdet Bekkaya
    
    

53  

ABUZER...

Vur davula Abuzer
Yalçın dağlar inlesin
Davulu zurna sever
Memleketim dinlesin

Şu nasırlı ellerin
Tokmağı kucaklasın
Gözündeki şimşeğin
Kara gurbeti yaksın

Gel şuraya Abuzer
Hünerini döküver
Ağrı’dan çıkıp yola
Edirne’ye geliver

Kızılırmak boyundan
Şu Fırat’ın suyundan
Ses getir bu deriden
Halayların huyundan

Vur davula Abuzer
Halay başı haykırsın
Ortada bir dönüver
Yerler gökler oynasın
........... devamı >>
 
Yusuf Ziya Leblebici
    
    
    

54  

MEVLAM...

Çekirdeğe orman sığdıran Mevlam
Nedir bu çektiğim yarin elinden
Gözüme yaşları dolduran Mevlam
Yetmez mi çektiğim el’in dilinden

Bu sevda gönlümde nasıl bilinmez
Ne kadar doldursam göze görünmez
Bana bu yağmuru yağdıran Mevlam
Üst üste gelen dert neden tükenmez

Sislerin dağları sarması gibi
Depremin toprağı vurması gibi
Şimdi kullarını sınayan Mevlam
Yandı içimdeki kazanın dibi

Türküler rüzgârda savrulur gider
Dağlarda kardelen misali biter
Çiçeklere canı konduran Mevlam
Gurbette hasreti çektiğim yeter
........... devamı >>
 
Yusuf Ziya Leblebici
    
    

55  

ÖMRÜM

İnce bir çizgidir ömrüm
Ha kırıldı kırılacak
Mavi bir atlastır gözüm
Ha ağladı ağlayacak

Kara sevda yollarında
Bir cüzzamın kollarında
Karanlığa yatıyorum
Avucumun yastığında

Kar yağarken baharımda
Pıhtılaşan damarımda
Kangrenle yürüyorum
Umutsuzluk dağlarında

Bulanık bir sudur ömrüm
Ha duruldu durulacak
Bir bombadır benim gönlüm
Ha patladı patlayacak

Yanına hiç yaklaşamam
El uzatsam dokunamam
Ufukta bir deva vardır
Ne yapsam da kavuşamam
........... devamı >>
 
Yusuf Ziya Leblebici
    
    

56  

GÜZELDE VEFA YOKMUŞ

'Güzelde vefa yoktur' diyen, doğruyu demiş,
Kim bir güzel sevdiyse, onda vefâ bulmadı

Melhemi bulunmayan dertlere düşürdü de,
Hiç kimse ol cânânda, derde devâ bulmadı

Cânân hep acı verdi, ızdırabla yaşattı,
Can hiç rahat olmadı, bir kez sefâ bulmadı

Kendisi ışık oldu, yârin mah-cemâline,
Ama vefâsız yârdan, bir kez ziyâ bulmadı

Herkes bilir ki elbet, yar dudağı şifâdır,
Mecnun bile Leylâ'ya yandı, şifâ bulmadı
........... devamı >>
 
Tarkan Köksoy
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


03.12.2008 06:01:09

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim