Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

YENER Konulu Şiirler - yener Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "yener" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "yener" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. yener Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

353  

AHISKA’DAN SÖKÜLEN ÇINAR'LARIMIZ

AHISKA’dan

SÖKÜLEN

ÇINAR’larımız


Bu anlatım,
Gürcistan Cumhuriyetinin,
Tiflis vilayetinin,
Ahılkelek ilçesinin,
Hosbiya köyündeki evlerinden, sevdiklerinden, vatanlarından, bir soykırım uğruna sürülmüş onurlu dedelerimizin, onursuzlar tarafından nasıl katledildiği ve soyağacım konusunda öğrendiklerimi sizlerle paylaşmak istediğim için hazırlanmıştır.

Öncelike, duygulanarak okuyacağınıza inandığım hepsi gerçek olan bu hikayeyi oluşturmama yardımcı olan, rahmetli Mecit dedem’den, Gülbeyaz nenem’den ve Mehmet dedem’den öğrendiği bilgileri tarafıma aktaran babam Eyip Ekinci’ye, kaynak arayışlarıma yardımcı olan kardeşim Güler Ekinci’ye teşekkürlerimi, dedelerimizin Ahıska topraklarında yaşadığı yerlerin ismini il,ilçe, köy bazında tarafıma aktarıp, yaşanan dramı direkt ilk ağızdan öğrenmemi sağlayan, rahmetli Ethem dedem’e şükranlarımı sunarım.
........... devamı >>
 
Güngör Ekinci
    
    
    

354  

ŞAİRİ VE ŞİİRİ BEYİTLER SÖYLER! ..

Acı çeken çektirir-akıllı ol uslu dur
Şairlerin yanında-hemen bağdaşını kur

Acı çeken sevinen-ümit duyan bir insan
Şairler böyle kişi-taşırlar yüce bir can

Acıların büyüğü-kendi acılarımız
İlhamı şair verir-duyar anne baba kız

Acıma duygusunu-içinde duyup yaşa
Şairleri dinlersen huzur gelir o başa

........... devamı >>
 
Hasan Sancak
    
    

355  

** ANAFARTALAR ŞEHİTLERİNE

Anafartalar Şehitlerine

-9 bend, 22/05/2007 Anarfatalar (Ulus) patlamasında şehit düşen 9 can’a-


Anafarta’larda o gün, hayat altı can aldı
Sıcak çorba, yavan ekmek, sofrada yarım kaldı
Hadi uyan gül Klopatra sakallar kana daldı
……..Ağlama can, Klopatra’ ya
……..Melekler aldı yanına

Çok meşhur narin köşede yaşandı deli vahşet
Önce toprak / gök sallandı, olanlar yersiz şiddet
Sirenler bağırdı, neden, kime bu yersiz hiddet
……..Ağlama çocuk babana
……..Şeker alacakmış sana
........... devamı >>
 
İbrahim İmer
    
    
    

356  

BENDEN OLMAYAN - CENNETLE CEHENNEMİN EVLİLİĞİNDEN. W.BLAKE

ALTIKIRKBEŞ
Neredeyse bütün eserleri dizisi: 02
William Blake - The Mariage of Heaven and Hell, 1790 ı. baskı: Mart 1997 (Türkçesi: Rahmi G. Öğdül)
2. baskı: Eylül 2003
Yayın Yönetmeni Kaan Çaydamlı
Kapak Tasarımı Altıkırkdört Yapım / Murat (K) Bozkurt
Sayfa Tasarımı S. K. Angı
Baskı
Umut Matbaacılık (0-212) 637 09 34 - 04 i i
ISBN-975-279-001-1
Bu çevirinin tüm yayın haklarını sahiplendik. Tanıtım alıntıları dışında -makul boyutlarda- izinsiz çoğaltılması ahlak kurallarına göre ayıp, yasalarımıza göre suç sayılmaktadır.
Böyle bir harekete kalkışmak istediğinizde önce bize sorarsanız uygar dünya adına seviniriz.
........... devamı >>
 
Akın Akça
    
    

357  

MECNUN’UN KORKAKLIĞI-LEYLA’NIN YÜCELİĞİ-LEYLA İLE MECNUN HİKÂYESİNE BİR BAŞKA AÇIDAN BAKMAK

LEYLA İLE MECNUN HİKÂYESİNE BAŞKA BİR AÇIDAN BAKMAK
—MECNUN’UN KORKAKLIĞI-LEYLA’NIN YÜCELİĞİ-

Mecnûn oda yandı şu'le-i âh ile pâk
Vâmık suya batdı eşkden oldı helak
Ferhâd hevesle yile virdi ömrin
Hâk oldılar anlar menem imdi ol hâk


(Mecnun, ah alevi ile yandı ateşlerde tertemiz. Vamık, gözyaşından sularda yok oldu.
Ferhat, idtekle ömrünü yellere verdi.
Onlar toprak oldular, şimdi o toprak benim.)
........... devamı >>
 
Adnan Durmaz
    
    
    

358  

DİN

1. NOLA(1548-1560) Doğumu ve İlk Çocukluk Yılları
Giordano Bruno kendisini derinden etkileyen felsefi bir anısını anlatır: Babasıyla bir gezi sırasında uzaktan çıplak ve gri görünen Vezüv dağını görür. Babası ona, orada aynen oldukları yerdeki gibi zengin bir bitki örtüsü olduğunu anlatır. Giordano şeylerin uzaktan başka göründüğünü anlar ve duyulara güvenmemek gerektiğinin bilincine varır. Herşeyin şüpheli olduğunun farkına vardığı anda içindeki düşünür doğar
(bir alıntı)
........... devamı >>
 
Akın Akça
    
    

359  

KALDIRAMIYORUM

.......Biz bu ülkede ''BİZ'' miyiz? Var mıyız? Biziz ve varız. O halde niçin sahne de oynatılan figüranlar oluyoruz. Bize roller yazılıyor, sayfalar dolusu. Bizim içimizdekilere bu roller ezberletiliyor. Adeta çobanın yamağı onlar. ABD ve emperyalist AB üyeleri bizim çobanımız...
__________________________________________________________
1946 Recep Peker Hükumetinin aldığı devalüasyon kararları ve ülkemizin Amerika 'çobanlığının güdümüne girmemiz...(Bizi ABD'nin güdümüne sokmak ABD yamaklığı değil midir?
__________________________________________________________
........... devamı >>
 
Halit Mehdigil
    
    

360  

KARANFİL EK GÖĞSÜME (3)

6
Dahiliye Bölümü’nün resepsiyonu, alışılagelen hasta deyişiyle “Hemşire Odası,' 214 Numaralı Oda’yla karşı karşıyaydı. Duvarlarından küçük kapılarla iç salona açılan odacıklar, gece görevlilerinin kaçak uykuları için bulunmaz zulalardı. Resepsiyonun sağına kondurulan Asistanlar Odası, uzun ve genişçe bir salondan ibaretti. İç düzenlemesi oldukça sadeydi: İki sıra halinde formika masalar, sandalyeler konulmuştu. Sağ duvar boyunca monte edilen gevşek kınnap dokulu, iyodî kılıflı tahta sedir, kanepe işlevini görüyordu. Köşede; antika ceviz sehpaya alınan eski model dev grundig radyo, bir dönemin değerli iletişim ve eğlence araçlarını artık tek başına, müzelik sıfatıyla temsil etmekteydi. Oda karanlıktı, ışıkları yakmadan kullanmak pek mümkün değildi. Bu odalarınki dahil olmak üzere onlarca başka odanın da yükünü alan koridor, güneye bükülür bükülmez Asistanlar Odası’nı sağına alır ve biter. Öbür yanı özel koğuşlardır. Bu bölüm, bölgenin yüksek devlet yetkilileri ve kentin elit tabakası için her an hizmete hazır tutulurdu. Dayalı döşeli, banyolu, tuvaletli odalar tek veya çift kişilikti. 214 Numaralı Oda’nın solunda, koridorun sağa kırılan köşesinde yer alan on kişilik koğuş ise Dahiliye Bölümü’nün en büyük hasta kabul odasıydı.
........... devamı >>
 
Abdullah Karabağ
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


04.12.2008 18:18:22

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim