Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

YARGI Konulu Şiirler - yargi Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "yargi" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "yargi" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. yargi Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

385  

KARANFİL EK GÖĞSÜME (3)

6
Dahiliye Bölümü’nün resepsiyonu, alışılagelen hasta deyişiyle “Hemşire Odası,' 214 Numaralı Oda’yla karşı karşıyaydı. Duvarlarından küçük kapılarla iç salona açılan odacıklar, gece görevlilerinin kaçak uykuları için bulunmaz zulalardı. Resepsiyonun sağına kondurulan Asistanlar Odası, uzun ve genişçe bir salondan ibaretti. İç düzenlemesi oldukça sadeydi: İki sıra halinde formika masalar, sandalyeler konulmuştu. Sağ duvar boyunca monte edilen gevşek kınnap dokulu, iyodî kılıflı tahta sedir, kanepe işlevini görüyordu. Köşede; antika ceviz sehpaya alınan eski model dev grundig radyo, bir dönemin değerli iletişim ve eğlence araçlarını artık tek başına, müzelik sıfatıyla temsil etmekteydi. Oda karanlıktı, ışıkları yakmadan kullanmak pek mümkün değildi. Bu odalarınki dahil olmak üzere onlarca başka odanın da yükünü alan koridor, güneye bükülür bükülmez Asistanlar Odası’nı sağına alır ve biter. Öbür yanı özel koğuşlardır. Bu bölüm, bölgenin yüksek devlet yetkilileri ve kentin elit tabakası için her an hizmete hazır tutulurdu. Dayalı döşeli, banyolu, tuvaletli odalar tek veya çift kişilikti. 214 Numaralı Oda’nın solunda, koridorun sağa kırılan köşesinde yer alan on kişilik koğuş ise Dahiliye Bölümü’nün en büyük hasta kabul odasıydı.
........... devamı >>
 
Abdullah Karabağ
    
    
    

386  

NAKŞEDEN İZLER (ANI ROMAN 7)

Gözlük takıyordu, şeker hastalığını, bir lütuf sayıyordu.
Derdi kim verdi ki, kime şikayet edelim diyordu.
Güzel ve kıraatine uygun okunan Kur’an ayetlerini dinleyince, çok etkileniyordu ve gözlerinden yaş boşalıyordu.
Bu mübarek insan, okunan ayetin hemen bitiminde.
Ayetin nüzul sebebini ve anlamını açıklıyordu.
Ve böylece dinleyenleri aydınlatıyordu.
Var mı bana suali bulunan diyerek.
Misafirlere bir söz hakkı tanıyordu.
İnsanın kafasına takılan, müphem bir şey kalmasın istordu.
Şayet kalırsa, kuşku, zan ve ön yargı mantığa galebe çalar buyuruyordu.
........... devamı >>
 
Mustafa Cilasun
    
    

387  

NAKŞEDEN İZLER (ANI ROMAN 4)

Allah kalbimi bilir ya, kendimi çok zor zaptettim,fakat kendimden de geçtim o an,itiraf etmeliyim, şükürler olsun ki hemen toparlandım.
Ferize ne yapıyorsun,nasıl böyle davranırsın,oluyor mu bu yaptığın,çok şaşırdım inan ki,senden hiç beklemezdim,haydi hemen işinin başına dön diyebildim.
Ben sizi geldiğiniz günden belli,gece,gündüz düşünüyor, aklımdan çıkartamıyorum, kendimi sana adıyorum, sensizlikten kahroluyorum,
Fakat bunu sana bir türlü anlatamadım,burada kimseler yokken senin olmaya hazırım demesin mi.
Tabi bu sözler beni ihya ediyor,hoşuma gidiyordu,ama birazda şaşırtıyordu çünkü, ben cezbedecek bir güzelliğe haiz değildim,
........... devamı >>
 
Mustafa Cilasun
    
    
    

388  

NAKŞEDEN İZLER (ANI ROMAN 3)

Perakende,toptan ve daha sonra,toptancılara mal satan fabrika,kurarak sahibi olmuş,bir çok insana iş imkanı sağlamış oldukça başarılı bir insan.
Saygı duymamak,şaşırmamak mümkün değil,gıpta ile nazar ettim, baktım birde kendime, fakat mukayese edemedim,aramızda bulunan farkı açık,seçik bir şekilde sorguladım.
Babam tek amcaları olmasının yanı sıra,Sümer bez fabrikasından emekli ve dar gelirli olması sebebiyle,her sene Ramazan ayında, amcamın canlı hatırası olan yengemi gönderirler ve sevgili yengem ihtiyaçların tespitini yapardı.
Bir yıllık ne ihtiyaç varsa,her şey dahil alınır,biraz da harçlık vererek hayır dualarla başka ihtiyaç sahiplerinin, yardımına gitmek için, vedalaşarak helallik alırdı.
........... devamı >>
 
Mustafa Cilasun
    
    

389  

NAKŞEDEN İZLER (ANI ROMAN 13)

Bir dolmuşa binerek, mahalleme dolayısıyla onca yıllarımın geçtiği, evimize doğru merakla ve tabiî ki sevinçle gidiyordum.
Merak ediyordum çünkü, annem eşimi kendi ailesinin yanına bırakarak, askere gitmeme pek razı olmamıştı, bende biliyorum ki, birtakım insanlar annemi boş bırakmazlar fit verirlerdi.
Annem de zavallı, çok düşünmeden hemen inanır ve tavır alırdı, kendi asık suratı yetmiyormuş gibi, ayrıca zavallı babamı da devreye sokarak ve bana tavır almasını sağlardı.
Babamı masum görüyorum, başka bir seçeneği yoktu, zira annem onun iflahını keserdi.
Hele bir annemin sözünü tutmasın, annem çarpıp azarlar, bin pişman ederdi, ne yapsın geçinmek zorunda, sabır etmeseydi, kırk yıllık bir evlilik devam edebilirimiydi!
........... devamı >>
 
Mustafa Cilasun
    
    
    

390  

NAKŞEDEN İZLER (ANI ROMAN 8)

Hazırlıklarımızı yaptık, sabah erkenden yola çıkacaktık, anneme gelişmeler nasıl, hocamla konuştunuz mu, kızın tavrı hangi yöndeymiş,konuşa bildiniz mi dedim.
Annem evet oğlum, hocayla konuştuk dedi, ama annem üzgündü, peki sonuç ne oldu, anlat dinleyelim dedim.
Kız konuşurken dinliyor, tebessüm ediyor, çekip gitmiyor, onun için gönlü var sanıyorum, fakat o evde her şey hocadan bitermiş, hoca ne derse, aynen uygulanırmış dedi.
Tamam zaten öyle olması gerekmiyor mu,peki babası ne diyor deyince,hoca diyor ki, kızımı verecek olsam Mustafa dan daha iyisine verecek değilim.
........... devamı >>
 
Mustafa Cilasun
    
    

391  

HALK OZANI MUHARREM YAZICIOĞLU VE GÜLENDE'NİN BEŞİĞİ

“-Tahlil-
MUSTAFA CEYLAN


Antalya / 2003


ÖNSÖZ



Ben sünniyim, o alevi... Gerçek şu ki, ikimiz de insanız... Ne ben suçluyum sünni bir ana-babadan doğduğuma, ne o suçlu alevi bir ailenin ferdi olduğundan. İkimiz de suçsuz ve masumuz...
........... devamı >>
 
Mustafa Ceylan
    
    

392  

BİLİMSEL DEVRİM (ALINTI BİLGİLER) - RAHAT UYU ATA'M, TAKİPÇİNİZ! !

GALILEO VE ENGİZİSYON

Hazırlayan: Ramazan Karakale

Galileo’nun Katolik Kilisesi ile çatışmasını başlatan ilk olay, 1632 yılında yayınlanan İki Dünya Sistemine İlişkin Diyalog adlı eseri olmuştu. O dönemde bilim dili Latince olmasına karşın bu kitap İtalyanca olarak ve oyun biçiminde yazılmıştı.; üstelik diyalog da sayılmazdı çünkü iki yerine üç kişi arasında geçiyor ve bu üç karakter durmaksızın tartışıyordu. Bunlardan biri olan Simplicio adındaki yaşlı adam Aristoteles öğretisini savunmakta ve bu nedenle diğer ikisi tarafından sürekli biçimde alaya alınmaktaydı. Sagredo adlı karakter Galileo’nun kendisi, üçüncü karakter ise Sagredo’nun söylediği her şeyi onaylayan bir dosttu Bu üç kişi arasında geçen tartışmaları eski astronomi ve fizik kavramlarının yanısıra dönemin felsefesini de çürütmek amacıyla kullanan Galileo buna karşılık Kopernikus sistemini savunuyor ve gözlemin yanısıra matematiksel kanıtlara dayanan teorilerin üstünlüğünü ileri sürüyordu. Galileo’nin Katolik Kilisesi içinde başta tanışıklıkları çok eskiyen dayanan Papa Sekizinci Urban olmak üzere çok güçlü dostları vardı, ama bunun yanı sıra Aristoteles öğretilene karşı çıkışları ve astronomi konusundaki devrimci görüşleri nedeni ile çok sayıda düşman da edinmişti. Bir söylenişe göre bunlardan biri Papa’nın kulağına kitapta modası geçmiş görüşlerinden dolayı alaya alınan yaşlı Simplicio’nun kendisini temsil ettiğini fısıldamış ve bu da Kilise açısından bardağı taşıran son damla olmuştu. En azından o zamana dek kendisini desteklemiş olan Papa’nın kitabın yayınlanmasını izleyen dönemde Galile’ye düşman kesildiğini ve engizisyon mahkemesince yargılanması emrini verdiğini biliyoruz.
........... devamı >>
 
Akın Akça
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


05.12.2008 13:54:09

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim