Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

YANILGILAR Konulu Şiirler - yanilgilar Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "yanilgilar" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "yanilgilar" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. yanilgilar Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

145  

NEFRET DOĞURAN SEVGİLER

Anıların defterini sevi, sevgi ve güzellik denilen teranelere nice vurgunlardan, nice yanılgılardan sonra tümden kapatmıştım. Kapağının üzerine kocaman bir yazıyla ''NEFRET DOĞURAN SEVGİLER'' yazarak.
Ama gördüm ki; hangi ucunda tutarsanız tutunuz güzellik ve çirkinkinlik yaşam denilen bir bütünün iki yanı imiş. Ne hepten çirkinlik, ne hepten güzellik olabiliyormuş. Tıpkı günahla sevap gibi... Ve gördüm ki; kişi hangi durumda, hangi yaşta olursa olsun sevmeye, sevilmeye mutaç bir varlık imiş.
Yaşamın onulmazlıkları, sevilenin pervasızlıkları, binbir yüzlülüğü taşısa da sevgilerin içine... direnerek bunlara, hoşgörerek... kimileyin de nisbetini düşünerek yüreğimin kapılarını hep açık tuttum. Ama, olmadı. Olmuyor!
Sırttan vurulmanın ve yürek vurgunun sayısını anımsamıyorum... Anlaşılması zor şeyler yaşadım biteviye... Çoğu kez '' YAŞASIN ÇİRKİNLİK, ACIMASIZLIK VE KÖTÜLÜK! ! ! '' diye haykırmak geçti içimden. Ama, bunu bile beceremedim. Diyemedim insanların yüzüne karşı. Hoş, içimde de barındıramadım bu duyguyu...''VİCDAN ve ŞEFKAT'' denilen duygu ve davranış var ya... Aşamadım, aşamıyorum bunları bir türlü. Bilemiyorum, kimilerine göre bu olgumla aptal-enayinin birimiyim? Yoksa kişiler erdem ve erdemlilik nedir bilmiyorlar mı, biliyorlar da işlerine mi öyle geliyor? Anlamak gerçekten zor.
Güzellik ve sevgi denilen nesne ve duyguları tek yanlı yaşamak yetmiyor. Bir yanı eksik, kör, topal ve sağır kalıyor. Kişi ne denli çaba içinde olursa olsun, bir yerlerde bir şeyler oluşuyor... ya da oluşturuluyor ve içinizde yaşattığınız güzellikler, sevgiler paramparça ediliyor.
İşte o birileri, bir yerde; görünürde hiç bir neden olmadan o güzelim sevgi, sevda ve güzelliklerin üstüne gölge düşürüyor... Öyleki; dartınma desen değil, bir beş, on yüz değil... Nedenlerini anlamak hiç olanaklı değil... Ve bunlara habire katlanmak, hoşgörmek bunları... Nereye değin?
Sevgi ve sevi, iki efsunlu sözcük. Yaşamı bu denli törpüleyen bir işkenceye dönüşürse, sevmenin, severek yaşamanın anlamı kalır mı? Sevmek yaşamı acımasızca törpülemekse nereye değin? Öyle bir an gelir ki, bir başkaldırıda, bir kopuş ve ayrılıkta bu törpü törpüleyenin elinde kalıverir. Ve kendi yaşamını törpülemeye başlar bu apansızlık karşısında. Açıkçası, kişi ettiğini bulur kendinde, bir başkasında zaman içinde.
Çevremizde kimileyin duyarız, tanığı oluruz; sevenlerin, sevilenlerin yanılgılar, kopuş ve ayrılıklar yaşadığını... Bu denli sorunların yoğunlaştığı bir ortamda sevginin, sevinin ve güzelliklerin erdemlerini anlatmak laf-ı güzaftan öteye gider mi bilemem. Bildiğim o ki, sevinin mayası olan romantizm ve lirizm şiir ve öykülerde birer nostalji olarak yerini almaya başladığıdır. Yani romantizm ölmeye başlamıştır. Lirizm kendini yaşamın dışına atmıştır... Bunlar yaşamla içiçeliğini sürdürmüyorsa hangi sevgi, sevi ve güzellikten söz edilebilir.
Bugün sevgi, sevi, güzellik denilen duygu ve nesnellikler adam harcama makinası gibi kullanılmaktadır. Bu durum uçarıların, uçarılıkların yolunu açmaktadır.
Bıkkınlık, yılgınlık, yorgunluk veren, yanıltan, aldatan sevgi ve seviler nefret doğurmaktan başka bir işlevi varmıdır acaba?
SEVGİLER VE SEVİLER GÜVEN VERMİYOR ARTIK. Mehmet Akif'in deyişiyle yazı ve söz kalabalığı ile sadece '' maskaralıklarımızı, maskara ediyoruz''
........... devamı >>
 
Haydar Okur
    
    
    

146  

KALE GİBİ AŞKLARIN TAM SIRASIDIR

KALE GİBİ AŞKLARIN TAM SIRASIDIR...


“ Ebuhasan Buşenci demiştir: Eğer dostluk bir karşılık veya bir maksat mukabili ise dünyada dostluktan daha çirkin bir şey yoktur.

RUBAİ
Âşık dostunun ayrılığından dolayı yardım diler yahut sevgilisinin vuslatı kapısında dayanacak yer ararsa,dünyada ondan daha cimri insan olamaz.Aşıkın sevgilisinden dilediği sevgiden başka bir şey olmamalıdır.....”

CAMİ,Baharistan
........... devamı >>
 
Adnan Durmaz
    
    

147  

YANILGILAR KÖRPESİ

Dost derler adına bazen sevgili
bazen gizemli bir el dokunur yüreğine
gecenin bi vakti çalan telefonları özler insan
o vakit anlar aslında anlamadığını
senin doğrun onun sızlanışı ele güne
attığın adım geri olmalı aslında
çok kere bir diğerinden
türküler söylerken ağlayan gözler gerçek mi
bakar sevgiye,elbette
mutluluk ve mutsuzluk arasında
bir insan boyu uzun mesafeler
katetmek zor da derler
........... devamı >>
 
Tuğba Coşkun
    
    
    

148  

YANILGILAR

sen
sessizce geldin
kuruldun karşıma
bir martı çığlığı
koparken gökyüzünün yalnız bulutlarında
balıklar aşka geldi
bakışların uzak
değil de derin
okyanusların dibi
gibi serin
saçlarında bahar mimozaları
ötüşür mor menekşelerin koynunda
istanbul sabahları
haliç`e yatmış güneş
kirpiklerini öperken
anlatıyor gözbebeklerin
arsız meyve bahçeleri
incir, şeftali ve nar
dudaklarının kenarında al al
uzansam yakalayacağım sanıyorum
yanılgının peşinde koşarken avuçlarım
kız kulesinde yansıyor aksin
yüzünde şairlerin şiirleri
dolaşıyor sokaklarında süleymaniyenin
yenicami güvercinleri
........... devamı >>
 
Ersin Başeğmez
    
    

149  

YANILGILAR DENKLEMİ

Bir bitkin çise’de bolluğu buldum
Erincin yol ağzı gözenekte mi?
Bastığım parmaklar kemiren kurd’um
Ya’larla kurduğum düzenekte mi?

Kırdım şablonları sorgum özlemde
Arayış arayış durak gözlemde
Ufku yarmak için gözüm düzlemde
Mürşid’te mi çözüm seçenekte mi?
........... devamı >>
 
Cazim Gürbüz
    
    
    

150  

SENİ SEVMEK GERÇEĞİ...! ! !

Baktığımda yarınlara aradığım aşk yoktu; yada dizlerimi titreten bir sevda. Yoğun bir aşk yemeğinin diyet salatasıydı yaşadıklarım. Aşk tabağındaki kalıntıları ile bırakın düşsün üstüme geleceğim, bu ağırlıkla anılarıma gömüleyim...

Ben büyürken beraber değildik, belki ondan fark etmedin, neler yaşadığımı, senden öncesini; yani hüzünleri, güneşsiz bir sabahı, yıldızsız akşamları, çiçeksiz bir baharı ve tabi senden sonrası; hislerimin sana değen yanları, bedenimin sana çarpan sol yanını, karanlığa inat söken şafağı...
Hissettim kalbim atıyormuş...! hissettim duygularım varmış ve bende sevebiliyormuşum sanılanın aksine... İçimde fırtınalar var, saçma sapan yanılgılar, hiç olmadığım kadar kargaşa var içimde, hem de üstesinden gelemediğim korkular... Kim bilir? Gözlerini almasaydın üzerimden, böyle acılanmazdı yüreğim, yaşamazdım belki bu koyu terk edilmişliği. Yokluğun donduruyor şimdi alev almış yüreğimi, ben razıydım oysa varlığınla yüreğimin kor olmasına. Şimdi istersen doldur delinmiş yüreğimin kenarlarına acılarını, ver ben çekeyim dayanabilirsem korkularına.. Zor biliyorum, bu kadar olandan sonra bana katlanmak; ama bilsen bana da zor geliyor sensizken –bana- katlanmak. Kendimle baş başa kalıp, yinede yalnız olmak. Hayat diyetinde(!) yenmeyecekler listesine almışlar seni...! ! ! Bu aşk diyetinden ne kadar coşkulu bir aşk çıkar ki sence? Ne kadar heyecan duyabilirdim ellerin ellerimdeyken... Hem kilo aldırmayıp coşkuyla yenen, hem ağlatmayan aşk yok mudur?
........... devamı >>
 
Gülay Morgül
    
    

151  

YANILGILAR

yanıldın gidiyorsun
hatalar silsilesi içinde

yüreğinde sızı
gözlerinde yaş

şimdi zamanıdır vicdan muhasebesinin
sorgulama anıdır ide'lerin

hani sızlamazdın ey zalim
kapıldın gittin sersemliğine

........... devamı >>
 
Rıdvan Bilgin
    
    

152  

ÇÖL HİKAYELERİ-2 (SON)

Biz,
“Ucuz” işçileriydik,
Aşk’ın….
Çabuk soğurdu terimiz,
Kolay nasırlaşırdı ellerimiz.
Yüreğimiz..
Ah o yüreğimiz…
Giremezdi her yükün altına,
Biliyorsun………



Hikayenin sonu……

Adam ayakta duruyordu…Omzunu bir duvara yaslamış, eli çenesinde, düşünceli bakışlarla, kadına baktı…Yere çömelmişti kadın…Elin de kırık bir dal parçası…Sol yanında kırık bir gönül…

Önce daireler çizdi…Helezona benziyordu çizdiği şekiller…Sonra hepsini birleştirdi…Şimdi bir kuyu olmuştu sanki…Bakışlarını önce adama, sonra tekrar kumlara çevirdi…Tek bir hareket daha yaptı.. Ayağa kalktı…Adamla arasına düz bir çizgi çekti…Tek bir düz çizgi…
........... devamı >>
 
Uğur Deniz Ülkegül
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


03.12.2008 03:32:27

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim