Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

YAHUDILIK Konulu Şiirler - yahudilik Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "yahudilik" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "yahudilik" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. yahudilik Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

41  

AVRUPA BİRLİĞİNİN ÖLÇÜLÜ DEDİĞİNİ

Ölçü terimlerine bir bakışı tercih etmeye zorlandıran bu anlayışa sonra teşekkür edeceğim. Önce ölçü hakkında neler var diye arayacağım;
Ölçü: Birim kabul edilen herhangi bir şeyin alabildiği kadar ölçü anlamıdır ölçek. Herhangi bir ölçek miktarında olan örneğin, iki ölçek buğday gibi.
Bir harita veya resimde görülen uzaklıklarla bunların işaret ettiği, karşılandığı gerçek uzaklıklar arasındaki oran diye örneğin, yüz binde bir ölçeğinde bir harita. Mimarlar yüzde bir ölçeğinde çalışırlar.
Ölçek; bir ölçü aletinin üzerinde çizgilerle ayrılmış bölüm, kadran. Ölçek çizgisi diye, haritanın ölçeğini göstermek için, kenarına çizilen ve her santimetresinin ferçekte kaç kilometreye karşılık olduğunu gösteren doğru anlaşılır.
........... devamı >>
 
Sevinç Kavuk
    
    
    

42  

İNANÇ VE TOPLUMSAL İSTEM (TALEP) 3

Örtünme haksa, kişi nasıl örtünürse örtünür; isterse modernlikle, isterse özgürlükle demek, düşünmemenin baştan savma kolaycılığıdır. Eğer bu halksal alan için bir söylemse doğrudur. Yok eğer toplum da göz önüne alınarak söylenmişse, bu düşünmede güçlük var demektir. İnanç, bir akılsal düzenlenir disiplin olmayıp, bu böyledir deme mantığıdır. Topluma ait bir düzenleniş ve talep olmadığından, inanca ait tutumlar toplumsal kuralların olduğu, yaşandığı kurumlarda, ne gösteriş için, ne de işleyişe etki için istek yapılmamalıdır. Caride, halka ait alanlarda, toplumsal kurallar dahilinde, bireyin ve grupların, cemaatlerin uzlaşı alanları ile yaşanır, tutumlanır olmalı. Buradaki kural, bu tutumlara inanınız yada inanmayınız diye değil de, sizin dışınızdakilerle de uzlaşıp; tutumun sürtüşme, çatışma konusu olmayacağını hukuklamaktır. İnançlar yaşamlara müdahale ve aksatma yapmadığı müddetçe, halk içinde, birey bazlı, bir gereklilik olduğu kabul edilmiş ve edilmeli de.
........... devamı >>
 
Bayram Kaya
    
    

43  

İNANÇ VE TOPLUMSAL İSTEM (TALEP) 19

Toplumsal etmenlerde nesnel zorunluluğu görüp: “”Güneş nasılsa doğacak, parti kurmağa ne gerek var? “” deme aptallığına düşülmemelidir. Bu da başka bir aptallık olur. Nesnel etmenlerle, öznel etmenlerin bağımlılığını bilmemek de, nesnelin yasal zorunlu oluşunu, amaçlarımız doğrultusunda varlaştırma yapabileceğimizi, bilmemek olur. Sanki nesnel yasalar, bizim amacımız doğrultusunda kendiliğinden, doğa dışı güçle, geliştirilecekmiş gibi bir yanılma, soruyu tersten ortaya koyma olur. Siz, amaçlamadan, siz gereksemeden, kendi kendine bilgisayar, Hiçbir zaman, kullanımınıza amade olmayacaktır. Gereksemeniz de, yolun belirlediği eylemlerin akabindeki aşamasal kat edişlerin varlaşmasıdır.
........... devamı >>
 
Bayram Kaya
    
    
    

44  

DİNİN DÜNYEVİLEŞTİRİLMELİMİ

DİNİN DÜNYEVİLEŞTİRİLMESİ (SEKÜLARİZİM)

İslam’ın en temel umdesi olan Allah için (lillahi) ve Allah adına (fi sebilihi) iş yapma olgusu dünyevileşme süreciyle kaybetmekte olduğumuz iman’i değerlerimizdir.Salih amel olarak vasıf edilen ve sırf Allah rızası ve Allah adına yapılan her tür iş bu kapsama girer.Allah Resülü iman’ın şubelerini sayarken 72 şubeden bahsetmiş ve en yüksek şubeyi kelimeyi Tevhit en düşük şubeyi ise yoldan geçenlere eza veren bir taşı kaldırmak olarak sınıflandırmıştır.Burada dikkati çeken diğer bil ölçü Allah için sevmek ve Allah için buğuz etmek yine imani bir amel olarak zikredilir.Dolayısıyla bütün işlerde bun temel ölçü esastır.İslam bir işi besmele bilinci ile yapmak bunun zıddı olan dünyevileşme ise besmeleyi ortadan kaldırıp dünyayı ve menfaati onun yerine koymak esasına dayanır.Ameller tarih boyu bu iki niyet çerçevesinde gerçekleşip durmuştur.Besmeleyi kaldırmanın diğer bir ifadesi bu gün laiklik olarak ortaya konulmaktadır.Aşkının kamudan ve hukuktan dışlanması olarak algılayacağımız bu ideoloji dünyevileşme dolayısı ile besmeleyi(Allah adına iş yapma) dışlama faaliyetidir.
........... devamı >>
 
Yusuf Aygun
    
    

45  

KOKUŞMUŞ VAHŞET…

Bir tecrübe edinmiştim. İlk çıraklık yılıydı, doğalgaz döşemesi için boruları ateşte tutarak belirli bir derecede bükülmesi sağlanıyor ve soğutmaya da suya daldırılıyor, kızgın rengi kayboluyor suya batırır batırmaz. Ben bu işi beceriyorum diye işi dalgınlığa saptırdığım bir an, ustam şu ölçüde boruyu uzat deyince, o kızgın boruyu kaptım, kaptım ya… ustam gür bir sesle bütün ekibi topladığı gibi, beni uygun bir tutuş halinde mengeneye sıkışmış gibi sarıp sarmalamaya ve ateşin aleviyle başladılar avucumu haşlamaya… Bilgiliyim ya ben de, can havliyle bağırıyorum; Hitler mi uyandı yine diye… Dakika dolmadan daha, yanık acısını hissetmez oldum, hem avucum su toplamamış, hem yanan o değildi gibi keyfi yerindeydi. Ütü ile kazara oluşan bir YTL büyüklüğünde kolumdaki yanığı, cesaret ederek, çakmak ile haşladım, neticesi aynı başarıyı gösterdi. Deneyebilirsiniz, bu benim tecrübem ve güveni sağlıklı. Orman yangınlarında da öyle yapıldığı anlatılıyor, yangına karşıt bir yangın oluşturarak hızını kesiyorlarmış. Allah kolaylık versin böylesi felaketlerde her yardım metanetine… Bu güzel tecrübem, kokuşmuş vahşeti dengelemek için veya kimi mahcubiyet öğretisi olarak, her kötülüğü iyiye yönlendirmeyi bilmeye özen değeridir demek içindi belki… Sızlanma yerine mücadele etmeye yüreklenmeli, bu kötülüğe uğrayan vatan ise, özellikle. Çünkü bebekler var, yaşam hakkını istiyor.
........... devamı >>
 
Sevinç Kavuk
    
    
    

46  

BİR MİLDEN DAHA AÇIKTAN

unutulmaz, unutturalamaz çiçekler nerde açardı?
dağda, çayırda, gönül bağında mı yaşardı?
dere kurutulup ırmak mı anılırdı?
disiplinli bir terbiyeydi sevgi çiçeği
neden, nasıl edepleri körletip vahşeti biledi?

yeryüzüne azap yayılan güçlendiren güneşi
hor aklın hır şerrinle çirkefsin sen Yahudi

peygamber efendimizin kılıcıydı, zalime çektiği
mazlum, mağdur incitilmesin içindi
hayvan hayvanlığını bildi, insan insanlığını öğrenmedi
hep mecliste arif ol kelâmı dinle denildi
ata gözünden düşme bahtiyar olmaz böylesi
........... devamı >>
 
Sevinç Kavuk
    
    

47  

İNANÇ VE TOPLUMSAL İSTEM (TALEP) 6

İnancı, toplumda üç nedenden ötürü oluşturamayız. 1-Toplumsal yapının işleyişinde ve ilişkilenişin Hiç bir biçiminde, inanç yoktur. Somut ilişkiler vardır. Bu tek başına gerekli ve yeterli nedensel yasadır. Diğerleri bunu bilmemenin tartışmasıdır. Efedim inanç kafamda var ne yapacaksın? Bir şey yapılacak değil ki, kimsede böyle bir görevi telakki edemez. Herkesin kafasında her şey vardır. Kafasında her şey olan bir şey ifade edip dayatmıyor ki. Fiili şekillenmesi sorun. Kafanızda zaten olacak. Kafamızda başkasına saygı duyma da var olacak, saygı duymama da var olacak. Buna ne denebilir ki. Kafamda saygı duymama var diye, kendimi ifade için, bunun ifadesi için, insanlara kafa mı atmalıyım. Durduk yerdeye varacak, boş söz atışmaları olacaktır!
........... devamı >>
 
Bayram Kaya
    
    

48  

TEVRAT'I DEĞİŞTİRENLER NİÇİN DEĞİŞTİRDİ

Toplumların hayatında en önemli etken dindir. Gerçektende dinleri incelediğimizde bunu apaçık görmekteyiz. Müslümanlar savaşlarda çocuklara dokunmazlar. Bunun nedeni Peygamber efendimizin “”Her çocuk İslam fıtratı üzerine doğar çevreleri onları Hıristiyan veya Yahudi yaparlar”” sözüne dayanmaktadır. Buluğ çağına kadar çocuklar masum sayılırlar. Bugünkü anlayışla cezai ehliyete haiz değillerdir. Birçok Müslüman bu anlayıştan haberdar olmasa dahi çocuklara dokunmazlar. Kadınlara ilişilmez, çünkü zina haramdır. İşkence yapılmaz,çünkü işkence haramdır. Teslim olana dokunulmaz, çünkü ona dokunulmazlık manasına gelen eman verilmiştir.
........... devamı >>
 
Fikret Oğuztürk
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


12.10.2008 06:04:13

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim