Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

VIVALDI Konulu Şiirler - vivaldi Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "vivaldi" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "vivaldi" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. vivaldi Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
<< Önceki Sayfa

Sayfa: 1 2 3 4 5 6 7

 
    

49  

*** KÜF YEŞİLİ GÖZLER***

Umudun gölgesine sığınarak yürüyordu küf yeşili gözleriyle... Bir mana arayışı içerisinde bakıyordu yaşama… Sarılırcasına… bahçeye atılan gönül tohumuydu; mavi gül yetiştiren özlem dalında saklı…

“Arayış ve Yaşam” Kıpır kıpırdı…

Ve, yaşam erguvan rengi bulutlarda saklıydı… Ve bulutlar uçuyordu derin kayalıklara…
Çocuk saflığında yürekte sakladığı kör bakışlar ile…

“Gizem”…

Neydi… Uçmak…
Neydi… Gül…
Neydi… Özlem….
Neydi… Yol…
........... devamı >>
 
Süreyya Aktaş
    
    
    

50  

LODOS ÇİÇEĞİ

güzel lodos çiçeğim
tek arzum tek gerçeğim.
gördüm göreli seni açık durur bu kapı
hep büyür hiç küçülmez ben de sevdamın çapı.
gel de
ilk yıllarım ol benim
sar üşümesin tenim.
içimde o tanıdık alabora korkusu
ne de olsa insanım vücudumun çoğu su...
tadım, kara mizahım
çoktandır yok izahım.
çek al ıssızlığımdan duvardan duvara çarp
küsüp solsun çiçekler umurumda mı ki harp.
kokun rengin bambaşka
yeminliyim bu aşka.
bir haykırsan adımı düşlerimden kan sızmaz
sisler kesmez yolumu, yıldızlar böyle kızmaz.
şimdiden söyleyeyim,
pek belli etmem ama bil ki ben çok kıskancım
kim gözlerini dikse o anda tutar sancım.
........... devamı >>
 
Aydın Çevik
    
    

51  

KENDİMİ GERİ İSTİYORUM

(Ateşin kızgınlığı değil mi, suları çıkaran gökyüzüne
Öyleyse niye inmez yangınlarımın üzerine?)

Bir randevu mu ölüm
Ne kadar uzakta benden
Bilmem ipin ucu nerde
Bilmem yolum nereye
Zaman çıngıraklı bir yılan
Zehirli bir bal yaşam
“Aşk, ciddi bir akıl hastalığıdır” demiş Platon
Hangi yola baş koysam

Ey yaz yaylalarının yaban çiçekleri
Musa, İsa, Muhammed aşkına
Nedir yaşamla, ölüm arasındaki ince çizgi
Nerde başlar nefret, nerde biter sevgi
Gülmek gözyaşıyla mı karışır son sınırında
Ya, saflığın aptallığa dönüştüğü nokta
........... devamı >>
 
Hüseyin Çelikten
    
    
    

52  

İSTANBUL

Fethin beşyüzüncü yılı, sekiz yaşımdaydım
Babam Zonguldak' dan vapura bindirdi bizi,
Gece boyu, güvertede, heyecandan uyuyamadım
Hiç böylesine sevmemiştim, Karadeniz' i

Şafağı bekliyordum, uzakta ışıklar yanıp, sönüyordu,
Babam dedi: Rumeli Feneri' dir, şu gördüğün sağdaki
Soldaki de Anadolu Feneri,
Birazdan göreceksin boğaziçini.

Oğlum, bilir misin bu şehir,
İki kıtanın üzerindedir,
Yani İstanbul, Asya ve Avrupa' nın
En romantik biçimde buluştukları yerdir.
........... devamı >>
 
Yaşar Karaman
    
    

53  

.? MELEK

M E L E K
Odama göz gezdiriyorum.Çok sevdiğim keman konçertolarından biri kulaklarımdan ruhuma doluyor.VİVALDİ Dört mevsimi anlatıyor notalarla.Ben,neyi görüyor? duyuyor? ve anlatmak istiyorum? Aklımda Melek var.Haftalardır,günlerdir onu düşünüyorum.Ülkemiz emekçi kadınlarından biri Melek.Ufak-tefek,zayıf ve zamanından çok önce yıpranmış,bozulmuş yüzüyle.Yitirmiş güzelliğini.Sadece,saçları güzel.Uzun ve sarıya boyamış.Esmer teniyle uyuşmuyor ama güzel saçları.
Adı gibi,melek yürekli.Çalıştığı bakım ve rehabilitasyon merkezindeki çocuklara,gençlere bir annenin bile çok ötesinde,sabır-hoşgörü-özveri gösteriyor.Sonsuz sevgi veriyor.Tüm çocuklar da onu seviyor.
Melek evli.Kocasına büyük bir aşkla bağlı.Bu yüzden de,çok acı çekiyor.Çünkü,aldatılıyor.Önce hiç istemedim onunla evlenmeyi.Kapımda yattı aylarca.Neler,neler yaptı? Ne yazık,anladım ki,önemli olan zoru başarmakmış onun için.Elde ettikten sonra,beni küçük görmeye,gözü dışarıda olmaya başladı.Onu işe soktum,hiç kendimi düşünmedim,her şey onun olsun istedim diyordu Melek ağlayarak.Bir sitede,güvenlik görevlisiymiş eşi.Sitenin verdiği,küçük bir evde oturuyorlarmış.Yani aslında,yine Meleğin sayesinde kira,yakıt ve tüm faturalar olmadan barınıyorlar o evde.Sürekli güvencede olmadığını biliyor Melek ve tüm düşüncesi,amacı,ne yapıp edip,bir ev sahibi olmaya çalışmak.Yemiyor,giymiyor,gezmiyor,dinlenmiyor.Küçücük maaşını biriktirmeye çalışıyor.Kadınlarla,kızlarla gezmekten.Ona buna para yedirmekten,bir sürü kredi kartı borcunu ödedim.Şimdi onları toplasaydım,ev için baş vuruda bulunabilirdim.Ama artık yeter,bir kuruşumu vermeyeceğim ona diye anlatmayı sürdürüyor.Birkaç ay önce,bana sarılıp,keşke onu bu kadar sevmeseydim der ağlardı.Ne diyeceğimi? ve ne yapacağımı bilemezdim.Aşk-sevgi-tutku öyle bir şey ki…İnsanı köle de yapar,rezil de eder.Bir süre de olsa,kişiliğini de yitirirsin.Sanırım Melek yolun sonuna geliyor.Beni öyle kırdı ki,hiçbir şey yerine gelmiyor.Bitiyor içimdekiler demeye başladı.Onbir yaşımdan beri,pamuk tarlalarında,çapa salladım,ırgatlık yaptım.Bileklerim kopardı ağrımaktan.Tümcelerini sıkıştırırdı,kısacık konuşmalarımızın arasına.Oturup,uzun uzun söyleşmeye zamanımız olmadı hiç.Haftada bir günlük izninde de,ev temizliğine gidiyor Melek.Sırtı,doğru dürüst yatak görmeyen,milyonlarca kadından biri.Ellerinde,bileklerinde şişlikler,kemikler oluşmuş fazla çalışmaktan.İki-ikibuçuk yaşında,dünya tatlısı bir oğlu var.Melek işteyken,çocuğa bile bakmaya üşeniyormuş kocası.Dinlenmek,gezip-eğlenmek istiyormuş.Oysa vardiyalarını,çocuğa bakacak biçimde ayarlamışlar.Çok çaresiz kaldığı zamanlar oldu bu yüzden Meleğin.Uzaktaki annesini getirtti.Bu kez de,yaşlı kadını evde istemiyormuş kocası.Kadının kendi maaşı var,çocuğa da bakacak.Ama huysuzmuş,çok konuşuyormuş.İnsanın geçinmeye niyeti yoksa,bahane çok.Kendi annesi de olabilirdi.Birkaç hafta önce, bir sabah.Sapsarı yüzüyle ayakta sallanarak geldi yanıma melek.Kocası onu dövmüş,boğazını sıkmış.Her yeri,mosmordu.Sel gibi akıyordu gözyaşları.Hemen git rapor al ve onu şikayet et.Çeksin cezasını.Bir kez başladı mı? sürer bu dayaklar.Bırak şu adamı.Baksana,bitmiş her şey artık dedim.Evet diye yanıtladı öfkeyle.Raporu almış ama manevi annem dediği bir öğretmen bayan,onu karakola gitmekten de,ayrılmaktan da vazgeçirmiş.Sahipsiz,genç Melek.Son bir kez denemeye karar vermiş.Olmayacağını,yürümeyeceğini o da biliyor.Belki,içindeki sevgi kırıntılarıyla ve elimden geleni yaptım diyebilmek için.Çevrenin ve de toplumun da baskısıyla,kalıyor aynı evde.Yatağını ayırmış.Güzel yürekli Melek,tüm bu sorunlarının yanı sıra,genç yeğenlerine de sahip çıktı.Erkek yeğenini üniversiteye hazırlık için,dersaneye gönderiyor.Kursa gitmediği zamanlarında da,harçlığını çıkarsın,birikim yapsın diye,işe de soktu.Kız yeğenine de iş arıyor.Onlara ev de tuttu.Başlarına da,kocasının istemediği anacığını koydu.Eşyalar buldu oradan buradan.Birkaç gün önce,sudan bir sebep yüzünden,amirlerinden biriyle tartışmış.Psikopat kadın,seni görmek istemiyorum diyerek,onu başka bölüme gönderdi.Baktığı tüm çocuklar ağladı.Şimdi,tatlı Meleğimi,çalışma saatlerinde,her an göremiyorum.Ne yapıyor? Nasıl? bilemiyorum.Anlamadılar ve anlayamazlar. Meleğimin sorunlarını.Dahası:Umurlarında bile olmaz.O bir anlık hırçınlığının,yaşamındaki sayısız gerilimden kaynaklandığını,bilemezler,bilmek istemezler.Meleğimi,çok özlüyorum.Tek tesellim,onu tümüyle işten atmamaları.Geçenlerde,iş çıkış saatlerimiz çakıştı.Ağlayarak,sımsıkı sarıldı bana.Konuşamadım,öylece kaldım ve fırlayıp kaçtım yanından.
Tekrar odama göz gezdiriyorum.Gördüğüm şeyler,baktıklarım değil.Kulaklarımdan ruhuma dolan da,VİVALDİ’nin neşeli kemanları hiç değil.Feministliği aşırı savunmadım hiç.Düzenin-sistemin.İnsanın-insanlığın sorunları vardı ve var benim için.Ama bu arada,en çok kadınlar eziliyor.Meleği,tüm Melekleri düşünüyorum.Rengini bilemediğim,tanımsız bir hüzün duyumsuyorum,görüyorum ve yaşıyorum.İSYAN EDİYORUM.
Nilgün ACAR
13. 04. 2008
........... devamı >>
 
Nilgün Acar
    
    
    

54  

DERMAN KEDİ

Dostluk nedir Derman kedi?
Ömür yanılgısında
“Seni bir başka severim” mi?
Cepsiz kefen gibi bir şey mi?
Hiçbir şeyim yok şu dünyada, götürülesi
En iyisi karışmayalım sokak kavgalarına
Hatırlasana, tüm savaşlarda yalnız bırakıldık
ve yenildik
Hatırlasana, vefa hep eksikti.

Yırtık bir gecenin kaygan koynundayız
Tütünümüz, şarabımız, ciğerimiz,
Düştük, düşeceğiz
tutunmasak yıldızlara…
........... devamı >>
 
Şenol Denizci
    
    

55  

BOŞLUĞUN TRAGEDYASI

Şu anı durduruyorum… Evet bu defa durdurmalıyım. Uyanıp bir kalem bulmalı ve bu anı yazmalıyım. Rüyamda bir şeyler görmeyeli uzun zaman oldu. Bilinç ilk işaretini vermişken bunu kaçırmamalıyım. Uyan! ! ! Uyan ve bilincine eşlik et! ... Bunun o kadar da kolay olmadığını biliyordum ve bir süre tembelliğimle savaşmak zorundaydım. Yatağımda birkaç tur attıktan sonra tanıdık bir sese uyandım ve sol kolumun yataktan düşüşünü izledim. Sonra, bütün o kelimelerin arasındaki yarı uyanık bilinci bekledim; ama baş ağrısından başka hiçbir şey hissetmiyordum ve vazgeçtim. Yatağımda uzanmış öylece bekliyordum. Güneş her zamanki gibi ısınma turlarını atıyor ve Beethoven 9. senfonisine hazırlanıyordu ve yatağımda güvendeydim. Öylece uzanıp güvende olmak ne kadar da kolaydı; kimseyi görmüyordun ve kimse seni görmüyordu. Sadece, duvarların arasında güvendeydin ve güvende olmak tehlikeliydi. Bu ana çok az insan ulaştı sanırım: Zerdüşt ya da yer altından yükselen bir ses...
........... devamı >>
 
Cevdet Solak
    
    

56  

BERBAT HÜSEYİN

Henüz müşterisi bulunmayan restoranın barında biri kumral diğeri sarışın iki genç ve alımlı bayan hiç konuşmadan içkilerini yudumlamaktadırlar. Dalgın gözlerle boş masalara bakınan kadınların asıl amacının içki içmek olmadığını; önlerine bir saat kadar önce konan bira bardağının çeyreğini bile tüketmediklerinden anlayabilirdiniz.
Restoranın kapısında sineklik olarak kullanılan boncukların hareketlenmesiyle birlikte, içeriye giren adama yönelen bayanların bakışları, adamın ecüş bücüş biri olduğunu görmeleriyle eski halini alır. Çünkü içeriye giren, cüce denilebilecek kadar kısa boylu; adam olduğunu ancak belli belirsiz ince bıyığı ve kirlenmiş beyaz fötr şapkasından anlayabileceğiniz, garip giysili bir kişiydi.
........... devamı >>
 
Ahmet Zekai Yıldız
    
<< Önceki Sayfa

Sayfa: 1 2 3 4 5 6 7


??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


03.12.2008 02:42:56

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim