Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

VARSAYIM Konulu Şiirler - varsayim Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "varsayim" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "varsayim" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. varsayim Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

57  

XDERİN SULAR -25- (BEN GÜZELE GÜZEL DEMEM)

İnsanların zâten bildiği şeyler bâzen problemlerin de en ağırlarından olabiliyor. Güzel kavramı da bunlardan biri. İstisnâlar (ki nasıl olsa kâideyi bozmazlarmış) hâriç, gerçekten çok güzel her şey herkese göre güzel, çok çirkin de herkese göre çirkinse eğer, herkes öğretilmeden neyin güzel neyin çirkin olduğunu bir şekilde biliyor.

Anlat deseniz anlatabilirler mi?

Birileri bir şeyleri güzelleştirme iddiasıyla bir gayret içindeyseler eğer, daha düzenli bir görünümle karşılaşacağımızdan şüphe etmemeliyiz. Peki ama, her zaman en düzenlinin en güzel olduğunu neden düşünelim?
........... devamı >>
 
Selçuk Bekar
    
    
    

58  

AŞKI SINAMAK ÜSTÜNE (YAZI)

AŞKI SINAMAK ÜSTÜNE…



İşte o an gelince susmak gerekir, sözler anlamları dışında başka suretler taşır kendiliğinden. Uzunca zamandır kaldırılıp raflara dizilmiş gibidir bazen hayaller; biraz küflü biraz diri dururlar. Birkaç kelime daha serpiştirilir üzerine uçup gitmesinler diye. Nice zamandır, hatırlanmamış anılar doluşur bazen koynuna sonradan. yaşanmışlığın derinliğinden çıkar gelir birkaç kelime daha serpiştirilir üstüne. Ne bulduk aradıklarımızdan. Ve aradıklarımız ne kadar besledi benliğimizi; ve gözyaşıdır arta kalan. İncinme; yalnız değil miyiz hepimiz kadar. Ve eksik olanlar çekici değil mi zaten hayat dediğimiz oyunumuzda. Hepimiz bir acayip değil miyiz. Bir elmanın iki yarısı değil miyiz.
........... devamı >>
 
Manoli Aksiyotis
    
    

59  

OLAMAZDIK BERABER

Kendimi bu heyecanlara en uzak hissettiğim anda geldin.
Başka aşklara tuttuğum orucu bozdum seninle.
Hem korku vardı, hem istek.
İhanet vardı ve birazda tereddüt.

Beraberdik, yani adını öyle koymuştuk.
Ne de gülünçtük insanların gözünde hatırlar mısın?
İnsanlara bizi anlatırken bize inanmadıklarını bilirdim.
Gözlerinin içine bakmazdım onlara hak verip,
aldanmamak için.
Savunmaya geçer hep aynı şeyi tekrarlardım.
“Gerçek aşk sınır tanımaz aşar”
Çocuğa sadece susması için hak verildiği gibi,
bana da hak verirlerdi.
Yinede aşksız kullar, aşka inanmamaya devam ederlerdi.
........... devamı >>
 
Funda Sağ
    
    
    

60  

1915 ‘TE OLANLAR...3

Birinci Dünya Savaşı başlayınca Ermeni komitecileri,bir isyan çıkarmak için, özellikle Rus ordusunun ilerlemesini de göz önüne alarak balkanlarda uygulanan senaryoyu uygulamaya çalıştılar.
Osmanlı yönetimi kedilerine balkanlarda uygulanan TEHCİR kararı alarak,tüm savaş olan bölgelerden buna uyulmasını emreder.Ermenileri saklamaya çalışan diğer Anadolu halklarına da ağır cezalar ön görür.Özellikle Suriye ve Lübnan’a göç ettirilirler.
Ermeniler geri dönecekleri düşüncesiyle evlerini kilitleyip anahtarı komşularına teslim ederler.Çoğu da değeli eşya ve paralarını gömerek yola çıkarlar. Yola çıkanların çok azı Suriye ve Lübnan’a varabilir.Büyük bir çoğunluğu yolarda ölür.Bura varabilenler batı devletlerini haberdar ederek Osmanlı topraklarını terk etmek için onların yardımıyla dünyanın dörtbir tarafına dağılırlar. Sonuçta Anadolu topraklarından dünyanın her tarafına savrulmuş Ermeni diasporası ortaya çıkar.
........... devamı >>
 
Aliseydi Taşdemir
    
    

61  

ANA KARNINA DÖNÜŞ - 1.6

1.6
Komuta Kabininde Görüşmeler

Kaosta canvermekten kurtulabilen beş astronot, araştırma ve incelemelerle ilgili çalışmalarını tamamladıktan sonra Yıldızlararası Uzay Gemisi Foton 1 ‘in komuta kabininde toplanmışlardı.
Kaptan Çi Vaştar:
- Arkadaşlar… Diyerek söze başladı. her şeyden önce bir durum saptaması yapmak zorundayız. Uğradığımız felaket konusunda görüşlerinize başvurmanın yararlı olacağını düşünmekteyim. Bizi yazgımıza götürecek olan yeni rotayı bu görüşlere göre çizmemiz gerekeceği açıktır. Yeni rotadaki görev ve sorumluluklarımızın eskisine oranla çok daha ağır olacağını sanıyorum. Sonuçlar üzerinde konuşmayı sonraya bırakmak istiyorum. Şu andaki dileğim; felaket konusundaki gözlemlerinizi, bildiklerinizi ve kanılarınızı öğrenmekten ibarettir. Bu bakımdan, ilk girişimi senin yapmanda herhangi bir sakınca var mı doktor?
........... devamı >>
 
İsmet Barlıoğlu
    
    
    

62  

SEVGİLİ'NİN SORUSU

SEVGİLİNİN SORUSU ÜZERİNE MÜLAHAZALAR
Nasıl anlatayım bilemem. Hiç bir söz anlatmak isteyeceklerime yetmeyecek çünkü… Sevgiden harman yapmak kolaydır. Sevginin içinde ayrılıkta varsa yine kolay mıdır harman oluşturmak? Ayrılığın olduğu yerden sevgi harmanına ulaşmak kolay mı? 'Haram' dan 'Hürmet' i keşfedebiliyorsan kolaydır diyebileceğim ama.. 'Haramlar' hep sana 'yasak' olarak öğretilmişse, 'hürmet'i keşfedebilecek misin peki? Sevginin ve Sevgili’nin olduğu yerde hiç yasaklar olabilir mi? Sevgili sevdiğine acaba hiç yasaklar koyar mı? Hem bu Sevgili sevilen için çok değerliyse... Belki sevgisinin gücünden dolayı sadece onu terbiye etmek ister, Terbiye eden (Rabb) sıfatıyla… Yasaklar sevgiden uzak iklimlerin korkuluklarıdır, engelleyici çitleridir… Seven, sevgilisi’nin uzak durmasını istediğinden zaten uzak durmaya çalışmaz mı? Sevgili, her şeyden önce sevdiğinin/sevdiklerinin en iyi olması gerektiğinden onu terbiye etmek istemez mi? Ona sorularını sorup, sevgisinin gücünü birde ondan öğrenmek istemez mi?
Her şeyin en evvelinde, Sevgililerin en Sevgili’si O, sevdiğinden dolayı O sorusunu sormuştu. Sevginin en iyi yetiştiği iklimde halife olarak var ettiğine. Hem öyle bir soru sormuştu ki; cevabına sevenin asla olumsuz yanıt vermeyeceğini bildiği halde. Sorusunu kendinin isminin ilk harfiyle başlamıştı hem de. (Elestü bi Rabbi kum…) Bilirseniz sorulan sorunun ilk harfi, hem birlikteliği, hem de ayrılığı koynunda barındırmaktadır. Sevgilinin ilk harfini, tanıyanlar bilir ki, birliktelik ayrılıkla gizemli haldedirler. Sevgilisinin sevgi iklimini tanıyanlar bilir ki ayrılığı veren ayrılık ateşinde sevgilisini kül eder mi? Soruyu soran cevabını öğretmez mi? Peki, ayrılık ve acı olmadığında sevginin kıymet ve değeri ne kadar takdir edilir ki? Buna gerek duyulmasaydı, kendini sürekli tesbih edenlere rağmen niçin yaratacaktı? Kendinin ve kendini sürekli tesbih edenlerin buyurdukları üzere; 'kanlar akıtan, bozgunculuk çıkaran' birini yaratmasındaki takdir acaba ne olabilirdi? Üstelik kanlar akıtan, bozgunculuk çıkaran ve uzak durulması gerektiğini belirttiği halde ona uzananı halife var etmek… Tüm bunlara rağmen halife ilan edilmek bazı farklılığı gerektirmeliydi? Demek ki sevgili sevdiğine bir irade verilmişti idare etmeye güç yetirebileceği... İrade vermişse bunun kullanımını da öğretecek olmalıydı. Öğretilenleri unutarak veya bilerek yapmadığımız olmayacak mıydı? İrade verilmişse bunların daha fazlası bile olabilecekti… Diğer bir konu halife hatasız olabilir miydi veya olmaması mı gerekirdi? İrademiz varsa hatamız olmalıydı ki doğruya yanlıştan ayırt etme bilincine erişmeliydik ve doğrunun kıymetini bilenlerden olmalıydık... Hatamız olmalıydı ki doğrunun kıymetini takdir pınarlarımız coşmalıydı. Pınarlarımız coşmalıydı ki 'altından ırmaklar akan..'a' ulaşılması gereken sevgiliye mehabe kat edilmeliydi...
Pınarların coşmasıyla, Âdem'in dünyaya gönderildiğinde gözlerinden coşan ırmakları anlatmak istiyorum diyemem... Anneden dünyaya yeni gelen çocuğun ağlamasını da Âdem'in ağlamasına benzetmekte istemem. Tıbben anne rahminde çocuğun cennette olduğu gibi yedirilip-içirildiği ispat edilse de… Ağlayan çocuğun niçin ağladığı, çünkü varsayımdan ibarettir. Doğan çocuğun ağlamasındakine varsayım yaptığımda, ölenin gözyaşını neye yorumlayacağım peki? Türk filmlerinde olduğu üzere, ağladıklarında bunu başkalarının fark ettiğini görenlerin; “-gözüme toz kaçtı” dedikleri gibi söyleyebilirim herhalde... Ölenlerin ağlamasını Erzurumlu İbrahim Hakkı ve başkalarının benzetmeleri gibi yorumlar getirmek istemem.
Sorduğu soruyla ayrılığı ve ayrılığın bedeli olarak halifeliği veren, sorduğunun cevabını da kendi öğretecekti herhalde.. Sorulan Soran'dan daha bilgili değildi çünkü… Halife tayin edilmişsen bunun icrası için sana bir bilgi ve beceri verilmeliydi. Verilen bilgiyi, ne zaman, nerede, ne şekilde, kimlere nasıl kullanacağın da öğretilmeliydi. Sorulan soruda ayrılık ve ayrılığın kısa bir süre sonunda mutlu bir beraberlik olacaksa, cevapta sorunun içinde gizli olmalıydı… Halife olarak yaratılana öğretilen öğretiler, evet sorunun başındaki ilk harfle ve soranın ilk harfiyle başlamıştı. Siz bu ilk harfin artık, Alak Suresi'ndeki mi, Fatiha Suresi'ndeki mi, Bakara Suresi'ndeki mi veya başka bir suredeki mi ilk harf olduğunu düşünürsünüz bilemem. Sevgilinin size öğrettiğini iyi bilirseniz cevabı bulmanız zor olmayacaktır. Beni iflah etmeyen duygularımı soracak olursanız, Muktedayı Ekmel-i Emin (sav) buyurduğu; “Elif bir harf, Lam bir harf ve Mim bir harftir…” derim. Şimdi “Elif” ile halife olan ve Gaybe imanlarında olanları, “Lam” ile daha başkalarını temsil ettiğini söylesem haddi aşanlar olarak telakki edileceğimi biliyorum. Bundan dolayı fazla bir şey söyleyemeyeceğim...
Öğretileni iyi bilmek için, okunan “Elif” ile okutan (okunmayan) ' ı tanımaktan geçtiğini düşünenlerdenim. Okunanla başlayan sorunun cevabı olan yaşamın düsturları, yine okunanla başlamalıdır diye düşünenlerdenim. Geçen gün sinema da bir film izlemiştim. Filmin temasında vurgulanan konulardan biri, pusulayı kullanmasını bilmeden, pusulanın hiçbir işe yaramadığıydı. Pusulayı kullanmasını bildiğinde ise her sorunun cevabına ulaşmanın hiç de zor olmadığıydı. Pusulayı iyi kullanmasını bilen için hedefe ulaşmak çok kolaydı. Yani ayrılana/ayrılan yere ulaşmak hiç problem değildi. Demek ki bilgiyi bilmek sevgiliye ulaşmak için sadece yeterli değildi. Bilginin yanında bilgi doğrultusunda hareket etmekle ayrılığı yok edip tekrar mutlu birlik yakalanabilirdi /yakalanabilecekti.
Sevgiliye ulaşmak için çıkılan bu yolda verilen pusulanın gösterdiği yöne doğru hareket edenlerden olmak dileğiyle… Sevgilinin sorusuna takılıp soru işaretleri gibi yamulanlardan değil de cevap olan “Elif” gibi dosdoğru hareket edenlerden olmak temennisiyle… Sevgilinin yolunda yol işaretlerine takılıp trafik polisleri gibi işaret yapan değil de, yolcu olup yoldaki bu işaretlerle ayrılığı sonlandırmak için gayret gösterenlerden olmak… Yola düşenlere küfür edip yola yatanlardan değil… Yolun uzunluğunu düşünüp karamsarlık yaratanlar olmamak… Sevgiliye ulaşmak ne hızlı koşmakla ne de yola bakmakla olur. Sevgiliye tekrar kavuşmak, sevgilinin ilk harfi gibi dosdoğru olup yola koyulmakla olur.
Bütün bunları istemek cesaretini doğrusu kendimde bulamıyorum ama yazmadan da edemedim işte… Yazımın başında da ifade etiğim gibi anlatacaklarıma yetecek ve anlatacaklarımı dillendirecek cümleler değil bunlar… Sevgilinin yolunda bir nesir şeklinde de olsa bir serenat veya deneme müsveddesi olması dileğiyle… Kapısının tokmağında ayrılık acısıyla beklemesini bilen bir sevgili olarak…
........... devamı >>
 
Önder Gül
    
    

63  

XDERİN SULAR -38- (SAYIN İNTERNET BUGÜN NASILSINIZ?)

Francis Crick. 'Şaşırtan Varsayım'. TÜBİTAK Yayınları 8. basım. Aslında bu bölümün ilk versiyonunda giriş şöyle idi: “Kim aptallığını ifşâ için oturup kitap yazar? ”

Bu Crick bile olsa, daha önsözü okuduğumda gerçekten böyle düşünmüştüm. Yine de okumaya devâm ettim. Crick hakkındaki görüşüm kısmen değişti, hattâ güzel bir eser için teşekkürü bile hak ettiğini düşünüyorum artık. Ama, bütün araştırma bulgu ve bunlara dayalı düşüncelerine inatla temel teşkil eden varsayımına îtiraz etmekten geri de durmayacağım.
........... devamı >>
 
Selçuk Bekar
    
    

64  

- ŞİİR LİSTESİ: ______ SAYFA NO - SIRA NO BULUCU




(Başka sitelerde işlem için, lütfen yanına 'http://www.antoloji.com/orhan_tiryakioglu' adresini ekleyiniz.)

SYF SIRA ŞİİR ADI

1 - 1 - - ŞİİR LİSTESİ: ______ Sayfa No - Sıra No
1 - 2 - * MAKALE LİSTESİ: __'M' harfindedir. Sayfa No: 12-13
1 - 3 - 8 Mart Bitti
1 - 4 - 92 Harbi
1 - 5 - Abi
........... devamı >>
 
Orhan Tiryakioğlu

    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


05.12.2008 16:27:07

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim