Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

UYGAR Konulu Şiirler - uygar Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "uygar" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "uygar" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. uygar Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

361  

DİRİLİŞ, ÇANAKKALE 1915 (DÜŞÜNGÜLÜ ELEŞTİRİ)

D İ R İ L İ Ş

Çanakkale 1915

(DÜŞÜNGÜLÜ ELEŞTİRİ)

‘Çanakkale ruhu, Kuva – yı
Milliye ruhunun mayasıdır’ Kitaptan

Unvan ve ödüllere doymayan yetmiş sekiz yaşındaki Turgut Özakman’ın ‘Diriliş,’ bin bir emekle yazdığı beşinci romanı.
Vatan ve Türk sözcüklerinin yeni yeni bilinmeye başlandığı bir dönem anlatılmaktadır. ‘Diriliş’ ve ‘Şu Çılgın Türkler’ kitapları çok zamanlı yazılmıştır. Çanakkale Savaşı’nı bilmeyenimiz yok gibi, özetlemeyeceğim. Beni etkileyen iki öyküyü alıntı yapacağım. Bigalı Mehmet Çavuş, “ ‘Askerlerini topladı. Bana bakın..’ dedi. ‘…Üzerinde durduğunuz, ayağımızı bastığımız yer ata yadigârıdır, vatanımızdır. Ha anamızın ırzı, ha vatanın ırzı. Bu gelenler de ırz düşmanları. Ona göre dövüşeceğiz.’ ” (s.136) Yüzbaşı Şerif Güralp tek başına önünden geçmekte olan delikanlıya seslendi. “ ‘Nasılsın? ’ ‘Sağ olun.’ ‘Arkadaşlarını göremedim.’ Delikanlının yüzü sarardı, dudakları titredi. Zor duyulur bir sesle, ‘Hepsi şehit oldu’ dedi, gözleri bulutlandı: ‘Keşke ben de şehit olsaydım. Onlarsız yaşıyor olmaya utanıyorum.’ ” (s.437)
........... devamı >>
 
Ali Akdemir
    
    
    

362  

ATEŞBÖCEKLERİ

(Adalet önce devletten gelir... “Aristo”)





Son yıldızı da söndürdüler...

Yaşam semalarımızın saten mavisi boşluğundan bizlere cilveyle göz kırpıyorlardı.
Bebeğin anasının memesine sarılışında, çiçeklerin tomurcuk tomurcuk patlayışında, binlerce yıllık ayrılığın sonunda âşıkların özlemle kavuşmasında, serçelerin ürkek/ telaşlı koşuşturmacalarında ve hayatı bezeyen her güzel şeyde bir tane çoğalıyor; gecemizi aydınlatıyorlardı.
Yaşamın bize yabancı olan/ bizleri bilinmezliğin korkusuyla kuşatan karanlık sokaklarını, rutubetli/ taş duvarlarını, soğuk ve ıssız yalnızlıkları şavklarıyla ışıtıyor; bizleri korkularımızdan arındırıyorlardı.
........... devamı >>
 
Aydan Örtülü
    
    

363  

DİN - AÇIKLAMALAR -2, EK METİNLER (BRUNO)

HOŞGÖRÜ VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ KAMPANYASI

ENGİZİSYON NEDEN ÖLDÜRDÜ
Özgür düşünmek isteyenleri yıldırmak ve engellemek için.
Zamanın tek politik ve dini gücü engizisyon için tehdit oluşturanlara gözdağı vermekiçin.
Gerçeği söylemekten çekinmeyen filozofları susturmak için.
Halkı cehalet içinde bırakmak için.
Kabul edilen doğmatik bilgilerin dışında düşünenleri ve konuşanları ortadan kaldırmak için.
Ortaçağ'ın dinsel fanatizmine karşı çıkanları bastırmak için.
Düşüncelerini özgürce ifade etmelerini engellemek için.
Gerçek filozofların gerçeğe olan tutkularını yoketmek için.
........... devamı >>
 
Akın Akça
    
    
    

364  

ŞAHMARANLAR(28)

5
‘Kalkın ey ağalar, hayret edelim;
Müjde bize heç kedersiz gelmeyo.’

Sivas Milletvekili Nihat Bey:
- Kubi. Dedi. Ben seni tükendin sanmıştım. Tükenmemişsin. Yaralanan, al kanlara belenen, kafası kanlı palalarla kesilen fakat koltuğunun altına sıkıştırdığı başını, teslim etmeyen şehitler gibisin. Sen Sivas ‘lı olalı altı ayı geçti. Tümünü biliyorum. Neyin varsa, ne yaptınsa tümünü. Eşinin hala daha Sivas ‘a atanamadığını, İstanbul ‘da üçyüz lira ev kirası, bi dolu borç ödediğini, arşivlerde yattığını, o namlı bankaya her ay ikiyüz lira yatırdığını, şunu, bunu, tümünü. Bütün bunlara karşı, eşini Sivas ‘a almak için sadece yasa yollarını zorladığını, alışılagelmiş kapılardan yardım ummadığını, şimdiye kadar asla bir çıkış yolu bulamadığını, tümünü, tümünü. Senle tanıştığım günden bugüne dek ben de çok çıkış yolu aradım. Ama sadece yasalar düzeyinde. Senin gibi. Torpil, aracılık yollarını asla denemedim. Böyle kapıları asla zorlamadım. Bunları zorlasam, en önde sen ayıplardın beni. Biz başka insanlarız, Kubi. Olmak istediğini olan, olmak istediğinden başkasını olmak istemeyen insanlarız. Çünkü; yönümüz var. Çünkü; bize gereği olanlarımız var. Çünkü; içimizi, içimizde biryerlerimizi yoksulluklarıyla, mutsuzluklarıyla, açmazlarıyla kanatanlarımız var. Daha uygar anlayışların, daha erdemli davranışların insanlarıyız. Vicdanların, yasaların insanları. Sen ve ben. Bizler ve sizler. Yani yasaları yapanlarla, yasaları uygulayanlar. Biryerlerde bizim yaptığımız yasaları siz uyguluyorsunuz. Bilmem anlatabiliyor muyum Kubi? Ben hiçbir zaman torpilin, aracılığın adamı olmak istemedim. Bunun için de ben, belki bir daha burada olmayacağım. Vız gelir. Ben; büyük devrimcinin devrimlerine ilk harcı koyduğu kentin çocuğuyum. Konferansımla seni yormadan konuya geliyorum: Yeri geldikçe kaldırılacak olan ve asıl seni fakat hakkın savunucusu bir arkadaşın olarak da beni ilgilendiren, onüç kadrodan biri, bugün bir memurun emekliye ayrılmasıyla boşanmıştır. Ben ilgililerle görüştüm. Üzerine basa basa söylüyorum: Torpil, aracılık istemedim, yasalara uygun olmayan bir şey yaptırayım diye ricada bulunmadım, kimseye, bu açmazım çözülürse, karşılığında şu veya bu hizmeti yapacağım konusunda umut vermedim. Sadece görüştüm ve durumu anlattım, gereken açıklamaları yaptım. Açıkladım ki; boşalan bu tek kadronun kaldırılması, onüç kadronun kaldırılmasından bekleyen faydayı tek başına sağlayamayacaktır. Zira; söz konusu fayda için, daha oniki kadronun boşalmasını beklemek gerekmektedir. Oniki kadronun kaldırılmasını beklemekle onüçünün kaldırılmasını beklemek arasında devletçe önemli bir fark yoktur. Ama bireyler için önmeli faydalar vardır. Devletlerin ömürleri uzundur, bireylerin kısadır. Devletler bekleyebilir ama bireyler bekleyemez. Durumu yasalara uygun, mutluluğu için gerekenler yasalarda öngörülmüş birilerince bu kadronun boşalması çok önemlidir. Bu birileri altı ay da yasaların geçit vermesini beklemişlerdir ve artık onları bekletmek, aralanan bu geçidi onlara kapatmak yasa koyucunun temel istemiyle bağdaşamaz. Dolayısıyla bu boşanan kadroya atama yapma olanağı vardır. Bir farkla. Bu atama, daire dışından olursa yasalara aykırıdır, aracılıkla ve baskıyla yaptırılırsa ahlaksızlıktır. Zira; dışarıdan atamayla, kaldırılması öngörülen kadronun, yerinde durdurulması yasalarla bağdaşamaz. Zaten böyle bir atanma dileğini, o atamayı yapacak yetkideki ilgili yapmaz, geri çevirir. Yapmaması, geri çevirmesi de kendisinden beklenir. Zira; devletin bu yetkiyi verdiği ilgililer erdemlidir, öyle varsayılır, öyle olmaları gerekir. Beri yandan, atama daire içinden olursa; hem yapılma olanağı vardır, hem de yapılması yasalara uygundur. Zira; devlet bir yandan giderlerini kısmak isterken, bir yandan da kalkıp iki kadroya aylık vermeyecek, gene eskisi gibi tek kadroya verecektir. Bir farkla ki; atanan kimse, aylığını İstanbul ‘dan bırakacak, Sivas ‘ta alacaktır. Bu işte devletin kaybı yoktur. Bir bakıma Sivas ‘ta boşalan bu kadro kaldırılmış ve yerine İstanbul ‘daki bir kadro getirilmiş demektir. Kadrolar ayni kuruluşun kadroları olduğuna göre; gene toplamdan bir eksilmiş sayılabilecektir. Ortadaki fayda açıktır: Hem yasaların çalışan eşlere sözverdiği, garanti ettiği olanak ve vaad yerine getirilmekte, hem de altı ay sıkıntılara şerefle karşı koyan bir kimseye, (hangi nedenle olursa olsun) elinden alınmış olan mutluluğu geri verilmektedir. Bu durumda başvurulan yol aracılık değildir. Yasalara uygun bir uyarmadır, istemeden açmazların sıkıntılarına düşmüş bir insanı veya insanları kurtarmadır, onlara karşı bağışta bulunmak değil, yasaların bireylere karşı olan yükümlülüklerinden birini yerine getirmektir. Onlara, devletin var olduğunu, kendilerinden yana olduğunu göstermedir. Bilmem anlatabiliyor muyum, Kubi? İyice açıklayamadığım, yeterli biçimde belirtemediğimi sandığım bir tek noktamız kaldı sanıyorum: Bizim bu açmazımızın çözüme kavuşturulmasında devletin zararı değil, yararı vardır. Bireyleri, biryerlerde, yitiği olmadan koruduğu için. Zira; devletin görevi bireylerden doğagelmiş toplumu korumak, ona uygarca hizmet etmek, onu yükseltmek, ona fayda sağlamaktır. Bir başına bırakmak, hizmetlerini esirgemek, geriletmek, zarara sokmak, mutsuz etmek değildir.
........... devamı >>
 
İsmet Barlıoğlu
    
    

365  

*KIZILKIVRIM

KIZILKIVRIM

Kendimize ve sisteme tersinden bakmak


Ukuş körki til ol bu til körki öz
Kişi kör ki yüz ol bu til körki göz

Aklın süsü dildir dilin süsü söz
Kişinin süsü yüzdür yüzünün süsü de göz


........... devamı >>
 
Adnan Durmaz
    
    
    

366  

SEVİŞMEK DİYE

Doğan erini sıkışmaktan biri kurtarış yağıyor
Borazani borazanı bu kez sırada ve düşük yapıyor
Masal dünyamız fakir diyene inat bu babacanlık
Medya sırtarıyor gibi bir medya aktörlüğüne as’lık

Sevişmek diye beceriler ayyuka çıkış yükseliyor
Düğün derneği şenlendiren çiftelikler sunuş hokkalıyor

Amerika dinlencesi bir merasim oynaşısı, okkalıca
Belki ayak çeker misali döner sokar aykırılığı, şapşalca
Şimdi biraz çiftlik mi çiftleşme mi folluk, leylimce
Düpedüz panorama baytarlığına bayırlık, nanelice
........... devamı >>
 
Sevinç Kavuk
    
    

367  

BENDEN OLMAYAN - CENNETLE CEHENNEMİN EVLİLİĞİNDEN. W.BLAKE

ALTIKIRKBEŞ
Neredeyse bütün eserleri dizisi: 02
William Blake - The Mariage of Heaven and Hell, 1790 ı. baskı: Mart 1997 (Türkçesi: Rahmi G. Öğdül)
2. baskı: Eylül 2003
Yayın Yönetmeni Kaan Çaydamlı
Kapak Tasarımı Altıkırkdört Yapım / Murat (K) Bozkurt
Sayfa Tasarımı S. K. Angı
Baskı
Umut Matbaacılık (0-212) 637 09 34 - 04 i i
ISBN-975-279-001-1
Bu çevirinin tüm yayın haklarını sahiplendik. Tanıtım alıntıları dışında -makul boyutlarda- izinsiz çoğaltılması ahlak kurallarına göre ayıp, yasalarımıza göre suç sayılmaktadır.
Böyle bir harekete kalkışmak istediğinizde önce bize sorarsanız uygar dünya adına seviniriz.
........... devamı >>
 
Akın Akça
    
    

368  

.......................KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN

Aşağıdaki şiirler, yazılar, sözler, kanunlar kadınlarımız için hep bir arada bulunsun diye derlenip toplanmıştır.

KADINLARIMIZ (Nazım Hikmet)

Toprak öyle bitip tükenmez, /dağlar öyle uzakta,
sanki gidenler hiçbir zaman
hiçbir menzile erişemeyecekti.
Kağnılar yürüyordu yekpare meşaleden tekerlekleriyle
Ve onlar
ayın altında dönen ilk tekerlekti.
Ayın altında öküzler
başka ve çok küçük bir dünyadan gelmişler gibi
ufacık kısacıktılar
ve pırıltılar vardı hasta kırık boynuzlarında
ve ayakları altından akan
toprak,
toprak,
ve topraktı.
Gece aydınlık ve sıcak
ve kağnılarda tahta yataklarında
........... devamı >>
 
Ramazan Topoğlu
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


02.12.2008 02:30:55

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim