|
|
|
| AntolojiClub Tanışma Hattı |
|
|
|
|
|
Bu sayfada bilgilerini gördüğünüz bir
AntolojiClub üyesine "özel mesaj" yazmak için üyenin
rumuzuna tıklayın.
Tanışma hattı ile ilgili geniş bilgi almak ve
kendi bilgilerinizi bu sayfaya yazmak için tıklayın.
|
| |
400 sayfada 2000 üye tanıtımı
var..
(Sadece son 10 gün içinde yapılan kayıtlar listelenmektedir.) |
| |
| | |
|
|
(10 Şubat 2010 Çarşamba 00:27) |
| | |
|
|
Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
“O olmazsa yaşayamam.” demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin onu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de
korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları…
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
“O benim.” diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan birşeylerin…
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait
olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem
de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak…
(10 Şubat 2010 Çarşamba 00:13) |
| | |
|
|
Sevgilinin asıl yüzünü
ayrıldığında görürsün
İnsanların kimliklerini edinmekte zorlandıkları bi yerde, herkes
asıl yüzünü değil göstermek istediğini gösterir.Ve iklişkilerde de
temel sorunlar buradan çıkar.Sayısız yalan ve gösterinin ardından
iş 'ciddiye' biner günün birinde.Ve o andan itibaren gizlenen
kimlik sislerin ardından belirmeye başlar.Karşınızda başka birisi
vardır artık.Ama siz yinede buna inanmak istemezsiniz.Zaman
tanırsınız kendinize ve sevdiğinizi zannettiğiniz insana.
Yanlış anladığınızı düşünürsünüz bir süre.Herşeyin düzeleceği
umuduyla geçer günleriniz.
Ancak böyle olmadığını anlarsınız çok geçmeden.Hayat size
yalanlar.Sevgiliyle ufaktan sürtüşmeler başlar, hatta kavga
edersiniz.Ve zaman biraz daha geçer.Bir de bakarsınız ki ilişkiniz
çekilmez bir hal almıştır.Ve ayrılmak istersiniz.İşte o anda
kopar kıyamet.Bir zamanlar sevgi sözcüklerinin döküldüğü
dudaklardan zehir akmaktadır...
Halim Bahadır
Hangi Şarhoşluklar
Bıçakladı Yanlızlığımı
'Sayfa 70'
************************************************************************************************************
Bazen
çocuklukta kalmış,
kaygısız günlerin hafifliği gelip oturuyordu içime.
Günlük hayatın, geçmişin,
gelecekle ilgili bütün düşüncelerin dışına çıkıyordum o zaman
Her şeyi bir kalemde silip atan
her şeye yeniden başlanabilinir sandıran bir duyguydu bu..
Hayat bir oyundu,
istediğimiz gibi oynayabileceğimiz bir oyun...
************************************************************************************************************
Ve en çok seni özledim ben.
Karşı komşunun sokağa çıkacağı zamanı beklemeni.
Her teyzeyi annen gibi sevmeni.
Sanki ayıpmış gibi kimselere söylememeni.
Ve o bisikleti ilk gördüğünde koşuşunu.
Yağmurlu bir günde annenin elinden yediğin ekmeği.
Islanan sokaklara bakıp duygulanmanı.
Yaz akşamlarında oturduğun kaldırımı.Seni bir kez daha görmek isterdim...
hiç konuşmadan..
kısa pantolonlu siyah beyaz halini..
bir lokma boyunu..
diz çöküp yere sımsıkı... ama çok sıkı
sarılmak sana..
göz yaşlarımı omuzlarına bırakıp gitmek istiyorum şimdi
sana kim olduğumu söylemeden...arkama bakmadan
ağladığımı sana göstermeden
seni çok özledim
ama çok özledim
çocukluğum! !
************************************************************************************************************
Bana Özel
Bu şehirde bir kadın var adı bana özel
Elleri var küçücük
Yüzüyse çiçeklerinden güzel
Kimse bilmez benden başka bir kalbi var kocaman ve bana özel
Bazen kızar dünyaya ama sadece kendini üzer
Göremezler, göremezler
İzin vermese asla asla üzemezler,
Çözemezler, çözemezler,
Onun bir düşü var ki asla bilemezler...
Onu neden sevemezler
Bilemezler hiç hiç sevemezler
Bazen bakar gökyüzüne, o bulutları izler
Kuş olup uçmak kanat çırpmak o bulutları geçmek ister
Yemyeşil çimenlerde sırılsıklam koşmak ister
Bu gri şehrin tüm yollarını rengarenk boyamak ister
Göremezler, göremezler
Kalbindeki elmasa erişemezler...
Çözemezler, çözemezler
Onun bir düşü var ki asla asla bilemezler...
Onu nasıl sevemezler...
Bilemezler hiç hiç sevemezler...
Şimdi o kanatlarını rüzgara açmış dur diyemezler
Yıldızların arasında o kadar parlak ki onu seçemezler
Başka sularda o şimdi
Başka rüzgarlar arıyor
Başka yollarda yürüyor
Başka başka...
Cem Adrian.
************************************************************************************************************
Zaman Gosterir
Ne kadar saklasan halinden belli
Yanan her atesi duman gosterir
Bos yere gizleme pismanligini
Suclu kim, sucsuz kim zaman gosterir
Siginma gerek yok birbir yalana
Teselli kar etmez seven insana
Her seyi biraktim bende zamana
Hakli kim, haksiz kim zaman gosterir
Diyecek sozum var elbette benimde
Ates yuregimde, sitem dilimde
Oysa ne umutlar vardi icimde
Yakan kim, yikan kim zaman gosterir
Serkan(Ben)
************************************************************************************************************
Bazen, hani anlarsın ya insanların ne olduklarını,
Ama söyleyemezsin
Çünkü tarifi yoktur sana kesilecek cezanın! ! !
Şimdi o Duyguyla Sana nefret besliyorum,
Dört duvar odamda,
Ben,
Defterim ve mum olarak! ! !
Ama demem o ki, sen anlamazsın,
Dilime kilit vuramam bilirsin,
Ben seni tanıyorum,
Ama Sen beni Tanımamışsın...
Serkan (Ben)
===================================================================
Gitmek kolaydır her zaman,
Ama giden için kolaydır! ! !
Anlamaz giden, gittiği yerden bi haber! !
Ya kalan naapsın o gidenin yerine,
Taş basar genede söyleyemez el'e....
(Gene Ben)
===================================================================
Bi Neden Daha! ! !
Neden insanlar kendilerini beğenmişlerdir..
Neden 'ben buyum ben şuyum ' derler..
Neden ki hep kendilerini dünyanın efendisi sanırlar..
Neden kimse kimseyi tanımaya değilde...
Neden herkez herkezi ezmeye çalışır? ? ?
Ne olmuş yani türkçe öğretmeni olduysan...
Ne olmuş yani Yazar olduysan....
Ne olmuş yani Anne Baba olduysan...
Bunlar seni benden üstün yapmaz ki...
Elbet seninde bilmediğin birşey vardır,
Bunu bil sadece.....
Serkan (Ben) 09/02/2008 saat 01:03
===================================================================
Gidildikten Sonra Bakar İnsan Geriye, Geldiği Yerin Neresi Olduğunu O Zaman Anlar Ancak Ama Artık Dönüşü Olmadığı Gibi Yaşamasınında En Büyük Anlamını Yitirmiştir Artık, Zaman Zalimce Almıştır Sevmeye Vakti (O) Olmayan Vakitleri...
12 Ekim 2008 Pazar 00:25
===================================================================
AH KADINLAR VAH ERKEKLER
Erkek, 38, İstanbul
Karımla alışveriş merkezinde dolaşırken birden
önümüzden inanılmaz güzel bir kadın geçti. Nasıl
oldu ben de anlamadım ama ilk defa bir kadına bu derece
kilitlendim. Bu durumun farkında olan karımın şu s
özleri ile kendime geldim. 'Bakma faslın bittiyse
kavgaya geçeceğim! '
Erkek, 30, İzmir
Nişanlıyken karımla iddiaya girmiştik. Evlendikten
sonra ilk kim 'Bu gece olmaz' derse tüm
evliliğimiz boyunca ütüyü o yapacaktı. Centilmenliğimi
göstermek için iddia sonuçlanana kadar ütüyü yapmayı
kabul ettim. Altı senelik evliyiz, ütüyü hala ben
yapıyorum. Bu güzel kadın ya bana gerçekten çok aşık
ya da ütü yapmaktan hakikaten nefret ediyor.
Kadın, 40, Çanakkale
Ateşli bir gecenin sonunda omuzunda yatarken soruyorum
'Beni seviyor musun? ' diye. Magmalara gelesice
kocamdan cevap geliyor. 'Sevdik ya! '
Erkek, 25, İstanbul
Ülkemizde kişi başı milli gelir 10.000$'a
yaklaşmış. Benim cebimde 10 YTL var. Kim hakkımı
yiyorsa haram olsun!
Kadın, 34, İstanbul
Dün haberlerde çıkan tekstil sektörünün krize
girmesine kocamın yorumu: 'Bak bir aydır alışveriş
yapmıyorsun, tekstil krize girmiş! '
Kadın, 34, İstanbul
'Seviyor musun? ' dedim, 'Seviyorum.'
dedi. 'Ne kadar? ' dedim, 'Çok.' dedi.
'Ne kadar çok? ' dedim. 'Her akşam eve gelip
dırdırını çekecek kadar çok...' dedi. Sustum...
Kadın, 23, İstanbul
Ramazanda cemaat toplanmış, teravihde. Ufaklığın teki
de annesinin peş ine takılmış gelmiş. Namaz
kılınırken sessiz sessiz olanları izleyen çocuğun
dudaklarından hayal gücünü ortaya koyan şu cümleler
dökülüyor. ''Yatın kölelerim! Kalkın
kölelerim! Yatın kölelerim! Kalkın kölelerim! ''
Cemaat uzun süre secdeden kalkamadı tabi...
Kadın, 26, Ankara
Şiddetli kavgamız sırasında 'Gidiyorum ben,
bitti! ' dediğimde 'Dönerken mutfaktan su getir,
sana laf anlatacağım diye boğazım kurudu! ' diyen
kocamı huzurlarınızda yılın kozalağı seçiyorum.
Erkek, 37, İstanbul
Bir alkış da Sema ismindeki sevgilisine doğum gününde
''Semaver'' hediye eden arkadaşıma gelsin
lütfen.
Erkek, 23, Antalya
Bir alkış da sınava giderken, 1 GB'lık flash
disc'e Kur-an'ı Kerim ve dualar atan, sonra da
boynuna asan ve cevşen niyetine kullanan kardeşime gelsin.
Kadın, 31, İstanbul
Haftasonu babasıyla gezmek için süslenmeyi abartan
oğluma 'Oğlum çapkınlık mı yapacaksınız? '
diye sordum. Oğlum tüm sempatikliğiyle cevap verdi;
'Evet anne, babam da bakıyor kızlara ben de. Ama
senin kadar güzelini görmedik! '
====================================================================
| Asi Papatya (14.11.2009 12:51)
aşkı reddetmek,güneşin batışını görmekten üzüntü duyduğun için doğuşunu izlemeden zevk almayı reddetmek gibidir
|
(10 Şubat 2010 Çarşamba 00:00) |
| | |
|
|
BİR KADIN GÜÇLÜDÜR ASLINDA= Hatta erkeklerden çok daha güçlüdür. Ama bu gücünü her zaman ortaya koymasını sevmez. İster ki, erkek göstersin gücünü. İster ki erkeğin gücü kendisine huzur versin. Kendi kendine yapabileceği şeyleri bile erkeğin yapmasını bekler. Böylece hem daha kadın olduğunu hissedecektir hem de erkeğinin ne kadar güçlü olduğunu görecektir. Ancak kadın gücünü göstermek istediğinde onu engelleyemezsiniz. Yapmak istediği bir şey varsa mutlaka yapar.
BİR KADIN SEVGİDİR ASLINDA= İçinde her zaman sevgiyi taşır. Sevdiklerinden kolay kolay ayrılamaz. Sevdiklerini kolay kolay kıramaz. Zor sever ama tam sever. Bir kadının tam anlamıyla sevebilmesi için yüreğinin kabul ettiğini, beyninin de kabul etmesi gerekir. Ve sevmezse de onu asla sevmeye zorlayamazsınız. Belki kolayca yüreğine girebilirsiniz. Ancak beyninde yer etmemişseniz her an terk edilebilirsiniz. Sevmediği halde terk etmeyen kadınlar da var elbette. Bunun nedeni ise engelleyemedikleri “acımak” duygusudur.
BİR KADIN YALNIZDIR ASLINDA= Hiçbir zaman kadını bütünüyle elde edemezsiniz. Kendisine ait bir dünyası vardır ve orada hep yalnızdır. O dünyaya kimsenin girmesine izin vermez. Hiçbir anahtar o dünyanın kapısını açmaz. Yalnızlık onun sığınağıdır. O sığınağa ne zaman gireceğine, ne kadar kalacağına hep kendisi karar verir. Sığınaktayken oradan çıkmaya zorlarsanız onu sonsuza dek kaybedebilirsiniz.
BİR KADIN ÇILGINDIR ASLINDA= Neler yapabileceğini erkek aklı hayal bile edemez. Yaratıcılığının sınırı yoktur. Ama bunu ortaya çıkartmak için hayatının erkeğini bekler. Hoyratça harcamaz yaratıcılığını. Sadece erkeğine saklar. Bir kadının gerçek erkeği olmayı başarabilmişseniz çok şanslısınız demektir. Çünkü yaşamınız asla sıradan olmayacaktır.
BİR KADIN HAYATTIR ASLINDA= Çünkü hayatın içinde olan her şey ancak kadınlar olduğunda anlam kazanıyor. Yemek yemek, su içmek bile. Bir kadının elinden içtiğiniz suyla, kendi kendinize bardağı doldurup içtiğiniz su arasındaki lezzet farkını anlayabiliyor musunuz? Anlıyorsanız ne mutlu size. Anlamıyorsanız, ne yazık ki yaşamıyorsunuz...
(09 Şubat 2010 Salı 23:55) |
| | |
|
|
Küyahya'nın Emet ilçesine bağlı Örencik nahiyesinde,1952 yılı 2 Temmuz Çarşamba günü öğle üzeri dünyaya geldiğim söylendi.Babamın kamu görevlisi olması nedeniyle ilk öğrenimimi,Manisa'nın Saruhanlı ilçesine bağlı Paşaköy'de başladım.3.sınıfı doğduğum nahiyede okudum.4 ve 5.sınıfları yine saruhanlıya bağlı Hacırahmanlı kasabasında okudum.
İlk öğrenimimden sonra bulunduğumuz kasabada o tarihte orta okul olmadığı için 1 yıl babamın yanında dini bilgiler aldım.Bir yıl sonrada beni İzmire getirerek yatılı okula yerleştirdi Orta ve Lise eğitimimede İzmirde başlamış oldum.1973 yılında Lise eğitimimi tamamladım.Öğrencilik dönemlerimde sosyal yaşantım gerek spor gerek müzik gerekse edebiyatla ayrılmaz birliktelikler içinde geçti.
Lise eğitimimden sonra Üniversite tahsilimi Erzurum Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakultesi, Ziraat Yüksek Mühendisliği,Tarım Ekonomisi Bölümünden 1978 yılında mezun oldum.Mezuniyetimden sonra aynı yıl o tarihteki adıyla Gıda-Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Planlama Araştırma ve Koordinas yon Genel Müdğrlüğünde Yüksek Mühendis olarak göreve başladım. Çorum- Çankırı ve Erzurum KIrsal Kalkınma projelerinde Dünya Bankası uzmanlarıyla birlikte hizmet verirken 1980 yılı mart ayında Bakanlığın açtığı Müfettiş Yardımcılığı sınavını 3.lükle kazanarak 1990 yılı mart ayına kadar Bakanlık müfettişi ve Baş müfettişi olarak görev yaptım.Bu arada yabancı dil eğetimi için Devlet Lisan Okuluna devam edip ingilizce eğitimi aldım.
1990 Yılı mart ayında Başbakanlık Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğüne Teftiş Kurulu Başkanı olarak atandım.Bu görevimi yürütürken TODAİ 'de istihdam,planlama,verimlilik gibi çeşitli konularda eğitim öğretim programlarına katıldım.
Kurul Başkanlığı görevime devam ederken 2004 Yılında tekrar Üniversite sınavlarına girdim ve Anadolu Üniversitesi Turizm ve Otelcilik Fakultesine girip oradaki eğitimime devam ettim.
Yaşamım içindeki yazın hobimle ilgili,çeşitli makaleler yanında gerek şiir gerekse hikaye dene melerim olmuştur.Şiirlerimden bazılarını 2008 yılı başından beri net ortamında www.Antoloji.com sitesinde Sevdalı 35 rumuzuyla zaman zaman sunmaktayım.Ayrıca kendime ait www.bebek77.com ismli sayfamdan'da tüm şiirlerim ve yazılarıma ulaşılabilir.
Hayat anlayışı ve birlikte yaşama ilkelerimle ilgili olarakta,müsaadenizle birkaç şey belirtmek isterim.
İnsanın Dünyaya gelişine sebep olan anne ve babasını seçme ve belirleme şansı olmadığı gerçeğiyle birlikte,doğal olarak, ana dilini, etnik kökenini ve dünyaya geldiği Coğrafyayı'da belirleme ve seçme şansı bulunmamaktadır.
Bu inkar edilemez gerçeklik nedeniyle,kişi karşısındakinin dili,dini, rengi ve etnik yapısı konusunda ,küçümseme, hor görme, tenkit etme,dışlama ve ötekileştirme hakkına sahip değildir.
Bu bağlamda, tabi'ki insanın belli bir olgunluk ve yetişkinliğe gelinceye kadarki süreçte, gerek anne babası,gerek eğitim öğretim çevresi,gerek içinde bulunduğu sosyal çevre ve coğrafi bölgeninin gelişim ve olgunlaşma sürecinde kalıcı olmasa da,etkisinin olduğu yadsınmaz bir gerçektir.
Ancak bütün bunlara rağmen kişinin, eğitim öğretim ve kültür itibariyle bellibir süreçten sonra tüm etkilenişlerini bir tarafa bırakarak,kendi fikir,düşünce,ve inançlarını ortaya koyma durumunda olmalıdır. Aksi halde hiçbir zaman kendisi olamayacak ve kendisini bulamayacaktır.
İnsanın rengi,dili,dini,mezhebi ve kökeni,ne olursa olsun,karşısındakini
insan olarak kabul edip, nasılki kendisinin doğru,yanlış ve saplantılarına rağmen
hürriyet ve özgürlüğü ile ilgili nekadar dayatmacı ve inatçı vede ödün vermek istemezse,karşısındaki kişi ve kişiler içinde aynı anlayış ve höşgörüyü göstermek durumunda olmalıdır.
Kişiler hakkında öngörüşlü,başka bir deyişle önyargılı olmanın, insanı
mutlak surette yanlışa ve yanılgıya götüreceği muhakkaktır.
Bu itibarla insan, yartılış ve fıtratındaki var olan sevgi duygusu ile saygı
olgusunun öne çıkarılması insan olmanın olmazsa olmazıdır.
Yukarıda çok kısa olarak özetlemekle birlikte,bir cümleyle ifade etmek gerekirse;
Hiçbir ayrım yapmadan,Yaratandan ötürü yaratılanı ve insanı seven,
karşı fikir ve düşüncelerden asla korkmayan, hürriyet ve özgürlükçü demokrasiyi savunan,kendi hürriyet ve haklarının, karşısındaki insanın, aynı hak ve hürriyet
sınırlarına kadar olduğu,inanç ve prensibini taşıyan ve uygulayan bir yapıda
olduğumu gururla belirtmek isterim.
Saygı ve sevgilerimle.
(09 Şubat 2010 Salı 23:52) |
|
|