|
|
|
| AntolojiClub Tanışma Hattı |
|
|
|
|
|
Bu sayfada bilgilerini gördüğünüz bir
AntolojiClub üyesine "özel mesaj" yazmak için üyenin
rumuzuna tıklayın.
Tanışma hattı ile ilgili geniş bilgi almak ve
kendi bilgilerinizi bu sayfaya yazmak için tıklayın.
|
| |
400 sayfada 2000 üye tanıtımı
var..
(Sadece son 10 gün içinde yapılan kayıtlar listelenmektedir.) |
| |
| | |
|
|
Geçmişim senden ibaret,
Özüm dudağından dökülen sözlerin.
Anımsamak istemediğimden seni,
Yazmıyorum özgeçmişimi !
Onur BUDAK
(12 Şubat 2012 Pazar 02:38) |
| | |
|
|
SENİ İSTİYORUM, ŞİMDİ
Hiçbir duygumu ertelemedim ben. Yaşayacağım hiçbir şeyi sonraya bırakmadım. Sonra diye bir şeyin olmadığını biliyorum çünkü. Hep yarına dair hayaller kurmak, gelmesi mümkün olmayacak zamanları beklemek benim işim değil.
Aşk zamana meydan okur; ama, sen karşı koyamazsın ona. Orada durup öylece bekleyemezsin geleceği. Bir adım atmalısın, bir el uzatmalısın aşka doğru.
Aşkın anahtarı cesaret değil mi yar? Cesur olmak gerekmez mi bir sevdayı yaşamak, büyütmek için?
Kaç gece geçti hesaplasana…Kaç gece bir sonraki günü düşünerek geçti. Neler yapabilirdik, neler yaşayabilirdik düşünsene…
Her sabahı birlikte karşılamak vardı seninle. Sevişmekten yorgun düşmüş bedenini öpücüklerle yeni güne hazırlayabilirdim. Gözünü açar açmaz ilk gördüğün şey ben olurdum ve sen benim yüzümde mutluluğu görürdün.
Bu kentin sokaklarında el ele dolaşabilirdik. Girmediğimiz sokak kalmazdı. Bakışlara aldırmadan sokağın ortasında sarılıp öpebilirdim seni.
Bir şarkıyı sözlerini bilmesek bile bağıra çağıra söyleyebilirdik. Sonra bir filme gider, bir kitap okur, bir martının bir lokma simit kapabilmek için vapurların peşinden bıkmadan uçuşunu izleyebilirdik.
Paylaştığımız her anı, beynimize bir daha çıkmamak üzere kazınırdı. Özlerdik birbirimizi delicesine. Bir saati yalnız geçirsek, bir sonraki saati iki saatlik yaşardık, arayı kapayalım diye.
Peki biz ne yaptık? Aşkı bir bekleyişin sırtına yükleyip ona sadece uzaktan bakmakla yetindik. Her an aşkı yaşamak varken, her gün birbirimizi yeniden keşfetmek varken, bu yolda birer kâşif olmak varken sürgünleri yaşamaya mahkûm ettik birbirimizi.
Bu sürgünlüğe son vermenin zamanı geldi artık. Sana huzur vaat etmiyorum. Aşkta huzur arayan yanılır. Ben tutkunun, en koyu sevdanın sözcüsüyüm. Onlar adına konuşuyorum. Yarını olmayan zamanlarda erimek adına konuşuyorum.
Gözlerinin içine bakıp “Seni Seviyorum” demek istiyorum. Aşkın akışına kapılıp hiçbir kaygı duymadan gidebildiğim yere kadar gitmek istiyorum. Kokunu içime çekmek, teninin sıcaklığı ile irkilmek istiyorum. Yaşama senin adınla anlam katmak, mutluluğu bulmak ve bir daha kaybetmemek istiyorum.
Seni istiyorum ey yar, canıma bir can daha katmak için, daha mavi bir deniz, daha mavi bir gökyüzü, daha mavi bir sevda için.
Seni istiyorum, yarın, öbür gün, öbür hafta, öbür ay, öbür yıl değil….Şimdi!
(12 Şubat 2012 Pazar 02:04) |
| | |
|
|
(12 Şubat 2012 Pazar 01:35) |
| | |
|
|
'...hepimiz ne kadar çok kendimizi önemsiyoruz.... genelde çok zengin olmak istiyoruz. sıradan olmayı hazmedemiyor yine bir çogumuz. özel olmalıyız, en azından bir kişi için. kafasında olmak istedigi kişiyi olamamış biri olarak, başka bir olamamış ile ilişkiye giriyoruz. iki sıradan insan birbirinin ne kadar özel biri oldugunu hatırlatıp duruyor. aralarından biri hatırlatmayınca da ilişkiyi kesip, başka bir sıradana hatırlatması için arayışa giriyor. uzun süre hatırlatanlar belli bir sure sonra sıkılıp evleniyor, baktılar ki ikisi de birbirine bunu hatırlatmaktan sıkılmış, çocuk yapıp onu dunyanın en özeli kılıyorlar. seçildiği için, annesinin babasının sıradanlığını aşmakla görevlendiriliyor. istediği gibi biri olmak yerine anne babanın kafasında olmak istedigi ama olamadıgı insanı olmak zorunda. hayır demesi neredeyse imkansız... bu hayır diyemeyenler de büyüyüp, çabalıyor, olmuyor, birini buluyor, sıkılıyor, çocuk yapıyor... bu kısır döngü böyle sürüp gidiyor, gittikçe artıyoruz....'
(12 Şubat 2012 Pazar 01:29) |
| | |
|
|
BARDAK BARDAK BİR DENİZİ BOŞALTMAKTIR SEVDİĞİNİ UNUTMAK
BİR DAHA BENİ SEVDİĞİNİ SÖYLEME! NEDEN BİLİYOR MUSUN? ÇÜNKÜ YİNE İNANIRIM.......
''Sevmek yürek ister'' değil, 'Her yürek sevmek ister'. Sadece sevdiğine sonuna kadar sahip çıkabilmek, cesaret ister..!
Kimse bilsin istemiyorum kalbimin kırıldığını. İşte bu yüzden herkesden gizlerim; yüzüm gülerken içimin ağladığını.
Bunca kalp kırıklıklarına rağmen küçüklüğümde yaptığım gibi rüzgarı arkama alıp bağırmak istiyorum hayata: Acımadı ki !
Aşk; bir bakıma sobaya dokunmak gibidir. Bir defa yanarsın, İzi kalır. Sonra bir daha dokunmazsın sadece yanına yaklaşırsın.
Sen bana mı soruyorsun yalnızlığı sever misin diye? Ben ki; çayı bile iki şekerle içerim, birlikte erisinler diye.
Hep denir ya ''ben arkandayım, sırtın yere gelmez'' diye.. Ben almayayım, yüzüm yere geleceğine, sırtım yere gelsin.
Ne kadar gidişine ses etmesemde bir bαşkαsının senin içini ısıtαcαğını bilmek; Benim hep içimi üşütücek.
Sigaraya ilk başladığında saklarsın ya hani. Taki ailen görene kadar. Bende aşka öyle sakladm kendimi, taki seni görene kadar.
Tüm gücünle sevme, sevgisinden emin olmadığn kişiyi. Ve unutma, Bugün seni terkeden; dün uğrunα ölecekti !
Tıpkı sevilmeyen bir öğretmen gibiydi kalbim... Parmak kaldıranlara inat, hep dersten anlamayanları seçti.
Bazen başını alıp gidebilecek kadar cesur; Ve bazen kalıp herşeye gözyumacak kadar yürekli olabilmeli insan.
Elden düşme sevdalar değil istediğim. Yüreğinin sahibi olmalıyım yada hiçbirşeyin. Yüreğinin sahibi değilsem önemi yok birşeyin.
EN KOYU YALNIZLIK BİLE BİR TANIĞA İHTİYAÇ DUYAR…...
HAYATI YAŞAMANIN İKİ ŞEKLİ VARDIR; HERŞEY MUCİZEYMİŞ GİBİ YAŞAMAK YA DA HİÇBİRŞEY MUCİZE DEĞİLMİŞ GİBİ YAŞAMAK.
Her Şey Sende Gizli
Yerin seni çektiği kadar ağırsın,
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın,
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin,
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün,
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kâr sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Can YÜCEL
Ağlamak İçin Gözden Yaş mı Akmalı?
Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?
Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?
Sevmek için güzele mi bakmalı?
Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?
Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır?
Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?
Hırsızlık; para, malmı çalmaktır?
Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?
Solması için gülü dalından mı koparmalı?
Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?
Öldürmek için silah, hançer mı olmalı?
Saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olamaz mı?
Victor Hugo
Beni cândan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı
Felekler yandı âhımdan murâdım şem´i yanmaz mı
Kamu bîmârına cânân deva-yı derd eder ihsan
Niçün kılmaz bana derman beni bîmar sanmaz mı
Şeb-i hicran yanar cânım döker kan çeşm-i giryânım
Uyarır halkı efgânım kara bahtım uyanmaz mı
Gûl-i ruhsârına karşu gözümden kanlu akar su
Habîbim fasl-ı güldür bu akar sular bulanmaz mı
Gâmım pinhan tutardım ben dedîler yâre kıl rûşen
Desem ol bî-vefâ bilmen inanır mı inanmaz mı
Sonunda sen bir gün gelirsin diye,
çok şeyin adı küçük yazıldı.”
C.SÜREYYA.
Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek
Ki Karaköy köprüsüne yağmur yağarken
Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
Çünkü iki kişiydik
Yoklugnu yazmak cenaze arablarnı suslemek gbıdr.
Ne kadar güzel olsa da ölüm taşır!
geride kalan
yüreğimde şehirler yıkan bir tufan.
dudaklarımdan uzakta tenha bir yalan dudakları
dört yanım bir inancın yıkıntıları.
ey kâinatı yaratan
ey bu ağrıyı içime koyan
ben yapraklarına rüzgâr değen bir ağaçtım
gelmeyecek bir bahara soyundu dallarım
ey göğünü göğsüme dayayanım
çıplağım!
aşksa
avuçlarında uzak şehirler uyutan bir adam…
yokum ben
başımda göğümün tavanı
gözlerim yok
ey yaralarıma el uzatanım
ey dayanağım
avuçlarımdan bu yazgıyı al
beni uzaklara sal…
(12 Şubat 2012 Pazar 01:18) |
|
|