Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

UYDU Konulu Şiirler - uydu Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "uydu" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "uydu" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. uydu Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

377  

YENİ RESİMLER

Image Hosted by ImageShack.us


Free Image Hosting at www.ImageShack.us
........... devamı >>
 
Fatima Humeyra Kavak
    
    
    

378  

GÖK SULTAN ABDÜLHAMİD HAN -1-

Bu yazımız tarih sahnelerindeki en önemli devlet büyüklerimizden birisini Anlatmak için kaleme alınmıştır. Onun büyüklüğünü kelimelere sığdırmak Gerçekten çok zor, biz de gücümüz yettiği kadar, çok şey borçlu olduğumuz Bu sultandan biraz bahsedelim ve bir nevi teşekkür etmiş olalım.

Kolay değil tam 33 yıl canını dişine takarak çalışmıştı ülkesi için. 1876 yılında Başlayan padişahlığı 1909 yılına kadar sürmüştü. Bazı kesimler 'Kızıl Sultan'demişlerdi ona, düşünüyorum da,galiba haklıydılar. Sultanımız onların Kızıl Sultanı olmuştu. Yazıyı okunması ve anlaşılması kolay olsun diye Maddeler halinde altına da yorumlar ekleyerek yazdım. İnşallah birçok insan Bu yazıdan yararlanır.
........... devamı >>
 
Hasan Hüsnü Güner
    
    

379  

UFUKLARDAKİ DÜŞ

İnsanların tek çabaları asırlardan beri kendilerini, var oldukları dünyayı anlamak ve an latmak için verdikleri uğraşlardan doğan yaşam serüvenidir. İnsanın kendisini, yaptıklarını başkasına anlatılması çok insanca bir şey... Çağımızda hiç bir insan, hiç bir ulus, bir kuyunun dibine saplanan taş gibi saplanıp kalmak istemez. Baş döndürücü aktuel gelişmeler insanın kafasını öyle döndürüyorki bunları anlatmağa bazen var olan kelimelerin gücü yetmiyor. Teknolojinin yarattığı harikalar sayesinde bütün gezegenler kesfedilmiş, uzayın derinlikleri dahi ayrıntılarıyla ekranlara taşınmıştır. Uydu aracılığı ile yerdeki bir karıncanın kımıldanışı dahi gözlemlenebiliyor. Bunu da teknolojinin yardımıyla bilim adamları gün ışığına çıkarıyorlar ve bu buluşlar hayatımızı öyle kolaylaştırıyorlar, ki insan anında bir bir yerden bir yere ulaşabiliyor, haberleşiyor, olayların detayları hakkında hemen ve en yeni bilgilere sahip olabiliyor.
........... devamı >>
 
Hasan Hüseyin Arslan
    
    
    

380  

HAYATIN PENCERESİ

Sonbahar. Sonun başlangıcı. En sevdiğim bu mevsimde, insan gözünün görebileceği tüm renklerin sergilendiği bir tablodur dünya. Başkaca nedenler de var sevmek için. Siz yeter ki yaşama sevincinizi yüksek tutun. İnsanların karıncalar gibi hummalı bir çabayla kışa hazırlanmalarından etkilenip duygulanmaz mısınız? Sapları toplanmış mısır tarlalarındaki kuklaların yalnızlığı, bostan bozumlarında bahçelerden eşek, katır, traktör ve öküz arabalarıyla eve taşınan ürünün bolluğu; pekmez, salça, konserve ve ekmek yapan kadınların bitmeyen, tükenmeyen çalışkanlığı ve balta ile odun kesenlerin “Hıh” deyişleri...Bolluk ve bereket zamanıdır bu mevsim. Doğanın cömertliği, hiçbir ayırdım yapmadan inanılmaz fırsatlar sunar herkese. Örneğin siz hiç mantar topladınız mı dağlarda gün boyu yürüyerek. Ben en çok mantar toplamayı severim çünkü. Melki, kızılca mantar, saçaklı mantar, kuzu göbeği, dede bölük, cuncula, horoz mantarı, dil buran, bey mantarı ve ayı mantarı...İlk kez mi duyuyorsunuz bu isimleri. O zaman sakın ha! .Tanımıyorsanız yemenizi hiç önermem. Sizi bilmem ama ben bu mantarların hangisiyle karşılaşsam, yerde altın bulmuş gibi gözlerim parlar. Yaban eriği, kedi üzümü, ahlat, alıç ve yer elması toplamayı da çok seviyorum. Balık avına hayır demezsiniz sanırım. Suyun olduğu her yerde ve özellikle sonbaharda.
........... devamı >>
 
Ahmet Zekai Yıldız
    
    

381  

GÜL TAKVİMİ

Gül Takvimi

-Budadık sürgün verir gayri yeni zamanlar.
Toprağı barıştırdık su ile,
Dikeni barıştırdık gül ile,
Gül takvimindeyiz şimdi,
Gülden önce,gül sonrası,gül ile.-


Durup baktım çocuk;
Sonbahar içimde dökülüverdi.
Siz daha düş ötesi,-deli çocuk,gül bebek-
İstanbul göğsümde kasım çiçeği.

Baktım;
Boğazda İngiliz gemileri.
Yüreğim kocaman bir yumruk,
Yüreğim sıkmış dişlerini:
“Giderler geldikleri gibi.”
........... devamı >>
 
Selahattin Durna
    
    
    

382  

ÇİFTE VATANDAŞ..... (ALAMANCI)

Bugün yarın derken kaldım mı? yoksa! ..
Gayrı şu ayrılık zor olup gider.
El yurduna yurttaş oldum mu? yoksa! ..
Gel denilen sözler; dur olup gider.

Gelmiş idik üç-beş yıl kalmak üzre.
Varlıkla olunan 'bey' olmak üzre.
Kalmadı miadım tam dolmal üzre
İken, varlık yokluk bir olup gider.

Ne burada oldu, ne yurtta yerim.
Kazandığım ne ki? verdiğim; serim.
Günbegün tükendi gözümde ferim.
Simsiyah saçlarım, kır olup gider.
........... devamı >>
 
Nisari Ozdogan
    
    

383  

YADİGAR 'MANZUM DESTAN' (ŞİİRLERİM)

Az görmüştü dünya böyle sevdayı
Onun için adı destana döndü…
Yadigâr adı gibi armağan edildi
Çocuksuz bir aileye evlatlık oldu
Çocuğu olmayan aile sevdi onu
Küçük yaşta ailesinden ayırıp,
Kendi nüfusuna aldı…
Adını Yadigâr koyup, evlat edindi.
Yadigâr çok küçüktü, ufacıktı
İlk ailesini bilmedi hiç bildirmediler…
Serpildi, büyüdü, koca kız oldu.
Uğur getirdi o aileye…
........... devamı >>
 
Suat Tutak
    
    

384  

PİYANİST

Metropol mahremiyetini hazin bir iblis
Ölüsü taşır gibi ve sarp patika sokakları
katmerli bir kırbaç edasıyla taşıyorsun
mağrur, mağlup o şirpençe sırtında
Sırıtan sırtlanlar var erica
sen ki dar konçerto sokağında
kumralceylan harabesi, habbesi
ah belalı erguvan yokusundan
geçerek
kontzindan sinemalardan
zambaklı agızlara atmuk leşlerini
serseri bir edayla yalazlanıp dökerek
geçiyorken erica sen ki
elektrik gerilimli yekpare
vücutların erguvan iniltisi,
iffetsiz ilintisi, dökmedemir namluların
bakire tek mermisi,
faça bozan jiletlerin
rahmetsiz son rahibesi!
oğlakoğlanları ağzıyla güden
........... devamı >>
 
Kaan Kılıç
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


07.09.2008 17:12:19

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim