Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

UYDU Konulu Şiirler - uydu Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "uydu" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "uydu" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. uydu Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

361  

V6'DA V9

Neon tüpün içi gibi dönüş aracının pusulalı dışarısı,
İyonize etraf, apaydınlık her taraf 360 derece.
Kendi eşini yaratabilir ve de zıttını bir ortamdan
Dönüş yolundasın evine artık, yerçekimsizlik
‘Hoşça kal’, ‘hoşça kal, daha güçlü hissettiğim
Kendimi hislerim, bozuyorum geliş yeminimi.
Doğduğun yer çağırıyor, o evrende küçük bilye.
Kuşkusuz daha uzun yaşayacak olsam da burada
Ve boğazımdan daha kolay geçecekse de
Lokmalar yediğim, daha rahat bir sindirim sistemi;
Ama dönüyorum artık doğmuş olduğum yere:
‘Ölümsüz olsaydım bile dönerdim’ diyebildiğin
Bir yere, belki de, bir hayatta kendini bildiğinde.
........... devamı >>
 
Akın Akça
    
    
    

362  

AY İHANETE UĞRADI

1-güneş küskün

şiirler yağıyor üstüme
gül yaprağı, kan kırmızı
pembe şiirler..
dikeni kalbimde yara!
güneş ışığa küskün
sular mecrasına darılmış!

ay'ı sorma
ejderha pençesinde
dört koldan
altı yandan
kahpelikle sarılmış!
kaybolmuş aklığı
yara bere, çürük içinde yüzü
kan akıyor esmer geceye
parlak birer yıldızdı iblisler
her taraf kararıncaya kadar!

2-diren ay

ay
şu gökteki
şu avare
şu yaşlı uydu!
ay
canım ay
duruyor öylece
kıpırdamadan
sanki uyudu,
parçala karanlığı
çık ordan hadi
bana eşlik et
bak ben uyuyor muyum?
........... devamı >>
 
Cumali Cumalioğlu
    
    

363  

FAKİR BİR ŞİMAL KİLİSESİNDE ŞEYTAN İLE RAHİBİN MACERASI...

İlkönce yağmurla
sonra birdenbire açan güneşle başlamıştı sabah.
Henüz ıslaktı asfaltın solundaki tarla.
Harp esirleri çoktan iş başındaydılar.
Topraktan nefret duyarak
— halbuki köylüydü birçoğu —
tıraşlı ve korkak
çapalıyorlardı patatesleri.
Suluboya, solgun resimleri hatırlatıyordu insana
köy kilisesinden gelen çan sesleri.

Pazardı.
Kilisede erkeklerin hepsi ihtiyardı
kadınların değil,
içlerinde büyük memeli kızlar,
ve sarı saçlarına ak düşmemiş anneler vardı.
Maviydi gözleri.
Başları önde,
kalın, kırmızı ve harap parmaklarına bakıyorlardı.
Terliydiler.
........... devamı >>
 
Nazım Hikmet Ran
    
    
    

364  

TSE BELGELİ EDEBİYATÇI

Gereklidir standart, uyumlu olan yaşar
Uygun yapılmalıdır, üretim birbirine.
Kalıba uyulmalı, coşmalı yazılanlar,
Tıkır tıkır çalışıp işlemeli makine.

İnsanlarda makine, uydu, uyduruldu ya
Beyine göre kalıp, yapıldı kullanımda
Trafik aksamasın, gitmesin sağa sola,
Her şey gibi uyacak, insanda standarda.

Düşünmek izne tabi, konuşmak izne tabi
Yeni hazır kalıplar, ah ne güzel yarabbi
Cemaatle namaz be, beynini yorma abi,
İmama uyacaksın, meyvesi de bol tabi.
........... devamı >>
 
Mehmet Halil
    
    

365  

DEPREMİN DİYALEKTİĞİ-VATANDAŞIN DÜŞÜNCE METAFİZİĞİ-ZENGİNE DEPREM DAYANAKLI KONUT YAPMA ADALETİ!

Bizim insanımız depremin birden bire olduğunu düşünür.Acaba neden? Çünkü metafizik felsefeyle donatılmıştır da ondan.Her gün evlerde pişen yemekten bile ders alamayacak kadar düşünemez.Depremin diyalektiği de ne oluyor.? Tencereye suyu koyuyorsunuz tencere ısı aldıkça 10 derece 20 derece derken sürece ve ısı artışına bağlı olarak 100 dereceye ulaşınca bir bakarsınız ki tenceredeki su kaynamış.Bu da suyun kaynama diyalektiği olsa gerek.Dünya gezegeninin içinde durmadan fiziksel olaylar olduğu ve bunun bir saniye bile ara vermeden devam ettiğini ve sonunda patlamaların yaşandığını biliyor muyuz.? Her şeyin tedrici geliştiğini biliyor muyuz?
'99 depreminden bu yana 7 yıl geçti.7 yıldır da deprem diyalektiği devam ediyor.Her an büyük depremlere adım adım yaklaşıyoruz.İyi de biz ne vatandaş olarak ne de hükûmetler olarak bir türlü depreme hazırlıklı olmaya çalışmıyoruz.Ha sahi oluyoruz da varsıl insanlarımız için.Önce onlar.Bakın bu nasıl oluyor.Varsılların elindeki depreme uygun yapılmamış sitelerin,uydu kentlerin, yani katlı mezarların ranta çevrilmesi gerekiyordu. Günlerce hesapları yapıldı.Banka hesapları internet sayesinde elden geçirildi.Kimin ne kadar parası var.Biraz da biz devlet olarak bankalar aracılığıyla orta hallilere kredi veririz.Varsıl vatandaşlarımız bu orta hallilere evlerini satarlar.Onlardan aldıkları paralarla yeni deprem dayanıklı konutlarını yaparlar.Bu politikanın günlerce konut kredilerinin düşüklüğünden,konut fiyatlarının artışından(Fiyat artışını pompalayan) bahseden medya işbirliğiyle başarıldığı görülüyor.
Orta halliler kredi alarak zenginlerin oturduğu beton mezarlara taşındı.Daha kıymetli! varsıllarımız hiç maddi kayba uğramadan yeni güvenli konutlara taşındı.Peki orta hallilerin taşındığı bu mezarlar için hangi önlemler alındı.Güçlendirme,kat eksiltme ya da tümden yıkım ne gerekiyorsa yapıldı mı,hayır.7 senedir uyuyoruz.Ve sonra aşama aşama gelen deprem karşımıza çıkınca binalar yıkılıp da acılar yaşandıkça her şeyi Allah yaptı diyerek sıyrılıp çıkarız.Yani Haşa Allah suçlu,biz değiliz.Kur'an da geçen şu anda hatırlayamayacağım bir ayette 'Aklını çalıştırmayanların üzerine pislikler yağar.'İfadesini de bir güzel atlarız.Peki Rabbimiz dese ki ben küçük küçük depremlerle senin dikkatini çektim ama sen kılını kıpırdatmadın,ne diyeceksin o zaman? Cüppeli Ahmet Hocamız ne diyordu(Yanlış hatırlamıyorsam) Öyle güzel sallıyor ki kafirler ölüyor, gibisinden.(Hocam bağışlasın sözlerini kelime kelime hatırlayamadım) Sayın Hocam kafirleri seçme yeteneğine de sahip.Öyle ermiş ki...Peki Sayın Hocam vaazlarınızda deprem dayanıklı konutlar nasıl yapılır, hiç anlattınız mı '99 depreminden önce...'99 depreminden sonra anlattınız mı? ..Camilerinizde bileziklerini size veren hanımların parasıyla tek bir tane yoksulun evini güçlendirme çalışması yaptınız mı? Konuşuyorsunuz,konuşuyorsunuz ve de yine konuşuyorsunuz vaazlarınız var.Ama bu insanların yaşamına günlük yaşamına biraz katkılar yapan konuşmalar da yapsanız? Ve size buradan şunu söylesem Sayın Hocam madem sizin (Adapazarı cami içinde ölen müslümanları bile) kafirleri ayırma yeteneğiniz var.Tüm Türkiye sınırları içindeki kafirleri size ayıklatsak onları Afrika'nın çöllerine sürsek.Türkiye'de saf ve temiz müslümanlar kalsa.
Deprem hiç olmayacak mı? Deprem olsa da bu depreme dayanaksız konutlar yıkılmayacak mı? Yapmayın Hocam! Hep ahireti anlatırsınız durmadan bu insanları korkutursunuz.Bu da yetmez öylesine metafizikle insanları donatırsınız ki insanlar artık hipnotize edilmiş gibi 'Allah ne dese o olur, boş ver deprem dayanıklı konutu.'der hale geliyorlar.Sahi Allah'ın insanlara emanet ettiği vücutlarının güvenliğini hiçe saymaları dinle bağdaşıyor mu? Üretmiyorlar bu insanlar.Sağlıklı düşünmüyorlar.Gerçek dünyadan kopmuş oluyorlar.Bunun ne size ne Yüce Yaradan'a ne de kendilerine yararı var.
Ne yaptık 7 yılda.Çürük konutlar olduğu gibi duruyor.Varsıllara Deprem dayanıklı konutlar yaptık,yapıyoruz,o kadar.Bir çok okul, hastahane güçlendirilmeyi bekliyor.Ama orta halliler şimdi deprem dayanıklı konut alamazlar.Yoksullar mı,onlarda kim? Orta hallilerle, yoksullar katmer katmer artırılan IMF borçlarını bir ödesin ömürleri yeterse onlara da,yetmez se...
Ülkemizin insanının elini kolunu bağlamak kaderci yapmak ne güzel oluyor değil mi.En azından yönetmek çok kolay.Hem bu insanları eğitmiyorsun da.Eğitsen de öyle hakkını arayan,öğretmenini eleştiren (Dersle ilgili) öğrenciler olmayacaklar.Onlar itaat eden uslu çocuklar olacak.İtaat her zaman olacak.Olacak ki Avrupa standartlarına uymayan yeteneksiz politikacılar kolay yönetsin.Çok bilmiş, çok eğitimli insanları az bilgili,gözü açık,kurnaz politikacılar nasıl yönetsin.Bir defa onların işini zorlaştırmayacaksın.Onlar böyle meydanlarda Kayseriye bile deniz getireceğim,diyecek biz de kuzu kuzu oy vereceğiz.Bilinçli vatandaş olursa matematik bilir.Matematiği bilirse benzinin yüzde kaç,ücretlerin yüzde kaç arttığı kıyasını yapar,kıyas yaparsa bu kurnaz politikacılarımız hesap vermekte zorlanır.Matematiği bildiği için IMF ye borç miktarının arttığını da bilir.Sonra politikacılarımıza hesap sorar.Boş ver bilmesin vatandaş.Bilip de ne yapacak.İşte ne kolay yönetiyoruz.Hatta vatandaşlar olmasa ne güzel yönetiriz bu ülkeyi.İlahi Cüppeli Ahmet Hocam sen de olmasan bu insanlar hep fesat düşünecek.Senin sayende bunlar ahireti düşünmekten matematiğe zaman mı ayırırlar Ellerin, pardon dillerin dert görmesin Hocam.Sana Malta adaları ve Jet sky ler az Hocam Bak seni Rio ya,Havai adalarına gönderelim.Ha bak İstersen Rahmi Koç gibi Dünya turuna da çıkabilirsin.Sen yeter ki Ahiretten dem vur.Boş ver bu insanların ne milliyeti ne de Türklüğü olsun.Unutsunlar dillerini,milliyetlerini.Hatta dur dur Kur' an'ı Kerim'i Türkçe okumasınlar.Okursalar sonra Gerçek dini öğrenirler.Yüce Rabbin 'Borcunu verdiğin insana,unutur diye, hatırlat sözünü öğrenirse'Yani hakkını yedirmemeyi.Sonra bizim halimiz ne olur Hocam? Hocam sen devam et uyuşturmaya.Biz o çapta politikacılar değiliz.İktidarıyla,muhalefetiyle etimiz ne budumuz ne olsun.Kolay vatandaş kolay yönetilir.Hakkına razı olsun,bir ekmek,bir hırkaya razı olsun yeter.
Delta S X
25.10.2006
........... devamı >>
 
Halit Mehdigil
    
    
    

366  

KUĞULAR GETİRDİ

Dolaşıp da Tunalı’da, Kuğulu’da, cd çantam omzumda.
Severim çay içmeyi, hele orda! Bazı tanıdıklar, el kol eder:
İki oturturlar, gülümserler, unuturlar para üstü vermeyi;
Öyle ki, bilse ya da bilmese, nefesleri yeter.
Ve bazı bilinmedik insanlar, çevrelerde oturanlar;
Banklarda, bahçelerde ve gazete okuyanlar..
Ve boyacıdır kendisi, bir kafadan bacaklı, temiz kalpli;
Müzisyendir kendisi, web sayfası da kuracaktı..
........... devamı >>
 
Akın Akça
    
    

367  

GİDİYORSUN

Gidiyorsun.

Gün, kapıların ayrılığa aralandığı saatlerle geldi bugün. Havada, senleliğe hasretliğin umutsuz ağırlığı hâkim. Acı, gidişine isyan eden yüreğimi dağlamakla meşgul. Senin yanımdalığınla bitsin istemediğim günleri, hiç gelmesin istediğim yanımdalığına hasret günlere bağlayacak bu günü yaşamamak için neler vermezdim ki? Ama gün, işte o gün.

Yakarışların çareye en uzak olduğu anlarda bulunduğum çok açık.
........... devamı >>
 
Ömer Yılmaz
    
    

368  

UYDU

Seni düşündüm yine, masmavi bir göğün altında, gelincik tarlasında.
Ve saçların, gözlerin,
Ellerin-ellerimde...
Senden bir dünya kurdum sonra kutupsuz,
Aşkımı sınadım sonra,
Ben gelecekten korkma...

19.04.00
ANKARA
........... devamı >>
 
Selçuk Coşkun
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


02.12.2008 02:41:59

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim