Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

UYANIN Konulu Şiirler - uyanin Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "uyanin" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "uyanin" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. uyanin Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

521  

CENNET PERİSİ -1-

.

Biliyormusun...
Cennet perisi
Sana sorsam..
Aç gözlerini...
Bak etrafına..
Sağına...
Soluna..
Önüne..
Arkana...
Dört bir yanına..
İyice bak...
Kimler var...
Bu cennet vatanımızı...
Kimler sarmış..
Neden...
Neden bunlar...
Neden yaşanmışlar..
Nerde benim dedem...
Nerede benim nenem..
Neden her tarafı..
Şehitlik olmuş...
Benim vatanımın..
Ne istediler...
Atalarımdan...
Ne istediler...
Dedelerimden....
Çevirmişler...
Dört bir koldan..
Şerefsizler...
Kuzeyimde...
Kızıl ruslar..
Hemen yanında...
Hain ermeniler...
Doğudan ise...
Müslüman iran
Yanındaki Iraklılar..
........... devamı >>
 
Bilal Geniş
    
    
    

522  

KİM ALEVİ KİM SÜNNİ

Durmadan maval okur, sazıyla sapık dinli!
Şaşırtır bilmezleri, kim alevi kim Sünni?
ehl-i beytten dem vurur, yönü dönmüş şeytana!
Güldürüyor, kendine, şuurlu ins’i cin’i!

Ali ehl-i sünnetti, tam sadıktı resul’e!
Menfi tavır almadı, hadisteki usule!
Ebu Bekir ve Ömer, nasıl sadıksa hakka,
Osmanla Ali öyle, merbut idi asıl’a!

Hasan ile Hüseyin, ayni yolda oldular,
Yapıp Farzı sünneti, hiç sapmadan öldüler!
Ehl-i beytte ayniydi, nurlu izden sapmadı.
Sünnilerin kalbinde, birer sultan oldular!
........... devamı >>
 
Cihat Şahin
    
    

523  

TAŞAR YÜREKLER

Sabahın seher vakti, kalpler ışıl ışılken
Günaydın sesleriyle, hızla koşar yürekler
Gönüllerde hevesler, daha yeşil yeşilken
Bu mekanda daima, durmaz taşar yürekler...........Burhanettin Akdağ

Öğleyin keyif vakti, yazışmak ne güzeldir
Deli Mavi Sevdalar, çok ama çok ÖZELdir
Benim sizlere saygım, daim evvel ezeldir
Bu mekanda sevgiyle, hergün coşar yürekler.........Burhanettin Akdağ
........... devamı >>
 
Deli Mavi Sevdalar Grubu
    
    
    

524  

SAÇMANIN ZAFERİ

tek kişilik sigara içimlik zamanlar bunlar…
herkese uyanın diyesim var…
başkasına verdiğimiz cezalar bizi tutsak kılar en çok…
sevgi komedyaları bunlar…
kendi sesinize söylediğiniz ninnilerden uyuşmuş söylemek istedikleriniz…
çok uyusak ta uyanık kalıp kendini yaşayan kalp çarpıntılarımız değil mi en çok…
en ihtiyacımız olduğu anda gelmeyeni hiç af etmeyen yönlerimiz gizlice düşman…
bu zevkini yitirmiş bir hüzün …
lanet okutan her zemine…
söylemiştim..
siyah zeminin estetiğini görmemek,
ezber zevklerde harcanmaktır biraz…
........... devamı >>
 
Hicran Aslan
    
    

525  

HOŞGÖRÜ...?

Şimdi bize lazım olan demokratik kanunumuz ne diyor.?

Madde 1- İslam Dininin inançları, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek üzere; Başbakanlığa bağlı Diyanet İşleri Başkanlığı kurulmuştur

Demek ki başbakanlığa bağlı İslam dinini yaymak için bir teşkilat kurulmuş. Bunu kim seçilirse o yönetir. Diğer inanç gurupları da buna höşgörülü yaklaşmak durumundadır. Bu kanun burada kapı gibi durur iken bu ülke laik olabilir mi. Ve bu kanuna göre bu devlet İslam devletidir desek yanlış mı olur acaba. İşte ülkemizdeki hoşgörü kavramı bu temel üzerine inşa edilmiştir.
........... devamı >>
 
Aliseydi Taşdemir
    
    
    

526  

KAPATILDIK

kapatıldık
Bre zındık,
bre kör,
nankör
provokatör,
kara adaletin sarhoş piskoposu.
kış uykusu,
“ % 50’miz aç
ölü derilerimiz çatlak”
kurak bir toprağın
bir damla suya hasreti kadar
umuda muhtaç.
Çocuklar.
fırsat bu fırsat
parti, okul, sanayi, tarım
- kapat!
(- kapatmazsan ahım kalır.
yazdıklarımı yırtarım!)
Geçmişinde insan yok, imar yok,
geçmişin yok ki
damar yok
ar yok
geçsin diye bir tek insan;
hiç bir ırmağa
........... devamı >>
 
Azaklı Hoca
    
    

527  

[ÖYKÜ] CENNETİN ANNESİ

Aralarında akraba bağlılığı ve kan uyuşmazlığı olmamasına rağmen ilk çocukları Serap özürlü doğmuştu. Annesi Gülşen Hanım onu yıllardır hastane hastane, doktor doktor gezdiriyordu. Doktorlarda yıllardır aynı şeyi söylüyorlardı; ama Gülşen Hanım bir türlü inanmak istemiyordu. Serap’ın hastalığının mutlaka bir tedavisi olmalıydı. Doktorların koyduğu teşhiste ise Serap Mental Retardasyon hastalığı taşıdığı için kaç yaşına gelirse gelsin bir bebekten farkı olmayacak; hiçbir ihtiyacını kendisi karşılamayacaktı.
Serap bugün dokuz yaşında olmasına rağmen yaşıtları gibi konuşmuyor ve yürüyemiyordu. Bebekler gibi emekliyordu daha; Gülşen Hanım su vermese, yemek vermese bile isteyemiyordu. Çoğu zaman evin bir köşesinde oturur eve gelen misafirlere merak dolu gözlerle bakar, sonra emekleyerek misafir çocukların arasına karışır onların konuşmalarına karşılık o bağırır ve kahkaha atıp gülerdi. Beklide onun hayat mutluluğu da attığı bu saf mutluluk dolu kahkahalarında gizliydi.
Bir gün bir komşusu Gülşen Hanım’a şahit olduğu bir hadiseyi anlatır. Hadiseye göre komşusunun akrabalarından biri özürlü olan çocuğuna zehir içirtip öldürmüş. Gülşen Hanım komşusunun sözü nereye getireceğini anladığı için birden gözyaşları sel olup akmış... Serap hariç iki kız çocuğu daha vardı Gülşen Hanım’ın ama onlarda hiçbir sakatlık yoktu demek ki bu Allah’ın bir lütfüydü. Boğazına bir şeyler düğümlenmişti; bir süre konuşamadı ve yüzünü avuçlarının arasına alıp ağlıyordu.
Komşusu sessiz sessiz gözyaşı döküyordu ve sessizliğini şu sözlerle bozdu: “Ben sana kızını öldür demiyorum ama belki böyle bir şey yapsan ikiniz için daha hayırlısı olur” dedi. Bir süre sustuktan sonra şu sözlerle devam etti: “Ne zamana kadar bir bebek gibi ona bakabilirsin” dedi.
Kocasıyla bu konuda hiç konuşmayan Gülşen Hanım günlerce hatta gecelerce bunu düşünür aslında böyle bir şeyi düşünmek bile istemiyordu; ama bir gün sanki bunu yapmak zorundaymış gibi bir hisse kapılır. Elinde hazırladığı zehirli suyla adım adım odada kardeşleri arasında olan Serap’a yaklaşıyordu. Kapının önünde durarak son kez ona doya doya bakmak istedi, yüreği hüzün dolu. Serap kardeşleriyle öyle mutluydu ki gözleri “Ben yaşamak istiyorum” dercesine mutluluk saçıyordu. Yıllardır bu oda onun bağırmalarıyla, çığlıklarıyla dolmuştu; İşte yine bağırıyordu kahkaha atıyordu zevk alırcasına.
Sonra gözleri kapının önünde duran annesine takıldı. Elindeki suyu görünce ağlamaya başladı sanki her şeyi biliyor gibiydi günlerdir onu düşünmekten hiçbir şey yemeyen annenin ayakları onu taşıyamıyordu artık yere yığılıp oturdu elindeki zehirli suysa çoktan dökülmüştü. “Yapamam özürlüde olsa ömrümün son anına kadar ona hizmet ederim, onun için yüreğim yanıyor; nasıl öldürürüm” diye feryat yakıyordu… Bir daha da böyle bir şey yapmaya teşebbüs bile etmedi.
İki yıl sonra kocası, Gülşen Hanıma kendisinin de kararsız olduğu bir haber getirdi. Özürlüler için açılan bir kuruma Serap’ı isterlerse verebileceklerini, orada Serap’ın her türlü ihtiyacının karşılanacağını söyledi. Gülşen Hanım bu habere sevinmişti. Birçok insan gibi o da kızını kuruma verdi… Onsuz iki gün geçmişti ama Gülşen Hanım çok mutsuzdu. Onun yokluğuna dayanamıyordu. Gözleri sürekli onu arıyor, kulakları çığlıklarını duymak istiyordu. Çantasını alıp kurumun yolunu tuttu bakıcı onu Serap’ın odasına götürdü. Daha annesi kapıdayken onu fark eden Serap alkış çalıp gülmeye başladı. Kızına ağlayarak sarılan anne “Seni hiç bırakmayacağım” der.
Gülşen Hanım kızından ayrı geçirdiği bu iki gün içinde onu ne kadar çok sevdiğini; ona ne kadar çok alıştığını anlamıştı. Ama komşuları ve akrabaları onu anlayamıyorlardı. Böylece beraber koca yıllar eskittiler. Gülşen Hanım’a Serap’ın bakımı çok zor gelse de o kendini çok rahat ve mutlu hissediyordu vicdanen. Bir gün Gülşen Hanım rüyasında Serap’ın onun elinden tutup onu Cennete davet ettiğini ve Cennet’te gözlerinin içine bakarak “Sen yüce Allah’ın yarattığı en kutsal meleksin anne” dediğini görür. Uyanın uyanmaz uyuyan kızının saçlarını okşayıp öpen anne “Sende benim meleğimsin” der.

HAVLİYE ECER
29.09.2007 Cumartesi
........... devamı >>
 
Havliye Ecer
    
    

528  

DİKTATÖRÜN SONU

Otuz aralık İkibin altı
Kurban bayramı arifesi
Saat sabah dört elli beş
Yer Irak
Devrik diktatör
Saddam Hüseyin
Siyah bir palto giydirilmiş,
Düzgün kesilmiş beyaz sakalları
Elleri arkadan kelepçeli,
Yanlarında yüzleri kapalı cellâtlar
İdam sehpasına yürüyor.
Saddam vakur,
Saddam korkusuz.
Gözleri cesaretli bakıyor.
Cellâtlar onu korkutmaya çalışırken
Saddam onları gözleri ile dövüyor.
Sanki idama gitmiyor.
Sanki
Hürriyete koşuyor.
Sanki hapislik hayatı bitip
Yine ülkesinin başına dönüyor.
Gözleri bunu söylüyor.
Cellâtlar,
Gözlerini kapamak istiyor.
Saddam istemiyor.
Cellâdın biri ona,
........... devamı >>
 
Müslim Avcıoğlu
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


02.12.2008 03:29:18

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim