Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

UNIVERSITE Konulu Şiirler - universite Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "universite" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "universite" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. universite Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

545  

KİM ATATÜRKÇÜ, NEDEN LAİKLİK TARTIŞMALARI?

Türk milletine ve İslam dinine mensup olan bizler günümüzde özellikle ve bizatihi artış gösterilen Laiklik ilkesinin kurbanları olmaya sürüklenmeye itiliyoruz sanki... evet kurbanları oluyoruz; hem Atatürkçü olan bizler hem de maalesef hala şeriatı; İslam’ı dünyadan soyutlamak ve yobazlaştırmak olarak gören kıt kafalı insanlar... hadi onlar bu ilkeyi kabul etmiyorlar diye hak ediyorlar bu aşağılanmayı... -ki bana göre böyleleri için idam uygulanmalı- ama beni ve çevremdeki insanları rahatsız eden bu gereksiz ve lakayt tartışmalara girmemek de elde değil bir taraftan... Laiklik ilkesini ha bire öne atan sözüm ona aydın kesimi acaba -Sayın Meclis Başkanımızın da dediği üzere- neden anayasada bahsi geçen diğer üç olguyu da tartışmaya açmıyorlar... ülkemiz bugün gerçekten de hukuk devleti mi? sosyal bir devlet mi? demokratik bir devlet mi? ve Laiklik dışında bu üç olguyu geçen 83 yılda yerleştirmek için ne kadar uğraş sarf edildi... insanların dini vecibelerini kendi hür kararlarıyla yaşama özgürlüklerini ellerinden alan Anayasa Mahkememizin kararı anayasaya uygun bir karar mı? Tabi ki hayır, bunu kararı alan dönemin mahkeme üyeleri bizlerden çok daha iyi biliyorlar. Tarihimizin özellikle 1876 yılından itibaren ülkemizde İslam’ın yaşanmasını istemeyen fikir sahibi bir takım beyinler ve bunlara yardımcı olan yabancı tarihçiler (Lord KINROSS`un Bir Milletin Yeniden Doğuşu adlı kitabında
Paşamız adeta din düşmanı olarak gösterilmeye çalışılmıştır, ayrıca Vahdettin ülkeyi terk ederken değerli eşyalarını yanında götürdüğü söylenmiştir... halbuki Vahdettin üzerindeki elbiseler hariç tüm mal varlığını yeni kurulan o dönem için Milli Hükümetine bağışlamıştır.) Mustafa Kemal Paşamızı neden din düşmanı olarak göstermeye çalışıp bugün bir gazetede yayınlanmasına vesile olan bir yazarın yazısı ile de pekiştirmeye çalışıyorlar.(Can DÜNDAR`in yazısı şunu öne sürüyor; Mustafa Kemal paşamız İslam dinine Arapların dini olduğunu ve yıllardır Türkleri uyuşturduğunu kendi el yazıları ile dile getirmiş... ve Can Dündar kendi yorumuyla da bugün Cumhuriyetimizi İslam üzerine hocalarla ve dualarla kurulduğunu iddia edenlere sert tepki gösteriyor. Tabi bu yazıları sansürlenen tarih kurumlarına da…)
Ben hür kararımla ve kendi irademle bizzat yaşamaktan gururlandığım ve heyecanlandığım İslam dininin gerekliliklerini elimden geldiğince yapmaya çalışan biri olarak ve eşimin başörtülü ama üniversite mezunu biri olmasını ve tüm bunların yanı sıra -ki beni yakinen tanıyanlar çok ama çok iyi bilir- kendilerini Atatürk maskesi altına saklayıp da bu güzelim ülkemizin içini boşaltanlardan değilim; ben Atatürkçüyüm ve bunun, girdiğim her tartışmada da karşımdakini susturacak kadar da gereğini yapıyorum... şimdi, acaba başörtülüler Laiklik düşmanı kişiler mi? Ve acaba Atatürk ilklerini (sadece birini; laiklik) savunduğunu iddia edenler mi gerçek Atatürkçü... benim ülkem, -sevgili ÖZAL`in da dediği gibi; elbet bir gün bir cebinde tekkesi bir cebinde de bilgisayarı olan-; muasır medeniyet seviyesine yükselmiş, ve etrafındaki ülkelere medeniyet dersi vermeyi tekrar eline almış, inançlı, laik, sosyal, demokrat, hukuka saygılı insan topluluklarından oluşmuş bir toplum olacaktır... ve elbette başörtülünün üniversitelerde okumasına saygılı bir ülke... tıpkı Fransa, İngiltere, Hollanda, Almanya gibi... (Haftaya Dört Halife Döneminin de Cumhuriyet rejimi olduğu hakkında bir yazı yazacağım; âcizane...)
........... devamı >>
 
İzzet Özcan
    
    
    

546  

BİYOGRAFİM

Yıl bir Ocak bin dokuz yüz altmış altı bir kış gününde,
Bitlis ili, Ahlat ilçesi, Yoğurt yemez köyünde.
Yeni yılın başlangıcı, saat birinde.
Babamın yaptırdığı, O dağ evinde.
Gelivermişim dünyaya...
Tombul, apalak bir çocukmuşum,
Oyun oynamak için, koşmuşum yorulmuşum.
Gelmişim beş yaşına, ilk okula yazmışlar.
Zaman geç ip giderken, birikiyor anılar.
O küçücük yaşımla, ilkokula gitmişim,
Beş yıllık ilk okulu, dört yılda bitirmişim.
İlk okul bitince’ de orta okula gittim,
........... devamı >>
 
Barıs Hayrettin Bilgiç
    
    

547  

ÜNİVERSİTE (LİSANS) YILLARIMDAN BİRKAÇ ANI 1-MAFLE

- Tolgahan merhaba. Yarın saat bir buçukda Yeşilyolda görüşelim mi?

- Olur. Tabi görüşelim. Ama biliyorsun kredilerle geçinen kıytırık bir öğrenciyim. Fazla param yok.

- Tamam. Bendensin.

Bu görüşmeler, maddi kırmızı alarmdır. Arkadaşım sağolsun. O da parasına kıymaya karar vermiş. Bu hafta güzel bir yerde oturalım dedi. Yeşilyol caddesinde tanınmış, dingin bir havanın hüküm sürdüğü dünya genelinde baba zincirleri olan kafe ye giriyoruz.
........... devamı >>
 
Tolgahan Bostan
    
    
    

548  

HAZIRLIK VE SONRASI (YOLCULUK)

HAZIRLIK -1
Büyük yolcuğun hazırlığı da büyük oluyor,
Eksik birşey kaldı mı diye günlerdir düşünüyorum,
Tam kapıdan çıkarken,
Camlar kapalı mı, televizyon açık mı kaldı, gazı kapattım mı diye düşünmek gibi,
Herşeyin üstünden ince ince geçtim...
Otobüse binipte kapıyı kilitledim mi diye düşünmek tam bir kabus olur doğrusu

Uzun sürecek ya bu,
Faturalı hattımı iptal ettirdim, kimse de şüphelenmedi,
Helalleşmek istediğim kişileri hatta sevmediklerimi bile yazdım bir yere,
Çıkarken ararım herbirini.... Malum ya fırsat olmayacak gideceğim yere varana kadar...
Bin kontör yeter sanırım,
........... devamı >>
 
Alev Ateşoğlu Bg
    
    

549  

LÜTFEN SEVGİ

Bu sefer gerçekten de sonundayız sanırım yolun. Sanırım ayrılacak ellerimiz ve son defa kucaklaşacağız bir şeylerin bittiğinin farkına varıp.Dört yıl boyunca kanımızın kaynamadığı, hep itici bulduğumuz, görmek istemediğimiz arkadaşlara bile buruk bir tebessümle bakacağız.Keşkelerimiz bizi pişmanlığın dehlizlerine sürükleyecek.Sahi yaşanan zaman ya da yaşayamadığımız zaman nereye gider diye sorgulayacağız dönüp geçmişimizi.
Acı tatlı bir çok anıya gebe dört yılımız gözlerimizin önünden bir film şeridi gibi kayıpgeçecek.Başarılarımız,başarısızlıklarımız,mutluluklarımız,hüzünlerimiz,sevgilerimiz,nefretlerimiz bir yumak oluşturup yüreğimizin başında bağdaş kurup oturacak.
Olanca tazyikine, yüreğimizi sıkıştırmasına,hadi söyle de sen de kurtul o da kurtulsun ikazına rağmen bir türlü diyemediğimiz iki kelimeden müteşekkil “seni seviyorum” klişesi bugün belki de tüm anlamını yitirecek. Bu seni seviyorum, bir daha görüşemeyiz anlamına bürünen hüzünlü bir veda sloganına dönüşecek.Keşkelerimizin gün günü artmaması için keşke birbirimizi sevdiğimizi söyleyebilseydik. Sırf insan olduğu için bugün öldürülen onca insanın yerine, keşke birbirimizi sırf insan olduğumuz için sevdiğimizi söyleyebilseydik.Ve bu ayrılık seremonisinde seni seviyorum lafı “gözün çıksın “anlamını taşımasaydı.
Nefretimizi, kırgınlığımızı, kızgınlığımızı, saldırganlığımızı nasıl olanca haşmetiyle ortaya koyabiliyorsak; sevgimizi, dostluğumuzu, kardeşliğimizi, yardımımızı, şefkatimizi,bağışlayıcılığımızı,hoşgörümüzü de öylesine coşkun gösterebilseydik..Bunu bizler,yani okumuş insanlar,yarının büyükleri, eğitimcileri gerçekleştiremeyecekse,sevmeyi bile beceremeyecekse, dünyanın gidişatından memnun olmama gibi bir hakka nasıl sahip olabiliriz.
Sevgisizlik değil mi? Bugün dünyayı savaş cehennemine çeviren, göz yaşına boğan,çocukları yetim bırakan, insanları kaderine terk eden. Bizim paylaşamadığımız ne var.O benden daha çalışkan,notları daha iyi diye bir insana gıpta ile bakabilir,kıskanabiliriz ama ondan nefret etme hakkına sahip değiliz. Kafası kel, gözü şaşı, ayağı aksak, burnu uzun, gözlüklü, kulağı büyük diye insanların kendi elinde olmadan yaratanın öyle uygun görüp yarattığı için sahip olduğu özellikler nedeniyle bir insanı aşağılayıp, hor görmek bizlere yakışır bir davranış olamaz.Bu tip düşünce ve tavırlar bizi küçültecek değerimizi düşürecek ilkelliklerdir.
Evet bu sefer gerçekten de bir sonun başlangıcındayız sanırım.İşte hayatın bir dönemi daha kapanıyor.Herkes ekmeğin aslan midesine indiği bir hayat mücadelesinin içine düşecek.Ve bu mücadele belki çok önemli dostlukların önüne geçip bazı ilişkilerin bitmesine neden olacak.Belki de bu mücadeleyi ortak yapanlarımız,yüreğini birleştirip el ele göz göze sırt sırta devam edecekler.Üniversite hayatı kanımca hayatın bazı gerçekleriyle yüz yüze gelmemizi sağlasa da, hayatımızın en kolay,en anlamlı dönemini oluşturuyor.Bundan sonra bizi zorlu bir yaşam mücadelesi bekliyor.İnancımızı ve sevgimizi hiç yitirmeden yarınlardan daha ümit-vâr olarak bu mücadeleye girişmeliyiz.
Bugüne kadar belki hiç söylemedik, tavırlarımızla hiç belirtmedik ama vicdanen rahat olmak için ilerde pişmanlık duymamak,keşke demememiz için yarın çok geç olabilir bugün sevdiğimizi söylemeliyiz.Sevmekten korkmayalım.Sevebilmek sevgiyi her gün biraz daha kaybettiğimiz dünyamızda artık daha bir değerli, daha bir anlamlı. Nefret tohumları, sevgisizlik gübresiyle olanca acımasızlığıyla olanca hızla boy veriyor her gün biraz daha.
Hadi! herkes bir kişiyi mutlu etsin. Herkes bir kişinin derdini dinleyip bir yarasına merhem olsun.Bir kişiye dostluğunu hissettirsin.Bu yaptıklarıyla maddi hiçbir kayba da uğramayacak üstelik.Belki sıcak bir tebessüm belki de bir merhaba yetecek bir dost kazanmak için. Biz bunu veremeyecek kadar cimri miyiz? Hadi! uzatın ellerinizi dostlukta fair-play için önce sevgiye ihtiyaç var. Son günlerin moda sloganıyla sesleniyorum: “LÜTFEN SEVGİ! ’’…
........... devamı >>
 
Fikret Kanat
    
    
    

550  

ÜNİVERSİTE (LİSANS) YILLARIMDAN BİRKAÇ ANI 5-MUTLUYUM

Biraz da huzurlu...

Alışık olmadığım bir durum. Hastahanelerle bir müddet işim bitti. Ölüm kokan koridorlarda dolaşmayacağım.
Kolum şırıngalarla delinmeyecek serum takılmayacak maymun götüne dönmeyeceğim. İbne damardan son filimi de
çektirdim. Belki bunlardan kurtulmak rahatlattı. Belki de gitmekten hiç usanmadığım ve her dönüşümde tekrar özlediğim
Hıdırlık'ın dingin ve güzel ortamında olmak.

Hiç hareket etmeden bir bankın üzerinde oturuyorum. Sadece beynim çalışıyor. Altı yüz yıllık meydanda oturmanın
derinliğindeyim. Tarihçelerini pek bilmesem de devasa Karahisar'ı arkama alıp İmaret camisini seyretmek hoşuma
........... devamı >>
 
Tolgahan Bostan
    
    

551  

3.ÖYKÜ - ÇUVALDIZLI KATİL

Saat onikiye yaklaşıyordu. Ve oturma odasının içine süzülen güneş ışığı şiddetini artırıp, odayı daha aydınlık yapıyordu. Oturma odasının büyüklüğüne baktığımızda zengin bir ailede olduğumuzu hemen anlardık.üç tek, bir üçlük, lacivert üstüne kırmızı çizgili koltuk takımı,bir kanepe,bir büyük ekran tv, odanın bir köşesinde bir yemek masası,çevresinde 8-9 sandalye, duvarda
resimler ve yerde iki çin işi halı ile odanın içinde yerini almıştı.Ama odanın içi hâla boş sayılırdı.Eve gelen çocuklar rahatlıkla yakalamacılık oynayabilirdi.
........... devamı >>
 
Ahmet Ağdere
    
    

552  

ÜSTAT VE BEN

'Yaş otuz beş, yolun yarısı...'
Böyle demiş, üstat Tarancı

Bu minval üzre; demek
Daha uzun yıllar var önümüzde
yaşanacak
Saçlarımız dökük
....................avurtlarımız çökük
...................................... belimiz bükük
........................................................ olsa da
Neyse ki, şu gümüş beyazı sakalımız var da hani
Kimi “Ne baba adam” diyor da, kimi “Ne babayani”
Öyle kurtarıyoruz zevahiri
Sen, sen ol
Bak şu hal-i pür melâlimize de, kahırlanma be şair
Hem kulak ver bize de, dinle bir:
Bizim de diyeceklerimiz var
Sana
........... devamı >>
 
Mehmet Lütfü Aydın
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


05.12.2008 09:22:08

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim