Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

UNIVERSITE Konulu Şiirler - universite Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "universite" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "universite" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. universite Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

537  

ÜNİVERSİTE YOLU

Karanlıktan aydınlığa
Umutsuzluktan umuda
Bir yola çıktım.

Bu yol;
Uzun ama çetrefilli bir yer
Aşması zor ama aşılmaz değil
........... devamı >>
 
Abdülhamit Aydın
    
    
    

538  

*-? BENİM BABAM GERÇEKTEN VAR MIYDI?

BENİM BABAM GERÇEKTEN VAR MIYDI?

Bu yazıyı yazmayı hiç düşünmemiştim.Bu gün babalar günüymüş.Ve yazmak geldi içimden.BABA! ! ! Bu sözcüğü,şöyle ağız dolusu,varlığım ve yüreğim dolusu söyleyebilmek,ne güzel olurdu kimbilir? Ama ben söyleyemedim.Göreceli olarak vardı elbette babam.Hayatımda ilk anımsadığım şey ise,onunla ilgili.Olayın,konunun ne olduğunu? anımsayamıyorum.Yalnızca,babamın ellerime vurduğu ve benim hiç ağlamadan,inatla ona karşı koyduğum.Ellerimin-yüreğimin-ruhumun acısına sabırla katlandığım.Sonra,annemin beni onun ellerinden,çekip aldığıdır,ilk anım.3-4-5 yaşlarındaydım sanırım.Küçücüktüm ama karşı koyuyordum bir şeylere.Daha ben doğarken istememiş.Erkek doğurmazsan,hiç doğurma diye bağırmış.Acılar-sancılar içindeki,17 yaşında çocuk anneme.Oysa,ilk çocuktum.En güzel armağandım.Ve babam,üniversite mezunu,bir öğretmendi.Daha doğarken,kaleme üç gol birden yemiştim.Aile huzursuzluğu,baba sevgisizliği ve özel durumum.Başkalarına asla izin vermedim.Kız olduğum için zaten istememişti.Özel durumum anlaşılınca,büsbütün dışlandım.Şaşkındım,içimde saklıyordum anlayamadıklarımı.5-6 yaşlarıma dek,olmadık zamanlarda,olmadık yerlerde,birdenbire hıçkırıklarla ağlamaya başlıyordum.Susmuyordum saatlerce.Niye ağladığımı soranlara,yanıt veremiyordum.Ben bilmiyordum ki,onlara ne anlatayım? Sonra,tüm nedenler,suratıma çarpıldı bir gün.Yani anladım ve asla ağlamadım kimsenin yanında,bir daha.Gözlerine bakardım,kendimi ve birazcık sevgi bulmak için.Yoktum.İçine yuvarlanacağımı sandığım,buz gibi karanlıklardı gözleri.Üşürdüm,çok ama çok üşürdüm.Geceleri uyuyamazdım.Yatağımda,pencerenin önünde otururdum.Gökyüzündeki yıldızlara,kentin ışıklarına bakardım.Yıldızlar dökülürdü gözlerimden.Sorular,sorular dönüp dururdu usumda.Yoksa,o benim babam değil mi? diye.Ona benziyordum,anneme benzediğim kadar.Yastığım sırılsıklam olurdu.Ben çok mu kötüydüm? Cezalandırılıyor muydum? Ama o zaman,hiç kimse sevmezdi beni.Oysa çok güzel bir çocuktum.Güzel ve akıllı kızdım.Öyle söylüyorlardı.Umurumda değildi.Ben sevilmek istiyordum,babam tarafından.Bir gün,annem beni yıkadı,tertemiz giydirdi.Kucağına aldı ve babama götürdü.”Bak babası,ne güzel bir kızımız var.”Dedi.Bir masanın başındaydı babam.Başını kaldırdı,bana şöyle bir baktı,aysberklerce dondurucu.Ve “Neye yarar? ”diyerek,işine döndü.Ben,canlı canlı öldürülmüştüm sanki.Yüreğim parçalandı,mağma gözlerimi yaktı,ruhumda şiddeti ölçülemeyecek depremler oluyordu.Ağlamıyordum.Dimdik duruyordum karşısında.O gece de bir türlü sabah olmadı.Hep,NEYE YARAR? tümcesi yankılanıyordu,tüm varlığımda.O isteseydi,ben okula gidebilirdim.İki yakın okul vardı evimize.Ve komşumuz olan,tanıdık öğretmenler.Sadece,tekerlekli sandalyem yoktu.Başkalarının çocuklarını eğiten babam.Bana bir kalem-defter-kitap bile almıyordu.İnanılmazları yaşıyordum hep.İlk kitabımı çıkardığım zaman,ona imzalayıp verdiğimde.Yine buz gibi baktı bana ve hiçbir şey söylemeden,çekip gitti yanımdan.Öylece kalakalmıştım.Niye şiir yazıyorsun? Boş yere uğraşma.Şiir karın doyurmaz ve daha bir sürü şey söylüyordu zaten.İçimden çığlıklar atıyordum.Baba yanımda-önümde-arkamda bulunmalısın.Sana rağmen,sana karşı olmamalı hiçbir şeyim.Seni çok sevmek,eksik kalmamak,istiyorum.Ne olur yüreğimi hep parçalama.Benimle dost ol,gurur duy.Sev, sev, sev,diye.Ona söyleyemiyordum.Azarlamanın,bağırmanın dışında konuşmuyordu benimle.İletişim kurmama izin vermiyordu.Bir süpürge çöpü gibi,kıyıda,köşede büyümüştüm.O evden gitmeye karar vermiştim.Nasıl olsa sığınacak bir çatı,yiyecek bir tabak yemek bulurum dedim kendi kendime.Bir arkadaşımın aracılığıyla,S.H.Ç.K.’na başvurup yerleştim.Ankarada yoktu yaşıma ve durumuma uygun bir yer o zaman.Niğde-Bor’a gidecektim.Çevremdeki herkes.Annem,kardeşlerim,tüm arkadaşlarım,gitme diye ağladılar.Tek babam gitme kızım ben varım demedi.Evdeki son gecemde,odama geldi.Başucuma oturdu.Sadece,”Hakkını helal et.”dedi.Herşeyi,bilerek yaptığını,o anda daha çok anladım.Çok kötü midem bulandı,kusmak istiyordum.Bir an önce başımdan gitmesi için,”Tamam,helal olsun.”dedim.Öpmedi,sarılmadı,elimi tutup,saçımı bile okşamadı.Çekip gitti.Gülüyordum,öbür dünyasını garantilemek istiyordu.BOR…hiç kimseyi tanımadığım,bilmediğim yerdi.Hiç te sevmemiştim.Ama eve dönmeyi,bir an bile düşünmedim.Bayramlarda,özel günlerde,telefon ediyordum babama.Görevimi yapmak için.Her konuşmada,içim ağlıyordu.Paylaşacak bir şeyimiz yoktu.Üç-beş sözcüğü geçmiyordu konuşmalarımız.Darmadağınık oluyordum.Hep soruyorlardı,baban niye seni görmeye gelmiyor? diye.İçimden çok utanarak,yalan söylüyordum insanlara.Babam çok rahatsız,yolculuk yapamıyor diyordum.Son izne gittiğimde,Bor’a geri döneceğim sabah.Kalkmadı bile beni uğurlamaya.Sessizce geçtim odasının kapısından.Son görüşümdü bu.Eve gidemedim çeşitli nedenlerden.Annem geliyordu beni görmeye.Ve her seferinde,ağlamayacağım diye söz veriyordum kendime.Ama annem gider gitmez ağlıyordum.Çok istediğim için,ne yapıp edip,İstanbul’a geldim.Yemin etmiştim,artık yalan söylemeyeceğim diye.Ve söyledim.İnsanlar,anladılar beni.Telefonlarım,dağılıp-parçalanmalarım sürdü,onu kaybedinceye kadar.Kardeşimin evinde,bakıcı bayanla,yapayalnız kalmıştım.Odada tek başımaydım.Korkuyordum,çok korkuyordum.Sanki ruhu gelip,bana kötülük yapacak sanıyordum.Buz gibi gözleri,geliyordu hep gözlerimin önüne.Korkudan ağlıyordum.Hemen bir arkadaşıma mesaj çektim.Babam öldü ve ben çok korkuyorum diye.Saatlerce yazıştık.Yalnız bırakmadı beni.Üzülmüştüm ama gidişi çok şey anlatmadı bana.Hayatımın kabusu bitmişti sanki.Sorular,görevler yoktu artık.Onu çoktan bağışladım.Dilerim,gittiği yerde çok iyidir.Biyolojik ve göreceli babamın,babalar günü kutlu olsun.İçimdeki acı,hüzün tortularından,rengarenk bir buket sunuyorum ona.
Nilgün ACAR 15.06.2008
........... devamı >>
 
Nilgün Acar
    
    

539  

HANİ DİYORUM Kİ FARAZA

FARAZA


Güzel Ülkemin, tüm sorunları çözülmüş
İşsizlere iş, aş verilmiş, evsizler ev sahibi olmuş.
Kiracılarla ev sahipleri arasındaki kavga bitmiş
Üniversite sınavları kalkmış

Herkes istediği fakülteye yerleşmiş
Eskiden olduğu gibi, bilimin temeli olan
Köy Enstütüleri yeniden açılacakmış

F A R A Z A

Ulusumun başına bela olan,Terör son bulmuş.
Atatürk ve Cumhuriyet Devrimleri ile oynamaktan
Vaz geçilmiş.
Türbanın yerini
Annelerimizin, bacılarımızın eşlerimizin
Eskiden örtündüğü gibi, Tülbent yada Eşarp almış,
........... devamı >>
 
Ali Cemal Ağırman
    
    
    

540  

EYVAH Kİ, NE EYVAH! ! (KENDİMİN YENİ MAKALELERİM)

Sürekli güncelliği olan bir konu olduğu için, haberle ilgili yorumlarımı sizlerle paylaşmak istiyorum. 09 Mayıs 2008 tarihli TAKVİM Gazetesi’nin birinci sayfasından bir sür manşet bir haber verilmişti… Haberin başlığı şöyle: “ GENÇLİĞİM EYVAH “
Gazete haberinin verdiği bilgiye göre BM’ nin “TÜRKİYE’ de GENÇLİK RAPORU” da; “ 12 milyon gencin 5 milyonu ne iş sahibi, ne de öğrenci olmadığı, bir milyonunun iş aradığı, 300 bini işten umudunu kesmiş durumda olduğunu belirtmiş,” tespit etmiştir.
Raporun da, “ Avrupa’nın en genç nüfusuna sahip Türkiye’nin durumunun, içler acısı olduğunu ” kaydetmiştir. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı çerçeve-sinde; “ Türkiye’de Gençlik “araştırması yapan B.M. sonucu “ FACİA “ olarak duyurmuştur.
........... devamı >>
 
Suat Tutak
    
    

541  

KONDÖKTÖR

idadi günlerimdi
ikinci sınıf olsa gerek
trenle gidiyordum mektebe
sarpa sarmıştı pederin işleri
ve yoktu cebimde yol parası
gurur yapıyordum hani istemeye
kovalamaca oynayarak kondöktörle
biletsiz biniyordum trene.
kondöktör bir vagona
ben bir vagona.
mimlendim tabi
hergün aynı trenle gide gele.
hiç unutmam pazartesiydi günlerden
ve ilk ders fizikten sınava tabiyim.
yine yoktu bilet param
ve aynı kondöktörle seyir halindeydim,
iki durak sorunsuz geçti,
üçüncüsünde;
o kondöktör bariz üzerime yürüdü
ve tam başka bir vagona binecekken
binme diye peşimden koşunca
atlayıverdim trenden
........... devamı >>
 
Ercan Yazıcı
    
    
    

542  

ÜNİVERSİTE (LİSANS) YILLARIMDAN BİRKAÇ ANI 1-MAFLE

- Tolgahan merhaba. Yarın saat bir buçukda Yeşilyolda görüşelim mi?

- Olur. Tabi görüşelim. Ama biliyorsun kredilerle geçinen kıytırık bir öğrenciyim. Fazla param yok.

- Tamam. Bendensin.

Bu görüşmeler, maddi kırmızı alarmdır. Arkadaşım sağolsun. O da parasına kıymaya karar vermiş. Bu hafta güzel bir yerde oturalım dedi. Yeşilyol caddesinde tanınmış, dingin bir havanın hüküm sürdüğü dünya genelinde baba zincirleri olan kafe ye giriyoruz.
........... devamı >>
 
Tolgahan Bostan
    
    

543  

HAZIRLIK VE SONRASI (YOLCULUK)

HAZIRLIK -1
Büyük yolcuğun hazırlığı da büyük oluyor,
Eksik birşey kaldı mı diye günlerdir düşünüyorum,
Tam kapıdan çıkarken,
Camlar kapalı mı, televizyon açık mı kaldı, gazı kapattım mı diye düşünmek gibi,
Herşeyin üstünden ince ince geçtim...
Otobüse binipte kapıyı kilitledim mi diye düşünmek tam bir kabus olur doğrusu

Uzun sürecek ya bu,
Faturalı hattımı iptal ettirdim, kimse de şüphelenmedi,
Helalleşmek istediğim kişileri hatta sevmediklerimi bile yazdım bir yere,
Çıkarken ararım herbirini.... Malum ya fırsat olmayacak gideceğim yere varana kadar...
Bin kontör yeter sanırım,
........... devamı >>
 
Alev Ateşoğlu Bg
    
    

544  

GÜN SANA DOĞSA...

Fiyakalı bir giriş yapmalıyım diyerek bunu seçtim.
“söz uçar yazı kalır”
Kalır mı gerçekten de? Uçan çok şey gördüm, mesela su…
Buhar oldu adı, bak isim bile değiştiriyor şeklinin yanında uçan şey…
Ama biz biliyoruz ki o suydu ve bizim için hep su kalacak.
Nasıl bilirdiniz?
Su bilirdim, temizdi ama kirlendi gitti
(hayatımızdaki her yerde temiz-kirli farkını yaşıyor ve yaşatıyoruz
Mesela insan vücudu… Kirli kan, yolla hemen yolla kalbe yolla!)
Zaman da uçuyor, ses hızıyla
Sonra isim değiştiriyor o da
Bir bakıyorsun geçmiş oluyor, bir bakıyorsun yarın dediğin dün oluyor
Kocaman oluyorsun sonra
........... devamı >>
 
Kürşat Uçar
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


01.12.2008 17:20:08

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim