Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

UNIVERSITE Konulu Şiirler - universite Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "universite" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "universite" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. universite Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

521  

MEHMET ALİ FERİDUN' DAN'; '' LA COMPARSİTA..''

**************************************************************************************
_________' La Comparsita..' (tangosu) .... Bilindiği Şekliyle..; _________
_________Ünlü Besteci ' Mathos Rodriguez '.. ait olarak bilinsede; _____
_________ Asıl gerçek aşağıdaki gibidir.. _______________
**************************************************************************************
< La Comparsita > isimli (romantik) Tango, Mehmet Ali Feridun (1895-1925)
adlı bir Türk Besteci tarafından 1921 yılında bestelenmiştir. Üniversite
Eğitimi yıllarında, (Fransa.. Menton' da, 39 derece ateşle hasta yatarken
........... devamı >>
 
Nusret Akbayır
    
    
    

522  

PATRONSUZ KALAN KÖPEKLER 5

Hilâl dersanede çalışmaya başlayalı bir kaç gün olmuştu.Ogün herzamanki gibi elinde notları,omzunda çantasıyla dersaneye doğru giderken saatin henüz erken olduğunu farketti.Hep aynı şey oluyordu,geç kalırım korkusuyla Çandarlıdan erken çıkıyor,her seferinde ders saatinden erken dershanede oluyordu.
Ogün ders saatinin gelmesini dersanenin çay ve bisküviden başka birşey olmayan kantininde beklemek istemiyordu.Kahvaltı yapmadan çıkmıştı,uzun yol karnını iyice acıktırmış,midesi gruldamaya başlamıştı.Hem biriki bişeyler atıştırmak hemde bir iki bardak çay içmek için pastane,kafe türü bir yer aranırken karşı caddede camekanı poaça,simit dolu bir mekan farketti.Karşı yola geçip mekana ilerlerken yaklaştığı yerin bir simimt evi olması hoşuna gitti.İzmirde simit çok sevilen bir kahvaltıydı.Gevrek diyordu izmirliler simide yanındada beyaz peynir oldumu bir bardak sıcak sahlep,yada çayla keyfine doyum olmuyordu kahvaltının.Dükkandan içeri girip boş masalardan birini seçmeye çalışırken onu farketti.Dükkanın sonuna doğru lavobaya yakın olan bir masada dersaneden öğrencisi Coşan oturuyordu,karşısında kendisinden yaşça birkaç yaş büyük gösteren biri daha vardı.Hilâl selam vermekle vermemek arasında gidip gelirken Coşan öğretmenini farketmiş kendine has konuşma stiliyle onu masaya çağırıyordu.
........... devamı >>
 
Serhat Çalışkan
    
    

523  

GÖNDERİLMEMİŞ MEKTUPLAR 2

Koskoca bir ırmak çağıldıyor içimde. Bu ırmak yüreğimdeki taş yığınlarının ayaklarına kapanır, kah öper kah yalar. Bir som kaya gibi, bir serin rüzgar gibi akar içimde. Bazen sesini duyar gibi olurum bu ırmağın.
Sahibine asla ulaşmayan dört mektup yazmıştım. Gönderilmeyen mektuplar. Bunlar kapalı bir havzada akıp asla denize ulaşamayan ırmağın macerası gibiydi. Yani içimde çağıldayan ırmağın macerasıydı bunlar. Oysa hayatımda ertelenmiş şeylere artık dur diyebilmek adına bu mektubu yazıyorum. Belki aşk adına yazacağım son mektuptur bu. Belki yeni şeylerin başlangıcı olur. Olurda hayatımdaki ertelenişlere bir son verir. Şimdiye kadar bir lezzet alamadığım yaşamımın arta kalanında hasret kaldığım şeyleri yudum yudum yaşarım.
Belki bu satırların sonrasında reddedilmek koymayacaktır bana. Çünkü redetmekte haklı olduğun kendine göre çok nedenlerin vardır. Bu nedenleri düşündükçe inan üzülmeyeceğimi tahmin ediyorum.
Kendine kurduğun bir yaşamın var. Belki bu uğurda çok sevdaları içine gömmüşsündür. İdeallerini gerçekleştirmek için sürekli koşturuyorsun. Böyle bir yaşantıda, aşkı hep bekletmiş, hep ertelemişsindir. İkinci bir neden ise benim sosyolojik durumum senin için bir handikaptır. Böyle bir durumda yanlış yapmaktan uzak durmağa çalışabilirsin. Oysa bir yanlış olacaksa bu benim yanlışım olacaktır. Olsun susamış olduğum, arzuladığım tadı sonuna kadar bulabilmek adına bu yanlışı dokumak istiyorum.
Hani son makalemi sana göndermiştim. Aynı mekan yanlış zaman diye başlıyordu. Aslında bu, aynı mekan doğru insan ve yanlış zaman olarak başlayıp seni muhatap alan bir mektuptu.
Aynı havasını soluduğumuz ortamda sen varken saatlerin bu kadar çabuk geçmesine çıldırdığım, sen yokken geçmeyen saatlere kızdığım mekan.
Üniversite yıllarından sonra arayıpta bulamadığım, yaşamın tadına birlikte varabileceğim dost, arkadaş, sevgili, yoldaş olabilecek özellikteki kadını sende buldum. O insan sendin. Marjinal bir birliktelikte sömürüsüz, karşıtlıklarınen az olduğu bir yaşamı paylaşabilmekteki insansınız.
Doğru insana ileri bir yaşta rastlıyorum. Yaşam felsefesinin biçtiği kıyafeti giymişim. Artık bunu üzerimden çıkarmanın çok zor olduğu, hatta mümkün olmadığı bir süreçte seni tanıdım. Keşke daha önceki yıllarda karşılaşmış olsaydım seninle.
Yine de ben diyorum ki! yaşamlarımızda hep ertelediğimiz şeyleri ve aşkı yaşama hakkımız olmalı. Marjinal bir arkadaşlık ile izin ver ruhunun labirentlerine gireyim. Seni daha çok tanıyıp ertelenmişleri birlikte yaşamanın adımlarını atalım.
........... devamı >>
 
Muhib Yeşil
    
    
    

524  

DAVARI ÇOBAN GÜDER

Avrupa’da gezindim biraz insan ilişkilerini
Hastane, kütüphanesiyle gördüm resmi, renklerini
Kilisenin Vatikan’dan dünya katliamı misyonerliği
Davarı çoban güder şartnamesi Pazar ayini
Dinlerim durup durup biliyorum demeye şahitliğimi

Üniversite nasıl diploma veriyor?
Hangi Araştırmayı çalışılmaya biliyor?

Avrupa Birliğine gidiyor bizim çoban efendi
Türkiye’de davar mı güdecek milleti?
Yahudi, Arap, Amerika çapulculuğunu sırtlanmış
Çaputla çıktığı ilk efendiliğin tutturamadığı dikiş
Sus emrini deniyor, çekiyor bu büyük baş havayı
........... devamı >>
 
Sevinç Kavuk
    
    

525  

MADLEN / BİR ÖMÜRLÜK AŞK

Yarım asırlık
Zor kavuşulup
Kolay kaybedilmiş aşk
Seni düşündüm şarkılar da
Seni yazdım
Şiirlerimde
Kitaplarım da

İlk aşk /

Hep karanlık geceler
Resmin ışıyor şimdi
Rusya ovalarında
İlk aşkımdın
Son da oldun ya

Yıllar sonrası /

Ölümlere geldi
Yediverenler madlen
Tek kaldım
Parke döşeli odalarda
Sen yoksun diye yürümedim
Çarşı Pazar gezmedim
Parklarda güvercin sevmedim
Dört duvar arasında
Sana bakıp seni bekledim
Çürüdüm madlen
Senli düşler içinde
Yıllar sonrası
Saçların kızıl mı hala
........... devamı >>
 
Zafer Zengin Etnika
    
    
    

526  

AŞK DEDİM,ADINA,

Yedi yaşında düştüm aşkın eline,
Yirmi yılda çevirdi beni mecnuna.
İlkokulda ilk sevdamdı,
Adı Yeşimdi
Öğretmen ona kızınca,
Bende ağlardım.
Ama o
En güzel montlu oğlanı seçti.

Sonra bir Ebru geçti gönlümden
Sınıfın en çalışkanıydı,
Bütün erkekler gibi,
Bende onunla paylaşırdım simidimi,
Benden silgi istediği zaman,
Aklım başımdan giderdi,
Anlayamazdım,her defasında
Defterinden adımı sildiğini.
Oysa silgim hiç bitmezdi benim
Yanlışlarımı hiç silmezdim
Onlarda lazımdı ilerde bana.
........... devamı >>
 
Serhat Çalışkan
    
    

527  

KRAVATLI ADAM

çıkar kravatını, at, takım elbiseni üzerinden,
sanane üçüncü sayfa haberinden.
olmasın lügatında çek, senet, alacak, verecek,
öldüğünde bile işler zaten düzelmeyecek

gelmişse biraraya iki yakan,
gerisi fazlalık, neymiş ki mevki makam?
hatadır bilesin,
şatafatlı hayat içinse koşturman.

sen ki kaldırmıyorsun işten başını..
doyduğundan başka yiyebiliyormusun aşını?

yaşadığın dünyanın haricinde bir dünya var.
yeter ki gör hisset.
bedenin bugün var, yarınsa belki ceset.
........... devamı >>
 
Ercan Yazıcı
    
    

528  

ÖĞRETMENLER GÜNÜ'NE HOŞ GELDİNİZ

1996 Yılı Öğretmenler günü için protokole yazılmıştı.

Bekledik şu ânı geçmezdi aylar
Günümüze hoş geldiniz efendim.
Muhterem hanımlar, muhterem beyler
Günümüze hoş geldiniz efendim.

Âmirlerin amiridir illerde
Yardım eder felakette sellerde
Karşılanır uğurlanır yollarda
Sayın Valim hoş geldiniz efendim.

Vatan için taşır damarda al kan
Patlamaya görsün olur bir volkan
Düşmana silahtır askere kalkan
Komutanım hoş geldiniz efendim.
........... devamı >>
 
Mustafa Zincirkıran
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


01.12.2008 16:48:11

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim