Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

UNIVERSITE Konulu Şiirler - universite Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "universite" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "universite" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. universite Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

513  

ÖĞRETMEN DEDİĞİN...

ÖĞRETMEN DEDİĞİN…

Halk Böyle Devirir!
Dün biz, (biri genç, diğeri yaşlı genç) konunun okul anılarına nasıl geldiğini fark etmeden anılarımızı anlatmaya başladık. Okul /anıları/ arkadaşları söz konusu olunca yoğun, tutkulu duygular bombardımanına uğrayan ben, bir o kadar da hüzün, özlem, imrenme ve kıskanma(!) krizine tutuluyorum, arkadaşları dağılmamış, gençlerin yanında.
Benim anılarımı sözcüklerle anlatmak öyle iki dakikaya sığmaz. Yazıyla hiç olmaz. Ancak oynanırsa sahnede, filmde, o zaman anlatılabilir ve hissedilebilinir. Örneğin, mezun olduğum (Kız Sanat Enstitüsü) yıl ayrıldığım Muğla’ da 40 yıl sonra resim sergisi açmıştım. Sınıf arkadaşlarım dağılmış, sadece birkaç kişiye ulaşabilmiştim. Hepimiz orta yaşlı olmuştuk ve tanımayabilirdik birbirimizi. O, karşılaşma anının duygusu, heyecanı, mutlu/suz/luğu, yabancı kucaklaşmalar nasıl anlatılabilir ki…
........... devamı >>
 
Su Coşkun
    
    
    

514  

*12 EYLÜL*

'İnsani olan hiçbir şey bize yabancı değil'.(Marks) Din ve milliyetçilik aynı şeyler değildir. Sosyalistlerin en büyük yanılgısı dine mesafeli durarak onu öğrenmemek oldu.Eskiden bugünkü ulusalcıların bakış açısıyla dine yaklaştılar. Yok öyle bir şey olmamalıydı.Ülkemiz gibi dinin hayatın her alanına sızdığı bir ülkede,halkla iletişim kurabilmek için bunu çok iyi kavramamız gerekiyordu aslında.Bir somut olgudan uzak durduğun sürece o da etkilediği toplumu senden uzaklaştırır. Onun için şu anki sosyalistlerimizde rahatlıkla laiklik vb. söz konusu olduğunda rahatlıkla Kemalistlerle aynı potaya girebilmekteler.
........... devamı >>
 
Aliseydi Taşdemir
    
    

515  

KENTTE YAŞAM

floresan leyleklerin kanat çırptığı,
parlak ışıkların yanıp söndüğü,
umut diyarında,
elimde bavul,gönlümde gam,
soğuk bir kış sabahı başladı
kentteki hayat kavgam.
duvarlarları küf boyalı,
soğuk ve rutubetli,
bekar odalarında
ay ışığı dolaşırdı
gecenin zifiri karanlığında.
Hacivatla Karagöz kavga
........... devamı >>
 
Nevzat Özkan
    
    
    

516  

LEVENTLER

bugün intihar eden, genç bir esnaf anısına.

İnce uzun boyuyla, sanki bir söğüt dalı,
Işıl ışıl deniz mavisi gözleri,
Fakirliğin, İzmir’in varoşlarına savurduğu.
Ailesinin göz bebeği.
İşsiz binlerce üniversite mezunundan biri.

Beş kişilik ailenin yükü omuzlarında,
Beş yıl direnmiş, iş bulmak için,
Ha bu gün, ha yarın, uçup gitmiş yıllar.

Globalleşme çığlıkları atılırken,
Küçük esnaf,
büyük sanayicilerin,
dipsiz kuyusuna kayıp giderken,
Zincirin son halkasına takılmış, son umut olarak.
Bir Bankaya borçlanmış,
Asgari ücretin üç katı borç; olmuş on kat.
bu kadar borç için mi? Diyebilirsiniz.
........... devamı >>
 
Mehmet Halil
    
    

517  

GAZETE

G A Z E T E
İnsan nedir? Bunun yanıtı hem çok güç,hem de çok kolay.Bilinen ya da değişik açıklamalara gitmeyeceğim.Ama hep yanılsamalar içinde kaybolduğumuzu belirteceğim.
Atölyelerden ayrılıp,üretilenlerin satış bölümüne geçtiğimden beri,olanak buldukça,dinlenirken.Bulduğum tüm boşluklarda,günlük gazetemi okuyorum.O genç adam,daha ilk gün beni şaşırtmış,farklı biri olduğunu duyumsatmıştı.Saat 15,30’da göreve başlıyordu.Arka binada olduğumdan,daha önce onu hiç görmemiştim,tanımıyordum.Evet,daha ilk gün beni şaşırtmıştı.Hemen,çok güzel cam bir tepsi almıştı.Üzeri renk renk çiçeklerle,desenlerle işlenmiş,ince bir zevke hitap eden,bir cam tepsiydi.Ben bir ona baktım,bir tepsiye.”Güle güle kullanın”dedim.Sonra onu denemek için,elimdeki gazeteyi uzattım,”Okur musunuz? ”diyerek.Herkesin okuyabileceği bir gazete değildi.”Bu günkü gazete mi? ”sorusunu yöneltti.”Evet”Yanıtını verince.Gözleri ışıklandı ve teşekkür ederek aldı.Ben,çok sevinmiştim.İnsanların çoğunun artık hiç gazete-kitap-dergi okumadıkları günümüzde.Gazetemi,özellikle öyle birisiyle paylaştığım için.
O,bir temizlikçiydi.İş giysilerini giyiyor.Temizlik malzemelerini ve gereçlerini alıyor.Tuvaletleri temizliyor,her yeri süpürüyordu.Atölyelerdeyken de,bulduğum boşluklarda okurdum gazetemi.Üniversite mezunu,yani sözde yüksek eğitimli öğretmenlerle,sosyal hizmet uzmanlarıyla da paylaşmaya çalışırdım gazeteyi.Şöyle bir bakarlar,”Başka gazete bulamadın mı? ”sorusunu yöneltirdi çoğu.”İstemiyorum onları.Beni ilgilendirmiyor,kim kimle? ne yapmış? ”Yanıtını verirdim.Beni tuhaf bulduklarından,üzerime gelmezlerdi.İşte,emir verdikleri ve istediklerinde azarladıkları,küçümsedikleri o İNSAN’la günlük gazetemi paylaşıyorum.Artık,her gün,kapıdan girince.Sıcak,tatlı,ışıltı gülümseyişlerle,merhaba diyor bana.Başıyla selam veriyor.Ben de gülümsüyorum,yanıtlıyorum merhabasını.Okur okumaz,gazeteyi,sunuyorum.Teşekkür ediyor.Aramızda,güzel bir bağ oluştu.Oturup söyleşmeye,zamanımız ve olanağımız yok.Ama biz,sözcüksüz anlaşıyoruz onunla.Otuzlu yaşlarında olmalı.Ne kadar temiz,güzel bir yüzü var? Konuşması da çok düzgün.İnce,kibar biri.Zaman zaman,yine alış veriş yapıyor benden.Adını bile bilmiyordum,yeni öğrendim.Kimbilir? nasıl bir yaşam öyküsü var? Sıradan olmadığı kesin.Kendisiyle barışık.Eminim,o da,benim gibi birinin elinde gazete,hem de öyle bir gazete görünce şaşırmıştır.
Günlük hayatı yaşarken,ne kadar güzel şeyler yakalanabiliyor aslında.Bakarken görebiliyorsak? Saatlerde koşarken,yüreğimizle anlarda durabiliyorsak? Açıksa gönül gözümüz? Farkındalığımızı kullanabiliyorsak? Geçip gitmiyorsak? hiçbir şeyin,hiç kimsenin yanından.Evet,özellikle hiç kimsenin yanından.Kum tanelerini,harika incilere dönüştürebiliyorsak? Küçük,küçük mutluluklar,birikir benliğimizde.Bir gazete bile,güzel bir insan tanımamıza.Işığımızın,biraz daha artmasına neden olabilir.
Nilgün ACAR
08.03.2008
........... devamı >>
 
Nilgün Acar
    
    
    

518  

TÜRKÇE'NİN MATEMATİKSELLİĞİ

Büyük Ünlü Uyumu Kuralının Matematikselliği:

Bildiğimiz gibi Türkçe’de bir kelimenin ilk hecesi kalın ünlüyle başlıyorsa,diğer heceler de kalın ünlüyle,ilk hece ince ünlüyle başlıyorsa,diğer heceler de ince ünlüyle devam eder.Şimdi bu kurala uyan ve uymayan örnekleri görelim:
K(i) t(a) p bu kelimede i=ince,a=kalın olduğundan bu kelime kurala uymaz.Bunu matematik-
sel olarak şöyle gösterebiliriz: i= -1 olsun, a= +1 olsun… -1.1= -1 yani sonuç eksi...
Birisi eksi diğeri artı olursa, sonuç eksi olduğu gibi, birisi ince diğeri kalın olduğunda da sonuç eksi yani incedir...
........... devamı >>
 
Oğuz Düzgün
    
    

519  

İLK ŞİİR YAZIŞIM!

Ortaokul! . Sınıfta okuyordum.Birgün Türkçe Öğretmenimiz, bizden doğa ile ilgili bir
şiir yazmamızı istedi.
Şiir yazmak, 'Ben kim, şiir yazmak kim....'
Yazmasam da öğretmen kızar korkusu...
Şiir ertesi güne yazılması gerekiyor,
'Ne yapacağım ben şimdi, içimde ben farkında olmasam da şiir yazma ruhu var mıydı, acaba? Allah, Allah gel de çık işin içinden şimdi...'
Diye düşünerek, pencerenin önüne oturdum, dışarıyı seyretmeye başladım.Kışın son günleri dem sürüyor, İlkbahar yavaş yavaş kendini göstermeye başlıyor.Ağaçlar, ufak ufak filizlenmeye başlamış, ben de başladım pencereden dışarıyı seyre dalmaya, seyre dalayım ki belki biraz ilham gelir de şöyle bir şiir yazarım, diye düşünmeye...
........... devamı >>
 
Perihan Metin
    
    

520  

MEHMET ALİ FERİDUN' DAN'; '' LA COMPARSİTA..''

**************************************************************************************
_________' La Comparsita..' (tangosu) .... Bilindiği Şekliyle..; _________
_________Ünlü Besteci ' Mathos Rodriguez '.. ait olarak bilinsede; _____
_________ Asıl gerçek aşağıdaki gibidir.. _______________
**************************************************************************************
< La Comparsita > isimli (romantik) Tango, Mehmet Ali Feridun (1895-1925)
adlı bir Türk Besteci tarafından 1921 yılında bestelenmiştir. Üniversite
Eğitimi yıllarında, (Fransa.. Menton' da, 39 derece ateşle hasta yatarken
........... devamı >>
 
Nusret Akbayır
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


02.12.2008 00:32:40

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim