Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

UNIVERSITE Konulu Şiirler - universite Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "universite" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "universite" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. universite Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

505  

FUTBOLUN FAYDA VE ZARARLARI...(AÇIKLAMALI VE ÖNEMLİ BİR ANLATIM)

Bu yazı bütün dünya insanlarımızı bilgilendirmek
doğruları ve gerçekleri öğretebilmek
ve hiçbir dünya insanımızın zarar görmemesi
ve tamamıyla insanlığın iyiliği için kaleme alınmıştır.

Futbol
erkeklerin çoğunun seyretmeyi ve oynamayı
sevdiği bir spor dalı.

Futbol kişi tarafından oynanıyor ve bu sporu yaparken
bir enerji sarfediliyorsa insana ve vucuduna faydalıdır.

Yoksa futbolla ilgili olarak sadece
televizyonlarda veyahut stadda sadece izleyici
iseniz futbol size zaman kaybı ve zarardır.
........... devamı >>
 
Hasan Beyan
    
    
    

506  

_ SEVGİLİYE MEKTUPLAR / SEN KOKULU MEKTUBUM

......... Sarı liranın tedavülde ve değerli olduğu zamandan beri saklıyorum postacının getirdiği mektupları... T’si telaffuz edilmeyen telefon denen aygıtın bilinmediği zamanlardı ve forslu olurdu kıyafeti ve şapkasıyla postacı... Aşk, acı, sevinç ve hüzünleri hep bir arada taşır ve yorulmazdı onca bilinmez yükün altında...

......... En çok bizim sokağa girdiğinde sevinirdim alacağım zarfların üzerindeki pulları merak ederek... Halide Edip, H. Rahmi Gürpınar, Ömer Seyfettin, Tevfik Fikret’i önce mektupların üzerindeki pullardan sonra okulda Türkçe derslerinden tanıdım ama sen yoktun ben onları tanırken ve yine de özlüyordum seni bir gün mutlaka tanıyacağımı varsayarak... Hep özenle çıkarır ve saklardım herkesten, çocuk aklımla sarı lira sanıp ve bir gün sana pullarımı sunup ‘beğendiğini al’ demek içindi ama sen bilmiyordun ve yoktun dünyamda...
........... devamı >>
 
Olgun Ekinci
    
    

507  

BU BİR İSTANBUL ŞİİRİDİR (İSTANBULU ANLATAN 5 SAYFALIK UZUNCA BİR YAZI)

Bu bir İstanbul şiiridir
uzaklardan, up, uzaklardan
ta Anadolu’nun bağrından
bir İstanbul özlemiyle yazılan

Çoğu zaman Haydarpaşa tren istasyonudur
şehre ilk inilen yer
nice umutlar, nice zenginlikler
hayali vardır, İstanbul’a ilk gelen
çoğu umut insanının
köyünü, tarlasını, sabanını, eşini,bacısını
bırakıp ta gelmiştir,o insan İstanbul’a

İstanbul umut şehri
İstanbul iş,aş,gelecek şehri
İstanbul sadece Türkiye'nin değil...
her turist ve gezgin tarafından söylenen
Dünyanın en güzel şehri
........... devamı >>
 
Hasan Beyan
    
    
    

508  

BEN,SEN OLDUM ANNEM

Son anları,annemin
Birazdan onunla birlikte gidecek
Çocuk yanım
İlk defa böyle uzun yatıyor
Ben ise, hala onun kınalı kuzusu
Baş ucunda,ağlayan
Bir küçük beden,
kocaman yatağın içinde,
beni sırtında taşıdığı,
Günler geliyor aklıma
Babam ölünce, bir kamyon arkasında
İki, tahta divan, eski halı
Bir de mutfak için tel dolap
Fakir artığı eşyalar arasında, gelmiştik şehre
Karaborsa yıllardı şehirde akıp geçen zaman
Mevsimler ozon tabakasına yenilmemişti
Kışlar adam boyu kar, ile gelirdi evimizin önüne
Ucuz linyit kömürü tutuşturma telaşında anam
Biz ise kardan adam yapardık
Alışmak için kışa
........... devamı >>
 
Ersal Özkan
    
    

509  

YAŞANTIM FIKRA-24

Tansiyonunu Nasıl Yükselttin?

Komşularla birlikte eşim için bir doğum günü sürprizi hazırlıyoruz. Ama bunun için eşimin evde olmaması gerekiyor. Komşular apartmanımızın en üst katında yalnız oturan yaşlı teyzeyle anlaşmışlar. Bize telefon ediyor ve kendisini biraz rahatsız hissettiğini söylüyor ve tansiyonunu ölçmemizi rica ediyor. Eşimle birlikte çıkıyoruz yanına. Teyze rolünü iyi yapıyor. Yüzü tam bir hasta yüzü. İşin garibi de şu ki, tansiyonu da gerçekten yüksek çıkıyor. Komşulardan telefon geliyor, telefona ben cevap veriyorum, her şeyin hazır olduğunu söylüyorlar. Eve geldiğimizde lambalar sönmüş durumda. Sözün kısası, filmlerde olduğu gibi bir sürprizle karşılaşıyor eşim. Bir süre sonra yaşlı teyzemiz de teşrif ediyor. Teyzenin elini öpüyorum ve şunu soruyorum;
........... devamı >>
 
Kadir Tozlu
    
    
    

510  

İĞRENÇ OLASIM GELDİ

4-5 yaşımda ahşap iki katlı evimizin abak deliğinden aşağıdan geçen çocukların kafasına tükürürdüm. Gerçi üniversite yıllarımda sabahın 5 inde arkadaşım Vildan’ı cork diye ezdiğim kara Fatma cesedini faraşaya koyarak, evde turlatmıştım. Ciyak ciyak balkona kaçtı, takibi sürdürdüm, gecelikle cama koşanları görünce vazgeçtim. Birde meslek lisesi yıllarımda sınıfta iki kızdık. Erkekler yemekten önce bize iğrenç fıkralar anlatarak iştahımızı kapatmaya çalışırdı. Bir iki öğün yemeğimi kaptırdıktan sonra, onların iğrenç fıkralarını tepkisiz, suratımı buruşturmadan ayyy, ıyyy, böggg sesleri çıkarmadan dinleyerek daha iğrenç hikayeler anlatıp karşı saldırıda bulundum. Heee heee sade derslerde değil, iğrençlikte de onları halt etmek çok hoştu. Hatta bir seferinde işi azıtıp yağmurda toprak üstüne çıkan solucanları avuçlamış, okuldaki kızları önüme katarak kovalamıştım. İşte çubuk makarna, gel ye diye de bağırdım. Okulumuzun Müdüründe öyle derin izler bırakmışım ki… Yıllar sonra iş yerimde amirimin odasında oturuyordu. Elimde evrakla içeri daldım. Beni tanımazdı nasıl olsa. Sen kalk yaşından başından utanma, beni tanı, üstelik anlat yaptıklarımı. Evli barklı, çoluk çocuk sahibi kadına yapılır mı bu ya. Hiç eğitim neferine yakışıyor mu? Bide dedi ki. Bu var ya bu, (İşaret parmağıyla beni gösteriyooo) saçımı beyazlattı. (halbuki saç beyazlaması kalıtsaldır, ne alaka şimdi? İki oğlanı merdivenden kayarken ittim diye, koridorda fındık faresi kovalayıp, yakalayıp önüme gelene attım diye hiç müdürün saçı beyazlar mı?) Ah bide lise sonda kendini jön zanneden (etrafında yapışık bir sürü salak kızın verdiği zanna) bir çocuk vardı. Bir gün yanıma gelip sana olan hislerimi biliyor musun dedi. Bende hayır, ama sen benim sana olan hislerimi biliyor musun dedim. Zafer kazanmış, mağrur bir eda ile yüzüme baktı. Baş ve vücudumu geriden ileriye, ona doğru şiddetle iterek böööğ dedim. Sonradan duyduk ki cinsiyet değiştirmiş (Acaba günaha mı girdim? Aşırı tepki gösterip zavallıyı ters mi çevirdim. Sen affet Yarabbi)
Okul ve mahalle arkadaşım olan, bütün mağdur ve mağdurelerden özür diliyor bana haklarını helal etmelerini istiyorum. Hiçbir günahları ve suçları art niyetleri yokmuş meğer. Zamanımızda ki insan suretinde yaratıkları gördükçe, gazetede ki olayları okudukça, içimden bunlara ani tükürük saldırısında bulunmak, Kırım Kongo Kenelerini burunlarına tıkmak (bulup da çıkaramasınlar) et obur örümceklerle tüm vücutlarını sarıp sarmalamak, baş ve gövdemi geriden doğru hızla itip, büyük bir tazyikle suratlarına kusmak istiyorum. Bir iğrenç olasım geldi, bir iğrenç olasım geldi ki sormayın.
........... devamı >>
 
Aynur Baydar
    
    

511  

ARKADAŞIMA MEKTUP

Suskunken de çok sesliyim, yeter ki duymasını bil!
Gerçektende suskunluk bazı hallerde çok işe yaramaktadır. İçinde bulunduğumuz verilerin sentezini rahatlıkla yapabilme yetilerimizi enerjiye dönüştürmekte etken oluyor.Yargılamalar sorgusuzca yapılmaksızın,doğru ve yanlışlara net bir şekilde ulaşılarak, mantıklı kararlar vermeye çalışıyoruz. Bu eksenler içerisinde yaşamın kurallarını kendi mantığınla yoğurup, yeni bir harita çizmiş olmakla kalmayıp; bu çizmiş olduğun haritayı istediğin tonlarda renklendirerek gün ışığıyla paylaşabiliyorsun. Yalnız, bu uğraşların sorumluluğun bilincinde olmak ve sorumluluğun önemini kavrayabilmek burada önemli olanıdır. Daha geniş pencereden bakacak olursak: İlköğretim okulunu bitirdikten sonra lise, derken üniversite gelir peşi sıra. Yüksek öğrenimleri için başka şehirlere giden arkadaşlar değişik kültürler ve yaşam biçimleriyle iç içe olacaklardır kuşkusuz. Sonrasında yaşamsal kalıntılarında belirgin izler bırakarak, öğrenim kurumlarının başlangıcı olan “AİLE YAPISINA MERHABA” diyeceklerdir. Ancak, geçirmiş oldukları evrelerin öncesin de ve sonrasın da sorumluluk bilinciyle hareket ettiklerinde algılamalar saydamlaşır. Fakat AİLE, TOPLUM ve ŞEHİR üçgeninde kişileri olumsuz yönde etkileyen bazı dürtüler de olacaktır şüphesiz. İç ve dış ben’in kavgası benler savaşını doğuracaktır peşinden. İşte burada çok dikkatli olunmalıdır. Kişi değişik arayışlara yönelecektir tutarsızca. Ama tutarsızlık yenilgiye uğrayabilir. Yeter ki “ süreç – bilinç ve denge” unsuru göz ardı edilmesin! Med-Cezirlerden sonraki hallerde negatif değerler, pozitif değerlere dönüştürülerek paylaşılmalı ve hayat çizgisinin üzerindeki noktaların yerlerini iyice saptanılmalıdır arkadaşım. Ve her noktanın bir öncekinden daha belirgin olmasına dikkat edilmelidir.
........... devamı >>
 
Yakut Yakamoz
    
    

512  

CANIM BABAM

Selâmünaleyküm
Baba ben geldim oğlun Uğur Oğuz
Nasılsın iyimisin
Yanındayım babacığım
Yanı başında baş ucunda
Bak torunlarını getirdim
Oğuz Enes de yanımda
Baba ne olur konuşsana her zamanki gibi
Beni karşına oturtup konuştuğun gibi
Duyarlar diye mi çekiniyorsun
Bak hiç kimseler yok burada
Hiç olmazsa bir şeyler fısılda
Küstün mü yoksa bana
Hâlâ derslerime çalışmayıp
Yine gazozuna maçtan
Geldiğimi mi sanıyorsun
Heyhat baba
Üsküdar bitti
Çok istedim ama futbolcu olamadım
Senden sonra söndü hayalim suya düştü
Olurlarsa şimdi umudum torunların
........... devamı >>
 
Uğur Oğuz Şahin
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


01.12.2008 23:23:53

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim